Tarihte 'Zalime Karşı Dik Duran Kızılbaş Duruşu' Çıkarlar Uğruna Yok Edildi
Mehmet Ali DEMİRKızılbaşlık, genellikle Alevi inancını ve onunla ilişkilendirilen tarihsel bir kimliği temsil eder. Zalime karşı dik durma ise, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde kararlılıkla duruş sergiledikleri bu konuda baş verseler de boyun eğmediklerinden gelir.
Kızılbaşlık, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yaşayan insanlar arasında yaygın olan bir yol ve felsefi yaşam sistemidir. Bu yol, eşitlik, hoşgörü, adalet ve insan hakları gibi temel değerlere büyük önem verir. Tarih boyunca, Kızılbaşlar genellikle yol erkan ve yaşam sistematiğinden dolayı onlarca katliama uğramış, ayrımcılığa ve zulme maruz kalmıştır.
Yapılan onca katliam, baskı ve zulme karşı ne geleneklerinde ne de yollarında asla vazgeçmeyen bir duruş sergilenmiştir. Zulme uğrayanın yanında durmak ve mücadele etmek, Kızılbaş geleneğinin temel özelliklerindendir. Bu tutumu örneklerle açıklamak gerekirse, Hızır Paşa'nın vali olduktan sonra halka yönelik yaptığı zulme karşı çıkan Pir Sultana 'Pirim, gel sarayımda birlikte yaşayalım, sana krallara layık bir yaşam sunayım' teklifine karşılık, Pir Sultan'ın 'Önüme koyduğun sofrada ben değil, ben benim itlerim bile halkın alın terinde çalınanı yemez' cevabı vermesi önemli bir örnektir. Bundan dolayı Pir Sultan Hızır Paşa tarafından asılarak idam edilmiştir. Ancak, bu tür tutumlar artık sadece tarihte kalmış birer Kızılbaş duruşu olarak karşımıza çıkıyor.
Bugün ise, o halkın alın terinden çalınan sofradan bazı Alevi liderleri ve pirleri pay almak için kavga etmektedir. Bu durum, geçmişteki idealizmin ve zulme karşı duruşun yerini, bazılarının kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesine bırakmıştır.
Günümüzde 'zalime karşı dik durma' veya Kızılbaş duruşu, geçmişte olduğu gibi belirgin bir şekilde ifade edilmiyor artık. Toplumsal değişimler, farkındalık artışı ve modernizasyon, devlet baskısı ve ekonomik güçle insanlar satın alarak, asimile edilerek yok ediliyor. Bazıları bu duruşu Pirlerinin yol önderlerinden aldığı o güçlü şekliyle geleneksel olarak sürdürmeye devam ederken, birçok kişi dernek, federasyon ve konfederasyon başkanları bunu kendi çıkarları için devlet erkine pazarlamaktan kaçınmıyor.
Öte yandan, günümüzde insan hakları, adalet ve eşitlik gibi konuların önemi giderek artmakta ve birçok insan, bu değerlere uygun olarak hareket etme çabası içindedir. Kızılbaşların temsil ettiği değerler, insan hakları mücadelesi bağlamında da etkili olabilir ve bu değerler, zalime karşı dik duruşun yeni formlarında kendini gösterebilir.
Sonuç olarak, Kızılbaşların zalime karşı dik durma duruşu, tarihsel olarak çok büyük öneme sahip olsa da, günümüzde değişen dünyada değişen toplumsal ve kültürel dinamikler, insanların duruşlarını ve mücadelenin özünden koparılarak, çıkar koltuk egolarına kurban vermiştir.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















