Türkiye’de Çözüm Süreci.
Mahmut KANBERKürt Meselesinden Demokratikleşmeye
Jeopolitik Gerçeklik, Güvenlik, Devlet Aklı, Siyasal İrade ve Eşit Yurttaşlık
Mahmut Kanber
Siyaset Bilimci | Araştırmacı | Yazar
Türkiye’de yürütülen yeni çözüm ve barış sürecini yalnızca silahlı çatışmanın sona erdirilmesi üzerinden okumak, içinde bulunduğumuz tarihsel dönemin siyasal anlamını eksik bırakır. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü, Türkiye’nin farklılıklarla birlikte yaşama kapasitesini geliştirebilecek önemli bir demokratik eşiktir. Bununla birlikte siyaset bilimi açısından mesele yalnızca çözümün desteklenip desteklenmemesi değildir. Sürecin neden bugün yeniden siyasal öncelik kazandığı, değişen Orta Doğu jeopolitiğinin etkisi, devletin güvenlik yaklaşımı, oluşan parlamenter irade ve bütün bunların Türkiye’nin demokratikleşmesine hangi ölçüde taşınabileceği birlikte değerlendirilmelidir.
Barışı desteklemek ile barışı ortaya çıkaran koşulları sorgulamak birbirinin karşıtı değildir. Silahlı çatışmanın sona ermesi, siyasetin alanının genişlemesi ve Kürt meselesinin parlamenter ve hukuksal zeminde ele alınması başlı başına değerlidir. Eleştirel ve yapıcı bir siyaset bilimi yaklaşımı ise süreci doğuran güç ilişkilerini, bölgesel dönüşümü, devletin değişen ihtiyaçlarını ve ortaya çıkacak kurumsal sonuçları da değerlendirmek durumundadır. Barışın kalıcılığı, bu soruların sorulmasından değil, demokratik zeminde tartışılamamasından zarar görür.
Çözümün Parlamenterleşmesi
Türkiye’de çözüm süreci, başlangıçtaki siyasal temas ve karşılıklı irade açıklamalarının ötesine geçerek parlamenter ve hukuksal bir zemine taşınmış durumdadır. TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarını ortak bir raporla tamamlaması ve ardından sürecin gerektirdiği hukuki düzenlemelerin Meclis gündemine taşınması, siyasal açıdan yeni bir evreye işaret etmektedir. Süreç artık yalnızca yürütmenin, güvenlik bürokrasisinin veya belirli siyasal aktörlerin yönettiği bir temas alanı değil; parlamenter siyasetin doğrudan sorumluluk üstlendiği kurumsal bir süreç niteliği de kazanmıştır. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Bu değişim, bu çalışmada “Çözümün Parlamenterleşmesi” olarak tanımlanmaktadır. Kavram, Kürt meselesinin güvenlik ve yürütme merkezli karar alanından siyasal temsil, müzakere, hukuk üretimi ve demokratik meşruiyet alanına doğru taşınmasını ifade etmektedir. Parlamentonun sürece dahil olması, farklı siyasal iradelerin çözüm arayışının parçası olabilmesi bakımından pozitif bir gelişmedir. Ancak çözümün parlamenterleşmesi ile demokratikleşme aynı olgu değildir. Parlamento demokratik çözümün siyasal alanını genişletebilir; bu alanın kalıcı demokratik dönüşüme dönüşüp dönüşmeyeceğini üretilecek hukuk, temel haklar, özgürlükler, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım belirleyecektir.
Bu ayrım, sürecin değerini azaltmaz. Aksine barışın güvenlik alanından siyasal alana taşınmasını önemli görürken, parlamenter çoğunluğu demokratikleşmenin kendisi olarak kabul etmeyen eleştirel bir ölçüt oluşturur.
Güvenlik Algısı ve Kürt Meselesi
Kürt meselesini bütünüyle güvenlik sorunu olarak tanımlamak, tarihsel ve siyasal bir meseleyi sonuçlarından biri üzerinden açıklamak anlamına gelir. Kürt meselesinin kimlik, kültür, siyasal temsil, yurttaşlık ve devlet toplum ilişkisine uzanan tarihsel boyutları bulunmaktadır. Silahlı çatışma ise bu tarihsel meselenin ağır bir güvenlik alanı üretmesine yol açmıştır.
Devletin güvenlik algısını analiz dışında bırakmak da Türkiye gerçekliğini eksik okumak olur. Buradaki temel ayrım korunmalıdır. Kürt kimliği ile silahlı örgüt, Kürt meselesi ile güvenlik meselesi aynı olgu değildir. Bu ayrım akademik bir hassasiyet olmanın ötesinde barışın toplumsallaşmasının temel koşullarından biridir.
Güvenlik ile demokrasi arasında zorunlu bir karşıtlık kurmak çözüm üretmez. Devletin meşru güvenlik ihtiyacı yurttaşların demokratik haklarını ikincil hale getirmemeli; demokratik hakların genişlemesi de devlet güvenliğinin zayıflaması biçiminde okunmamalıdır. Demokratik hukuk devletinin temel sınavlarından biri, güvenliği hak ve özgürlüklerin karşısına yerleştirmeden üretebilmesidir.
Kürt Meselesinden Kürt Jeopolitiğine
Türkiye’deki yeni süreci yalnızca iç siyasal dinamiklerle açıklamak yeterli değildir. Irak ve Suriye’nin geçirdiği dönüşüm, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kurumsallaşması, Suriye’de ortaya çıkan Kürt siyasal ve askeri aktörleri, İran’ın konumu, ABD’nin bölgesel politikası ve Orta Doğu’da yeniden şekillenen güç dengeleri, Kürt meselesinin ulusal sınırların ötesindeki boyutunu belirginleştirmiştir.
Bu çalışmada söz konusu olgu “Kürt Jeopolitiği” kavramıyla tanımlanmaktadır. Kavram Kürtleri bir güvenlik tehdidi olarak nitelememektedir. Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürt toplumsal varlığının, farklı siyasal yapılanmaların ve bunların bölgesel ve küresel aktörlerle kurduğu ilişkilerin Orta Doğu güç denkleminde kazandığı siyasal ağırlığı ifade etmektedir.
Buradan Türkiye’ye dışarıdan hazırlanmış bir çözümün dayatıldığı sonucuna ulaşmak fazla determinist olur. Daha anlamlı soru. Orta Doğu’daki yeni güç dengeleri, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün Türkiye açısından siyasal, diplomatik ve güvenlik maliyetini yükselterek demokratik çözümü aynı zamanda jeopolitik bir gerekliliğe mi dönüştürmektedir?
Bu soru barış sürecini değersizleştirmez. Sürecin tarihsel koşullarını anlamaya çalışır. Bir devlet demokratikleştiği için güvenlik sorunlarını siyasal yöntemlerle mi çözmeye yönelir; değişen güvenlik ve jeopolitik koşullar demokratik araçları daha gerekli hale mi getirir? Türkiye’deki sürecin gelecekteki niteliğini belirleyecek temel ayrımlardan biri burada bulunmaktadır.
Jeopolitik gerçeklik ile halkların kardeşliği de aynı düzlemde değildir. Jeopolitik, “neden şimdi?” sorusunun bir bölümünü açıklar. Halkların kardeşliği ve birlikte yaşama iradesi ise “nasıl bir gelecek?” sorusunun demokratik cevabıdır. Jeopolitik gereklilik barışın önünü açabilir; kalıcı barışın toplumsal güvencesini eşit yurttaşlık, ortak yaşam ve demokratik irade oluşturur.
Çözüm Sürecinden Demokratikleşmeye
Kürt meselesinin silahlı çatışma ve güvenlik ekseninden siyasal, parlamenter ve hukuksal zemine taşınması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından pozitif bir dönüşüm potansiyeli taşımaktadır. Farklı kimliklerin ve tarihsel taleplerin meşru siyaset içerisinde konuşulabilmesi yalnızca Kürt meselesinin çözümüne değil, farklılıklarla birlikte yaşama kültürünün gelişmesine de katkı sağlayabilir.
Johan Galtung’un barış çalışmalarında geliştirdiği yaklaşım, doğrudan şiddetin sona ermesi ile kalıcı barışın toplumsal koşullarının kurulmasının aynı şey olmadığını ortaya koyar. Silahların susması vazgeçilmezdir; barışın hukuk, adalet ve toplumsal ilişkiler içerisinde kurumsallaşması ise daha geniş bir dönüşüm gerektirir.
Türkiye açısından bunun karşılığı açıktır. Silahlı çatışmanın sona ermesi barışın başlangıcıdır; demokratikleşme, barışın toplumsal ve kurumsal olarak kalıcılaşmasının temel koşullarından biridir.
Arend Lijphart’ın çoğul ve derin toplumsal bölünmelere sahip toplumlara ilişkin çalışmaları da farklılıkların yok sayılması yerine demokratik kurumlar ve temsil mekanizmaları içerisinde siyasal sisteme dahil edilmesinin önemini göstermektedir.
Bu noktada çalışmanın diğer kavramsal önerisi olan “Asimetrik Demokratikleşme” önem kazanmaktadır. Kavram, Kürt meselesinde demokratik çözüm aranmasına yönelik bir eleştiriyi değil; bir alanda ortaya çıkan demokratik çözüm kapasitesinin toplumun diğer hak ve özgürlük alanlarına taşınamaması riskini ifade etmektedir.
Mesele “Kürt meselesine neden öncelik veriliyor?” değildir. Böyle bir yaklaşım demokratik haklar arasında gereksiz bir rekabet üretir.
Asıl soru.
Kürt meselesinde ortaya çıkan demokratik çözüm iradesi Türkiye’nin bütün demokratik alanlarına genişleyebilecekmidir?
Kürtlerin demokratik haklarının genişlemesi başka toplumsal kesimlerin hak alanını daraltmaz. İnanç özgürlüğünün güçlenmesi Kürt meselesinin çözümünü zayıflatmaz. İfade özgürlüğü, bağımsız yargı, siyasal katılım, kadınların hakları ve farklı etnik, kültürel ve inançsal kimliklerin eşit yurttaşlığı birbirinin rakibi değildir. Demokratik hukuk devletinde haklar birbirlerinin sınırı değil, güvencesidir.
Bu açıdan çözüm süreci, Türkiye’nin demokratikleşmesinin karşısında sorgulanması gereken bir gelişme değil; demokratikleşmenin daha geniş toplumsal ve hukuksal zemine taşınabileceği pozitif bir eşik olarak görülmelidir.
Barıştan Demokratik Türkiye’ye
Türkiye’nin önündeki süreç yalnızca bir güvenlik düzenlemesi olarak görülemez. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü, farklılıklarla birlikte yaşama iradesini güçlendirebilecek pozitif bir demokratik adımdır.
Bu olumlu potansiyel, sürecin kendiliğinden tam demokratikleşme anlamına geldiğini göstermez. Demokratikleşmenin gerçek ölçütü, siyasal çözüm iradesinin hukuk devleti, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, bağımsız yargı, inanç özgürlüğü, siyasal katılım ve bütün farklılıkların eşit yurttaşlığına doğru genişleyip genişleyemeyeceğidir.
Burada devlet aklı, siyasal iktidar, parlamenter irade ve toplumsal barış talebi aynı tarihsel noktada kesişebilir. Sürecin demokratik niteliğini ise aktörlerin niyetlerinden çok ortaya çıkacak kurumsal sonuçlar belirleyecektir.
Kürt meselesinin çözümü yalnızca bir çatışmanın sona ermesi anlamına gelmemelidir. Daha geniş demokratik imkan, devletin farklılıklarla kurduğu ilişkinin güvenlik merkezli okumadan siyasal tanımaya, tekçi yurttaşlık anlayışından çoğulcu eşit yurttaşlığa doğru dönüşebilmesidir.
Türkiye’nin önündeki mesele yalnızca Kürt meselesini çözmek veya değişen Orta Doğu jeopolitiğine uyum sağlamak değildir. Daha temel mesele, devletin kendi yurttaşlarıyla kurduğu ilişkinin güvenlik ve stratejik ihtiyaçların ötesinde hak, hukuk ve eşit yurttaşlık temelinde yeniden kurulup kurulamayacağıdır.
Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından pozitif bir eşiktir. Bu eşiğin tarihsel anlamı yalnızca silahlı çatışmanın sona ermesinde değil, Türkiye’nin bütün toplumsal farklılıklarının ortak hukuk, özgürlük ve eşit yurttaşlık zemininde buluşabileceği demokratik alanın genişlemesinde ortaya çıkacaktır. Barış bir kimliğin diğerine karşı kazanımı değil, ortak demokratik alanın büyümesidir.
Kaynaklar
TBMM, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu, 18 Şubat 2026. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
TBMM, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Esas No. 2/3793, 5 Ağustos 2026. Teklif 19 Ağustos 2026 itibarıyla Adalet Komisyonundadır. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Johan Galtung, “Violence, Peace, and Peace Research”, Journal of Peace Research, Cilt 6, Sayı 3, 1969, s. 167–191.
Arend Lijphart, Democracy in Plural Societies: A Comparative Exploration, Yale University Press, 1977.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- MADIMAK’IN SINIRLARI AŞAN ADALET ARAYIŞI
- Türkiye'nin Jeopolitiği Değişmedi; Jeopolitiğin Türkiye'den Beklentileri Değişti (I)
- Cezasızlık: Hukuk Krizi, Rejim Sorunu ve Demokratik Yüzleşme
- Aleviliğin Genişleyen Coğrafyası
- Demokrasi Bir Teori Değil, Bir Kültürdür
- 2 Temmuz’u Anarken
- Alevi Siyasal Aklı, Demokratik Özneleşme ve İnanç Mekanlarının Siyasallaşması
- Alevilerin Kendi Sözünü Kurma Meselesi
- Güç Yoğunlaşması, Rejim Dönüşümü ve Eşit Yurttaşlık.
- Rıza Şehri Ütopyasından Modern Sosyal Politikaya: Çorum Yaşlı Bakımevi Örneği
- Aleviler Türkiye Siyasetinde Belirleyici mi Olmak İstiyor, Destekçi mi?
- Türkiye’de Muhalefetin Makulleştirilmesi ve CHP Üzerinden Yeni Siyasal Dizayn
BİZİ TAKİP EDİN
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR
PUAN DURUMU
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Amed | 1 | 1 | 1 | 0 | - | - | 0 | 3 |
| 2 | Başakşehir | 2 | 1 | 1 | 0 | - | - | 0 | 2 |
| 3 | Gençlerbirliği S.K. | 3 | 1 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 4 | Beşiktaş | 4 | 1 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 5 | Rizespor | 5 | 1 | 1 | 0 | - | - | 0 | 1 |
| 6 | Göztepe | 6 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 7 | Samsunspor | 7 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 8 | Galatasaray | 8 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 9 | Çorum FK | 9 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 10 | Alanyaspor | 10 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 11 | Gaziantep FK | 11 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 12 | Kasımpaşa | 12 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 13 | Trabzonspor | 13 | 1 | 0 | 1 | - | - | 0 | 0 |
| 14 | Fenerbahçe | 14 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | -1 |
| 15 | Eyüpspor | 15 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | -1 |
| 16 | Konyaspor | 16 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | -1 |
| 17 | Kocaelispor | 17 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | -2 |
| 18 | Erzurumspor FK | 18 | 1 | 0 | 0 | - | - | 1 | -3 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 21 Ağustos, Cuma | Erzurumspor FK | 21:30 | Galatasaray |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Rizespor | 19:00 | Samsunspor |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Çorum FK | 19:00 | Kasımpaşa |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Fenerbahçe | 21:30 | Konyaspor |
| 23 Ağustos, Pazar | Trabzonspor | 19:00 | Başakşehir |
| 23 Ağustos, Pazar | Eyüpspor | 19:00 | Gaziantep FK |
| 23 Ağustos, Pazar | Göztepe | 21:30 | Gençlerbirliği S.K. |
| 23 Ağustos, Pazar | Alanyaspor | 21:30 | Beşiktaş |
| 24 Ağustos, Pazartesi | Kocaelispor | 21:30 | Amed |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Manisa F.K. | 1 | 2 | 2 | 0 | - | - | 0 | 4 |
| 2 | Kayserispor | 2 | 2 | 2 | 0 | - | - | 0 | 4 |
| 3 | Bursaspor | 3 | 2 | 2 | 0 | - | - | 0 | 3 |
| 4 | Bandırmaspor | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | 0 | 3 |
| 5 | Batman Petrolspor | 5 | 2 | 1 | 1 | - | - | 0 | 2 |
| 6 | Sarıyer | 6 | 2 | 1 | 1 | - | - | 0 | 2 |
| 7 | Mardin 1969 | 7 | 2 | 1 | 1 | - | - | 0 | 2 |
| 8 | Keçiörengücü | 8 | 2 | 1 | 0 | - | - | 1 | 2 |
| 9 | Iğdır FK | 9 | 2 | 1 | 0 | - | - | 1 | 1 |
| 10 | Antalyaspor | 10 | 2 | 1 | 0 | - | - | 1 | -1 |
| 11 | Fatih Karagümrük | 11 | 2 | 1 | 0 | - | - | 1 | -1 |
| 12 | Esenler Erokspor | 12 | 2 | 0 | 2 | - | - | 0 | 0 |
| 13 | Ümraniyespor | 13 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -1 |
| 14 | Bodrum FK | 14 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -2 |
| 15 | Sivasspor | 15 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -2 |
| 16 | Muğlaspor | 16 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -2 |
| 17 | Pendikspor | 17 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -3 |
| 18 | İstanbulspor | 18 | 2 | 0 | 1 | - | - | 1 | -3 |
| 19 | Boluspor | 19 | 2 | 0 | 0 | - | - | 2 | -3 |
| 20 | Vanspor FK | 20 | 2 | 0 | 0 | - | - | 2 | -5 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 21 Ağustos, Cuma | Fatih Karagümrük | 21:30 | Bursaspor |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Ümraniyespor | 19:00 | Esenler Erokspor |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Iğdır FK | 19:00 | Kayserispor |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Antalyaspor | 21:30 | Pendikspor |
| 22 Ağustos, Cumartesi | Bodrum FK | 21:30 | Muğlaspor |
| 23 Ağustos, Pazar | Bandırmaspor | 17:00 | Keçiörengücü |
| 23 Ağustos, Pazar | Boluspor | 19:00 | Mardin 1969 |
| 23 Ağustos, Pazar | Sarıyer | 21:30 | Batman Petrolspor |
| 23 Ağustos, Pazar | Vanspor FK | 21:30 | İstanbulspor |
| 24 Ağustos, Pazartesi | Sivasspor | 21:30 | Manisa F.K. |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Adana Demirspor | 1 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 2 | Elazığspor | 2 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 3 | Hatayspor | 3 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 4 | Ankaraspor | 4 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 5 | Şanlıurfaspor | 5 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 6 | Kastamonuspor | 6 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 7 | Menemen FK | 7 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 8 | Çorluspor 1947 | 8 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 9 | Erbaaspor | 9 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 10 | Muş Sport Klübü | 10 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 11 | Isparta 32 Spor | 11 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 12 | 68 Aksaray Belediyespor | 12 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 13 | Güzide Gebzespor | 13 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 14 | Somaspor | 14 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 15 | Arnavutköy Belediyespor | 15 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 16 | Aliağa FAŞ | 16 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 17 | İnegöl Kafkas Gençlik | 17 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 18 | Sebat Gençlikspor | 18 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| Güncel fikstür verisi şu anda alınamadı. | |||
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Adanaspor | 1 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 2 | Niğde Belediyesispor | 2 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 3 | Ağrı 1970 | 3 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 4 | Talasgücü Belediyespor | 4 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 5 | Bitlis Özgüzelderespor | 5 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 6 | Silifke Belediyespor | 6 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 7 | Diyarbekirspor | 7 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 8 | Yeşilyurt Belediyespor | 8 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 9 | Kırıkkale Büyük Anadolu | 9 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 10 | Karaköprü Belediyespor | 10 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 11 | Osmaniyespor | 11 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 12 | Adana Adaletgucu | 12 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 13 | Yeni Malatyaspor | 13 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 14 | Karaman FK | 14 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 15 | Yeni Mersin Idmanyurdu | 15 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 16 | Mazıdağı Fosfatspor | 16 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 17 | Yozgat Bld Bozokspor | 17 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| 18 | Kırşehir Belediyespor | 18 | 0 | 0 | 0 | - | - | 0 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 6 Eylül, Pazar | Yeni Malatyaspor | 17:00 | Karaman FK |
| 6 Eylül, Pazar | Adanaspor | 17:00 | Niğde Belediyesispor |
| 6 Eylül, Pazar | Ağrı 1970 | 17:00 | Talasgücü Belediyespor |
| 6 Eylül, Pazar | Bitlis Özgüzelderespor | 17:00 | Silifke Belediyespor |
| 6 Eylül, Pazar | Kırıkkale Büyük Anadolu | 17:00 | Karaköprü Belediyespor |
| 6 Eylül, Pazar | Yeni Mersin Idmanyurdu | 17:00 | Mazıdağı Fosfatspor |
| 6 Eylül, Pazar | Diyarbekirspor | 17:00 | Yeşilyurt Belediyespor |
| 6 Eylül, Pazar | Osmaniyespor | 17:00 | Adana Adaletgucu |
| 6 Eylül, Pazar | Yozgat Bld Bozokspor | 17:00 | Kırşehir Belediyespor |




















