Mehmet Ali DEMİR

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Olsun, kovsunlar. Biz doğru bildiğimizi söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz!

Mehmet Ali DEMİR
  14-03-2021 14:56:00

 Herkes şunu bilsin ki, durmadan başkalarına kızan, esip gürleyenler, kendi suçunu bastırmayı istemekten başka bir şey yapmıyordur. Bu çırpınışlarının kendilerini temize çıkarmayacağını bilmelidirler. 

Yarası olan gocunur 

Bu atasözünün anlamı şudur. Herhangi bir konuda, olayda, biri(leri)sine yönelik itham edici bir söz söylenince, bir tavır sergilenince sözü duyan(lar) bu sözün gerçekte kendi davranış ve sözleriyle örtüştüğünü anlayıp hissettiklerinde üstüne alınır ve tepki gösterirler. Herhangi bir olumsuz işe sebep olan, bu işten ve söylemden sorumlu tutulan, kusurlu olan kişinin kim olduğu araştırılırken, o olumsuzluğu yapan veya söyleyen kişi telaşlanır. İşte böylesi bir durumu en iyi anlatan atasözüdür bu. İşte bu atasözü ile suçlu olan kişi(ler) kendi(ler)ini bir şekilde mutlaka belli eder.

Anlamakta zorlandığım bir diğer konu ise, neredeyse “Atom bombasını da sen mi yaptın?” demeleridir. İşte bu suçluluk duygusu taşıyan kimileri bana ait olmayan haberleri, haber sayfalarının da benim olduğunu söylemeye başladılar. Dedim ya, “yarası olan gocunur.” 

Kendileri sahte hesaplar açıp insanlara saldırdıkları için, herkesi de kendileri gibi görüp biliyorlar. Ben bir söz söyleyeceksem, bir kişi(ler) ile ilgili bir itham ve iddiada bulunacaksam, çıkar bunu açıkça kameranın önünde söylerim. Bu şimdiye kadar böyle oldu. Bundan sonra da böyle olacaktır. Ne kimseden bir korkum, ne de saklım vardır. Doğrumu savunacak, yanlışımda da ‘özür dileyecek’ kadar açık yürekli, bilinçli ve onurluyum.

Görünen o ki, birileri üzerimde oto sansür ve baskı uygulamaya çalışıyor. Benden de olan bitene ‘kör, sağır, dilsiz’ olmamı bekliyor ki, bu asla olamayacaktır.

Gözleri kör, gönlü kör, hırsına, egosuna mahkûm olmuşlardan birileri ellerimizden tutmuş uçurum başına doğru götürmeye çalışıyor bizleri. Oysa böyle bir olasılık, akışkan bir yapıya sahip olan “örgütlenme dışı eğilimlere’ ve aralanan kapıdan içeriye girmeye çalışan ihanetçilere de örgüte ve içimize sızma fırsat verecektir. Görün artık bunları.

Yol ve Yola yakışmaz yöntemleri kullananları görmezden gelenler, bilmelidir ki, bu durum eninde sonunda bir Bumeranga dönüşecek ve kendilerini de vuracaktır. 

Biz, kocaman bir aileyiz. Bizler kurumsal sorunları herkese açık netlik içerisinde ele alırız. Kaygı ve kuşkularla hareket etmeyiz. Bundan ötürü bundan önce çeşitli çevrelerin ezberini bozduk ve bozmaya da devam edeceğiz.  Bizler, Alevilikte öze dönüş mücadelesi veren, ‘can gitsin yol gitmesin’ diyenleriz. Bu büyük aile karşısında ucuz hesap planlarının sonuçları, kendi ucuzlukları içinde görmeyen, yakışıksız fiilleri bulunduranlar, isli ellerle çevremizde dolaşanların bu gayreti, kendi yüzlerine ve ellerine bulaşmaktan öteye gitmez.  

Biz biliriz ki, insanların isteklerine yön veren olgular, her zaman net bir halde olmayabilir. Birbirine zıt duyguların etkisinde kalmak, sahip olunan duruşa ters de olsa, kimi mıknatısların çekim alanına girmek mümkündür. Hatta insan bazen, bilincinin bir yanıyla yanlış olduğuna kanaat getirdiği bir yöne doğru ilerlemekten (sürüklenmekten) kendini alıkoyamaz.
Eleştirildiğinde, hata kabul etmez bir tavra girmek, türlü gerekçelerle eleştiriyi savuşturmaya çalışmak, genellikle kişinin kendisine zarar verir.

Biz Avusturya’da yaşayarak öğrendik. ‘Yola yoldaş’ diye yürüdüğümüz, ‘bir gömleğe girmiş tek can’ diye baktığımız kimileri, mevki, çıkar, makam peşinde ihanete soyundular. 

İşte bunun en açık örneği St.Pölten’dir. Tarihin ihanete ve ihanetçilere ayırdığı sayfalar incelendiğinde, göreceğiniz o kadar çok şey var ki.
Unutmayın ki, tarihin çöplüğü ihanetçilerin kara madalyalarıyla doludur.

Bizler, mücadeleden, sevmekten ve umut etmekten asla vazgeçmeyiz. Önderlerimizden böyle öğrendik. Nefes aldığımız sürece de bu bayrağı düşürmeden taşırız. Çünkü biliriz ki, arkamızda o bayrağa sahip çıkan/çıkacak nice canlar var. Onlar da bizden devralacaklar bu şanlı bayrağı.

Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!

Ömer Hayyam

  Bu yazı 16549 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım