HACI BEKTAŞ MUHABBETİNDE YADIKLATIM
Rıza AYDINSevgili Ertan
Yazıyı okudum.
Hacı Bektaş Velâyetnâmesi’nde Mahmut Hayranı ayıya değil Arslana biner elinede kamçı olarak bir yılan alır; ne önemi var diyen olur ama ayrıntı önemli.
Mevlana Celâlettin Behli (Velayetnâmede hep Behli diye geçer) Hacı Bektaş ile çağdaştır. Mevlana’nın taraftarı olan Eflaki Hacı Bektaş Horasani diye ondan söz eder, onun şeriat kurallarını önemsemediğini söyler mesela.
Mesela Mevlana yada Şems yaşadımı diye soran yok ama niyeyse Hacı Bektaş yaşadı mı diye sormuş yazar.
Eflaki Mevlana’yı görüp anlatmış aynı şekilde Horasanlı Hacı Bektaşı’da anlatmış; Eflaki’nin yalan söylemesi için bir neden var mı? Ben Eflakinin anlattıklarından Hacı Bektaşı gördüğü inancına sahip oldum.
Mesela Mevlana sözü Efendi bey anlamında sanırım Arapça bir söz, adamın adı Celalettin.
Efendi Celalettin Belhten geldiği için Belhli Celalalettin Efendi cümlesi Fars dilinin kuralına göre kurulup Efendi Celalettin Belhli deniyor.
Efendi (Mevlana) Celalettin’in Belhten geldiği kabul ediliyor bunu tartışan yok. Belh bir dönem Horasan ülkesinin baş şehri olmuş, Sonrada Horasan Ülkesinin başşehri Herat oluyor. Belh Anadolu’ya Nişaburdan daha uzak. Efendi Celalettin Belhten gelebiliyorsa Hacı Bektaş Efendi niye Nişanurdan gelmiş olmadın?
Efendi sözü Rumcaymış. O zaman Anadolu’nun adı Rum diyarı halk Rumca konuşuyor; Efendi, Mevlana sözleri Seyduna sözünün muadili Seyduna Farsça Mevlana Arapça Efendi Rumca
Hasan Sabahın unvanı Seyduna. Ben Hasan Sabaha izafeten bu Erenler’in Seyduna benzeri Unvanlar aldıklarını düşünüyorum; Hasan Sabah (ölüm tarihi: 1124) bunlardan bir asır önce yaşamış.
*
Sevgili Ertan
Yukarıya yazdıklarıma küçük ama önemli bir ek yapmak istiyorum; tümü sığmaz diye ayrıca yazıyorum.
Şeytanın gör dediği şeyi görmemişsin. Bunun için Alevilik Hacı Bektaşla başlamaz diyorsun, sanki bunun aksini iddia eden biri var gibi.
Velayet Nâme Hacı Bektaş öyküsünü anlatmaya şöyle başlar:
Seyit Nuradinin etrafında olan Urum Erenleri önce Sulucakaraöyükte Güvercin donunda oturan bu Eren’in yanına gitmiyorlar; sonra mecbur kalıp gittiklerinde bu Eren’in adını, “IHTIRICI” koyuyorlar
Ihtırıcı adı fonksiyonel sosyal bir ad. Ayaklanmada önderleri ölen Erenler, kimin etrafında toplanacaklarını tartışıyor. IHTIRICI diye anılan bu er herkesi ıhtırıp kendine bende ediyor yani bağlıyor yani örgütlüyor.
Deveyi, camuzu bir yere diz çöktürüp yatırmaya ıhtırmak denir köylüler bu sözü bilir.
Söz konusu bu adamda herkesi karşısına alıp oturtuyor, diz çökertiyor yani kendine bende edip bu günün diliyle söylersem örgütlüyor; o günün diliyle IHTIRICI örgütçü demek.
Bu adama herkes gelip, ıhıyor ama Emre Sultan diye bir Eren var o gelmiyor. Emre aşık demek
Bu Emre Sultan denen adam diyor ki, “o da kim oluyor ben o adamı hiç görmedim” diyor
Bu IHTIRICI denen zat biraz güçlenince, Saru İsmaili bir gurupla beraber gönderip, birazda emri vaki ederek Emre sultanı huzuruna getirtiyor
Velayetnâmede anlatıldığına göre Emre Sultan yanına gelince sen demişsin ki ben onu hiç görmedim varlığından haberim yok demişsin öyle mi diyor.
Emre Sultanda evet ben seni “heç gormedim” diyor.
IHTIRICI iyi düşün sen beni gördün diyor
Nerede gördüm diyor Emre Sultan
IHTIRICI diyor ki, en son yapılan toplantıda, sizlere verilen özel - gizli Emirlerinizi veren bir adam vardı onu hatırladın mı diyor.
Evet hatırladım diyor Emre sultan.
İşte o benim diyor IHTIRICI
Emre Sultan diyor ki, “o’nun sen olduğun ne malum? O zat bize hiç yüzünü göstermez, hep maskeyle gezerdi” diyor
İşte o vakit IHTIRICI diyor ki, evet Yüzümü görmemiştin ama sana o emirleri verirken elimi görmüştün DEĞİL mi diyor.
“Heye” diyor Emre Sultan, “O erin elini görmüştüm” diyor Emre Sultan
İşte o vakit IHTIRICI diyor ki, “o eli bir daha görsen tanır mısın?” diyor.
Emre Sultan, “evet O eli bir daha görsem tanırım” diyor
İşte tam o vakit, IHTIRICI, “öyleyse bak bakalım, o el bu el miydi?” Diye elini gösteriyor.
IHTIRICI’nın elini Emre Sultan görünce üç defa: “Taptuk Erenler, Taptuk, Taptuk diyor. Bundan sonra Emre Sultanın adı “TAPTUK EMRE” kalıyor. Taptuk Emre, var değil mi? Onun varlığından şek şüphe yok.
Bütün bunlar gönül gözü de açık olarak okununca velayet nâmede var; bunları seninle konuşmuştuk ama yine es geçmişsin bence böyle es geçilmeyecek çok şey var ama telefonla yazmak tek parmağıma acı verdi; parmağım grev yapıyor bu kadar yeter diyor
Aşk İle
*
Ertan
Ne Velayet Nâme ne de bu konuyu anlatan ehil Aleviler, “Alevilik Hacı Bektaşla beraber başladı”, dedemedi demez; mesela ben böyle bir şey demedim, dememde.
Velayetname daha Hacı Bektaş yokken 57 bin Rum Ersen’inin Piri olan Seyyid Nuraddinin Cem’i anlatılarak başlanır.
Dikkat et daha Hacı Bektaş diye biri bilinmezken 57 bin Urum Eren’in başı olan Seyit Nureddinin başında toplanan insanlar Cem yapıyor. Seyit Nureddinin bir Kızı var, adı Fatma, henüz evlenmemiş, bekar, bu Fatma bacı bu Erenler’in yemeğini yapıyor, Kadıncık diye seviliyor.
İşte bir gün elli yedibin Rum Ereninin toplandığı Cem’de, Fatma Bacı ayağa kalkıp, birini selamını alıp yerine oturuyor
Kimin selamını aldın diye Fatma bacıya soruyorlar
Fatma bacı, “Türkistan’dan bir er geliyor, o er mana aleminde size selam gönderdi onun selamını alıyorum” diyor
Kimdir bu gelen Eren diyorlar, Fatma bacı bu adı sanı henüz bilinmeyen Eren hakkında orada Cem olmuş Erenler’e bilgi veriyor.
Dikkat et daha Hacı Bektaş adı, sanı yok, bir er geliyor, bekar, evlenmemiş bir kadın bunu hissedip bu konuda bilgi veriyor. Bu kıssadan alınacak çık ders var. Çok.
