GÖÇMEN KARŞITLIĞI VE DIŞLAYICI SİYASETİN İNŞASI 2
Mahmut KANBEREkonomik kriz, asimetrik göç düzeni ve demokratik toplumun aşındırılması
Mahmut Kanber — Siyaset Bilimci | Araştırmacı | Yazar
Ekonomik krizler, toplumsal eşitsizlikler ve kitlesel göç hareketleri kendiliğinden faşizm üretmez. Aynı kriz bir toplumda dayanışmayı, sosyal politika arayışını ve sınıfsal örgütlenmeyi güçlendirirken başka bir toplumda otoriterliğe, yabancı düşmanlığına ve siyasal kapanmaya dönüşebilir. Sonucu belirleyen yalnızca krizin varlığı değildir. Krizin nasıl açıklandığı, sorumluluğun kime yüklendiği ve toplumsal tepkinin hangi siyasal güçler tarafından örgütlendiği de belirleyicidir.
Aşırı sağın yükselişini doğrudan göçmen sayısındaki artışla açıklamak bu nedenle yetersizdir. Böyle bir yaklaşım, dışlayıcı siyaseti ekonomik ve toplumsal sorunlara verilmiş doğal bir tepki olarak göstererek onu sıradanlaştırır. Gerçekte faşizan yönelimler; korkuyu, güvensizliği ve toplumsal kayıp duygusunu belirli kimliklere yönelten örgütlü bir siyasal inşa sonucunda güç kazanır.
Göçmen bu sürecin nedeni değil, en görünür ve savunmasız hedefidir.
Asimetrik Göç Düzeni
Eşitsizlik, adaletsiz gelir dağılımı ve derinleşen sosyoekonomik sorunlar insanları yaşadıkları coğrafyadan uzaklaştırırken kapitalist birikim düzeninin ucuz ve esnek iş gücü talebi aynı insanları ekonomik bakımdan ihtiyaç duyulan bir kaynağa dönüştürmektedir. Bir yanda göçü ortaya çıkaran yoksulluk, savaş ve güvencesizlik; diğer yanda bu hareketlilikten beslenen bir emek düzeni bulunmaktadır.
Buna karşılık ulus-devletin etnik veya ırksal homojenliği esas alan biçimi, insan hareketliliğini yerleşik kimlik düzenine yönelmiş bir tehdit olarak değerlendirmektedir. Zorlayıcı benzeştirme ve asimilasyon politikaları, yeni gelenlerin eşit haklara sahip toplumsal özneler olarak kabul edilmesini değil, egemen kimlik içinde görünmez hale getirilmesini amaçlamaktadır.
Coğrafyayı değişmez, aidiyeti tek biçimli kabul eden bu statüko göçmenin emeğine ihtiyaç duymakta; ancak onun eşit toplumsal ve siyasal varlığını reddetmektedir. Ucuz emek düzeni ile dışlayıcı milliyetçilik birbirine karşıt değil, aynı sistemin birbirini tamamlayan iki yüzüdür. Ekonomik ihtiyaç sınırı emek için aralarken kimlik siyaseti toplumsal aidiyetin kapısını kapatmaktadır.
Bu yazıda asimetrik göç düzeni olarak tanımlanan yapı, göçü ekonomik olarak teşvik ederken göçmeni siyasal ve kültürel olarak dışlamaktadır. Göçmenin emeği kabul edilmekte, insan olarak eşitliği tartışmaya açılmaktadır. Böylece göçü ortaya çıkaran düzen ile göçmen karşıtlığını besleyen siyaset aynı yapının içinde buluşmaktadır.
Krizin Yönü Nasıl Değiştiriliyor?
Antonio Gramsci’nin “organik kriz” kavramı, bu dönüşümü anlamak bakımından açıklayıcıdır. Organik kriz, ekonominin geçici olarak daraldığı bir dönemden daha kapsamlıdır. Toplumun siyasal kurumlara, partilere ve temsil mekanizmalarına duyduğu güvenin aşındığı; yönetenlerin eski yöntemlerle yönetme kapasitesini kaybettiği tarihsel bir eşiği anlatır.
