8 Mart Dünya Emeci Kadınlar Günü: Mücadele ile Kazanılan, Mücadele ile Korunacak
Mehmet Ali DEMİRDünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir kutlama değil, tarihsel bir direnişin sembolüdür. 1857’de New York’taki dokuma işçisi kadınların insanlık dışı çalışma koşullarına karşı başlattığı grev ve bu süreçte yaşamlarını yitiren kadınlar, 8 Mart’ın bir mücadele günü olarak tarihe kazınmasına neden oldu. Bu mücadele, yıllar içinde sadece çalışma hayatındaki eşitsizliklerle değil, kadınların yaşamın her alanında karşılaştığı baskılarla da genişledi.
Ancak onca bedel ödenerek kazanılan bu haklar, bugün hâlâ tehdit altında. Kadınlar, dünyanın dört bir yanında sadece emek sömürüsüne değil, tacizlere, mobbinglere, şiddete ve ataerkil sistemin dayattığı eşitsizliklere karşı direnmeye devam ediyor. Türkiye’de ve birçok ülkede kadınlar, erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen daha düşük ücret alıyor, karar mekanizmalarına dahil edilmiyor ve toplumsal rollerin dışına çıkmaya çalıştıklarında şiddetle bastırılmak isteniyor.
Ataerkil toplum yapısı, kadınların en temel insan haklarını bile kısıtlamaya çalışırken, toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde atılan her adım baskılarla karşılaşıyor. Bugün hâlâ birçok ülkede kadınlar, cinsel şiddet, ev içi şiddet, çocuk yaşta evlilikler ve kamusal alanlarda dışlanma gibi sistematik baskılarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Sadece erkek egemen devletler ve sistemler değil, insanlığa düşman çeteler de kadınların varoluşuna saldırıyor. Bugün Suriye’de HTŞ’nin (Heyet Tahrir el-Şam) kaçırdığı, katlettiği ve tecavüz ettiği Alevi kadınlar, bir halkın inancına ve kimliğine yönelik barbarca bir saldırının kurbanlarıdır. 21. yüzyılda, hâlâ kadınlar inançları ve kimlikleri nedeniyle vahşetin hedefi olmaktadır.
Bu vahşet ne yazık ki yeni değil. Ezidi kadınlar, 2014 yılında IŞİD tarafından esir alındığında, dünyanın gözü önünde bir kez daha tarihin en karanlık sayfalarından biri yaşandı. Ezidi kadınlar, köle pazarlarında satıldı, sistematik tecavüze uğradı, küçük kız çocukları barbarların elinde hayatlarının en karanlık günlerini yaşadı. Bugün dahi yüzlerce Ezidi kadın kayıp; kimileri hâlâ zorla alıkonuluyor, kimileri ise dönecek bir ailesi ve toprağı kalmadığı için sessizliğe gömülmüş durumda.
Tarih bize gösterdi ki, hiçbir baskı kadınların mücadelesini durduramaz. 8 Mart sadece bir gün değil, her gün devam eden bir direnişin, bir adalet arayışının ve özgürlük mücadelesinin adıdır. Kadınlar; eşit işe eşit ücret, çalışma hayatında ve siyasette eşit temsil, şiddetsiz bir yaşam hakkı ve bedenleri üzerinde tam söz sahibi olma taleplerinden asla vazgeçmeyecekler.
Bugün Taksim’in kadınlara kapatılması, bir meydan meselesi değildir; kadınların kamusal alanda eşit ve özgür bireyler olarak var olabilme hakkına yönelik bir saldırıdır. Ancak tarih boyunca kadınlar, her yasak karşısında daha güçlü bir şekilde mücadele etmeyi başarmışlardır.
8 Mart, kazanılan hakları hatırlamak ve daha fazlası için mücadele etmeye devam etmek demektir. Çünkü kadınlar özgür olmadan, hiçbir toplum özgür değildir. Rosa Luxemburg, Clara Zetkin, Mirabal Kardeşler, Zarife Xanım, Baciyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) ve 1857’de New York’ta katledilen 129 emekçi kadın mücadelesi günümüze halen ışık tutuyor.
Ve unutmayalım: Türkiye’de, Suriye’de, İran’da, Afganistan’da, dünyanın dört bir yanında öldürülen, tecavüze uğrayan, köleleştirilen tüm kadınların mücadelesi, bizim de mücadelemizdir.
Kadınların mücadelesi yaşamın kendisidir ve bu mücadele ile kazanılan haklar, ancak mücadele ile korunacaktır!
Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













