Avusturya İslam Alevi Toplumu ve ST.Pölten cemevi
Mehmet Ali DEMİR.jpg)
“Bilmeyen bilmez bilenden de demez” buyurdular erenler ama öyle bir devir gelip çatmıştı ki, bilenin, bildiği doğruyu söylemez doğruyla ayıbı örter duruma geldi.
Söylemek istediğim şey su “Biz Aleviler Rızalık Şehri çocuklarıyız” diye söze başlarız, özellikle kadim inancımız olan Kızılbaşlıkta, “Yola Girme” nin, Rıza Şehrine girmek ve onun yolcusu olma anlamına geldiğini biliriz.
Aleviliğin terminolojisinin olmasa olmazı Rızalık kavramıdır.
Hiç kimsenin başka birisinin üstünde herhangi bir hakkının bulunmaması gerekir. Peki ben Avusturya İslam alevi toplumuna sorarım siz St Pölten cem evi üyelerinin rızalığını aldınız ‘mı kurumun su anki başkanı Mehmet Mercan üyelerinden habersiz kultursamta verdiği başvuru Alevi inancının olmasa olmazı olan rızalık öğretisiyle bağdaşıyor ‘mu. Bu uygulama inanç önderleri olan Dedeler içinde geçerlidir. “ Pir” posta oturmadan önce Canlardan Rızalık almak zorundadır. Aksi takdirde Muhammed-Ali makamına oturamaz ve temsilcilik görevini yerine getiremez.
Alevilikte hile hurda var ‘mı; yada rızası alınmada halkında saklanarak size sunulan bir lokma bile olsa sizin hak sahiplerine sormanız gerekmez ‘mi, rızıklarını almanız gerekmez ‘mi, bu nasıl alevi anlayışı. Önünüze konan haram lokma o kadar çok hoşunuza gitmiş ’ki St.Pölten cemevimiz Hak Muhammet Ali yoluna Alevilerin inanç birliğine evet dedi diye bir bildiri kaleme alıyorsunuz.
Bu tür konularda kişilerin dünyevi statülerine bakılmaksızın barış, hoşnutluk, eşitlik, aşkı-muhabbet, yani rızalık aranır.
Çünkü, haksızlığa uğradığını düşünen bir insana, kendi derdini veya problemini toplumun huzurunda anlatma olanağı sağlanması lazım. Kişiler herhangi bir sebepten ötürü razı değilse rızalıkları alınıncaya kadar beklenir, Makul bir çözüm bulunana kadar konu pirler önünde müzakere edilir ve en sonunda toplumun çözüm önerisi ortaya çıkmış olur. Böylece haklı, haksız belli olur ve varsa bir yanlışlık giderilmiş olur.
Bu söylediklerim St Pölten halkı içindir, yoksa 2012 yılında kurulacak hak divanına gece yarısı yaptığınız ve o darbe sizinle birlikte yürüyenlerin bile eleştirdiği gece yarısı operasyonuyla yaptığınız divan değil sanırım bu anlayışı kendinize ilke edinmişiniz.
Bildirinizde St Pölten dernek üyesi canları kast ederek ebetteki bu durumu benimsemeyen canlar olacak diyorsunuz, işin aslı benimseyen sadece mehmet mercan ve cevresindeki aile erbabıdan öte gitmez yannında olan bir kaç can.
Yönetici ve kurumlar toplumun verdiği karara uymakla yükümlüdürler. Alevilikte kulun kuldan razı olması, hayati önem taşıyan bir ilkedir. Aksi takdirde Hakk’ın kullardan razı olmayacağı var sayılır. İşte bu düşünce tarzı günümüzde demokrasi diye adlandırılan fikrin, adeta ruhunu yansıtmaktadır.
Rızalık Aleviler için sadece Cem ibadeti ile sınırlı kalan bir davranış değildir. Bu düşünce tarzını bir Alevi, hayatın bütün alanlarında uygulamak zorundadır. Günlük yaşamını sürdürürken yapacağı her işte, kul hakkına sonuna kadar riayet etmelidir ve mümkün mertebe insanların Rızalıklarını almalıdır. Rızasız hiçbir işe kalkışmamalıdır. Bilerek etrafındaki hiçbir insanı dili, dini, ırkı ve rengi ne olursa olsun kandırmamalıdır. Her daim Hakk’ın Rızasını almalı ve gözetmelidir.
Her şey mübah görülerek, şikayet, şantaj, tehtit, ispiyon vs. Biz kazandık gibi propaganda yapılıyor. Bu toplum buna kör sağır kalacaksa, buna karşı olanlarada aynı yönteme kapı açılmış olacaktır. Karşı tarafta kazanmak için haklı olarak sizi bu Makyavelistçe kullandığınız yöntemleri kullanacaklardır.
Sonuç olarak, Rızalık düşüncesi, günümüzde insanların arasında çıkan ihtilafları giderebilmek için çok önemli bir model niteliği taşımaktadır. Bugün yapılan sadece bir dernek başkanının kendi hırs ve çıkarları için üyelerini hiçe sayarak içeri verdiği bir bas vurudan başka bir şey değildir. O cemevi St Pölten halkınındır ve öyle kalacak.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası















