Saygı İle Kutsallaştırma Arasında: Kızılbaş Yolunda Eleştirel Aklın Zorunluluğu
Mehmet Ali DEMİRKızılbaş-Alevi yolunun yirmi birinci yüzyıldaki en temel meselelerinden biri, kendi tarihsel değerleriyle nasıl bir ilişki kuracağı sorusudur. Bu mesele ilk bakışta geçmişe, geleneğe ve yol büyüklerine karşı nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili görünse de gerçekte bundan çok daha derin bir felsefi soruna işaret eder: Bir değere saygı göstermek ile onu kutsallaştırmak arasındaki sınır nerede başlar?
Benim açımdan bugün Kızılbaş düşüncesinin üzerinde en fazla durması gereken meselelerden biri tam da budur.
Bir topluluk kendi tarihini, ozanlarını, pirlerini, mürşitlerini, düşünürlerini ve bedel ödemiş insanlarını elbette unutmamalıdır. Nesimi’yi, Pir Sultan Abdal’ı ve tarih boyunca Kızılbaş-Alevi yolunun düşünsel, kültürel ve toplumsal hafızasını taşıyan insanları küçümsemek, onların uğradıkları zulmü veya ortaya koydukları direnişi görmezden gelmek düşünülemez. Tarihsel hafızasını kaybeden bir toplum, kendisini meydana getiren tecrübeyi de kaybeder.
Fakat hatırlamak başka, kutsallaştırmak başkadır. Saygı başka, putlaştırmak başkadır.
Bir insanın tarihsel önemini kabul etmek, onun söylediği her sözü mutlak doğru kabul etmeyi gerektirmez. Bir ozanın direnişini sahiplenmek, onun bütün düşüncelerini zamanlar üstü hakikatlere dönüştürmek anlamına gelmez. Bir pirin yol için ödediği bedeli görmek, onu yanılmaz bir varlık olarak kabul etmeyi zorunlu kılmaz.
Tam tersine, insanı insan yapan şeylerden biri yanılabilir olmasıdır.
Nesimi de insandı. Pir Sultan da insandı. Pirler, mürşitler, dedeler, ozanlar ve yol önderleri de kendi tarihsel zamanlarının insanlarıydı. Her biri kendi çağının bilgisinin, siyasal koşullarının, toplumsal ilişkilerinin, dilinin ve düşünsel imkânlarının içerisinde yaşadı. Onları gerçekten anlamak istiyorsak önce onları gökten yere indirmemiz, yani tarihsel insanlar olarak değerlendirmemiz gerekir.
Bu onları küçültmez.
Aksine onları daha anlaşılır, daha sahici ve daha değerli kılar.
Tarihsel İnsan ile Kutsal Figür Arasındaki Fark
Felsefi düşüncenin başladığı yerlerden biri, hiçbir insanın eleştirinin dışında tutulmamasıdır.
Bir kişiyi eleştirilemez hâle getirdiğiniz anda, düşünceyi durdurmaya başlarsınız. Çünkü eleştiri yalnızca yanlış aramak değildir. Eleştiri; anlamak, karşılaştırmak, tarihsel koşulları incelemek, doğru olanı yanlış olandan ayırmak ve gerektiğinde geçmişten devralınanı yeniden yorumlamak demektir.
Dolayısıyla birisi Pir Sultan’ın bir sözünü tartıştığında ona, “Sen kim oluyorsun da Pir Sultan’ı eleştiriyorsun?” demek Kızılbaş düşüncesini korumaz. Birisi Nesimi’nin bir düşüncesini sorguladığında, “Nesimi sorgulanamaz” demek Nesimi’ye saygı değildir.
Bu tavır, insanı kutsal otoriteye dönüştürür.
Aynı durum Ali, imamlar, pirler, mürşitler veya başka tarihsel şahsiyetler için de geçerlidir. Hiçbir tarihsel kişilik, yalnızca toplumun ona duyduğu sevgi nedeniyle aklın ve eleştirinin dışına çıkarılmamalıdır.
Çünkü eleştirilemeyen kişi zaman içerisinde otoriteye, otorite dogmaya, dogma ise düşünsel itaate dönüşür.
Oysa Kızılbaşlık açısından sorulması gereken soru, “Bunu kim söyledi?” sorusundan önce “Söylenen şey doğru mudur?” sorusudur.
Bir düşüncenin doğruluğunu, onu söyleyen kişinin makamı belirleyemez.
Doğru, pir söylediği için doğru değildir.
Yanlış da sıradan bir insan söylediği için yanlış değildir.
Sözün değeri söyleyen kişinin kutsallığından değil; gerçekle, insanla, yaşamla ve akılla kurduğu ilişkiden doğmalıdır.
Bilginin Tarihselliğini Kabul Etmek
Burada ikinci önemli mesele bilginin tarihsel niteliğidir.
Bundan yüz yıl önce yaşayan bir insanın bilgiye ulaşma imkânıyla bugün yaşayan insanın bilgiye ulaşma imkânı aynı değildir. Beş yüz yıl önce yaşayan bir ozanın evren, insan, doğa, hastalık, toplum veya tarih hakkında sahip olabileceği bilgilerle bugünkü bilimsel bilgi birikimi karşılaştırılamaz.
Bu, geçmişte yaşayan insanların daha az zeki olduğu anlamına gelmez.
Mesele zeka değil, bilgiye ulaşma koşullarıdır.
İnsanlık bilgiyi biriktirerek ilerler. Bilim tam da bu nedenle kendisini sürekli düzeltir. Dün doğru kabul edilen bir düşünce bugün yeni kanıtlarla yanlışlanabilir. Bugünkü bilgilerimizin bir bölümü de gelecekte değişebilir.
Bilimsel düşüncenin gücü “Ben mutlak hakikati buldum” demesinde değildir.
Tam tersine gücü, “Elimdeki kanıtlar değişirse düşüncemi değiştirebilirim” diyebilmesindedir.
Kızılbaş-Alevi düşüncesinin çağdaş dünyayla kuracağı ilişkinin temelinde de böyle bir epistemolojik tevazu bulunmalıdır.
Geçmiş bize miras bırakır; fakat geçmiş bizim üzerimizde hüküm süren bir mahkeme değildir.
Biz geçmişin çocuklarıyız ama geçmişin mahkûmları olmak zorunda değiliz.
“Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır”
Alevi çevrelerinde güçlü bir ilke hâline gelmiş olan “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözü, bugün yalnızca törenlerde tekrarlanan güzel bir cümle olarak kalmamalıdır.
Eğer gerçekten bilimi esas alıyorsak bunun sonuçlarına da razı olmak zorundayız.
Bilim soru sorar.
Bilim kuşku duyar.
Bilim kanıt ister.
Bilim otoritenin kim olduğuna değil, ortaya konulan iddianın ne ölçüde doğrulanabildiğine bakar.
Ve bilim gerektiğinde kendi önceki bilgisini bile değiştirir.
Öyleyse bir taraftan “bilim” deyip diğer taraftan bazı tarihsel kişilikleri sorgulanamaz ilan etmek büyük bir düşünsel çelişkidir.
Bilimsel düşünceyi kabul etmek, yalnızca modern teknolojiyi kullanmak değildir. Telefon kullanmak, üniversite okumak, bilgisayar kullanmak veya modern tıbbın imkanlarından yararlanmak tek başına bilimsel düşünce anlamına gelmez.
Bilimsel düşünce öncelikle bir zihinsel ahlaktır:
Kanıt karşısında fikrini değiştirebilme cesaretidir.
Bilmediğini söyleyebilme erdemidir.
Otorite karşısında soru sorabilme özgürlüğüdür.
Ve en önemlisi, sevdiğimiz insanların bile yanılabileceğini kabul edebilme olgunluğudur.
