Mehmet Ali DEMİR

Toplama Kamplarının Bulunduğu Bir Kıtada Hitler Özlemi

Mehmet Ali DEMİR
  15-09-2026 10:54:00

Avrupa’nın Karanlık Hafızası Yeniden Uyanırken, Faşizm Kendiliğinden Yükselmiyor.

Avrupa’da aşırı sağın yükselişi artık geçici bir seçim eğilimi olarak görülemez. Almanya’da, Avusturya’da ve kıtanın birçok ülkesinde göçmenleri, mültecileri ve farklı kimlikleri hedef alan siyaset giderek güçleniyor. İnsanları kökenlerine göre ayıran, kendi ulusunu veya “ırkını” diğerlerinden üstün gören bu anlayışın, Hitler döneminin yarattığı büyük yıkımdan sonra yeniden toplumsal karşılık bulması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir.

Milyonlarca insanın toplama kamplarında sistematik biçimde katledildiği, şehirlerin yıkıldığı ve bir kıtanın kana bulandığı tarih hala yakın geçmişimizdir. Auschwitz’in, Mauthausen’in ve Dachau’nun gölgesi Avrupa’nın üzerinden kalkmış değildir. Bu nedenle Nazi ideolojisine ilgi duymak, Hitler’e saygı veya özlem beslemek yalnızca siyasi bir tercih olarak değerlendirilemez. Bu tutum, insanlığın yaşadığı en büyük felaketlerden birinin düşünsel kaynaklarını yeniden meşrulaştırmaktır.

Faşizm bir sabah kendiliğinden ortaya çıkmaz. Ekonomik krizlerin, yoksulluğun, işsizliğin, gelecek kaygısının ve siyasal güvensizliğin bulunduğu ortamlarda büyür. Ancak bu sorunların gerçek nedenlerini tartışmak yerine göçmenleri hedef göstermek siyasetçiler açısından daha kolaydır.

Kiralar yükseldiğinde, ücretler düştüğünde, sosyal devlet zayıfladığında ve insanlar geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığında sorumluluk ekonomik sistemi yönetenlerde aranmalıdır. Buna karşın aşırı sağ, sorumluluğu yabancılara, mültecilere ve toplumun en savunmasız kesimlerine yükler.

“İşinizi yabancılar aldı”, “Sosyal sistemi göçmenler tüketiyor” veya “Ülkenin kültürü elden gidiyor” biçimindeki söylemler, karmaşık ekonomik sorunlara sahte ve tehlikeli cevaplar sunuyor. Böylece sermayenin, büyük şirketlerin ve yanlış ekonomi politikalarının sorumluluğu görünmez hale getiriliyor.

Aşırı sağın sunduğu çözüm gerçek bir ekonomik program değil, öfkenin yönünü değiştirmektir.

Almanya veya Avusturya’daki bütün göçmenlerin birkaç aylığına işlerini bırakarak ülkeden ayrıldığını düşünelim. Hastanelerde, yaşlı bakım merkezlerinde, fabrikalarda, inşaatlarda, otellerde, restoranlarda, temizlik şirketlerinde, ulaşım ve lojistik sektöründe nasıl bir tablo ortaya çıkardı?

Birçok hastane ve bakım merkezi personel bulamaz, üretim hatları yavaşlar, inşaatlar durur ve hizmet sektörü ağır bir krizle karşı karşıya kalırdı. Çünkü Avrupa ekonomisinin önemli bir bölümü, göçmenlerin ve farklı ülkelerden gelen emekçilerin çalışmasıyla ayakta duruyor.

Aşırı sağcı siyasetçiler bir taraftan yabancıları toplumsal sorunların kaynağı olarak gösterirken diğer taraftan onların ucuz ve güvencesiz emeğinden yararlanan ekonomik düzeni savunuyor. Göçmenin emeği isteniyor ancak kendisi eşit bir yurttaş olarak kabul edilmiyor.

Sorun tam olarak burada başlıyor: Avrupa, göçmenleri ekonomisi için gerekli bir iş gücü olarak görürken onların kimliklerini, inançlarını, dillerini ve eşit hak taleplerini çoğu zaman bir tehdit olarak değerlendiriyor.

Avrupa Birliği, sınırların kaldırılması ve ortak değerler üzerine kurulu bir proje olarak anlatılıyor. Ancak sınırların kimler için ve hangi amaçla kaldırıldığı sorusu yeterince tartışılmıyor.

Sermaye, para ve ticari mallar sınırları büyük ölçüde serbestçe aşabiliyor. Büyük şirketler üretimlerini emeğin daha ucuz olduğu ülkelere taşıyabiliyor; yeni pazarlara gümrüksüz erişebiliyor ve ekonomik güçlerini kıta genelinde büyütebiliyor.

