Zalimin Sofrasına Oturanlar Yolun Evladı Olamaz – Kureyşan Ocağı’na Yolun Hakikatinden Cevaptır
Mehmet Ali DEMİRBugün Dersim’in kutsal ocakları bir bir asimilasyon merkezlerine çevrilmiş durumda. Özellikle direnen Düzgün Baba dergahına dönük saldırılar, bu kirli planın bir parçasıdır. Bu ağır tabloyu yaratanların başında artık yalnızca devlet değil; o devletin gölgesinde yol yürür gibi yapanlar gelmektedir. Bu satırları Kureyşan Ocağı’nın yol evladı olarak yazıyorum. Çünkü bu yolun erkanını da, çilesini de bilenlerdenim.
Kendilerine bu görevi kimlerin verdiği meçhul olan bazı kişiler, Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yaşayan onlarca ocak evladından rızalık almadan, bu ocak adına açıklama yapma cüretinde bulunmaktadır. Sormak gerekir: Bu görevi size kim verdi? Kaç ocak evladının rızasını aldınız? Yoksa siz de peşine takıldığınız resmi ideolojinin yaptıklarını mı örnek alıyorsunuz?
Kureyşan Ocağı adına yapılan son açıklama, hakikati örtmeye, halkın hafızasını karartmaya çalışan bir dille kaleme alınmıştır. Bu dili kullananlar bugün halkın sırtına basa basa yer tutmuş, devletin gölgesinde ikbal arayanlardır. Yolun hakikatinden uzaklaşmış, düzenin sofrasına oturmuş, zalimin diliyle konuşmaya başlamışlardır.
Bir zamanlar dağların doruklarına çekilip yolu savunan yol önderlerinin torunları, bugün düzene entegre olmuş, çıkarlarını halkın iradesinin önüne koymuştur. Bu bozulmanın en acı örneklerinden biri de, ne yazık ki, benim de bağlı olduğum Kureyşan Ocağı içindedir. Bu ocak, artık yolun değerini savunmak yerine, devletten ve düzen güçlerinden medet umar hale gelmiştir.
Devlet, Kızılbaş Aleviliğini Dersim’den silmek, onun yolunu yozlaştırmak istiyor. Bunun için de yolu içerden çürütmeye çalışıyor. Ve bunu maalesef bazı dedeler, bazı ocak temsilcileri eliyle yapıyor. Kimi zaman federasyonlarda, kimi zaman hükümet sofralarında, kimi zaman da “inanç kurulları” maskesiyle…
Bugün Dersim’de uyuşturucu kol geziyor. Gençlik yok ediliyor. İnanç mekanları sembolleştirilip içi boşaltılıyor. Kayyumla yönetilen belediyeler halkın iradesine tecavüz ediyor. Ve yolun evladı olduğunu iddia edenler bu adaletsizliğe karşı sessiz kalıyor. Hatta sessiz kalmakla da yetinmeyip, iktidarın ve kayyumların politikalarına doğrudan veya dolaylı olarak hizmet ediyorlar.
1938’de Dersim’de katledilen on binlerce canımızın mezar yerleri hala belli değil. Kılıçkaya’da Dersim’e gelmek isterken katledilenlerin kemikleri hala açıkta duruyor. 1980’de yakılan köyler, yerle bir edilen inanç mekanları hala yas tutulmayı bekliyor. Siz bu konuda ne yaptınız?
Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın mirasına sırt çevirdiniz. Zalimle yan yana durdunuz. Ve bu sürecin başını Yaşar Kaya ile Hasan Ali İçlek çekmektedir. Bu açıklamaları yapanlar da onların açık ortaklarıdır.
Bu yol, iktidarın gözüne girmek için değil; halkın yanında, dağda, zindanda, meydanda direnmek içindir. Pir Sultan, "Benim itlerim bile halkın alın terinden çalınanı yemez" demişti. Siz ise o sofrada pay kavgasına girdiniz. Yola değil, asimilasyona hizmet ettiniz. Bugün Şii politikalarla, devletin "makbul Aleviliğiyle", cemaat tipi inanç mühendisliğiyle kol kola girerek bu yolu tasfiye etmek istiyorsunuz.
Ama bu yol, devletin inanç haritasında yer arayanların değil; hakikatin peşinde olanların, direnenlerin yoludur. Bu yol, Kızılbaş direnişinin, Düzgün Baba’nın, Qewres Ana’nın, Baba Mansur’un, Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın yoludur.
Ben bu yazıyı bir soyun, bir ocağın mensubu olarak değil; bu yolun çilesini taşıyan bir yol evladı olarak kaleme aldım. Yol, benim için soydan değil, duruştan geçer. Ve bu duruş, zalime boyun eğmeyenlerin duruşudur.
Yolun özüne ihanet edenler bilsin ki: biz yol evlatları olarak susmayacağız. Pirlerimizin izini resmi belgelerde değil, halkın gönlünde, meydanda, direnişte aramaya devam edeceğiz.
Zalimin sofrasına oturmadık, oturmayacağız.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















