Mehmet Ali DEMİR

Geceyi Uzatabilirsin Ama Güneşi Söndüremezsin: Türkiye’de Yasakçı Rejime Karşı Toplumsal Direnişin Sembolü

Mehmet Ali DEMİR
  05-04-2025 09:21:00

 

Karton bir pankartta, kalın harflerle yazılmış sade ama çarpıcı bir cümle:
“Geceyi uzatabilirsin ama güneşi söndüremezsin.”
Bu söz yalnızca bir protesto sloganı değil; Türkiye’de baskının, sansürün ve korkunun egemen olduğu bir dönemde, halkın umutla, inatla, kararlılıkla söylediği bir meydan okuma. Bu yazının merkezinde yer alan bu ifade, aynı zamanda Türkiye’de otoriterliğin gölgesinde yaşanan toplumsal direnişin, kolektif bilincin ve inancın sembolüne dönüşmüş durumda.

Türkiye son yıllarda, demokratik normlardan hızla uzaklaşan, hukuk devleti ilkesinin yerini keyfiliğe bıraktığı, temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde kısıtlandığı bir ülkeye dönüştü.
Barışçıl gösteriler polis şiddetiyle bastırılıyor, muhalif gazeteciler tutuklanıyor, sosyal medya paylaşımları suç delili sayılıyor, üniversitelerde kayyumlar eliyle irade gasp ediliyor.

KHK rejimiyle binlerce kişi herhangi bir yargı süreci olmadan işinden atıldı, sanatçılar sahnelerden uzaklaştırıldı, öğrenciler yalnızca taleplerini dile getirdikleri için gözaltına alındı. En temel anayasal hak olan ifade özgürlüğü dahi artık bir “lüks” haline getirildi.

Söz konusu pankartta geçen “geceyi uzatmak” ifadesi, Türkiye’de 2016 darbe girişiminden sonra ilan edilen ve 2 yıl süren Olağanüstü Hal (OHAL) rejiminin ardından, artık kalıcı hale getirilen baskıcı yönetim biçimlerine işaret ediyor. OHAL bitmiş olsa da onun uygulamaları devam ediyor: Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanıyor, basın susturuluyor, yargı iktidarın sopasına dönüştürülüyor.

Bugün Van’da bir miting yasaklanabiliyor, Ankara’da bir basın açıklaması gaz bombasıyla dağıtılabiliyor. Tüm bunlar gösteriyor ki, iktidar karanlığı uzatmaya kararlı; güneşin doğmasını ertelemeye çalışıyor.

Peki ya güneş nedir?
Güneş bu coğrafyada, hakikat arayışını, özgürlüğe olan inancı ve halkların eşit, adil bir yaşam kurma iradesini simgeler. Güneş, Gezi Parkı'nda ağaçları savunan gençlerdir; Munzur’un suyunu korumaya çalışan köylülerdir; barış talebini dile getirdiği için cezalandırılan akademisyenlerdir.

İktidar, susturmaya çalıştığı her sesi bir tehdit olarak algılarken; bu sesler, güneş gibi yeniden doğmakta, karanlığı dağıtmaktadır. Çünkü toplumun vicdanı susturulamaz.

Türkiye'de son yıllarda siyasi direniş yalnızca sokakta değil, aynı zamanda edebi ve sanatsal alanda da kendini gösteriyor.
"Geceyi uzatabilirsin ama güneşi söndüremezsin" gibi cümleler, iktidarın diline karşı halkın ürettiği karşı dili oluşturuyor.
Bu direniş dili, bazen bir şiirde, bazen bir tiyatro oyununda, bazen bir sosyal medya paylaşımında hayat buluyor.
Her yasak, yeni bir yaratıcı tepkiye yol açıyor.

Yasaklayanlar, susturdukça; halk, daha çok konuşuyor.
Unutulmasın: Yasaklarla büyüyen kuşaklar, bir gün sözün en etkili biçimini yazacak kuşaklardır.

İktidarlar güç kullanarak karanlığı hâkim kılmaya çalışabilir. Yasaklar, baskılar ve tehditlerle toplumun üzerine geceyi örtebilir.
Ama tarih göstermiştir ki, hiçbir karanlık sonsuz değildir.
Her bastırılan isyan, her susturulan ses, her yasaklanan türkü bir gün daha güçlü şekilde geri döner.
Ve o zaman, gecenin ne kadar uzun sürdüğünü değil; güneşin nasıl yeniden doğduğunu konuşuruz.

Çünkü geceyi uzatabilirsin, ama güneşi asla söndüremezsin.

Mehmet Ali Demir

  Bu yazı 5748 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım