Rıza AYDIN

ALEVİ KİMLİĞİNİN OLUŞUM SÜRECİ

Rıza AYDIN
  30-08-2019 21:19:00

Alevileri anlamak isteyenlere, Alevi kimliğinin oluşmasında Kerbela destanının yerini kısaca anlatmak istiyorum.

 

Aleviler İslam toplumu içinde yaşıyor, bu tarihle hesaplaşıyor.

 

Dikkat edin, imam Ali evinde beslediği, bir nevi oğulluğu olan Ebu Mülcem tarafından 661 yılında kılıçla yaralanıp öldürülüyor.

 

Aleviler Ali’nin ölümünden dolayı ne oruç tutuyor, ne de her hangi bir anma yapıyor; böyle bir gelenek var mı? Yok.

 

Ali’nin ölümünden yaklaşık olarak 10 yıl Sonra, oğlu Hasan, yanı İkinci imam olarak kabul edilen Hasan zehirlenerek öldürülüyor.  Hasan’ın vasiyetinin yerine getirilmesi engelleniyor, Hasan’ın cenaze törenine saldırılıyor, ilginç olaylar oluyor ama Aleviler ne Hasan’ın ölümünü anıyor ne de o gün için oruç tutuyor.

 

O zaman, insani olarak, Alevi vicdanını anlamak için şu soruyu herkesin sorup üzerinde düşünmesi gerekir:

 

Ali’nin, Hasan’ın, öldürüldükleri için oruç tutup, Matem ayı gibi bir gelenek başlatmayan Aleviler Hüseyin ile yarenlerinin Kerbela’da katledilmesine neden bu kadar tepki gösterip, o günlerde Matem orucu tutup anma yapıyor?

 

Bu soruyu herkes kendi kendine sorsun.

 

Kerbelayı böyle özel kılan insani neden ne?

 

Her kes bu soruyu düşünmelidir.

 

Tarihi sürece kısaca bir bakalım.

 

Hüseyin Medine’de, kendi halinde, sakin bir hayat yaşamaktadır. Hüseyin’in Emevi devletini yıkmak için her hangi bir eyleminin olduğunu hiçbir tarih yazmıyor.

 

Medine’de kendi halinde sakin bir hayat yaşayan Hüseyin’i, bir gün, Valilik makamına çağırıp, Emevi Devletinin başkanı Halife Muaviye öldü, yerine oğlu Yezit hem Halife hemde devlet başkanı oldu, ona biat edeceksin diyorlar.

 

Hüseyin’e yapılan bu teklifi herkesin anlayıp, böyle bir şey bu gün bana yapılsa ben ne yapardım diye düşünmelidir. Gün bu gün, saat bu saat.

 

Hüseyin, çağrıldığı Medine’de ki Valilik makamında bu teklifi reddediyor; öldürsenizde ben, Yezid gibi alçak, aşağılık, berbat bir adama biat etmem deyip, valilik makamından çıkıyor.

 

Hüseyin’e, Yezid’e biat etmesi için baskılar artıyor.

 

Hüseyin, Yezid’e biat etmediği sürece Medine’de yaşayamayacağını anladığı için, Yezid’in belasından kaçıp kurtulmanın yollarını arıyor; Kerbela katliamını Türkçe olarak ilk defa yazan Fuzuli bunu aynen böyle anlatıyor.

 

Medine’de kaçıp, kurtulmak isteyen Hüseyin’e Kufe’den çok sayıda davet geliyor.

 

Küfe İle Medine arası Erzurum İle Edirne arasındaki bir mesafede.

 

Hüseyin Kufedeki durumu anlayıp, oranın uygun olup, olmadığına emin olmak için amcası Akil’in oğlu Müslüm’i Küfeye gönderiyor.

 

Akili’in oğlu Müslüm,  Küfe varıp, Hüseyin’e burada durum uygun, gelebilirsin diye mektup (Nâme) gönderiyor.

 

Hüseyin’e, amcası Akilin oğlu Müslüm’den Küfeye gelebilirsin diye mektup gelince, bütün ailesi ile beraber Medine’den göçüp, Küfeye gitmek için yola çıkıyor.

 

Medine’den göçmekte olan Hüseyin’in ailesini bir günlük yola kadar kalabalık bir kitle yolcu editör.

 

Hüseyin ile beraber Medineden göçüp, Küfeye giden Hüseyin’in ailesinde genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek 72 kişi bulunuyormuş; bu 72 kişinin 32’si atlı kalan 40 kişi yayan yolculuk yapıyormuş; dikkatinizi çekerim, Hüseyin’le göçenler savaş birliği değil, onun ailesi.

 

Göçüp, Kufeye doğru gitmekte olan Hüseyin’in katarının önü, 1 Muharrem 680 tarihinde Kerbela denen bölgede Emevi Devletinin ordusu tarafından kesilmiş.

 

Emevi devletini yöneten Halife Yezid’in komutanları, Kerbela’da Hüseyin’in katarının önünü kesip, “ya Yezid’e biat edersiniz yada sizi burada öldürürüz” demişler.

 

Hüseyin, Kerbela’da Yezid’e biat etmeyip, bütün ailesinin ölümü pahasına direnmiş. Sonunda Hüseyin ile ailesi öldürüldüğü halde Hüseyin canını vermiş ama haksız olan zalim, Yezid’e boyun eğmemiş.

 

Alevi Edebiyatının düşünce dünyasında buna “üstüne yol uğramak” deniyor. Sakin bir hayat yaşayan Hüseyin’in üstüne yol uğramış, Hüseyin yolundan dönmemiş yani ölmüş ama haksızın karşısında eğilmemiş. İşte bunun için Pir Sultan, ”Üstüne yol uğrayınca ayrılmayıp, duran gelsin” diyor.

 

Alevi tarihi zor karşısında Hüseyni  direniş dedikleri bu yolu, yani kişisel olarak direnme yolunu seçmiş önderlerle dolu. Bu, yani Hüseyin direniş, Alevi kimliğinin, Alevi şahsiyetinin oluşmasında örnek bir başlangıç olmuş. İşte bundan dolayı, Ali’in öldürülmesi için, Hasan’ın öldürülmesi için Matem yapıp, oruç tutmayan Alevi Hüsinin bu haklı davasından dönmeyip, canını vermesini kimliğini oluşturan bir etken olarak gördüğü için Matem yapıp, onu anıyor. Bunu herkesin anlaması gerek, bunu herkese anlatmalıyız. Bizim için Kerbela direnişinin anlamı budur.

 

Burada insani bir duruş örneği olarak Hüseyin’in haksızlık karşısındaki dik duruşu önemlidir. Burada ırkçılık yapıp, Hüseyin’in ırkını, İnancını gündeme getirenler konuyu anlayamıyorlar, buradaki insani bir durumdur, Alevi’nin duruşu. Alevi kimliğinin oluşmasında bu direniş ruhu etkili olmuştur; bunu görüp anlamak gerekir. Kerbela’da bu güne kalan en büyük değer en büyük ders budur.

 

Gayet iyi anlaşılması gerekir ki,  Alevi zor karşısında kalınca ona boyun eğmez, gerekirse canını verir ama dik durur. Alevi kimliğinin oluşmasında, Hüseyin’in bu rolü önemlidir, bunu anlayamayanlar Alevileri anlayamazlar; bunu anlayamayanlar, kendilerinin tavrını gözden geçirsinler diyorum.

 

Aşk İle

 

Rıza Aydın.

30 Ağustos’a 2019 Kaymak köyü

  Bu yazı 2975 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım