Kızılbaş Alevilikte Hak ve Hızır Kavramı
Mehmet Ali DEMİRKızılbaş Alevilik, binlerce yıllık köklere dayanan ve evrene, insana, doğaya bütüncül bir yaklaşımla şekillenen bir inancı temsil eder. Bu yol, insanı merkeze alan bir anlayışla, adalet ve doğayla uyumu esas alır. Hak ve Hızır kavramları, Kızılbaş Alevilik inancında özünü oluşturan iki temel unsurdur ve bu unsurlar, bu kadim inancın derin felsefi boyutunu anlamak için önemlidir.
Hak Kavramı: Evrendeki Her Şeyin Birliği
Kızılbaş Alevilikte “Hak,” evrendeki tüm varlıkların içinde mevcut olan kutsal bir özdür. Bu anlayışın temelinde, hakkın evrenin her zerresinde bulunduğu inancı yatar. Ne yedi kat gökte ne de yedi kat yerde bir tanrı kavramı vardır; çünkü bu inanca göre, hak sadece bireylerin kendi vicdanında ve doğanın ta kendisinde bulunur.
Alevilikte cennet ve cehennem kavramları, bu dünyada yaşanan hayatın kendisiyle şekillenir. Kısa süreli maddi varlığımızda yaptıklarımızla yaşarken cenneti ya da cehennemi yaratırız. İnanca göre, başka bir dünyada hesap verme ya da bir kurtuluş vaadi yoktur; çünkü her birey şimdiki zamanda kendi hakikatiyle yaşar ve şimdiki zamanda yaptıklarıyla yargılanır.
Alevilikte devir anlayışı da bu düşüncenin bir parçasıdır. Bu anlayış, bedensel varlığımızın ölümle birlikte toprağa dönüşerek yeni bir yaşama katılacağını savunur. Beden toprağa, toprak ise bitkiye can verir. Bu döngüyüe can, evrenin bir parçası olarak sonsuza dek süreklilik gösterir. “Hak ile hak olmak” ifadesi, bu döngünün derin anlamını özetler: Her can, evrendeki büyük bütünün ayrılmaz bir parçasıdır.
Hızır: Darda Olana Kavuşan
Hızır, Alevilik inancında hayata dokunan, yardımlaşmayı ve dayanışmayı simgeleyen bir kavramdır. Popüler inançta Hızır, genellikle bir kurtarıcı ya da doğaötesi bir figür olarak algılansa da, Kızılbaş Alevilikte Hızır, tam tersine, doğanın ve insanın özünün bir yansımasıdır. Hızır, hayatın içinde olan, darda kalının yanında biten, insanı insana kavuşturan bir gerçekliliktir.
Bu inanca göre, Hızır olmak, toplumun her bireyinin birbirine yardım eli uzatmasını gerektirir. Hızır, gizemli bir kurtarıcı değil, dayanışmanın, dostluğun ve insanın insanla buluşmasının adıdır. Bu anlayış, Alevi toplumunun ahlaki çerçevesini oluşturur ve toplumsal yaşamın temelini şekillendirir.
Aleviliğin Bağımsız Yoluna Sahip Çıkmak
Ne yazık ki, Kızılbaş Alevilik, tarih boyunca hem cehalet hem de çıkar hesapları nedeniyle çeşitli çarpıtmalarla karşı karşıya kalmıştır. Bu kadim inancın, tek tanrılı dinlerle ve onların kutsal kitaplarıyla bağı olmadığı gerçeği, defalarca görmezden gelinmiş ve Alevilik, İslam’la aynılaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak bu yanlış yönlendirmeler, Aleviliğin özünü anlamaktan uzak bir yaklaşımı temsil eder. Alevilik, doğaya, insana ve evrene dayalı bir inancı ifade eder ve bu özü korumak, bu yolun gerçek öğretisini savunmak, tüm Aleviler için bir sorumluluk olmalıdır.
Öze Dönmenin Önemi
Bugün, Aleviliğin özünü dönmek, bu yolun felsefi derinliğini yeniden anlamak ve bu anlayışı gelecek nesillere aktarmak kritik bir öneme sahiptir. Hakkı evrendeki her şeyde gören ve Hızır’ı yaşamın kendisi olarak algılayan bu kadim yol, modern dünya koşullarında insanlığın aradığı küresel değerlerin ta kendisini sunar. Adalet, dayanışma, çevre bilinci ve bireyin kendi özünü dönme çabası, bu inancın sürekliliği için yaşamsal öneme sahiptir.
Kızılbaş Alevilik, insanın kökenine, yani özünü oluşturan evrene dönmeye bir çağrıdır. Bu çağrıyı anlayıp benimsemek, sadece Alevilik için değil, insanlık için de daha adil ve uyumlu bir geleceğin kapılarını aralayacaktır.
Aşk ile…
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- “Hepimiz Hrant’ız.”
- Kürt’e Yaşam Hakkı Tanımayan Zihniyet
- Kızılbaşın Hızır’ı Kurtarıcı Beklemek Değil, Kurtarıcı Olmaktır
- Avrupa Alevi Hareketinde Yüzleşme, Samimiyet ve Öze Dönüş
- Vitrinle Hakikat Arasında Hüseyin Mat’ın Sözleri Üzerine
- Alevi Yolu Hakikat Manifestosu
- Sosyal Medyanın Ahlak Krizi
- Öcalan ve Demokratik İslam Tartışması
- Kamer Genç’in Mezarı Başında Dem Almak Neyi Tartıştırdı?
- Hesap Sormak Suç Değil, Kamusal Sorumluluktur
- Erdal Eren: Bir Çocuğun İdamıyla Yazılan Utanç Tarihi
- Güç Zehirlenmesi ve Eleştirdiğine Benzemek




















