43 Yıldır Sönmeyen Ateş: Maraş
Mehmet Ali DEMİRDersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi,Suruç, Roboski,19 Aralık 2000'de kanlı cezaevi katliamı, Ankara gar katliamı; Biz bu katiamların arkasındaki güçleri tanıyoruz. Bu katliamlar faili meçhul kaldığı sürece, Devlet bu katliamlarla yüzleşmediği sürece, yüreğimizdeki bu ateş hiç sönmeyecek.
Demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yolu bu katliamlarla yüzleşmekten geçer. “Bizler Maraş’ta kocasına ‘Beni sen öldür, onların eline bırakma’ diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık” unutmayacağız.
Biz ‘Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır’ diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti unutmadık ve o zihniyetin halen iktidarda olduğunu biliyoruz.
Maraş Katliamında olanlar, asla ‘Maraş olayları’ gibi hafif kaçan kelimelerle nitelendirilemez. Maraş’ta 19-26 Aralık tarihleri arasında bir hafta boyunca yaşananlar ‘katli vacip kılınmış’ planlı bir cinayetler silsilesidir. Hedef ailelerin oturduğu evler haftalar öncesinden işaretlenir. Bu evlere saldıran faşist gruplar, içerisindeki insanlara yaş, cinsiyet veya herhangi bir insani kavram tanımamaksızın işkenceler yaparak sadistçe katliamlar gerçekleştirir. IŞİD mezaliminin Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş katliamında provalarını biz gördük.
Türkiye’de geçmişte halkları birbirine karşı kışkırtarak, kitlesel katliamlara ve cinayetlere zemin hazırlayanlar, bugün benzer siyasal-ideolojik yaklaşımlar üzerinden tekçi, ayrımcı ve kutuplaştırıcı politikalarını sürdürmektedir. Maraş katliamı öncesinde olduğu gibi bugün de Alevilerin yaşadığı evlerin kapılarına kırmızı boyayla çarpı işaretleri atılmakta, duvarlara tehdit mesajları yazılarak, farklı kimlik, inanç ve siyasi düşünceden olanları hedef alan açıklama ve saldırılar yaşanmaktadır.
Geçmişte Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta acımasızca katliam yapan ırkçı-faşist zihniyet ile kendilerinden farklı düşünen ve yaşayanları ‘hain’, ‘düşman’, hatta ‘terörist’ ilan eden karanlık zihniyet arasında hiçbir fark bulunmamaktadır.
Dün Alevileri keserek,yakarak, vurarak katledenler bugün asimile ederek yok etmek istiyor bu yeni bir katletme yok etme sistematiğidir ve bence en tehlikelisidir.
İnsanlığın hedef alındığı katliamları ve katliamların arkasındaki kirli ilişkileri unutmak değil hatırlamak, hafızalarımızdan sildirmek isteyenlere karşı inatla unutturmamak hepimizin görevidir. Biz Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi,Suruç, Roboski,19 Aralık 2000'de kanlı cezaevi katliamı, 10 Ekim Ankara katliamını unutmadık, unutturmayacağız!
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası


