Geleneği Dondurmak, Yolu Yaşatmak Değildir
Bir inanç veya düşünce sistemi geçmişte söylenmiş bütün sözleri değişmez hakikatlere dönüştürmeye başladığında giderek dogmatikleşir.
Bu noktada yol artık yaşayan bir düşünce olmaktan çıkar ve korunması gereken bir müzeye dönüşür.
Oysa yaşayan gelenek değişir.
Yorumlar.
Kendisini yeniler.
Yeni sorulara yeni cevaplar üretir.
Bir ağacın yaşayabilmesi için köklerine ihtiyacı vardır; fakat ağaç yalnızca kökten ibaret değildir. Kök geçmiştedir, dallar bugünde büyür, meyve ise geleceğe aittir.
Kızılbaşlık da yalnızca geçmişte söylenenleri tekrar ederek yaşayamaz.
Pir Sultan’ın sözlerini ezberlemek mümkündür. Nesimi’nin şiirlerini okumak mümkündür. Eski erkânları olduğu gibi tekrar etmek de mümkündür. Fakat asıl soru şudur:
Bugünün insanına ne söylüyoruz?
Yapay zekanın, genetik biliminin, uzay araştırmalarının, dijital dünyanın, iklim krizinin, yeni toplumsal ilişkilerin ve olağanüstü hızlı bilgi üretiminin yaşandığı yirmi birinci yüzyılda Kızılbaş düşüncesinin sözü nedir?
Beş yüz yıl önce verilmiş cevapları tekrarlamak, bugünün sorularına cevap vermek değildir.
Yol geçmişten gelir; fakat geleceğe yürümek zorundadır.
Mitoloji ile Hakikati Birbirinden Ayırmak
Özellikle çocukların ve gençlerin eğitiminde bu ayrım büyük önem taşımaktadır.
Her toplumun mitleri, menkıbeleri ve sembolik anlatıları olabilir. Bunlar kültürel hafızanın parçalarıdır. Tamamen yok edilmeleri gerekmez. Fakat mitoloji mitoloji olarak anlatılmalıdır.
Bir çocuğa sembolik bir anlatıyı tarihsel veya bilimsel gerçekmiş gibi öğretmek, onun dünyayı kavrama biçimini etkiler.
Çocuk soru sorduğunda “Böyle olduğuna inanacaksın” demek yerine, “Atalarımız bunu böyle anlatmış; bunun tarihsel ve sembolik anlamını birlikte düşünelim” diyebilmeliyiz.
Aradaki fark küçümsenmemelidir.
Birincisi itaat üretir.
İkincisi düşünce üretir.
Kızılbaş-Alevi toplumunun gençleri hurafelerden koruması gerektiği kadar kendi ürettiği veya tarih boyunca devraldığı hurafeleri de sorgulayabilmesi gerekir.
Çünkü hurafenin “bizim hurafemiz” olması onu bilimsel gerçek hâline getirmez.
Gençler Neden Uzaklaşıyor?
Bugün gençlerin geleneksel kurumlardan uzaklaşmasını yalnızca “gençler değerlerini bilmiyor” diyerek açıklamak kolaycılıktır.
Belki de tersinden sormamız gerekiyor:
Biz gençlerin sorularına cevap verebiliyor muyuz?
Bir genç tarihsel bir şahsiyeti sorguladığında onu susturuyorsak, mitolojik bir anlatının gerçekliğini sorduğunda “sorgulama” diyorsak, bilimsel bilgiyle geleneksel anlatı çeliştiğinde bilim yerine geleneği tercih etmesini istiyorsak, o gençten eleştirel düşünmesini nasıl bekleyebiliriz?
Gençlerin kurumlardan uzaklaşmasının nedenlerinden biri de bu düşünsel mesafe olabilir.
Genç insan, kendisine hazır cevaplardan önce düşünme özgürlüğü verilmesini ister.
Dolayısıyla gençleri yola bağlamanın yöntemi onların zihnini geçmişe zincirlemek değildir.
Tam tersine, onlara düşünmenin bütün kapılarını açmaktır.
Eleştiri Saygısızlık Değildir
Kızılbaş toplumunun yeniden öğrenmesi gereken en önemli ayrımlardan biri budur:
Eleştiri ile hakaret aynı şey değildir.
Bir insanın düşüncesini eleştirmek, onun çektiği acıları küçümsemek değildir.
Pir Sultan’ın tarihsel direnişine saygı duyup bazı düşüncelerini tartışabiliriz.
Nesimi’nin uğradığı zulmü unutmadan onun düşünce dünyasını tarihsel ve felsefi açıdan çözümleyebiliriz.
Ali’ye, imamlara, pir ve mürşitlere ilişkin tarihsel anlatıları eleştirel yöntemlerle inceleyebiliriz.
Buradaki temel ilke şudur:
İnsana saygı göstermek, düşünceye dokunulmazlık vermek değildir.
Hatta bir düşünürü gerçekten ciddiye almak, onun düşüncelerini tartışmaya açmaktır. Çünkü yalnızca kutsal nesneler tartışılmaz; düşünceler ise tartışılmak için vardır.
Kızılbaşlık Bir Otorite Dini Olmamalıdır
Kızılbaş-Alevi düşüncesinin tarihsel özgünlüğünü koruması bakımından başka bir tehlike daha bulunmaktadır: Yolun zaman içerisinde eleştirdiği otoriter din modellerine benzemesi.
Eğer biz de “Birisi söylemiş, dolayısıyla doğrudur” demeye başlarsak sorun burada başlar.
Eğer biz de geçmişte yaşamış insanlara yanılmazlık atfedersek sorun burada başlar.
Eğer biz de bazı sözleri tarihsel bağlamından koparıp değişmez hükümler hâline getirirsek sorun burada başlar.
Çünkü isimler değişse bile düşüncenin yapısı aynı kalabilir.
Bir tarafta peygamberin veya kutsal kitabın tartışılmaz otoritesi bulunurken diğer tarafta pirin, mürşidin veya ozanın tartışılmaz otoritesini kurarsak, otoritenin yalnızca adını değiştirmiş oluruz.
Kızılbaş düşüncesinin geleceği yeni kutsallar üretmekte değil, kutsallaştırmanın kendisini sorgulayabilmekte yatmaktadır.
Yirmi Birinci Yüzyılın Kızılbaşlığı
Öyleyse önümüzde temel bir görev bulunmaktadır:
Kızılbaşlık yirmi birinci yüzyılda kendi felsefesini yeniden düşünmelidir.
Bu, geçmişi silmek değildir.
Geçmişi yeniden okumaktır.
Bu, pirleri reddetmek değildir.
Pirleri tarihsel bağlamlarına yerleştirmektir.
Bu, geleneği yok etmek değildir.
Geleneğin yaşayan tarafıyla donmuş tarafını birbirinden ayırmaktır.
Bu, inancı küçümsemek değildir.
İnancın insan aklını esir almasına izin vermemektir.
Bize gereken şey geçmişsiz bir gelecek değildir. Bize gereken, geçmişin birikimini taşıyan fakat geleceğin karşısına geçmişin zincirleriyle çıkmayan bir Kızılbaş düşüncesidir.
Bunun için tarih bilimine ihtiyacımız var.
Felsefeye ihtiyacımız var.
Sosyolojiye, psikolojiye, antropolojiye, doğa bilimlerine ihtiyacımız var.
Sanata ve edebiyata ihtiyacımız var.
Ve hepsinden önemlisi soru sormaktan korkmayan özgür insanlara ihtiyacımız var.
Çünkü yol ancak yüründüğü müddetçe yoldur.
Yürümeyen yol, zamanla hatıraya dönüşür.
Bunfan dolayı. Geçmişe Saygı, Geleceğe Sorumluluk
Bizim Pir Sultan’a borcumuz onu putlaştırmak değildir.
