Biat Yerine Sorgulama | Hurafe Yerine Bilim
Mehmet Ali DEMİRAilemizden, eğitim öğretimden ve sosyal yaşamdan aldığımız en önemli derslerden biri, kişinin yaşamında onuru ve şerefi için yaşaması gerektiğidir.
Doğaldır ki, yaşamın dayattıklarına karşı, örnek alınabilecek bir tavır ve söylem içersinde pratikte bunu sergilemek ve bu onurlu duruşa engel teşkil olabilecek herşeyi hayatından biranda çıkarmak, terk etme o kadar kolay değil. Ancak, onuru korumak için, zor olanları yapmak, bu konuda bir bedel ödenmesi gerekiyorsa bunu göze almak da olmazsa olmazımızdır. Bu Yol’un da bize öğrettiği “yolumuz demirden leblebi, ateşten gömlektir. Bu gömleği giyebilecek, bu leblebiyi yiyebileceksen gel!” demektir.
Her bireyin, canın, insanın toplumuna, halkına karşı kimi sorumlulukları vardır. İnsan, kendisine dayatılıp onurunu hiçe sayan, tüm değerlerini ayaklar altına alan, kendinden olmayanı çeşitli yöntemlerle yok etmeye çalışan, başkalaştıran, asimilasyon uygulayanlara karşı bir duruş sergilemelidir. Bu duruşu sergilemeyen, hatta kimi zaman düşmandan daha sinsice bu politikalara göz yuman, görmeyen, duymayan, konuşmayan, yani adeta üç maymunu oynayan bireyler, “Dede, Ocakzade, Pir veya Mürşid” bile olsa tepkilerimizi göstermeli, karşı çıkmalı, gerekeni yapmalıyız. Zira bu anlatılan tariflere uygun hareket edenler, söz söyleyenler, bilinmelidir ki, Yol’a ihanet etmişlerdir. Bireysel egolarına yenik düşmüşlerdir.
Biliyoruz ki, bizlere, Pirlere, kanaat önderlerine düşen onurlu bir duruş ve tavır sergilemektir. Bu zorunludur. Böylelerine karşı ‘kimliği, ocağı, oyu sopu’ deyip susmak, sessiz kalmak, görmezden gelmek asla doğru bir tavır olamaz. Yola denk de düşmez. Hele bu türlere biat etmek ise, ihanete ortak olmaktır.
Özellikle son zamanlarda yaşanan kimi olumsuzluklar, toplumda umutsuzluğa, inancın savunulmasında özgüven eksikliğine ve karamsarlığa yol açmıştır. Savunulması gereken olmazsa olmaz değerlerimiz, kimi bireylerin kişisel egolarına kurban edilmiştir. Bireyler, yaşananlardan sonra alınan kimi kararların günü kurtarmaya yönelik olduğu, sorunları çözmediği gibi, kararsızlık tavrı kuşkuların artmasına ve toplumda karamsarlığa da yol açtığı görülmektedir.
Peki, biz bu konuları hiç masaya yatırdık mı?
Adı geçen birey, taraf ya da grupların belli kesimlerden güç aldığı, bizim onlara kan bağı üzerinde giydirdiğimiz zırhın gücüyle de toplumun tümüne karşı istedikleri gibi davranma özgürlüğü verilmesine sebep olduğunu, toplumu kendi çıkarlarına uygun proje ya da amaçlarına sinsice götürdüklerini göremiyor muyuz?
Neden, bu sinsi planları fark edip ona karşı mücadeleyi güçlendirmiyoruz?
Üstelik bu mücadeleyi veren canlarımızı, insanlarımızı neden çok kolayca harcıyoruz?
Elbette, her taraftan kuşatılma ve saldırıların olduğu bu sürece karşı onurlu bir duruş ve tavır göstermek kolayca gerçekleştirilebilecek bir eylem türü de değildir. Bu oldukça zor ve kararlılık da gerektiren bir süreçtir. Zira toplumun hafızası yıllarca hurafelerle doldurulmuş, ilke, öğreti ve yol ritüelleri başkalaştırılmış, önder pozisyondaki kimi şahıslara, kuvvetli birer zırh giydirilmiş olmasının da etkisi vardır. Öyle bir psikolojik noktaya gelinmiş ki, adeta O’nun bedduasını alan kişi, hayatta asla hiçbir şeye sahip olamaz, Muaffak olamaz gibi bir algı yaratılmıştır. Tersine O’nun duasını alan kişinin ise işleri yolunda gider gibi bir anlam yüklenmiştir bu durumlara.
Ve ne yazık ki, bu “hurafe” ile “hakikat” kavramlarını birbirinden ayırmak, bunların anlamlarını öğrenip ona uygun davranmak için yeterli bir çaba da harcanmıyor. Bu iki çizgi arasındaki farkı ve siyasi derinliği ve kurulan planı görülmüyor. Bundan dolayı kangrenleşen bu yara Alevi toplumunun ve örgütlülüğünün bedenini sarmaya ve sarsmaya devam ediyor. “O küsmesin, bu küsmesin, o ocakzadedir, bu başkandır” diye idare etme yöntemiyle günler geçiştiriliyor.
Oysa yapılması gereken, vücudu saran bu yara ya kesilip atılacak, ya da bizim tüm organlarımızı da etkisi altına alacaktır. Bu devam ederse, üzülerek belirtmeliyiz ki, ne yazık ki yakın bir gelecekte geç kalındığını da hep birlikte göreceğiz.
Çözüm çok basit ve kolay. Yeter ki, iradeli, kararlı ve Yol’a, öğretiye, ritüellere uygun davranış sergilensin. Hastalıklara, zaaflara, iradesizliklere karşı doğru neşterler vurulsun.
Aşk ile…
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















