Süleyman Soylu günümüz Kerbelası’nda Yezid’in Temsilcisidir
Mehmet Ali DEMİRNedeni ne olursa olsun kim nasıl algılarsa algılasın, Kerbela'da yaşananlara bakıldığında hem ordu ve güç hemde etrafı çevrilip hiç bir çıkış yolu bırakılmamış insanlara yapılan zülüm, zalim ile mazlumun savaşının adı olmuştur. İmam Hüseyin’in 72 yoldaşıyla birlikte kendi inancı ve iktidarı için Yezit’in binlerce kişiden oluşan ordusuna karşı biat etmeyen teslim olmayan bir direniş sergilemiştir.
Peki o zaman Süleyman Soylu’nun bugün İçişleri Bakanı olduğu hükümeti ve kendisi kimi temsil ediyor?
AKP eski Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner A Haber'de katıldığı programda canlı yayın esnasında "Hüseyin ile Yezit karşı karşıya geldiğinde bizim tavrımız Yezit’den yanadır" demişti. Bugün İçişleri Bakanı olduğu AKP-MHP iktidarının birçok insana Kerbela’yı yaşattığı ortadayken; Süleyman Soylu, 6-7 Ekim 2014'teki Kobani olaylarının 6 yıl sonrasında açılan dava ve tutuklamalara gelen tepkiler karşısında Kerbela’yı örnek vermiştir. Ama görülüyor ve biliniyor ki, Metiner’in dediği gibi burada Soylu Yezit’ten taraftır. Yani zûlme uğrayan değil zûlüm yapandır.
Günümüzde Ortadoğu ve ülkemizde çatıştırılan farklı kimlik ve inançların, temelinde "yezit" iktidarları ve o zihniyetinin politikaları yatmaktadır. Bu zihniyet, kadim tarih boyunca zulmünü ve barbarlığını sürdürerek insana ait olan her değeri yok etmeye devam etmektedir.
Soylu şunu bilmeli; Kerbela'nın bugüne kadar unutulmamasının sebebi, Kerbela’dan bu yana zulmün aynı zihniyetteki iktidarlar eliyle devam etmesininin sonucudur. Kerbela’dan beri adları Yezid olmasa da günümüz yezitleri tarafından zulmün sürdürülmesi bunun en önemli göstergesidir.
Kerbela tarihe büyük bir acı olarak geçmiştir. Ancak bugün gerek dünyada, gerek bölgede, gerekse coğrafyamızda bir şekilde yaşananlar tekerrür ediyor. Muaviye-Yezit zalimliği tüm kötülüğü ve zihniyetiyle Kerbela’yı sürdürüyor. Yezit zihniyeti iktidar hırsıyla yine insanlığa zulmediyor, yine kan döküyor.
Adaletsizlik iktidarının İçişleri başkanı Soylu, bu süreçte sürekli yeni cezaevleri yaparak kendilerine biat etmeyen insanları bu zindanlara doldurmuştur. Soylu’nun iktidarı sürecinde Adaletin sadece adı kalmıştır. Gözaltılar, işkenceler en üst seviyelere çıkmıştır. Bu süreçte adalet için insanlar bedenlerini ölüme yatırıp yaşamlarını yitirmiştir. Yaratılan gizli tanıklar marifetiyle, insanlara onlarca yıl cezalar verilmiştir. Ekmek ve adalet için sokağa çıkan insanlara gazla, copla tazyikli suyla saldırılmıştır. Daha iki hafta önce 2 köylü işkenceden sonra helikopterden atılmış bu köylülerden biri hastanede yaşamını yitirmiştir.
Sanatçılar, gazeteciler, zulme direnen ve biat etmeyen herkes ceza evlerine konulmuş, Can Dündar’ın mal varlığına el koyulmuştur.
Bu iktidar döneminden 6-7 Ekim olayları dahil Parlamentoda muhalefet partilerinin verdiği araştırma önergeleri, AKP-MHP üyelerince reddedilerek, gerçeklerin ortaya çıkılması önlenmiştir.
Yani öyle mecazi anlamda da değil. AKP-MHP iktidarı insanları, aç susuz adaletsiz bırakarak ölümlerine neden olmuştur. Bu nedenlerden dolayı bu iktidarın iç işleri bakanı ancak ve ancak Yezid’in temsilcisi olur.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