Fakat savaşlardan, yoksulluktan veya sömürünün yarattığı koşullardan kaçan insanlar aynı özgürlüğe sahip değil. Sermayeye açılan sınırlar, yoksulların ve mültecilerin önünde duvarlara, dikenli tellere ve ölümcül geçiş güzergahlarına dönüşüyor.

Avrupa’nın ekonomik bütünleşmesi, yalnızca halkların kardeşliği üzerinden değerlendirilmemelidir. Bu bütünleşmenin arkasında büyük sermayenin yeni pazarlar oluşturma, ucuz iş gücüne ulaşma ve ekonomik nüfuz alanlarını genişletme isteği de bulunuyor.

Bu nedenle Avrupa’nın göç politikası derin bir çelişki taşıyor: Ekonomi göçmen emeğine ihtiyaç duyuyor ancak siyaset, oy kazanmak için göçmen karşıtlığını kullanıyor.

Avrupa’daki birçok siyasetçi göçmenlerin ekonomiye yaptığı katkının farkındadır. Buna rağmen yabancı karşıtlığını seçim kazanmanın kolay bir aracı olarak kullanıyor.

Toplumdaki korku ve öfkeyi örgütlemek, ekonomik sorunlara gerçek çözümler üretmekten daha kolay görülüyor. Göçmen karşıtı her konuşma, aşırı sağcı düşünceyi biraz daha normalleştiriyor. Önce yalnızca marjinal grupların kullandığı ifadeler, zamanla parlamentolarda ve televizyon programlarında tekrarlanmaya başlanıyor.

Ana akım partiler de aşırı sağdan oy kazanmak amacıyla onların dilini benimsediğinde tehlike daha da büyüyor. Çünkü bu durumda aşırı sağ yalnızca seçimlerde güçlenmiyor; düşünceleri bütün siyasi alanı etkisi altına alıyor.

Siyasetçiler kullandıkları dilin sokakta nasıl karşılık bulacağını da hesaplamak zorundadır. Parlamento kürsüsünden söylenen her ayrımcı söz, bir iş yerinde hakarete, okulda dışlanmaya veya sokakta fiziksel saldırıya dönüşebilir.

Nefret dili yukarıdan aşağıya doğru yayılır.

Almanya ve Avusturya’da yıllardır ortaya çıkarılan neo-Nazi yapılanmaları, aşırı sağ tehdidinin yalnızca sosyal medya paylaşımlarından veya seçim konuşmalarından ibaret olmadığını gösteriyor.

Bu gruplara yönelik operasyonlarda silahlar, mühimmat, Nazi sembolleri, hedef listeleri ve darbe planları ele geçirildiğine ilişkin çok sayıda olay kamuoyuna yansıdı. Almanya’da geçmişte göçmenlerin evlerinin yakılması, ırkçı cinayetler ve ibadethanelere yönelik saldırılar yaşandı.

Bütün bunlar tek tek kişilerin işlediği bağlantısız suçlar olarak değerlendirilemez. Ortada, farklı biçimlerde örgütlenen ve demokratik toplum düzenini hedef alan ideolojik bir tehdit bulunuyor.

Aşırı sağcı düşünce önce insanları “bizden olanlar” ve “yabancılar” diye ayırır. Ardından yabancıları ekonomik yük, kültürel tehdit veya güvenlik sorunu olarak gösterir. Son aşamada ise ayrımcılık ve şiddet meşrulaştırılır.

Tarih, bu yolun nereye çıktığını bütün açıklığıyla göstermiştir.

Avrupa’nın dört bir yanında Nazi döneminin toplama ve imha kampları bulunuyor. Bu kamplarda Yahudiler, Romanlar, engelliler, eşcinseller, komünistler, sendikacılar, savaş esirleri ve rejimin düşman ilan ettiği milyonlarca insan katledildi.

Burada şu soruyu sormak gerekiyor: Avusturya ve Almanya’daki aşırı sağcılar ne istiyor? Avusturya’daki Mauthausen Toplama Kampı’nı; Nazi Almanyası’nın işgal altındaki Polonya topraklarında kurduğu Auschwitz-Birkenau, Treblinka, Belzec, Sobibor, Chelmno ve Majdanek gibi ölüm kamplarını yeniden mi inşa edecekler?

İnsanları kökenlerine, inançlarına ve kimliklerine göre yeniden sınıflandırıp toplama kamplarına mı gönderecekler? Hitler’e duyulan özlem ve Nazi ideolojisine gösterilen hayranlık, geçmişe ilişkin masum bir merak değilse bunun varacağı yerin ne olduğu Avrupa tarihinin en karanlık sayfalarında açıkça yazılıdır.

