Mehmet Ali DEMİR

Peki Erdoğan diktatör mü?

Mehmet Ali DEMİR
  20-07-2018 01:45:00

 

Siyasi düşünce jargonu; hukuki ya da siyasi hiçbir unsurun, herhangi bir kısıtlaması olmaksızın, sürdürülen otoriter ve totaliter mutlak yönetim tarzlarını adlandırmada hayli zengindir. Despot, tiran, otokrat, diktatör, führer, duce, el caudillo, vodca, leider, el jefe, ebedi şef, milli şef bunlardan sadece birkaçıdır.

 

 20. Yüzyıl itibarıyla her ne hikmetse, belki de yeşerdiği toprakların ilk emperyal dil olmasından kaynaklı, bu kelimelerden diktatör, diktatörlük ön plana çıkmış ve beynelmilel bir nitelemeye dönüşmüştür.

 

 Bu anlamıyla diktatörlük; hukuki ya da siyasi hiçbir unsurun herhangi bir kısıtlaması olmaksızın, sürdürülen otoriter ve totaliter mutlak yönetim tarzını ifade eder.

 

Bizim ülkemizde Serbest ve demokratik seçimlerle iktidara gelen ve iktidarda kalan Tayyip Erdoğan’ın bir tiran veya despot değil ama bir diktatör özelliklerini sergilediğini mutlak.

 

Örneğin, Taksim’de Topçu Kışlası muhakkak yapılacaktır diyerek, bir belediye başkanının yetkisinde olan bir konuyu şahsileştirmesi, bu konuda önüne çıkan yargı engelini de kendine karşı komplonun bir parçası olarak tanımlaması küçük ama anlamlı bir örnektir.

 

Başbakanlık döneminde,  Recep Tayyip Erdoğan, “Konya Ekonomi Ödülleri 2012’’ töreninde yaptığı konuşmada bürokratik oligarşi ve yargının kendileri önünde engel olduğunu söylemekte.

 

İdare bir diktatörlük yani geçici bir diktatörlük, otorite parti ya da oligarşi bir grubun elindedir.

 

Eğer bir ülkede demokrasi yoksa, monarşi gibi halihazırda olan yönetimler diktatörlük olarak adlandırılmazlar. Güç zaten bir grubun elindedir.

 

Ancak cumhuriyetle kurularak sonradan zorla gücü elinde toplayarak, zorbalıklara başvuranlar diktatör olarak adlandırılmışlardır. Günümüzde de dünya siyasetinin büyük bir kısmı diktatörler tarafından şekillenmiştir.

 


Diktatörün belirleyici bazı özellikleri..


1) Kararları tek başına alır, zaten diğer karar alıcılar da kendisine bağlıdır.


2) Toplum hayatını sınırsızca kontrol altında tutmak ister. Farklı yaşam tarzlarını sürekli baskı altında tutar.


3) Çoğunluğun sözcüsü ve iradesidir. O iradeye dayanarak sınırsız yetki kullanır.

 

4) Hedefi için her türlü meşru ve gayrimeşru yöntemi kullanmayı kendine hak görür.

 

Peki Erdoğan diktatör mü?



Şimdi gelin bu dört özelliği Erdoğan açısından inceleyelim:

 

Erdoğan’ın kararları tek başına aldığı ortada. Öyle ki bilgisi dâhilinde olmayan kimi bakan açıklamalarına bile müdahale edip “öyle değil böyle olacak” demektedir.

 

Sıradan bir müdürlüğün yapacağı iş bile Bırakın bakanlıkları, belediyeler bile Erdoğan’dan sorulmaktadır.

 

 Bunu en iyi Gezi Parkı konusunda yaşadık. Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sözünü, belediye meclisinin kararını çiğnemiş ve “bu park AVM olacak” demiştir!

 

Erdoğan’ın toplum hayatını sınırsızca kontrol altında tutmak istediği sözlerinden anlaşılmaktadır.

 

Bir kadının kaç çocuk doğuracağına, sezaryen yapıp yapamayacağına, o çocukların hangi okula gidebileceğine, neyin sanat neyin ucube olduğuna, saat kaça kadar alkol alınabileceğine hep kendisi karar vermek istemektedir.

 

Neyin giyilebileceğine, neyin ahlaki olduğuna da o ölçüttür! Örneğin oturduğu Dolmabahçe Sarayı’nın penceresinden vapurlara bakar ve kıyafet kontrolü yapar!


Kendisine benzemeyenleri marjinal ilan eder, çoğunluğa hedef gösterir!

 

Kendisini çoğunluğun sözcüsü görür ve milletin iradesinin tek başına kendisinde toplandığını iddia eder. Açık açık “millet sandıkta iradesini bana verdi, istediğimi yaparım” der.

 

Bu onun zihniyetinde vardır zaten. Nitekim 23 Nisan törenlerinde koltuğuna oturttuğu çocuğa “artık başbakan sensin, ister asar, ister kesersin” demiştir. Ona göre demokrasi bir tramvaydır, demokrasiden yararlandıktan ve sandıktan çıktıktan sonra, istediği durakta iner!

 

Her türlü yöntemi kendine hak görür.


 

Diktatörler sandıkla gelir ama genelde sandıkla gitmezler!

 

Dünyadaki örneklerine bakıldığında diktatörler halk hareketleriyle, halkın anayasal hakkı olan direnme hakkını kullanmasıyla, halkın direnişiyle yıkılır…

 

20 Temmuz 2015’de Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde, Kobani'ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada intihar saldırısı düzenlenmiş.  IŞİD'in düzenlediği, devletin yardım edip, seyretmesi sonucu  31 kişi hayatını kaybettiği, 104 kişi de yaralandığı katliyamın yıl dönümü.

 

Bu demokrasi şehidi geçlerimizi

Saygıyla anıyoruz

 

 

 

 

 

  Bu yazı 6449 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım