Don Kişot ve Sanço Panço
Mehmet Ali DEMİREvet bizler bunu çok anlamlı mesajlar veren bir hikaye olarak okuduk, cılız atıyla yel değirmenine karşı savaşan kimine göre kahraman kimine göre bir budala.
Genel bakışta, Don Kişot, yel değirmenleriyle savaşmaya kalkışan bunamış bir şövalye diye anlatılır genellikle. Oysa dünyaya adalet dağıtmak üzere cılız atıyla yola düşen bu çelimsiz, “budala”
yaşlı adamın serüveni, doğru-iyi-güzel bağlamında verilen insanlık kavgasına “ironik” göndermeler yapar.
Sanço Panço, 16. yüzyılda yaşamış Don Kişot’un seyisi ve can yoldaşıdır.
Sanço Panço, İspanyol Dük ve Düşes’i tarafından bir adaya vali olarak atanır. O dönemde valiler aynı zamanda yargıçlık görevi de yaparlar. Don Kişot ona şu tavsiyelerde bulunur:
- Yaşam kuralı olarak kendine erdemli olmayı seç ve erdemlilik yolundan ayrılmamaya çalış! O takdirde ne krallıkta ne de valilikte gözün olur...
- Soy sop babadan oğula geçer. Erdem ise alın teriyle kazanılır ve soy - soptan gelen üstünlüklere bedeldir.
- İlişkilerinde çok dikkatli ol... Çünkü, bir yargıcın eşine verilen armağanlar bile, o yargıcın hesabına yazılır...
- Zenginin vaatleri ve armağanlarıyla, yoksulun hıçkırıkları arasında doğruyu ara.
- Tarafsızlığı elden bırakma! Suçluya hoşgörüyle bak ve onu, yasanın yumruğu altında ezme...
- Sert bir yargıcın ünü, yüreği yufka olanınkinden daha üstün değildir...
- Bir gün, düşmanlarından birisini yargılaman gerekirse, yüreğindeki hıncı çıkar at. Yalnızca bulguların gösterdiği doğruya bak!..
- Eğer güzel bir kadın gelip de, senden adalet isterse; onun gözyaşlarını görme, inlemelerini duyma... Erdemini yitirmek istemiyorsan, soğukkanlılıkla, sorunu özünden yakalamaya çalış!..
- Yargılanmak üzere, huzuruna çıkartılan suçlunun, bir insan olduğunu daima göz önünde bulundur... Haksızlık etmemek koşuluyla, elinden geldiğince bağışlayıcı davran..!
Sevgili dostum Sanço! Öğütlerimi dikkate alırsan, ünün ölümsüzleşir; barış içinde yaşarsın.
Asıl olan o görünüşün altında derinleşen söylemi yakalayan düşünürler, aydınlar, sanatçılar “Don Kişot”u işlenecek temel kaynaklardan biri olarak anlata gelmişler.
Günümüzde çevremize baktığımız zaman toplum arasında eleştiri, karşı düşünce açıklama gibi konularda tuhaf bazı yanlış yönelimleri ve takıntıları var. Bütün Alevi toplumu için bu geçerli değil tabii bunlar ama oldukça yaygın. En yaygın saplantılardan birisi eleştiri ya da hatta konusunda yapılanlar karşısında vicdanlı ve adaletli davranmamak yerine hemen karşı saldırıya geçmeleridir.
Eğer bir olayın tarafıysanız (eğer yaşanan olay hem günümüzde hemde gelecekte toplumun büyük kısmını etkiliyorsa) o olayı eleştirmeniz çok doğaldır. Olayın tarafı olmasanız bile eleştirebilirsiniz. Hatta eleştiriniz yanlış da olabilir. Hiç önemli değil. O eleştiri belki sisteme sizlere bir katkı sağlar.
Bencillik, felsefe tarihinde çoğu zaman dolaylı olarak ele alınmış bir kavramdır. Bence bu bencileri kendi haline bırakmak lazım hiç muhatap almamak lazım diye düşünüyorum. Şavaştığımız yel değirmeni de olsa biz adalet ve doğrular adına şavaşmaya devam edeceğiz...İsterse siz bize aptal deyin.
NOT:
Avusturya Alevi Birlikleri federasyonu (AABF)'nin İslam'ın olmayan 5. Mezhebi olarak tanılan İslami akıma hesap verme diye bir görevi yoktur.
Daha önce de söyledim çapı kalem ucu kadar bile olmayan, Özgür Erdoğan denen şarlatana cevap vermek bence bizler için züldür.
Bu şahıssa ve ağa babaları bugüne kadar kendi tüzüklerini açıklamışken bizlerden bunu beklemeleri tam bir saptırmadır. Korkuları 10 yılda düştükleri yanlıştan bir doğru yaratmaktır, amma hepimiz çok iyi biliriz ki hiçbir zaman yanlıştan doğru çıkmaz.
Bize buradan düşsen topluma doğruları anlanmak olmalı birileriyle kavga etmek yerine onlara laf kavuşturmak yerine asıl sorumlu olduğumuz halka kendimizi anlatmak olmalı bu da pratikte çalışarak yaptıklarımız işlerle olur.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