Bu sorular bir abartı olarak görülmemelidir. Çünkü toplama kampları da bir günde kurulmadı. Önce ayrımcı söylemler normalleştirildi, ardından belirli topluluklar bütün sorunların sorumlusu ilan edildi. Hakları ellerinden alınan insanlar toplumdan dışlandı, insanlıkları inkar edildi ve sonunda sistematik biçimde yok edilmeye gönderildi.

Bugün bu kamplar insanlığın utanç belgeleri olarak korunuyor. Okullar öğrencileri bu merkezlere götürüyor, devlet yöneticileri anma törenlerinde “Bir daha asla” diyor.

Fakat anma törenleri düzenlemek tek başına yeterli değildir. Eğer aynı ülkelerde yabancı düşmanlığı büyüyor, Nazi sembolleri yeniden kullanılıyor ve Hitler’e özlem duyan yapılar güç kazanıyorsa “Bir daha asla” sözü içi boş bir slogana dönüşür.

Geçmişle yüzleşmek, yalnızca hayatını kaybedenlerin önünde çelenk bırakmak değildir. Geçmişle yüzleşmek, aynı düşüncenin bugünkü biçimlerine karşı tavır almaktır.

Avrupa’daki temel çatışma yerli işçilerle göçmen işçiler arasında değildir. Her iki kesim de aynı yüksek kiralardan, düşük ücretlerden, güvencesiz çalışma koşullarından ve sosyal hakların budanmasından etkileniyor.

Aşırı sağın başarısı, aynı sorunları yaşayan insanları birbirine düşman edebilmesinden kaynaklanıyor. Oysa çözüm, bir grubun diğerini dışlaması değil; bütün emekçilerin eşit haklar etrafında dayanışmasıdır.

Göçmen karşıtlığı ekonomik krizi çözmez. Bir mülteciyi sınır dışı etmek kiraları düşürmez, hastanelerdeki personel açığını kapatmaz veya çalışanların ücretlerini yükseltmez. Bunların çözümü adil ücret, güçlü sosyal devlet, nitelikli kamu hizmetleri ve servetin adil paylaşılmasıdır.

Avrupa’nın önünde iki yol bulunuyor. Ya korku, nefret ve üstünlük söylemlerine teslim olunacak ya da eşitlik, dayanışma ve demokratik haklar savunulacak.

Faşizme karşı mücadele yalnızca göçmenlerin, Yahudilerin, Müslümanların, Romanların veya diğer hedef haline getirilen toplulukların görevi değildir. Bu mücadele, demokratik bir toplumda yaşamak isteyen herkesin ortak sorumluluğudur.

Çünkü faşizm önce “yabancı” ilan edilenleri hedef alır; ardından sendikacıları, gazetecileri, sanatçıları, kadınları, demokratları ve kendisine itiraz eden herkesi susturmaya yönelir.

Hitler’e duyulan özlem, geçmişe yönelik masum bir hayranlık değildir. Toplama kamplarında katledilen milyonlarca insanın hatırasına saldırı ve aynı insanlık suçlarının düşünsel zeminini yeniden oluşturma girişimidir.

Avrupa, kendi karanlık tarihinden gerçekten ders çıkardıysa faşizmin yeniden yükselmesini yalnızca izleyemez. Sessizlik, bu düşüncenin büyümesine alan açar. Tarihin yüklediği sorumluluk ise açıktır: Irkçılığa karşı eşitliği, sömürüye karşı emeği, nefrete karşı dayanışmayı ve faşizme karşı insanlığı savunmak.

