RADİKAL SÖZÜ ÜZERİNE MUHABBET
Rıza AYDINMarx, “Hegel’in hukuk felsefesinin eleştirisi” adlı ünlü yazısında, “Radikal olmak, işleri kökünden kavramaktır” [1] der; Radikal adam, her hangi bir sorunda, konuyu kökünden kavrayıp, onun kökten, kesin çözüm yolunu gösteren kişidir; Marksist literatürde radikal sözünün anlamı budur.
Sekter adamsa, bağırıp çağıran, tıpkı içi boş davullar gibi çok ses çıkarıp ama bir çözüm yolu göstermeyen adamdır. Hayatım boyunca, sekter değil ama radikal bir adam olmaya çalıştım.
Zaman içinde bazı sözcüklerin anlamları değişir, sözcüğün doğuşundaki yani sözlüklerde yazan anlamlarının dışında anlamlar alırlar, buna sözün “galatı” denir. Bazı sözler lügatlardaki anlamının dışındaki galatı ile meşhur olurlar; işte bunun için bu sözlere “galatı lügatından meşhur” denir. Şimdilerde radikal sözünün de iç anlamı değişmiş sekterlere radikal denir olmuş.
Sözcüklerin lügatçesi ile değişen galatına bir kaç örnek verecek olursak, mesela “serbest” sözü ile “pezevenk” sözü bugün galatlarıyla biliniyorlar diye biliriz.
Eskiden surlarla kaplı şehirler varmış; hatta bunların çoğu yek başına, bir şehir devletiymiş. Avrupa’da böyle şehirler gördüm, eskiden var olan o tarihi dokuyu olduğu gibi koruyorlar. Etrafı yüksek surlarla çevrili, surların arasındaki dört ayrı kapıdan şehre girilen özel bir hayat merkezi bu şehirler. Eskiden surlarla çevrili bu şehirlere girmek isteyen biri gelince, bu günkü devletlerin “vize” sorduğu gibi niye bu şehre gelmek istiyorsun, bu şehirde işin ne? Diye sorarlarmış.
İşte, etrafı surlarla kaplı bu şehirlere girmek isteyen kişi, bir işi, bir mesleği olduğunu, buradaki herhangi bir ustanın yanında çalıştığını gösteren belgesi varsa, bu kişinin başı bağlı, bu kişi şehirde, boş boş dolaşıp, serserilik etmez diye şehre alırlarmış. “Ser” sözü “baş” demek, “best” sözü ise bağlı demek, işte bundan dolayı “Başıbağlı” anlamında “serbest” tabiri çıkmış. Serbest sözü bu günkü vize, vizesi olan anlamına gelir ama bugün “serbest” sözü “Özgür” anlamında kullanılıyor, Özgür anlamı serbest sözünün galatıdır.
Pezevenk sözü de Farsça “pejvent” sözünden türetilmiş[2]. Kapı kolu anlamına gelen “Pejvent” sözünden, kapıları açan, muammaları çözen, bir bilimi ya da bir sanatı, bir dersi öğreten anlamında pezevenk sözü doğmuş.
Farsçada “Kapıya” “Bab” diyorlar. Farslar bir konunun anlatılmasına da, tıpkı bir kapıyı açıp, kişiyi yeni bir yerle tanıştırmak anlamında, bir dersi anlatmaya da bir kapı açıp, kişiyi o kapıdan içeri sokmak anlamında “Bab” diyorlar. Bundan dolayı eski ders kitapları, birinci ders, ikinci ders anlamında “birinci Bab”, “ikinci Bab” diye başlardı.
Bundan dolayı “Bab” sözü hem ders hem de kapı anlamına gelmiş. Bir konuyu anlatıp, kişiyi o konu ile tanıştıracak öğretmene de, kapının kolunu açıp, kişinin o konudan içeri girmesini sağlayacak kişi anlamında kapı açıcı anlamına gelen “pezevenk” denir olmuş; Bugün İran’da, Azerbaycan da hala okul müdürlerine, öğretmenlere Pezevenk deniyor; Demirel’in
Azerbaycan’a gittiğinde, spikerin Demirel’i “Türkiye’nin baş pezevengi geldi” diye taktim edişi meşhurdur.
