Yol ve hakikat için yola düşenler
Mehmet Ali DEMİRAvusturya'da özgür alevi inancının tanınması için yaklaşık bir on yıldır mücadele veriliyor.
Bedel ödemek! Mücadele etmek… Hak yolunda Hakikat yolunda olan bence her can için bir görevdir… Gelecek için yarınlarda bu yolun daha aydınlık olması için … Herkes 25’indeki mahkeme için çalışmalı.
Öncelikle on yıllık kesintisiz mücadelenin özgür alevi inancı ve özgür alevi inancını savunanlar açısından tarihi önem taşıdığı çok iyi bilinmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Çünkü kesintisiz mücadele içerisinde geçen bu on yılın yarattığı çok güçlü ve önemli bir mücadele ruhu mevcuttur.
Sunu söylemek gerekiyor; yirmi beşindeki mahkemeyi kaybetsek ’de bizim açımızda bu kesintisiz mücadeleyi daha ileri Safalara taşımak inancımız için bir erdemdir.
Diğer yandan, AABF gerçeğini bakarak on yıl içinde özgür alevi inacını taşıdığı misyon, on yıllık mücadele içinde verilen maddi ve manevi bedelleri göz önüne alırsak. Gelinen nokta gelecek için birliğin beraberliğin sahiplenmenin doruk noktasında olması özgür aleviler için umudu büyütüyor.
Nitekim böyle zorluklarla dolu on yıllık mücadele sonucunda bugün tüm inanların yolunu gösteren tarihi evrensel bir ruh, her türlü zorluğu yenme gücünü her zaman veren, İmam Hüseyin, Pir Sultan Nesiminin duruşuyla her koşulda Alevilerin özgürlük mücadelesini başarıyla götürme gücüne sahip bir halk örgütlülüğü AABF, özgür Aleviliği savunma onurunu bugünde en ön safta savunan kadın canlarımızın yeri çok önemli, onca yıllık erkek egemen sistemi tersine adım, adım çeviren emek cesaret ve fedakârlığı hep önde olan kadın canlarımıza borçluyuz.
Bu ülkede ve ülkemizde özgür alevi inancı tanınacaksa, Söylüyorum, eğer bir bedel ödemek gerekiyorsa o bedeli biz ödeyeceğiz. Bu inancın geleceği için hep beraber mücadele etmek zorundayız.Bize saldıranlar kutsalarımızı kulanıyorlar Alisiz Alevilik; bu söylem hiçte size yabancı gelmiyor değilmi.
Demirel’den çillere Özal’dan “Erdoğan’a bizi yok etmek istiyorlar. Nasıl ki Yavuz Sultan Selim bizleri yok etmek istedi, bunlar da aynısını yapmak istiyor. Ama nafile, bu halk kolay kolay bitmez aleviler asla teslim olmaz. Bunun farkına varanlar ve onlara ruhunu satmış kontracı çeteleri sosyal medyada kurdukları sahte hesaplarla linç ediyorlar.
Linç kavramını sözlükler şöyle tanımlar: Linç, “Halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi” olayıdır. ama bu çağda bu sosyal medya üzerinde kurulan sahte hasaplarla karşı tarafa aslı olmayan iftiralarla saldırmaktır.
Linç kültürü bulaşıcı bir hastalıktır.
Pençesine yakasını kaptıranlar ondan kolay kolay kurtulamaz.
Linç, insanların “kendilerinden olmayanlara uyguladıkları, sadece cezalandırmak amacıyla değil, aynı zamanda emsal oluşturmak için de başvurdukları bir eylemdir bu hastalıklı ruhlardan uzak durmak unları görmezden gelmek onlar verilecek en büyük cezadır.
Bizler Mürsidiyle, Piriyle, Rayberiyle, Talibiyle yirmi beşindeki mahkemeye çok güçlü bir katılımla çok önemli bir cevap daha vermeliyiz.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













