Oğlum cayır cayır yanarken yağmayan yağmuradır isyanım
Mehmet Ali DEMİR“Oğlum cayır cayır yanarken yağmayan yağmura ve karadır bütün isyanım. Oğlumun yanışını izleyen gökyüzünün şimşekler çaktırıp onu söndürememesidir kızgınlığım, yağmur neden yağmadı, kar neden yağmadı?” “Oğul” dedi yasamı boyu hiç gülmedi, Derviş Cemal pirlerinden Firik Dede, 106 yaşında hakka sır olana kadar.
10 Ekim 1981. 12 Eylül darbecilerin insan eti yediği kan içtiği dönemdi. İşte o dönem yaşanır, Behzat Firik, olayı Dersimde. 2007 yılında bu dünyada yaşadığı acılarla birlikte hakka sır olan ak saçlı Firik Dede. İşkenceden sonra diri diri yakılarak katledilen Behzat’ın babası, o bilge insan…
Anlatılan odur ki, on yedi yaşındaki oğlu Behzat’ın katledişinden sonra sakallarını bir daha hiç kesmemiştir Firik Dede. Bir de, hiç konuşmamıştır neredeyse.
İste bundandır; Firik Dede’nin yağmurun, karın yağmamasına, şimşeğin çakmamasına isyanı?
Ovacık ormanlarına götürülürler iki kardeşi, Kulaksız yüzbaşı daha çok Behzat’ı kestirmiştir gözüne. Askerlerine emir verip onu bir ağaca bağlatır, hemen yanı başında kocaman bir ateş yaktırır; Karşısında ağabeyi Ekber bekletilmektedir ‘Sorgu,’ yakılan ateşte harlanmış bir kasaturayla başlar. Behzat’ın genç teni dağlanır bununla. Ama ‘ah’ deyip aman dilemez Kulaksız’ın karşısında bu genç çocuk. Mayasına aldığı suyu unutmayan çeliğe dönüşür genç iradesi. Oracıkta yakılır bedeni, ardından kurşunlanır…
Oğlu Behzat Fırik’in acısıyla yas tutan Fırik Dede’nin son sözlerinde şunları söylümişti:
“Başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. Harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. Cellada kılavuz olma halimizi evliyalarımız da kabul etmemişti. Kabul etmediği içindir ki bize “gidin ne haliniz varsa görün” demişlerdi… Bil ki oğul, bütün karanlıklar kötüdür, ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. Çünkü, seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. Bilir misin oğul, toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır? Sence bu bir tesadüf müdür? Unutma ki Dersim’in bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımız ise mazlumun sığınma evidir oğul.
“Dersim Ovacık’ta yaşayan, sözlü geleneğin son temsilcilerinden, Derviş Cemal pirlerinden Firik Dede, 106 yaşında, kendi yıkık evinde hayata gözlerini yumdu.
Oğlunun katiline ne oldu peki?
Emekli piyade albay Aytekin İçmez, Bursa’daki evinde boğazından tek kurşunla öldürülmüş olarak bulundu. Olayı TİKKO’nun kolu olarak bilinen Maoist Komünist Parti- Halk Kurtuluş Ordusu (MKP- HKO) üstlenerek, İçmez’i, 1981 yılında Dersim’de yüzbaşı rütbesiyle görev yaparken örgüt üyesi Behzat Firik’i yakarak katletti intikamını anldık dedi.
.jpg)
Zafer Yılmaz-Nehir Düşlerinde - esinlenenerek kaleme alınmıstır.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















