Deprem Allahtan mı geliyor?
Mehmet Ali DEMİRElâzığ’da 6.8 şiddetinde bir deprem yaşandı hemen sosyal medya hesaplarımızdan ya Allah darda kalanlara yardım et diye yazarız, bu insani bir istem buraya kadarını anlarım, peki kadere inananlar için zaten bunun olmasını isteyen Allah değil mi? Yıkıp yerle bir ettiğine neden yardım etsin, "yada yardım edecekse neden yıkıyor" bu kış günü bu soğukta bu kadar insanın ölmesine soğukta dışarda kalmasına sebep oluyor, bu soruyu kendimize hiç sorduk mu?
Peki Japonya’da, Kore’de yada gelişmiş bir çok ülkede 9 ve üstü şiddetlerindeki depremlerde evler yıkılmıyor insanlar ölmüyor sizce onlara Allah mı yardım ediyor? Yoksa onlar bilimsel davranıp evlerini 10 şiddetindeki depremlere dayanıklı yaptıkları için onlarda bir şey olmuyor mu, yada onlar Allah’ın Öz biz üvey evladımayız?
Devlet her çalışanın maaşında deprem veya afet vergisi adı altında vergi topluyor bunu toplama sebebi araştırma yapmak deprem hattı üzerinde olan şehirlerde depreme dayanıklı evler yapmak ve o doğal felaket olduğu zaman insanlara yadım etmek için peki bizim devletimiz bunu yapıyor mu? Peki siz kader Allahtan geldi yerine sayın devlet benden topladığın paraları ne yaptın diye sordunuz mu? Bu paralarla benim evlerimi dayanıklı hale getirecektin yani benim paramla benim evimi yapacaktın diyen sorduk mu? Hayır" Ne yaptık kader dedik Allahtan geldi dedik yerimizde oturduk alınyazısı dedik sustuk. Yok kardeşim bu Allahtan gelmiyor alın yazısı diye bir şey yok, bunun bilimsel açıklaması var.
Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Doğu Anadolu Fayı uzun zamandır sessizdi. Şimdi uyandı. Kuzey Anadolu Fayı gibi davranacağından endişe ediyorum” dedi.
Yani deprem geliyor diye aylardır bağırıyor ama devlet babanın başka işi var, saraylar hamamlar yapıyor başka ülkelerin kaderini çiziyor, kanal İstanbullar yapmaya çalışıyor. Buradan söyleyeyim İstanbul depremi yakın ve yüzbinler ölecek ve bu bir kader değil ve Allahtan gelen bir şey değil bunu bilin. Benim gibi yazanlara devlet terörist diyecek çünkü kovanına çomak sokuyoruz ama artık uyanın kader, alın yazısı, Allahtan geldi derseniz daha çok ölürsünüz ve değişen bir şey olmaz.Hak dünyayla bu kadar güzelikle senin var olamı sağlamış ve senin bedeninin gönül tahtına oturmuş gerisini kendin düşün arastır yap demiş yani ne arıyaçaksan kendinde ara insanları kandırmak, korkutmak için bütün kötülükleri götürüp yaradana bağlama.
Vahşi kapitalizm kazanma hırsıyla dünyanın dengesini bozuyor felaket tellallığı yapımıyım sesimizi çıkarmasak önlem almasak gelecek nesiler bu günleri mumla arayacak.
Hiç şüphesiz ki günümüz toplumları, geleneksel toplumlara göre risklerin daha fazla yoğunlaştığı, kurumsallaştığı ve küreselleştiği bir dünyada yaşamaktalar. Bunun en bariz göstergesi, doğal yaşam alanlarımızın bozulması, yeraltı kaynaklarımızın tükenmesi, atmosfere salınan gazların küresel ölçekte aşırı ısınması ve buna bağlı çeşitli hastalıkların yaşanması, yoğun göç nedeniyle kentlerde hava kirliliğinin baş göstermesi, kirletilen nehirlerden dolayı temiz su ihtiyacının karşılanamaması ve daha da önemlisi depremlerin daha sıklıkla yaşanmaya başlamasıdır. Bu katastrofik durumla beraber dünyada her yıl bir milyondan fazla -yaklaşık her iki dakikada bir deprem- meydana gelmektedir. Nitekim son yirmi yıl içerisinde depremlerden dolayı bir milyona yakın insan hayatını kaybetmiştir. Ekolojik dengenin ve doğal yaşamın gittikçe bozulmasıyla meydana gelen afetlerin sosyolojik sonuçlarına yer veren bu çalışma, genelde dünyada, özelde de Türkiye’de meydana gelen depremlerin tarihsel, toplumsal ve ekonomik boyutları üzerinde durmuş ve 2011 yılında Van’da meydana gelen depremin sonuçlarından hareketle “deprem ve din ilişkisi”ni ayrıntılı bir biçimde ele almıştır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de depremin insan psikolojisi üzerindeki etkisini ele alan birçok araştırma yapılmış olmasına karşın, depremin dini inanç, tutum ve pratikler üzerindeki etkisini inceleyen çok az sayıda bilimsel çalışma mevcuttur. Dolayısıyla bu çalışmamız, söz konusu alana hem bir katkı sunmaya, hem de deprem deneyiminin insan psikolojisinde yarattığı travmanın ve onun dini inanç ve davranışına olan etkisini, sahada yapılmış ampirik bir araştırmanın verileri üzerinden ele almaya çalışmıştır.
Sosyolojik açıdan adlı kitabında M. Zeki Dumanın kitabından bu kitabı mutlak alıp okumanızı tavsiye ederim.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası
