Böyle dönemlerde toplum yeni bir siyasal yön arar. Ancak bu arayışın demokratik, eşitlikçi veya ilerici bir sonuca ulaşacağı garanti değildir. Güçlü demokratik kurumların, örgütlü emek hareketlerinin ve inandırıcı bir sosyal politika programının bulunmadığı koşullarda toplumsal öfke kolaylıkla otoriter siyasetin etki alanına girebilir.
Dışlayıcı siyaset bu boşlukta güç kazanmaktadır. Ekonomik krizin yapısal nedenlerini tartışmak yerine topluma kolayca tanımlanabilecek bir sorumlu sunar. İşsizliğin nedeni emek piyasasını güvencesizleştiren düzen değil göçmen; konut krizinin nedeni rant, plansızlık ve kamusal konut eksikliği değil yabancı; kamu hizmetlerindeki yetersizliğin nedeni yönetim ve kaynak dağılımı değil nüfus artışı olarak gösterilir.
Bu siyasal dil, toplumsal çatışmanın yönünü değiştirir. Ekonomik gücü ve karar alma imkanlarını elinde tutanlara yönelmesi gereken tepki, toplumun daha savunmasız kesimlerine çevrilir. Sınıfsal sorunlar etnik ve kültürel gerilimlere dönüştürülürken eşitsizliği üreten düzen tartışmanın dışında bırakılır.
Göçmenin günah keçisine dönüştürülmesi bir anda gerçekleşmez. Önce ücretlerin neden gerilediği, konutların neden pahalandığı ve kamu hizmetlerinin neden yetersiz kaldığı siyasal bağlamından koparılır. Ardından maddi sorunlar kültürel korkular üzerinden yeniden tanımlanır. Son aşamada farklı geçmişlere ve hukuki statülere sahip insanlar tek bir tehdit kategorisi içinde toplanır. Bir kişinin işlediği suç bütün bir topluluğa mal edilirken göçmenlerin uğradığı sömürü, ayrımcılık ve şiddet görünmez kılınır.
Meşru Göç Yönetimi ile Dışlayıcı Siyaset Arasındaki Sınır
Her göç eleştirisini, sınır denetimini veya nüfus planlaması talebini doğrudan faşizm olarak nitelemek kavramsal açıdan doğru değildir. Devletlerin nüfus hareketlerini planlaması, kayıt dışı istihdamı önlemesi, çalışma yaşamını düzenlemesi ve toplumsal taşıma kapasitesini dikkate alması meşru kamusal sorumluluklardır.
Faşizan eşik, göçün planlanması talebinden insanların doğuştan, etnik veya kültürel bakımdan eşit olmadığı iddiasına geçildiği noktada ortaya çıkar. Bazı kimliklerin topluma ait, bazılarının ise kalıcı biçimde yabancı ilan edilmesi; hukukun kökene göre uygulanması; toplumsal sorunların belirli halklara yüklenmesi ve otoriter liderliğin demokratik kurumların üzerine çıkarılması bu eşiğin temel göstergeleridir.
Faşizm yalnızca sert bir göç politikası değildir. Toplumu hiyerarşik kimlikler üzerinden yeniden kurma, siyasal çoğulculuğu ortadan kaldırma ve farklı olanı toplumsal bütünlüğün düşmanı olarak tanımlama girişimidir. Göçmenler, azınlıklar, sendikalar, gazeteciler ve siyasal muhalifler bu düzen içinde aynı dışlama mekanizmasının farklı hedeflerine dönüşebilir.
Göçmenlere yönelik hak ihlalleri bu nedenle yalnızca göçmenlerin sorunu değildir. Devletin önce göçmenler üzerinde kullandığı istisnai yetkiler zamanla yurttaşlara ve siyasal muhalefete doğru genişleyebilir. Göçmenin hukuk güvenliğini savunmak, demokratik toplumun tamamının hukuk güvenliğini savunmaktır.
Dışlayıcı Dilin Normalleşmesi
Dışlayıcı siyasetin güç kazanması yalnızca aşırı sağ partilerin oy oranlarının artmasıyla gerçekleşmez. Daha kalıcı dönüşüm, aşırı sağın kavramlarının ve siyasal dilinin merkez partiler tarafından benimsenmesiyle ortaya çıkar. Göçmenin sürekli “yük”, “istila”, “tehdit” veya “güvenlik sorunu” olarak tanımlanması, aşırı sağ iktidara gelmeden de onun düşünsel üstünlük kurmasını sağlar.