Nesimi’ye borcumuz onun bütün sözlerini değişmez hakikat ilan etmek değildir.
Geçmişte bedel ödemiş Kızılbaşlara borcumuz onların isimlerinin arkasına saklanmak hiç değildir.
Onlara karşı asıl sorumluluğumuz, kendi çağımızın hakikatini arayabilecek cesareti gösterebilmektir.
Onlar kendi dönemlerinin koşulları içerisinde düşündüler, söylediler, direndiler ve bedel ödediler.
Biz de kendi çağımızın sorumluluğunu üstlenmeliyiz.
Bugünün bilgisiyle düşünmeliyiz.
Bugünün sorunlarını görmeliyiz.
Bilimsel bilginin değişebilirliğini kabul etmeli, eleştirel aklı korumalı ve çocuklarımıza korkmadan soru sormayı öğretmeliyiz.
Kızılbaşlık geçmişin sözlerini sonsuza kadar tekrar etmekten ibaret olacaksa, zaman içerisinde kendi canlılığını kaybeder. Fakat geçmişin insanlık, eşitlik, adalet, paylaşım ve direniş mirasını çağdaş bilimsel düşünceyle yeniden yorumlayabilirse geleceğe söz söylemeye devam edebilir.
Bu nedenle mesele geçmişi yıkmak değildir.
Mesele geçmişi kutsallığın sisinden çıkarıp düşüncenin ışığına taşımaktır.
Ne inkar ne putlaştırma.
Ne köksüzlük ne dogma.
Geçmişe saygı, bugüne eleştirel akıl ve geleceğe karşı sorumluluk.
Yirmi birinci yüzyıl Kızılbaşlığının önündeki yolun temel ilkelerinden biri bu olmalıdır.
Çünkü bir yol, soru sormayı yasakladığı gün yol olmaktan çıkar; itaate dönüşür.
Ve insanın önünü açan bir öğretinin görevi insanı itaate çağırmak değil, insanı özgürleştirmektir.İsterseniz bunu bir sonraki aşamada daha sert, akademik ve felsefi bir üslupla, özellikle dogmatizm, tarihselcilik, epistemoloji, mit–logos ayrımı ve eleştirel akıl kavramları üzerinden bir düşünce dergisine yayımlanabilecek seviyeye de taşıyabilirim.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Demirtaş’tan Yeni Sürece Örtülü Eleştiri Mi? Mektuptaki MGK, Adalet ve İrade Mesajları
- Bilimin Işığında Kızılbaşlık Geçmişe Saygı ve Hakikate Bağlılıktır
- Pir Bektaş Veli’yi Anmak Değil, Anlamak
- Cemaatler Zenginleşirken Halk Yoksullaştı
- Mekke Paktı Kimin Projesi?
- HÜDA PAR'ın Gülistan Kılıç Koçyiğit'i Hedef Göstermesi
- AKP ile Devlet Arasında Bir Fay Hattı mı Oluşuyor?
- Trump Sevgisinin Gölgesinde Kaybolan Vicdan: AKP’li İslami Çevrelere Sorular
- Yeni Ortadoğu Düzeninde Türkiye: Barış mı, Kontrollü Teslimiyet mi?
- Kör İtaatin Karşısında İnsan Olmak
- Gerçeğin Peşinden Gitmek mi, Kalabalığın Peşine Takılmak mı?
- 33 Yıldır Aynı Yerdeyiz: Yolun Adına Konuşanlar, Yolun Kendisine Ne Yaptı?
