Mahmut KANBER

Türkiye’de Muhalefetin Makulleştirilmesi ve CHP Üzerinden Yeni Siyasal Dizayn

Mahmut KANBER
  24-05-2026 11:52:00

Türkiye’de bugün CHP üzerinden yürüyen tartışma yalnızca belediyelere yönelik hukuki süreçler, parti içi krizler ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarı–başarısızlık bilançosu değildir. Asıl mesele, Türkiye’de muhalefetin hangi sınırlar içinde kabul edileceği ve farklı yurttaşlık biçimlerinin ne ölçüde siyasal meşruiyet kazanabileceği sorunudur.

Bu nedenle CHP’ye ve muhalefete yönelik süreçler yalnızca “hukuk işliyor” şeklinde okunamaz. Uygulamaların dili, zamanlaması, yoğunluğu ve seçiciliği; siyasal alanın yeniden düzenlendiğini göstermektedir. Burada hedef yalnızca belirli belediyeler ya da belirli kişiler değildir. Daha geniş anlamda, muhalefetin sistem açısından “makul”, “yönetilebilir” ve “sınırları belli” bir konuma çekilmesi söz konusudur.

Bu durum, küresel ölçekte yükselen hibrit rejimlerin ve post-demokratik yapıların ortak karakteristiğidir. Günümüz otoriter yönelimleri, muhalefeti tamamen yok etmek yerine, kendi çizdikleri oyun alanında, sistemi meşrulaştıracak yapısal sınırlar içinde tutmayı hedefler.

Türkiye siyasal tarihinde devlet aklı çoğu zaman yalnızca iktidarı değil, muhalefeti de tanımlamıştır. “Makbul vatandaş” anlayışı nasıl toplumu biçimlendirdiyse, “makbul muhalefet” anlayışı da siyasal alanın sınırlarını çizmiştir. CHP bugün bu tarihsel çizginin tam merkezinde durmaktadır. Burada gözden kaçırılmaması gereken temel unsur, CHP’nin tarihsel köklerinden gelen kurucu "lider partisi" hafızasıdır. CHP geleneğinde genel başkanlık makamı, yalnızca bir yönetim organı değil; kurumsal meşruiyetin, ideolojik sınırların ve taban aidiyetinin konsolide edildiği ana merkezdir. Dolayısıyla devlet aklının muhalefeti makulleştirme arayışı, tarihsel olarak her zaman bu liderlik hafızası ve genel başkanlık mimarisi üzerinden yürütülmüştür.

Sürecin yerel yönetimler boyutunda ise durum daha karmaşıktır. Hukukun siyasal rekabetin aracı gibi algılanması, denetimin eşit uygulanmadığı izlenimi ve muhalefetin yerel yönetimler üzerinden baskı altına alınması demokratik siyaset açısından ciddi bir sorundur. Yerel yönetimlerde oluşan toplumsal güç, merkezi iktidar açısından yalnızca bir belediyecilik meselesi değildir; geleceğin siyasal iktidar alanı olarak görülmektedir. Bunun da ötesinde yerel yönetimler, kamusal kaynakların, kentsel rantın ve yerel sermaye ağlarının dağıtım merkezleridir. Dolayısıyla muhalif belediyeler üzerindeki abluka, sadece siyasal alanı daraltma çabası değil; muhalefetin ekonomik ve lojistik alanını kurutmayı amaçlayan ekopolitik bir stratejidir.

Sürecin en sofistike ve tehlikeli boyutu ise hukukun asimetrik bir yöntem olarak kullanılarak doğrudan partinin kurumsal meşruiyet genetiğine müdahale edilmesidir. Yargı eliyle üretilen "mutlak butlan" kararları üzerinden kurultayların ve genel başkanlık makamının tartışmaya açılması, dışsal ablukanın partinin iç mekanizmalarını felç edecek bir iç savaşa dönüştürülmesi girişimidir. Buradaki asimetri; hukukun evrensel normları korumak için değil, ana muhalefet partisinin kurumsal devamlılığını ve liderlik mimarisini yasal bir belirsizlik ve kaos cenderesinde tutmak için araçsallaştırılmasında yatmaktadır.

Ancak bu tespit, CHP’nin kendi iç sorunlarını görmezden gelmeyi gerektirmez. CHP içinde liyakat, kadrolaşma, yerel güç ağları, kapalı ilişkiler, parti içi hizipler ve bazı yapıların gerçekliği de ayrıca tartışılmalıdır. Bir partinin baskı altında olması, kendi içindeki hakikat sorunlarını ortadan kaldırmaz. Tam tersine, demokratikleşme iddiası taşıyan bir yapı, kendi iç arınmasını da daha yüksek bir siyasal sorumlulukla yapmak zorundadır. Bu arınma ihtiyacı tartışılırken, CHP’nin yapısal sorunlarının faturasını tamamen Kemal Kılıçdaroğlu’na keserek onu bir "günah keçisi" ilan etme kolaycılığına kaçılmamalıdır. Bir siyasi hareketi geçmiş lideri üzerinden günah keçisi ilan ederek cendereden çıkarmaya çalışmak, yapısal sorunları çözmeyen bir yanılsamadan ibarettir; karşı karşıya kalınan kriz şahıslara bağlı değil, kurumsaldır.

Kılıçdaroğlu dönemi yalnızca “başarısızlık” üzerinden okunamaz; seçimi yüzde 49’a karşı yüzde 51 kaybetmek mutlak başarısızlık değildir ve toplumun neredeyse yarısının siyasal temsilini alan bir hareketi yalnızca yenilgi diliyle açıklamak siyasal gerçekliği daraltır. Ayrıca Deniz Baykal dönemi ile Kılıçdaroğlu dönemi aynı tarihsel ve siyasal koşullarda yaşanmamıştır; bu iki evre arasında ciddi bir bağlamsal farklılık vardır. Deniz Baykal’ın liderlik süreci, doksanların parçalı siyasetinde ve ikibinlerin başında, CHP’yi kurumsal statüko içinde tutan, devletçi-ulusalcı çizgiyle daha uyumlu, makul ve kontrollü bir meşruiyet zemininde koruyan bir dönemken; Kılıçdaroğlu dönemi sistemin kurallarının tamamen değiştiği, hibrit otoriterleşmenin ve hegemonya inşasının yaşandığı tamamen farklı bir siyasal ekolojide gerçekleşmiştir. Kılıçdaroğlu, CHP’yi bu zorlu evrede Kürt seçmenle temas, muhafazakar kesimlerle ilişki ve farklı kimliklerin görünürlüğü üzerinden daha geniş toplumsal kesimlerle buluşturmaya çalışmış, asıl gerilim de CHP’yi klasik devletçi muhalefet sınırlarının dışına taşıma iddiasıyla başlamıştır.

Fakat bu yapısal dönüşümün, yerel yönetimler ve kurumsal denetim düzeyinde büyük boşluklar ürettiği de yadsınamaz. Kılıçdaroğlu döneminin büyükşehir belediyelerini kazanmaya odaklı niceliksel yerel yönetim stratejisi, niteliksel bir kurumsal denetim mekanizmasıyla desteklenememiştir. Genişleme ve ittifak arayışları yürütülürken, parti içi liyakat ve eliminasyon mekanizmalarının gevşetilmesi, bazı yerel yöneticiler ve milletvekilleri düzeyinde hukuki/finansal zafiyetlerin, kapalı çıkar ağlarının ve şaibelerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Siyaseti merkezden bürokratikleştiren ama yereldeki kadroların kurumsal denetimini zayıf bırakan bu yönetimsel model, yerel güç odaklarının kontrolsüz büyümesine yol açarak partinin yapısal bağışıklık sistemini zayıflatmıştır. İşte tam bu noktada, iktidarın dışarıdan yürüttüğü asimetrik kuşatmanın, parti içinde "içeriden işleyen asimetrik bir operasyonel zemine" dönüşüp dönüşmediği sorusu önem kazanır. Rejimin ürettiği makulleştirme stratejisi, parti içi bazı kliklerin kişisel veya bölgesel güç alanlarını koruma refleksleriyle birleştiğinde, kurumsal bütünlüğe karşı içeriden bir zafiyet hattı oluşturmuştur. Dışsal müdahalelerin bu denli yıkıcı olabilmesi, liderlik mimarisinin kurumsal bağışıklığı tam olarak tahkim edememesi ve dışarıdaki asimetrik baskının içerideki klik çatışmalarıyla rezonansa girmesiyle doğrudan ilişkilidir. İkibinonaltı yılındaki dokunulmazlık sürecinde takınılan "Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz" tavrı da bu kurumsal bağışıklık zafiyetinin ve hukukun araçsallaştırılmasına sunulan dolaylı meşruiyet zemininin en somut tarihsel göstergesidir.

Bu nedenle CHP tartışması yalnızca Kılıçdaroğlu’nun kişiliği, Aleviliği ya da seçim sonucu üzerinden okunamaz. Alevileri yalnızca Kılıçdaroğlu üzerinden tanımlamak da yetersizdir. Alevilik Türkiye’de devletin farklılıklarla kurduğu ilişkinin tarihsel göstergelerinden biridir. Mesele bir liderin kimliği değil, farklı yurttaşlık biçimlerinin merkez siyasette belirleyici olup olamayacağıdır.

Tam da bu noktada, yargı eliyle dayatılan genel başkanlık değişimi ve kurumsal belirsizlik krizinin iki farklı siyasal çıktı üretme potansiyeli vardır:

İlk ihtimal, asimetrik hukuki operasyonların yarattığı yorgunluk ve kurumsal kayyum/butlan kıskacının parti yönetimini risk almayan, sistemle uyumlu, çeperle ilişkisini kesmiş ve kurucu akılla uzlaşmış "makul" bir çizgiye geriletmesidir. Bu, tasfiye projesinin başarıya ulaşması demektir.

İkinci ihtimal ise, bu denli sınır tanımayan asimetrik müdahalelerin, parti tabanında ve toplumsal muhalefette yapay hizipleri önemsizleştiren organik bir direnç hattı doğurmasıdır. Hukukun bu derece araçsallaşması, muhalefetin meşruiyet zeminini hukuk salonlarından çıkarıp doğrudan toplumsal rızaya ve demokratik direnişe tahkim etmesine yol açabilir. Bugün gelinen noktada aktörler değişmiş olsa da yapının karşı karşıya kaldığı dayatma aynıdır. Mevcut CHP yönetiminin önündeki en büyük sınav da bu "makulleştirme" baskısına karşı pasif bir müzakerenin konforuna mı sığınacağı, yoksa aktif bir kurucu direnç mi sergileyeceği sorusunda düğümlenmektedir.

Muhalefet gerçekten demokratik çoğulculuğu temsil eden bağımsız bir siyasal alan mı olacaktır; yoksa devletin çizdiği sınırlar içinde kalan, makul hale getirilmiş, yönetilebilir bir aparat mı olacaktır? Esas soru budur.

CHP’nin önündeki görev yalnızca baskıya karşı durmak değildir. Aynı zamanda kendi içindeki hakikat sorunlarıyla yüzleşmek, liyakati güçlendirmek, belediyelerde şeffaflığı artırmak ve demokratikleşme iddiasını kendi pratiğinde göstermek zorundadır.

Türkiye’nin önündeki mesele de yalnızca iktidar değişimi değildir. Asıl mesele, devletin muhalefeti ve farklı yurttaşlık biçimlerini nasıl tanımlayacağıdır. Bugün CHP üzerinden yürüyen tartışma, Türkiye’de demokrasinin sınırlarının nerede çizileceği tartışmasıdır.

Mahmut Kanber                                                                                                                                               

 Siyaset Bilimci | Yazar                                                                                       

mahmutkanber@hotmail.com

 

  Bu yazı 1855 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35