Merkez siyaset, aşırı sağı zayıflatmak amacıyla onun söylemlerini kullandığında çoğu zaman tersine bir sonuç üretir. Seçmen taklit edilen yaklaşım yerine o yaklaşımın asıl temsilcisine yönelebilir. Daha önemlisi, daha önce demokratik sınırların dışında bulunan ayrımcı fikirler olağan siyasal seçeneklere dönüşür.
Avrupa Konseyinin Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, göçmenleri, mültecileri ve farklı azınlık topluluklarını hedef alan nefret söyleminin özellikle dijital mecralarda giderek sıradanlaştırıldığı uyarısında bulunmaktadır. Hedef alınan kesimler ülkeye ve siyasal koşullara göre değişse de yöntem aynıdır: Belirli kimlikler güvenlik, maliyet ve uyumsuzluk kavramlarıyla ilişkilendirilerek toplumsal tehdide dönüştürülmektedir. (Avrupa Konseyi–ECRI)
Bu dil her zaman açık bir ırkçılık biçiminde ortaya çıkmaz. İnsanlar doğrudan aşağılanmadan da sürekli güvenlik, maliyet ve uyumsuzluk kavramlarıyla birlikte anılabilir. Ayrımcılık böylece kaba hakaretlerden önce bürokratik, teknik ve görünüşte tarafsız bir dil içinde kurulmaktadır.
Dijital Korku ve Gündelik Ayrımcılık
Sosyal medya, göçmen karşıtlığının üretilme ve yayılma biçimini değiştirmiştir. Tekil bir suç olayı bağlamından koparılarak milyonlarca kişiye ulaştırılabilmekte; farklı ülkelere ve dönemlere ait görüntüler güncel olaylar olarak sunulabilmektedir. Göçmenlerin çalıştığı, üretime katıldığı veya uğradığı hak ihlalleri görünmez kalırken suç ve güvenlik içerikleri sürekli tekrar edilmektedir.
Dijital platformların öfke, korku ve çatışma içeren içerikleri öne çıkaran yapısı, göç tartışmasını toplumsal gerçeklikten ve güvenilir verilerden uzaklaştırmaktadır. Tekrar edilen her tehdit anlatısı, toplumun hangi gruplardan korkması gerektiğine ilişkin siyasal bir algı üretir. Göçmen önce dijital ortamda insanlıktan çıkarılır, ardından gerçek yaşamda ona yönelen ayrımcılık daha kabul edilebilir hale gelir.
V-Dem Enstitüsünün 2026 Demokrasi Raporu, ifade özgürlüğünün demokratik gerilemeden en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu, medya ve gazeteciler üzerindeki baskıların dünya genelinde yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Dezenformasyon, kutuplaşma ve hedef gösterme bu koşullarda otoriterleşmenin toplumsal zeminini genişletmektedir. (V-Dem Demokrasi Raporu 2026)
Göçmen ve azınlık karşıtı söylemler seçim meydanlarıyla sınırlı kalmaz; çalışma yaşamına, konut piyasasına, eğitim sistemine ve kamusal hizmetlere erişime taşınır. Hukuki statü, etnik köken, sınıfsal konum, inanç veya inançsızlık üzerinden oluşan eşitsizlikler birbiriyle kesişebilir. Ayrımcı dil kurumsallaştığında toplumsal önyargı kamu politikasının parçasına dönüşür.
Avrupa Metropollerinde Göç ve Eşit Yurttaşlık
Asimetrik göç düzeninin en görünür olduğu alanlar Avrupa’nın büyük metropolleridir. Viyana, Berlin, Paris ve Brüksel farklı göç tarihlerine, vatandaşlık rejimlerine ve yerel yönetim yapılarına sahiptir. Ortak özellikleri, göç geçmişine sahip nüfusun çalışma yaşamının ve kentsel toplumun kalıcı bir parçasına dönüşmüş olmasıdır.
Resmi kurumlar bu toplumsal gerçekliği aynı kavramla ölçmemektedir. Viyana istatistikleri “yabancı köken”, Berlin “göç geçmişi”, Paris “göçmen nüfus”, Brüksel ise “yabancı vatandaşlık” kategorisini kullanmaktadır. Bu nedenle oranlar doğrudan karşılaştırılabilecek bir sıralama tablosu değildir. Her biri göçün Avrupa metropollerinin demografik ve toplumsal yapısındaki yerini farklı bir ölçütle göstermektedir.
