Can cana yoldaş olabilmek
Mehmet Ali DEMİR"Yoldaş" sözcüğü bile insanın içini ısıtıyor. Yoldaşlar birbirine güvenir, inanır, birbirini sever. Güven ve sevginin soyut kavramıdır.
Yoldaşlık, sözlükteki anlamından çok daha derin ideolojik-politik içeriği olan da bir kavramdır. Genel anlamıyla yoldaşlık, güvenebileceğin kişilerle, eylemde ortak bir ideolojiyi, ortak ilkelere ve hedeflere olan bağlılığı yeterince paylaşmak ve birlikte ömür boyu sürecek bir mücadele içinde olmaktır.
Yoldaşlar egemen sınıfın baskısına karşı birbirlerini koruyup kollar, düşüncesini, yolunu, yoldaşını satmaz. Ellerindeki maddi olanakları paylaşırken kalpleri birlikte çarpar.
Peki biz bunu uygulayabiliyormuyuz?
Günümüz toplumlarında insanların yozlaştığı, birbirine yabancılaştığı, ilişkilerde egonun öne çıkmasıyla çıkarın gözetildiği ve yaşamın rekabet üzerine kurulduğu ve bunun insan yaşamında bir çok şeyin önüne geçtiği görülüyor. Günümüz dünyasında, çıkar hesaplarına dayanmayan, geliştirici dostluk ve yoldaşlık ilişkilerine rastlamak neredeyse mümkün değil. Benciliğimizi yoldaşlık ilişkisinin önüne koyarak, bireysel yaşamı sürdürmek adına ortaya çıkan bu çıkar çatışmaları, rekabet, anlaşmazlıklar ve güçlü egolar bu tür ilişkileri bitirecek duruma getirdi.
Aslında yoldaşlık kavramını içselleştirmiş bir can için, duygusal, düşünsel birliğin en üst noktasını, umarsız - çıkarsız ölümüne bağlılığı temsil eden bir ilişkiyi ifade eder. Hesapsız, kitapsız sonsuz bir güvenle kendisini yeniden üreten, ancak tüm bunlarla birlikte ve bunların ötesinde gücünü; yüzünün geleceğe dönük olmasından alan bir ilişki, sonsuz bir güven temelinde ortak bir hedef ve toplumsal çıkarlar olan ve rekabetin birbirinin üzerine basarak değil; ancak hedefe ulaşmak için, karşılıklı gelişimi ve motivasyonu gözetecek şekilde söz konusu olabileceği bir paylaşım şeklidir.
Yoldaşlık, kardeşliği, ana ve yar sevgisini bağrında taşıyan çıkarsız, umarsız bir bütünleşmenin öznesidir. Yoldaşlık "bir" olmaktır, birlikte yürüdüğü insanların yükünü omuzlayıp yoldaş(lar)ının hatalarını da kendi hatası sayarak yardımcı olmaktır.
Yaşadığımız topraklarda geçmişten bugüne yaşananları objektif bir şekilde analiz edersek görülecektir ki, yaşanan tüm olumsuzlukların altında yatan ana neden, bencillik ve çıkar ilişkileridir.
Şimdi yaşananlara baktığımda görüyoruz ki, yoldaşlık ilişkileri çıkar ve menfaate kurban edilmiş. Oysa bizim temel felsefemiz özel mülkiyetin, sınıfların ve otoriteryan bir egemen gücün olmadığı, kamil insandan “kâmil topluma” gidişin düşü; güzel ahlakın kurumsallaştığı bir yeryüzü cenneti, diğer bir deyişle Rıza Şehrine ulaşıp insan-mekân ilişkilerinin dengeli bir zeminde yürütülmesinin; yeryüzünde sınıfsız, sömürüsüz, vicdani bir insan-mekân örgütlenmesini gerçekleştirme ütopyasıdır.
Bir yoldaş sıcaklığıyla…
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















