DERSİM'DE YAŞANANLAR ÜZERİNE
Mehmet Ali DEMİRDersim’de yaşanan ve bir Alevi dedesinin Diyanet İşleri Başkanının önünde eğilmesi bir yönüyle ulularımıza ihanetin belgesiydi. Haberi sanırım ilk biz Welg Medya'da yaptık akabinde sosyal medyada yayıldı ve doğal olarak Alevi canlar ve kanat önderleri buna tepki gösterdi.
Dersim’de ihaneti kendine görev edinmiş Ali Ekber Yurt denen şahıs, aralıksız günümüz Hızır Paşaları kervanında en önde kervan başındaki deve gibi dur durak bilmiyor.
Ali Ekber Yurt, asimilasyon faaliyetlerinin mükafatı olarak Dersim’de Hızır paşalığı karşılığında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler (AÇSH) İl Müdürü Songül Acar’ın yerine atandı. Ayrıca bundan başka birçok akrabasını devlet kademlerine yerleştirdiği iddia ediliyor.
Bu yaşananların sebeplerine baktığımız zaman, çıkarları için bilinçli olarak yolla ihanet edenler dışında birçok Alevi, kendini aydın ve bilgili gibi gösterse de, bunların Aleviliğin kadim geçmişinden, pirlerinin kadim nefeslerinden yani köklerinden habersiz olduğu ortada. Ve ne yazık ki okuyup araştırmak yerine kulaktan duyma sözler ile nereye gideceğini bilmez haldeler.
Bunun yanında bazı Alevi kanat önderi ve akademisyen olduğunu söyleyen birçok kişi çıktı ortaya. Bunların bir kısmının saça göre tarak atıp, gideceği yerdeki halkın bakış açısına göre konuşup, isim yapıp, cep doldurmak maksadıyla hareket ettiklerini görüyoruz. İşte bunlar bugün yaşanan bu asimilasyonun baş sorumlularıdır.
Sanırım Aziz Nesin’in romanında okumuştum. Tabii uzun zaman geçti eğer yanılıyorsam okuyuculardan özür dilerim. Birileri bir roman yazmak ister fakat baskı parası bulamazlar. Başka birileri onlara baskı parası için akıl verir ve şimdi size onu anlatmak isterim.
Canlar, şimdinin geçleri bilmez, eskiden fotoğraf makinesi büyüklüğünde bir fil makinesi vardı. İçine film konur, yandaki düğmeye bastıkça kareler değişirdi. Bunlar böyle bir makine alıp Anadolu’ya çıkarlar ve gittikleri köy eğer Alevi köyüyse köyün ortasında insanları toplar, 'bu resimlere bakarsanız sevap kazanırsınız' derlermiş. Hz.Ali ve 12 İmam resimlerini gösterip para alırlarmış. Akşam ise gençleri köyün dışında toplayıp açık-saçık filimler gösterirlermiş. Sünni köyü ise gittikleri yer, büyüklere Mekke’yi gösterir, 'Hacca gitmiş kadar sevap kazanırsınız' diye kandırıp paralarını alırlarmış. Akşam ise yine gençlere köy dışında kadın resimleri gösterip para toplarmış. İşte saça göre tarak atmak böyle bir şey.
Bugün Dersim’de yaşanan ihanet konusunda yazı yazan bazı şahıslar, 'yol bir sürek bin bir' diyerek Aleviliğin kendine özgün olduğunu, İslam’ın hiçbir öğesi ve şahsiyetini kabul etmeyenler, Hak, Muhammet ve Ali üçlemesi, 12 İmam'ın Alevi yoluyla ilgisi yoktur ve bunlar İslam hilafet devletine hizmet etmişler ve orada o devletin yönetimi için kavga etmişler, namaz kılıp, Ramazan orucu tutmuşlar, Hacca gitmişler dediği için onları suçlamayı çalışıyor. Bu aslında bir eve girmiş hırsızın ev sahibine yakalanınca, "Müslüman malı ortaktır, benim sizin malınızda hakkım var." demek gibi bir şey sanırım.
Bu şahıslar bir yanıyla 'asimilasyona göz yumun, bırakın kim ne istiyorsa onu yapsın' diyorlar. Elbette kimseye zorla bir şeyler dayatmak gibi bir amacımız yok amma gerçekleri her şartta söylemekten asla vaz geçmeyeceğiz ve evet onlara şunu söylüyoruz; bugün yaşanan bu durumda sizin gibilerin rolü çok büyük. Siz bedel ödemek yerine, nereden ne koparırım peşindesiniz. Dersim’de yaşananlar siz gibilerin eseridir. Onurlu ve dik durmak ve bu yolda devrim yapmak için cesaretli ve cüretkâr olmak lazım. Baş gider, yol gitmez demek lazım. Yol önderlerimizin ödediği bedellerini göze almak lazım. Kim ne der yerine her zaman gerçekleri savunmak lazım. Yoksa siz kapıyı açık bırakır ve ilkesiz olursanız gelen girer, giden girer.
Aşk ile..
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