Bunları es geçersen olmaz
Sonra
Sonra uzatmadan söyleyim Türkistan’dan gelen bu Eren Urum diyarına gelmesini Urum Erenler’i
Engellemeye çalışıyor
Ama o er, bütün bu zorlukları aşıp Urum diyarına geliyor, o Eren
O Urum diyarına gelince bu Urum Erenler’i Türkistan’dan gelen bu ere Şahin gibi saldırıyorlar; aralarında itiş, kalkış, didişme vs vs
Vs oluyor.
Sonuç olarak Sonra bu Eren bütün Urum Erenler’ini başında topluyor.
Türkistan’dan gelen bu Eren’in başında toplanan Anadolulu Erenler’ yani Rum Erenler’ bu Eren’in lakabını “IHTIRICI” koyuyorlar. IHTIRICI adı sosyal bir ad. Bundan sonra IHTIRICI geldi IHTIRICI gitti.
İhtırıcı bütün Urum Erenler’ini Dergâh çatısı altında topladığı için bu Dergaha Baş Dergâh anlamında Serçeşme deniyor.
Şu söyleyeceklerime dikkat buyur derdi ebem, bende öyle deyim: Babai hurucundan sonra ilk kurulan Dergâh Hacı Bektaş Dergahı.
Hacı Bektaş Dergahından sonra sırayla üç önemli Dergâh daha kurulup Dört Dergâh oluyor.
Bunlar, Bulgaristanda kurulan Kızıl Deli Derhı, Teke Beyliğinde Kurulan Abdal Musa Derhahı, Memluklu Devletinin baş şehri olan Kahire’de kurulan Kasrü’l Ayn adındaki Kaygusuz Abdal dergahı.
Şimdi Hak aşkına sen tekrar düşünüp söyle bu gelenek bu Dergâhlardan hangisine Serçeşme desin?
Dergahlar, Rıza Şehrinin hayata geçirildi yerlerdir; bak bu çok önemli hiç es geçilecek bir şey değil; buraya mim koy.
“Ortak ambar ortak kazan” esası var. Ortaklaşa üretip ortaklaşa tüketip, orada eğitim yapılıyor.
Evliya Çelebi 1600 yolarında bu Dergahları Gezmiş malumat veriyor.
Evliya Çelebi’nin dediğine göre, Abdal Musa Dergahın 1000 (bin) koşu hayvanı, öküzü -camızu varmış, on beş bin koyunu, Yedi değirmeni varmış; bu Dergahta 300 arifi billah eğitilmiş ki, Bunların her biri Aristo değerinde bilgiye, olgunluğa sahipmiş.
Uzatmayım
Dersimde bir Dergâh yani Rıza Şehri yok, Dergahların küçüğü olan Tekke var mı onu da duymadım bilen varsa söylesin.
Dergâh İle Tekkeler ortak üretim yapılıp eğitim verilen yerler, Aşıklar buradan aldıkları ışığı yani bilgiyi yaymak için şiir yazıyorlar. Ben Dersim bölgesinden fazla aşık çıkmamasını buralarda tekke vari ortaklaşa hayat yaşayan birimlerin olmamasına bağlıyorum
Sözü çok uzattım
Dergahlar İle Tekkeler ortaklaşa yaşanılan Rıza Şehrinin prototipleridir, bunları anlatmadan yapılan Alevilik eksik kalır. Aleviliği anlamak isteyen kişi, Rıza Şehrinin hayata geçtiği Dergahları anlayarak işe başlamalıdır; yoksa bu yolda kaybolur.
Konunun daha görülmeyen çok yanı var
Aşk İle
*
Ertan
Bizim köyünde olduğu bölgeye Emlek bölgesi denir 36 Alevi köyü var; bu bölgeden adı bilinen 200 aşık çıkmış.
Bölgede benim bildiğim iki tekke onlarca dede Ocağı var.
