10 Aralık İstanbul Alevi Mitingi ve Bizim Gerçekliliğimiz
Mehmet Ali DEMİRAlevi kurumları, zamanla değişen toplumsal dinamiklere, teknolojik ilerlemelere uyum sağlamaz ve 21. yüzyıla göre kendine bir format atamazsa, özellikle gençliğin ihtiyaçlarına uyum sağlamazsa, bugünleri bile arayacak duruma düşebilir. Şunu özellikle belirtmek isterim: Gün, bilek güreşi yapma günü değil; Öyle bir yol ayrımına gidiyoruz ki, bu topraklardan bizim gelecek nesillere yaşam alanı bırakılmayacak bir karanlığa gidiyoruz. Ama ne yazık ki birçoğumuz hâlen bunun farkında değiliz.
Bu günlerde hemen hemen herkes 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de Alevi kurumlarının düzenlediği İstanbul mitingini konuşuyor. Ama üzülerek söylemek isterim ki kimse daha neden bu durumun yaşandığının farkında değil. Çünkü herkes olaylara kendi açısından ve yüzeysel bakıyor. Geçmişteki kurum yöneticileri, kendi zamanlarında yaptıkları bir iki mitingde sokağa çıkardığı kitle ile övünürken, günümüzdeki yöneticiler ise belediyelerin iktidar baskısını göstererek işin aslını görmemekte. Kimse gerçeklerle yüzleşmek istemiyor.
Geçmişi örnek verenlere söyleyecek sözüm şu: 1993 Sivas katliamı sonrası Alevi toplumunda düzene karşı haklı bir kin oluştu. Oluşan bu kin, geçmişte sol sosyalist hareketlerin birçoğunun halka önderlik yapmak yerine kendi yanlışlarını dayatma ve halkı küçümseme körlüğünden kaynaklanarak, bu örgütlerden uzaklaştı ve bu katliamdan sonra yeniden doğan Alevi kurumlarına kanalize oldu ve oralarda örgütlendi. Hatta bu süreçte, bir kesim kitlesini kaybeden revizyonist sol sosyalist örgütler, oturup yaptıkları yanlışın mesabesini yapmak yerine, Alevi kurumlarını düşmanlaştırmaya ve hatta bazı bölgelerde saldırılara sebep oldu.
Evet, bu süreçte yıllardır yasaklı olan bu inanç, ne yazık ki özünden uzaklaştırılmış ve içi hurafelerle doldurulmuş, bilimsellikten uzak gerçeklikten uzak bir mezhep kılıfı altında İslamlaştırılmıştı. İlk yıllarda bu konuyu kimse anlayamadı, çünkü birçok kesim annesinden babasında böyle görmüştü ve böyle devam etti. Gençlik ise inanmasa da uyum sağlamaya veya anlamaya çalışıyordu. Tam da bu sırada Alevi önderlerine düşen görev bir bilim kurumu oluşturarak bu konuda gelecek için bir yol oluşturmaktı. Peki bunu yaptılar mı? Tabii ki hayır, onlar birdenbire ortaya çıkan bu kitle ile tam bir sarhoşluk yaşadı ve ne bu yolu araştıracak bir bilim kurulunu ne de yol önderi Dede – Anna yetiştirdi. İçi hurafe mitolojik hikâyeler ile doldurulmuş bu geleneği devam ettirdi. Dedeleri devlet ile iş birliği içinde Alevilerin köküne ayran suyu dökerek kurutmaya çalışan Cem Vakfına bıraktı, onlar da ilahiyatçı ve dede kılıklı imamlar yetiştirerek bizi bu sürece getirdi.
Peki bugün değişen bir şey var mı, diye sorarsanız? Ne yazık ki yok, her şeye yüzbinler harcayan Aleviler yola tek kuruş harcamadı. Denek yerleri için kocaman binalar yapan, gecelere kutlamalara ayrılan yüzbinlerce euroluk bütçe Alevi yok ve erkanlarını gerçeğini bulma konusunda tek kuruş harcanmadı. Kurum başkanları buraları rant kapısına veya kendileri için gelecek sağlamak için basamak olarak kullandı, buralarda egolarını tatmin etme derdine düştü. Başkanım didildikçe yan yan yürüyerek hindi gibi kabardı; o Alevi inancındaki 'esikteki ile beşikteki birdir' sözü unutuldu, işine gelenleri yönetime aldı, kendi gibi düşünmeyenleri tasviye etti, düşmanlaştırdı. Birbirinin kopyası olan cemlerde bilim öğretmek, mitolojiler yani hikayeler anlatılarak insanların beyni uyuşturuldu, insanlara bilim, dünya gerçekliliği yerine 1350 yıl önce yaşanmış bir katliam dramlaştırılarak anlatıldı, diz dövülerek göz yaşı döktürüldü. İşte tam da günümüz dünyasında gerici tarikatların yaptığı yapıldı.
Pirlerin bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır desturu unutuldu, bilim yerine Mitler ve hurafeler konuldu. Alevi toplumu aydınlık yüzü karatıldı, kendilerine uyan itiraz etmeyen biatçı bir toplum yaratılmaya çalışıldı.
Şimdi ekranlara çıkarak ya da sosyal medyada bilek güreşi yapanlara söyleyecek tek sözüm, hani eskide bir banka reklamı vardı ya (aslında yoktur birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı bakasıyız). Son bir söz siz yolun gerçeğine dönmeseniz gelecekte bu günleri mumla arayacaksınız. 21.Yüz yılda İslami gencik deist, ateist olurken siz Alevi gençliğini İslamlaştıramazsınız peşinize gelmez. Ayrıca büyük alevi örgütlülüğü diye bir örgütlülüğü yok bir bölgede 10 bin alevi varsa kurumlara gelenin sayısı bini aşmaz. Dostlar ya kendi gerçeğimize döner bu yolda çalışmalar düzenleriz yenide güçleniriz ya da böyle marjinal kurumlar olarak devem ederiz artık gerisi seze kalmış.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















