92 Çıplak mülteci ve kararan yürekler
Mehmet Ali DEMİR.jpg)
Türkiye-Yunanistan sınırında 92 sığınmacı bulundu. Kimisi yaralı hepsi bitkin. Ancak bitkinlikleri açlık ve yorgunluktan değil, daha çok kırılmış insan onurlarından. Bilmediğimiz ya da görmediğimiz bir şey değil, bu onur kırıcı durumu o insanlara laik gören. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşından sonra devam eden ve sözde çağdaşlaşan insanlığın geldiği son durum. BM bu durumu kınayıp 'soruşturma açılması' çağrısında bulunuyor. Zaten yaptıkları başka bir şey de görmedik şimdiye kadar. Adeta insanlığın yaşadığı ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir dram yaşanıyor.. Oysa 1951 sözleşmesinde mültecilerin korunması ve sorumluluk paylaşımı gözetilmelidir.
Yunan polisi, Türkiye sınırında çıplak (şuana kadar bu insanların giysilerinin niçin üzerlerinde olmadığı açıklanmış değil) ve bazıları yaralı 92 kişiyi kurtardığını açıklıyor. Türkiye yetkilileri boş durur mu? Onlar da bu durumla ilgili Yunanistan’ı suçladı. Türkiye ve Yunanistan birbirlerini suçlarken, o insanların ne acılar çektiği kimsenin umurunda değil. Türkiye ve Yunanistan hükümetleri birbirini suçlamak için bu çaresiz insanları kullanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (NHCR) yaptığı açıklama ile bu aşağılayıcı muameleyi kınadığını belirtip, olayla ilgili soruşturma açılması çağrısında bulundu. Eee, şimdiye kadar benzeri durumlarda da soruşturma açtınız, açtırdınız? Sonuç ne oldu? Hiç.
Yunan polisi, 92 çıplak göçmenin bazılarının yaralı olduğunu, botlarla Meriç nehrini geçerek Türkiye’den lastik botlarla Yunan topraklarına geçtiğine dair kanıtlar bulduğunu da söylüyor. Yunan makamları, çoğunluğu Afganistan ve Suriyeli olan erkeklere hemen giyecek, yiyecek ve ilk yardım verildiğini de açıkladı. Ne büyük insanlık dersi(!) denizlerde lastik botlarını delip ölüme tek edilmiş onlarca mülteciyi kurtarmak. Her iki ülke yetkililerine geçmişte ölümlerine sebep oldukları sayısız mülteciyi ne çabuk unuttuklarını da hatırlatalım.
Yunanistan Sivil Koruma Bakanı Takis Theodorikakos, Türkiye’yi 'Yasadışı Göçe' yardımla suçladı. Yunan televizyonuna yaptığı açıklamada Theodorikakos, göçmenlerin çoğunun Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi Frontex’e Türk ordusuna ait üç araçla Meriç Nehrinin kenarına kadar getirildiğini iddia ediyor. Ancak bu it dalaşında, her iki ülkenin ve başka ülkelerin de çaresiz insanları kullandıklarını biliniyor.
Yunanistan Göç Bakanı Notis Mitarachi de sosyal medyadan yaptığı paylaşımla, 'Türkiye’nin göçmenlere yönelik muamelesinin medeniyet için bir utanç olduğunu' söylese de, göçmenler sorununda kapitalist tüm ülkelerin birbirinden hiç farklılıkları yok. Bu ülke yetkilileri aynaya baksalar iyi olur. Geçtiğimiz yıllarda, siyah beyaz televizyonlar döneminde bir banka reklamı vardı. Sloganı "aslında yoktur birbirimizden farkımız, ama biz şu bankayız" hatırlatıp diyoruz ki, sizler tam da bu slogandaki açıklamaya denk düşüyorsunuz..
Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Yunanistan’ı suçluyor. İddiaları “boş ve gülünç” olarak nitelendiriyor. Altun, Yunanistan’ı mültecilerin fotoğraflarını yayınlayarak onlara saygı duymamakla suçluyor. Yahu kim soydu bu insanları? Neden kendi kavganızda bu masum insanları kullanıyorsunuz?
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği şok edici raporlar ve görüntülerden derin üzüntü duyduğunu söyledi. Evet, viskilerinizi yudumlarken, sadece sözde derin üzüntü duyarsınız. Bu dünyayı yaşanmaz hale getiren sizlersiniz. Sizler, insanların yaşadıkları kendi ülkelerinde iç karışıklıklar çıkartıp, o ülkeleri de "demokrasi, insan hakları getireceğiz" diyerek işgal ediyor, savaşın getirdiği olumsuzluklar sonunda da insanların ülkelerinden göç yollarına düşmelerine sebep olan vahşi kapitalizmin ve kapitalistlerin sözcülerisiniz.
Biliyoruz ki, yaptığınız ve söylediğiniz her şey, her söz yapmacık olup, kapitalist emperyalistlere hizmettir. Mülteci sorununun yaşandığı tüm sınırlarda, o ülkelerin göçmenlere karşı, insani değerleri koruyan bir sorumlulukla hareket edeceği günlere olan inancımızı korumak istiyor ve bunun gereklerini bekliyoruz.
Aşk ile
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