Aşıklar tekkelerde yetişmiş
Ortaköy’de Mıstaabdal ( Mustafa Abdal) tekkesi bizim köyün karşısında da Ellersacı ile Hardal köyünün arasında da Kerim Ali Baba tekkesi var; Meşhur Agahi Kerim Ali Baba Tekkesinde yetişmiş Aşık Veysel Mustafa Abdal tekkesinde; bu Tekkeler olmasa bu aşıklar olamazdı.
Kerim Ali Baba tekkesini bizim aile, çevre köylerdeki insanlar iyi biliyor. Kerim Ali Baba Tekkesi kapandığında burada yaşayan beş aile varmış; bu tekkenin değirmeni benim yetiştiğim dönemde hala çalışırdı; bir adam satın almış çalıştırıyordu.
Sana Önerim şu, Hacı Bektaşın Serçeşme olmasını tartışma, bunun ne sana nede Aleviliğe bir yararı olmaz. Hacı Bektaş bizim Kabe’mizdir, oradan ibreyi kaydırırsan, asla yönünü bulamasın pusulan şaşar, Şevlin kayar; bu sözümü boşu boşuna söylemediğimi bilmeni isterim
Aşk İle
*
Hacı Bektaş demiş ki
“Her tavladan boşanan at bizim tavlamızda yer bulur ama bizim tavlamızdan boşanan hiçbir tavlada yer bulamaz”. ..,
Pusulaları buna göre ayarlamak uygun olur
*
Aşık Veli Zülfü Livaneli’nin de söylediği bir deyişinde şöyle der
Velim aydur(derki) dört Derhahtan evveli
Pirim Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Ortaklar adına didemin seli
Çağlar gider Pirim Dede Sultana
Tarihte “Dede Sultan” lakabı Börklüceli Mustafa için söylenir; iriş dede Sultanın iriş der Şeyh Bedreddin müritleri, Dede Sultan Börklüceli Mustafa’dır
O deyişinde Aşık veli
“Baba Kaygusudan almış cehtini” der
Baba Kaygusuz dan ceht almak izin almak yürü emri almaktır. Kaygusuz Börklüceli Mustafanın yaşadığı bölgede yaşar ondan en az 25 yıl Sonra 1444’de ölür. Börklüceli Mustafa isyanı 1416’da bastırılır.
Bu köklü tarihe sırt dönmenin anlamı yok.
Benden söylemesi
*
Bizim yörede Coğlu, Muhtar Abdal, Tekke köyleri var. Buralarda ağzı eğilen, uğrak uğrayan vb vb ruhsal sorunları olanlar dertlerine şifa arar genelliklede şifa bulur; tekke köyünün adı tekke ama tekke örgütlenmesi yok. Dergâh, tekke somut olgular.
Yani şöyle düşün Dergahta tekkede her şey ortak ortaklaşa ekilip, ortaklaşa biçiliyor, ortak ambar ortak kazan diyorlar. Bunlar dede ocaklarından farklı. Dede ocaklarında ortaklaşacalık yok, ortaklaşa bir üretim yada hayat yok; tekke İle dergahlar bu açıdan farklı.
Seninde dediğin gibi yenilgi sonrası birlik IHTIRICI etrafında oluştuğu için buna Serçeşme denmiş.
Hünkarla her şey başlamamış Hünkar yenilip, dağılan birliği tekrar sağlamış bundan dolayı Serçeşme olmuş.
Velayetnâmede bu açıdan iyi olunmalı.
Derviş Cemal, velayet nâmede Hacı Bektaşın has Halife’lerinden biri olarak anlatılır; Baba Kureyşin ise Hacı Bektaş olduğunu ebrmgil söylerdi, böyle söylenir
Velayetnâmede Hacı Bektaş Urum eline gelirken bir dönem Kürdistanda kaldı oradaki taliplerine “Hünkariler” denir der.
Mesela inat meselesi olsa inadımdan vaz geçerdim. Hiç inatlaşmaz “terk ederim ili şarı” böyle neleri neleri terk edip gittim bir bilsen anlatsam dile düşer destan olur
Muhabbetle kal
Aşk ile
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