Mehmet Ali Demir

  Bu yazı 1646 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Amed6411--813
    2Galatasaray6411--313
    3Beşiktaş6402--712
    4Kocaelispor6402--312
    5Alanyaspor6321--211
    6Fenerbahçe6312--1010
    7Trabzonspor6312--810
    8Kasımpaşa6240--210
    9Rizespor6312--110
    10Gaziantep FK6222--08
    11Çorum FK6213--17
    12Başakşehir6213---17
    13Gençlerbirliği S.K.6213---87
    14Erzurumspor FK6213---87
    15Konyaspor6114---44
    16Samsunspor6114---64
    17Göztepe6033---43
    18Eyüpspor6105---143
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    9 Ekim, CumaGalatasaray20:00Kasımpaşa
    10 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.13:30Amed
    10 Ekim, CumartesiAlanyaspor16:00Erzurumspor FK
    10 Ekim, CumartesiSamsunspor16:00Trabzonspor
    10 Ekim, CumartesiRizespor19:00Fenerbahçe
    11 Ekim, PazarKonyaspor13:30Başakşehir
    11 Ekim, PazarGaziantep FK16:00Çorum FK
    11 Ekim, PazarBeşiktaş19:00Kocaelispor
    12 Ekim, PazartesiEyüpspor20:00Göztepe
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor8611--1219
    2Bursaspor8611--919
    3Iğdır FK8512--516
    4Batman Petrolspor8512--216
    5Sarıyer8422--214
    6Keçiörengücü8341--713
    7Mardin 19698332--412
    8Antalyaspor8404--112
    9Fatih Karagümrük8332--112
    10Muğlaspor8251--111
    11Bandırmaspor8242--710
    12Pendikspor8242---310
    13Manisa F.K.8233--09
    14Bodrum FK8152--18
    15Sivasspor8152---28
    16Ümraniyespor8134---36
    17Esenler Erokspor8053---65
    18İstanbulspor8125---125
    19Vanspor FK8134---94
    20Boluspor8017---171
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    9 Ekim, CumaSivasspor17:00Pendikspor
    9 Ekim, CumaBodrum FK17:00Keçiörengücü
    9 Ekim, CumaÜmraniyespor20:00Sarıyer
    9 Ekim, CumaVanspor FK20:00Bandırmaspor
    10 Ekim, CumartesiBoluspor13:30Antalyaspor
    10 Ekim, CumartesiIğdır FK16:00Batman Petrolspor
    10 Ekim, CumartesiKayserispor19:00Manisa F.K.
    10 Ekim, Cumartesiİstanbulspor19:00Esenler Erokspor
    11 Ekim, PazarFatih Karagümrük16:00Muğlaspor
    11 Ekim, PazarBursaspor19:00Mardin 1969
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Elazığspor4310--910
    2Muş Sport Klübü4310--710
    3Aliağa FAŞ4301--19
    4Güzide Gebzespor4220--38
    5Çorluspor 19474211--57
    6Erbaaspor4211--37
    7İnegöl Kafkas Gençlik4211--37
    8Somaspor4211--17
    9Menemen FK4202---26
    1068 Aksaray Belediyespor4121--25
    11Şanlıurfaspor4121--05
    12Isparta 32 Spor4112---14
    13Ankaraspor4103---43
    14Sebat Gençlikspor4013---41
    15Arnavutköy Belediyespor4004---80
    16Kastamonuspor4103---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    3 Ekim, CumartesiErbaaspor15:00Aliağa FAŞ
    3 Ekim, Cumartesiİnegöl Kafkas Gençlik15:30Muş Sport Klübü
    3 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Adana Demirspor
    3 Ekim, CumartesiIsparta 32 Spor19:00Hatayspor
    3 Ekim, CumartesiSomaspor19:00Sebat Gençlikspor
    4 Ekim, PazarKastamonuspor15:00Arnavutköy Belediyespor
    68 Aksaray BelediyesporElazığspor19:00Çorluspor 1947
    5 Ekim, PazartesiŞanlıurfaspor19:00Güzide Gebzespor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor4400--1212
    2Niğde Belediyesispor4400--812
    3Karaköprü Belediyespor4400--712
    4Mazıdağı Fosfatspor4310--810
    5Talasgücü Belediyespor4310--310
    6Kırşehir Belediyespor4301--99
    7Bitlis Özgüzelderespor4301--69
    8Yeni Mersin Idmanyurdu4202---16
    9Adana Adaletgucu4112--24
    10Ağrı 19704112---14
    11Silifke Belediyespor4112---34
    12Osmaniyespor4103---43
    13Karaman FK4103---43
    14Yozgat Bld Bozokspor4103---73
    15Kırıkkale Büyük Anadolu4013---51
    16Diyarbekirspor4013---51
    17Yeni Malatyaspor4013---91
    18Adanaspor4004---160
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    3 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:30Karaköprü Belediyespor
    3 Ekim, CumartesiAğrı 197014:30Diyarbekirspor
    3 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:30Adana Adaletgucu
    3 Ekim, CumartesiAdanaspor15:00Mazıdağı Fosfatspor
    3 Ekim, CumartesiKaraman FK15:00Kırşehir Belediyespor
    3 Ekim, CumartesiKırıkkale Büyük Anadolu15:00Yeni Mersin Idmanyurdu
    3 Ekim, CumartesiOsmaniyespor15:00Talasgücü Belediyespor
    3 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor15:00Niğde Belediyesispor
    3 Ekim, CumartesiYozgat Bld Bozokspor19:00Yeşilyurt Belediyespor
    Son güncelleme: 28.09.2026 03:00:21