Bab kapı anlamına gelir dedik ya, ders anlatana da kapı açıcı anlamında pezevenk denmiş. İşte bu anlamda Aleviler “Dört Kapı Kırk makam” derken, kendilerini anlatan dört Bab yani dört ders ile her bir dersin içindeki on’ar bölümü, onar makamı anlatmayı kastediyorlar. Alevilikte “Dört kapı Kırk makam” Aleviliği anlatan dört ders içindeki onar bölümü anlatmayı ifade ediyor.
Alevilerin, Aleviliği anlattığı yerler Dergâhlar ile tekkelermiş. Dergâhlar ile Tekkeler kendilerinin üretip, kendilerinin tükettiği, ortaklaşa yaşamın olduğu genel yaşam alanlarıymış; bunları eskinin Köy enstitülerine, bu günün üniversitelerine, Sovyetler Birliğinde oluşturulan kolhoz varı köylere, kooperatiflere benzete bilirsiniz. Bu Dergâhlar ile Tekkelerde üretim yapıldığı gibi eğitim de yapılıyormuş; Evliya Çelebi Abdal Musa Dergâhını anlatırken burada 300 tane arifi billah Derviş eğitilmişti ki, bunların her birisi Aristo değerinde bilgiye sahipti diyor[3]. İşte Dergâhlarda tekkelerde eğitim amaçlı bir konuyu anlatan, bir konu üzerine muhabbet eden kişiye de pezevenk denirmiş. Dergâhlar, Tekkeler birçok kişinin yaşadığı köy vari yaşam alanları olduğu için, bir dergâhtan bir dergâha ya da tekkeye başka bir dergâhtan ya da tekkeden ders anlatmaya bir öğretmen anlamında pezevenk gelince, bu kişinin ders vermek babında muhabbet edeceği tellallarca o dergâh ya da tekkede ilan edilip, duyurulurmuş; bu işi yapanlara da “Muhabbet tellalı” denirmiş. Muhabbet tellalının duyurup, pezevengin anlatacağı dersi dinlemeye, bu konuya ilgi duyan her can, her kişi gelirmiş. Muhtemeldir ki, işte bu dersleri dinlemeye gelip yani muhabbete katılıp, orada tanışan hatta birbirini seven, âşık olup birbiri ile evlenen, birlikte yaşayan kişilerde olurmuş. İşte buna dışarıdan bakıp, bunu tan edip, bunu yerip, kötülemek isteyen ham ervahlar, bunu yermek babında anlatırken, “bir yerden bir pezevenk geliyor, bu pezevengin geldiği, muhabbet tellallarınca duyuruyor, kadın erkek o pezevengin başında (etrafında) toplanıp, kadınlarla erkeleri buluşturuyorlar demişler.
Zaman içinde bir kadınla bir erkeği tanıştırıp, onların birbirine gönül kapısını açmasını sağlayan aracılara da pezevenk denmeye başladığı için böylece “pezevenk” sözünün galatı doğmuş. Marksist diyalektik her şey birbiri ile ilişkilidir derya bu konularda da her şey birbiri ile ilişkilidir böyle.
Muhabbet bağına girmek böyle bir şeydir işte. Bir yerden muhabbeti açıp, ustaca bu muhabbeti alıp, başka yerlere götürürsün böyle, böyle kişilere de bu kültürde muhabbet erbabı demişler. Muhabbet erbabına sen bir şey sorarsın, muhabbet erbabı o konunun kapısını açıp sana bir dolu dünyayı gezdirir.
Ruhi Su bir türküsünde “Arılar bal yapar binbir çiçekten hazaket (marifet) arıda, balda neler var” der. Burada da marifet muhabbette, muhabbet erbabında, muhabbet ettiği konuda değil.
Aşk ile
İriza
2 Kasım 2019 Adana
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













