Almanya'da sürdürülen Açlık Grevleri Kritik Aşamada
Mehmet Ali DEMİRGeçtiğimiz yıl, Berlin'de Grup Yorum üyesi İhsan Cibelik, Gazeteci Özgül Emre ve antifaşist Serkan Küpeli'nin tutuklanmasına karşı başlatılan açlık grevi, dikkatleri hukuksuz tutuklamalara ve insan hakları ihlallerine çekti. Eda Deniz Haydaroğlu'nun da katılımıyla başlayan süresiz açlık grevi, daha sonra Ilgın Güler, Sevil Sevimli ve İleni Açıkgöz gibi diğer aktivistler tarafından desteklendi.
Açlık Grevinde Artık 280’li günlerde ve Kritik Süreçte
Açlık grevinin devam etmesiyle birlikte, grevcilerin sağlık durumları ciddi şekilde kötüleşmeye başladı. Eda Deniz Haydaroğlu'nun yaşadığı sağlık sorunları, sadece kas ağrıları ve yorgunlukla sınırlı kalmayıp eklem ağrıları, kemik ağrıları, ağız içi yaraları, saç dökülmesi, mide bulantısı gibi ciddi sağlık sorunlarına dönüştü. Bu durum, açlık grevinin ne denli zorlu bir eylem olduğunu ve grevcilerin bedensel sağlık açısından büyük risk altında olduklarını gösteriyor.
Mahkeme Süreci ve Beklentiler
Mahkeme süreci, tutukluların durumunu yakından takip edenler arasında hayal kırıklığı yarattı. Düsseldorf OLG'de görülen mahkeme, erken bir şekilde sonlandırıldı ve bu durum protestolara sebep oldu. Gelişmeler, mahkemelerin bu tutukluların durumunu adil bir şekilde ele almadığı yönünde eleştirilere neden oldu. 12 Aralık'ta yapılacak olan mahkeme ise bu sürecin nasıl devam edeceği konusunda önemli bir adım olacak.
Açlık Grevlerinin Politik ve Toplumsal Boyutları
Hapishane koşulları, ceza infaz sistemi ve siyasi iktidar arasındaki dinamikler, açlık grevlerinin öncelikli talepleri ve bunların kamusal yankıları günümüz siyasi atmosferinde önemli bir yer tutmaktadır. Açlık grevleri, sadece hapishane koşullarını iyileştirmeyi değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal taleplerin bir yansıması olarak da algılanmalıdır. Birçok örnekte olduğu gibi açlık grevleri, sadece hapishanelerde değil dışarda zulme ve siyasi erklerin insana nefes aldırmayacak duruma geldiğinde yapılan bir direniş biçimidir.
Açlık Grevlerinin Talepleri ve Direnişin Siyasi Arka Planı
Açlık grevlerinin temel talepleri genellikle hapishane koşullarının iyileştirilmesi gibi görünse de aslında içerde ve dışarda dayatılan zulme ve zorbalığa karşı bir direniştir. Çıplak arama ve benzeri işkenceler mektup, kitap, dergi gibi haklar, soğuk akan sular, yenmeyecek kadar kötü yemekler gibi sıradan görünen durumlar, aslında siyasi iktidarın tutsakların iradesini yok etmeye ve teslim alma girişimidir. Burada siyasi iktidar insan haklarını yok sayarak kendinin buraların sahibi olduğunu ve her söylenenin uyulmasını ister; bunun adı da teslimiyettir. Bununla birlikte, genel ceza infaz uygulamalarındaki adaletsizlikler, baskı ve hak ihlalleri de açlık grevlerine neden olabilir.
Siyasi İktidarla Mücadele ve Açlık Grevlerinin İlişkisi
Açlık grevlerinin talepleri genellikle hapishane koşullarını hedef alsa da asıl mücadele, siyasi iktidarların uyguladığı zulme ve baskılara karşı yürütülen bir eylemdir. Siyasi iktidarlar, bu baskı ve zorbalıkla toplumsal bilinci silmeyi hedefler; bu da çürümüş, sesini çıkarmayan her söylenene itaat eden bir teslimiyetçilik yaratır. Aslında açlık grevleri gibi direnişler, bu çürümeye karşı bir panzehirdir. Şu da bilinmelidir ki; açlık grevleri en son mücadele biçimidir, artık hiçbir şekilde sesini duymayan zorbalara karşı kişinin bedenini ortaya koymasıdır.
Açlık grevlerinin sesi, sadece yazar, çizer, sanatçılar aracılığıyla değil, aynı zamanda demokratik kitle örgütleri ve toplumsal hareketler aracılığıyla da geniş kitlelere ulaşması çok önemlidir. Bu eylemler, sadece halkın duygularına hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal bilinçlenmeye de katkı sağlar. Burada önemli olan halk kitlelerinin kendileri için yapılan bu eylemlere sahip çıkmasıdır. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya hukuksuzluk karşısında yapılan açlık grevi eyleminde elde edilen kazanım, sadece o bölge ve insanlar için değil, tüm dünya hakları için elde edilmiş bir kazanımdır.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