BİZİ TAKİP EDİN
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR
PUAN DURUMU
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Galatasaray | 4 | 3 | 1 | 0 | - | - | 6 | 10 |
| 2 | Beşiktaş | 4 | 3 | 0 | 1 | - | - | 5 | 9 |
| 3 | Kocaelispor | 4 | 3 | 0 | 1 | - | - | 2 | 9 |
| 4 | Trabzonspor | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | 5 | 7 |
| 5 | Amed | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | 2 | 7 |
| 6 | Gençlerbirliği S.K. | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | -3 | 7 |
| 7 | Fenerbahçe | 4 | 2 | 0 | 2 | - | - | 2 | 6 |
| 8 | Kasımpaşa | 4 | 1 | 3 | 0 | - | - | 1 | 6 |
| 9 | Rizespor | 3 | 2 | 0 | 1 | - | - | 0 | 6 |
| 10 | Başakşehir | 4 | 1 | 1 | 2 | - | - | 0 | 4 |
| 11 | Gaziantep FK | 3 | 1 | 1 | 1 | - | - | 0 | 4 |
| 12 | Alanyaspor | 3 | 1 | 1 | 1 | - | - | 0 | 4 |
| 13 | Samsunspor | 4 | 1 | 1 | 2 | - | - | -1 | 4 |
| 14 | Çorum FK | 4 | 1 | 1 | 2 | - | - | -2 | 4 |
| 15 | Erzurumspor FK | 4 | 1 | 1 | 2 | - | - | -6 | 4 |
| 16 | Eyüpspor | 4 | 1 | 0 | 3 | - | - | -4 | 3 |
| 17 | Göztepe | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -2 | 1 |
| 18 | Konyaspor | 4 | 0 | 0 | 4 | - | - | -5 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 4 Eylül, Cuma | Başakşehir | 2-3 | Galatasaray |
| 5 Eylül, Cumartesi | Erzurumspor FK | 1-0 | Konyaspor |
| 5 Eylül, Cumartesi | Fenerbahçe | 1-2 | Beşiktaş |
| Dün | Kasımpaşa | 2-2 | Amed |
| Dün | Çorum FK | 3-0 | Eyüpspor |
| Dün | Trabzonspor | 5-0 | Gençlerbirliği S.K. |
| Dün | Kocaelispor | 1-0 | Samsunspor |
| Bugün | Göztepe | 20:00 | Gaziantep FK |
| Bugün | Rizespor | 20:00 | Alanyaspor |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Batman Petrolspor | 6 | 5 | 1 | 0 | - | - | 7 | 16 |
| 2 | Bursaspor | 5 | 4 | 0 | 1 | - | - | 7 | 12 |
| 3 | Keçiörengücü | 6 | 3 | 2 | 1 | - | - | 7 | 11 |
| 4 | Kayserispor | 5 | 3 | 1 | 1 | - | - | 4 | 10 |
| 5 | Sarıyer | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 1 | 10 |
| 6 | Bandırmaspor | 6 | 2 | 3 | 1 | - | - | 8 | 9 |
| 7 | Mardin 1969 | 5 | 2 | 3 | 0 | - | - | 5 | 9 |
| 8 | Iğdır FK | 5 | 3 | 0 | 2 | - | - | 3 | 9 |
| 9 | Muğlaspor | 6 | 2 | 3 | 1 | - | - | 1 | 9 |
| 10 | Manisa F.K. | 5 | 2 | 2 | 1 | - | - | 2 | 8 |
| 11 | Fatih Karagümrük | 6 | 2 | 2 | 2 | - | - | -1 | 8 |
| 12 | Pendikspor | 6 | 2 | 2 | 2 | - | - | -3 | 8 |
| 13 | Sivasspor | 6 | 1 | 3 | 2 | - | - | -2 | 6 |
| 14 | Antalyaspor | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -3 | 6 |
| 15 | Vanspor FK | 6 | 1 | 2 | 3 | - | - | -6 | 5 |
| 16 | Esenler Erokspor | 5 | 0 | 4 | 1 | - | - | -1 | 4 |
| 17 | Bodrum FK | 5 | 0 | 4 | 1 | - | - | -2 | 4 |
| 18 | Ümraniyespor | 6 | 0 | 3 | 3 | - | - | -3 | 3 |
| 19 | İstanbulspor | 5 | 0 | 2 | 3 | - | - | -8 | 2 |
| 20 | Boluspor | 6 | 0 | 0 | 6 | - | - | -16 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 5 Eylül, Cumartesi | Bandırmaspor | 6-0 | Boluspor |
| 5 Eylül, Cumartesi | Keçiörengücü | 3-0 | Sarıyer |
| 5 Eylül, Cumartesi | Pendikspor | 1-0 | Ümraniyespor |
| Dün | Antalyaspor | 1-2 | Sivasspor |
| Dün | Batman Petrolspor | 4-3 | Fatih Karagümrük |
| Dün | Muğlaspor | 2-2 | Vanspor FK |
| Bugün | İstanbulspor | 17:00 | Iğdır FK |
| Bugün | Esenler Erokspor | 17:00 | Kayserispor |
| Bugün | Manisa F.K. | 20:00 | Bursaspor |
| Bugün | Mardin 1969 | 20:00 | Bodrum FK |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Çorluspor 1947 | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 5 | 3 |
| 2 | Aliağa FAŞ | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 3 | 3 |
| 3 | Elazığspor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 4 | İnegöl Kafkas Gençlik | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 5 | Güzide Gebzespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 6 | Şanlıurfaspor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | 3 |
| 7 | Erbaaspor | 1 | 0 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 8 | Muş Sport Klübü | 1 | 0 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 9 | 68 Aksaray Belediyespor | 1 | 0 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 10 | Somaspor | 1 | 0 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 11 | Isparta 32 Spor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -1 | 0 |
| 12 | Ankaraspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -1 | 0 |
| 13 | Menemen FK | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 14 | Sebat Gençlikspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 15 | Arnavutköy Belediyespor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -3 | 0 |
| 16 | Kastamonuspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -5 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| Güncel fikstür verisi şu anda alınamadı. | |||
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Kırşehir Belediyespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 4 | 3 |
| 2 | Karaköprü Belediyespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 3 | Mazıdağı Fosfatspor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 4 | Bitlis Özgüzelderespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 5 | Niğde Belediyesispor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 2 | 3 |
| 6 | Osmaniyespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | 3 |
| 7 | Talasgücü Belediyespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | 3 |
| 8 | Yeşilyurt Belediyespor | 1 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | 3 |
| 9 | Adana Adaletgucu | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -1 | 0 |
| 10 | Ağrı 1970 | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -1 | 0 |
| 11 | Diyarbekirspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -1 | 0 |
| 12 | Kırıkkale Büyük Anadolu | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 13 | Yeni Mersin Idmanyurdu | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 14 | Adanaspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 15 | Silifke Belediyespor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -2 | 0 |
| 16 | Yozgat Bld Bozokspor | 1 | 0 | 0 | 1 | - | - | -4 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 12 Eylül, Cumartesi | Kırşehir Belediyespor | 15:30 | Yeni Malatyaspor |
| 12 Eylül, Cumartesi | Karaman FK | 15:30 | Bitlis Özgüzelderespor |
| 12 Eylül, Cumartesi | Talasgücü Belediyespor | 15:30 | Yeni Mersin Idmanyurdu |
| 12 Eylül, Cumartesi | Adana Adaletgucu | 15:30 | Adanaspor |
| 12 Eylül, Cumartesi | Yeşilyurt Belediyespor | 19:00 | Kırıkkale Büyük Anadolu |
| 12 Eylül, Cumartesi | Niğde Belediyesispor | 19:00 | Yozgat Bld Bozokspor |
| 13 Eylül, Pazar | Karaköprü Belediyespor | 15:30 | Osmaniyespor |
| 13 Eylül, Pazar | Mazıdağı Fosfatspor | 15:30 | Diyarbekirspor |
| 13 Eylül, Pazar | Silifke Belediyespor | 15:30 | Ağrı 1970 |

