Viyana’da 2025 yılı başında nüfusun yüzde 46,3’ü yabancı kökenliydi. Oy kullanma yaşındaki kent sakinlerinin yüzde 35,6’sı Avusturya vatandaşlığı bulunmadığı için federal, eyalet ve belediye seçimlerine katılamıyordu. Berlin’de göç geçmişine sahip nüfusun oranı 2025 sonunda yüzde 42,3’e ulaştı. Bu iki başkentte göç geçmişine sahip nüfusun büyüklüğü, göçün geçici bir sınır olayı değil, kent toplumunun yapısal unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. (Viyana Belediyesi, Göç ve Nüfus Verileri 2025, Berlin-Brandenburg İstatistik Dairesi)
Fransa’nın resmi istatistik kurumu INSEE’ye göre 2022 yılında Paris nüfusunun yüzde 20,8’i göçmendi. Bu oran Seine-Saint-Denis’de yüzde 31,4’e yükseliyordu. Fransız istatistiklerindeki “göçmen” tanımı, göçmen ailelerin ülkede doğmuş sonraki kuşaklarını kapsamadığı için Viyana ve Berlin’de kullanılan kategorilerden daha dardır. Brüksel Başkent Bölgesi’nde ise 2025 yılı başında nüfusun yüzde 37,2’si Belçika vatandaşı değildi. Kentte yaşayan 1 milyon 255 bin 795 kişinin 766 bin 203’ü yabancı bir vatandaşlıkla doğmuştu. (INSEE, Paris ve Çevresi Göçmen Nüfusu 2022, Brüksel Başkent Bölgesi, Mini-Bru 2026)
Bu veriler bir göç başarısı veya başarısızlığı sıralaması sunmamaktadır. Ortaya koydukları temel gerçek, Avrupa’nın ekonomik ve siyasal merkezlerinin göç olmadan açıklanamayacağıdır. Ulaşım, bakım, sağlık, inşaat, temizlik, ticaret, akademi, kültür ve kamu hizmetleri göç geçmişine sahip insanların emeği ve toplumsal katkısıyla yürümektedir. Ekonomik vazgeçilmezlik ise kendiliğinden eşit yurttaşlık üretmemektedir.
Viyana’daki seçme hakkı sınırlılığı, bu demokratik gerilimin açık örneklerinden biridir; sorun yalnızca Viyana’ya ait değildir. Uzun yıllardır aynı kentte yaşayan, çalışan, vergi ödeyen ve çocuklarını büyüten insanlar, vatandaşlık rejimleri nedeniyle kendilerini doğrudan etkileyen kararlara eşit biçimde katılamayabilir. Göç geçmişine sahip siyasetçilerin sendikalarda, yerel yönetimlerde, parlamentolarda ve siyasal partilerde görünür hale gelmesi önemli bir demokratik kazanımdır. Bununla birlikte görünürlük, gerçek karar gücünün kendiliğinden genişlediği anlamına gelmez.
Bu ayrım temsili kapsayıcılık ile maddi demokrasi arasındaki gerilim üzerinden açıklanabilir. Temsili kapsayıcılık, farklı kökenlerden insanların siyasal kurumlarda yer almasını anlatır. Maddi demokrasi ise toplumun geniş kesimlerinin çalışma koşulları, konut, eğitim, sosyal güvenlik, vatandaşlık ve kamusal kaynakların dağılımı üzerinde gerçek karar gücüne sahip olmasıdır. Temsil edilen yüzler değişirken ekonomik kararları belirleyen güç ilişkileri, parti bürokrasileri, medya sahipliği ve sermayenin siyaset üzerindeki etkisi korunabilir.
Bu nedenle asıl soru, Avrupa siyasetinde farklı kökenlerden insanların bulunup bulunmadığıyla sınırlı değildir. Belirleyici olan; gündemi kimin oluşturduğu, kararların hangi toplumsal kesimlerin yararına alındığı ve siyasal eşitliğin gündelik yaşamda maddi karşılık bulup bulmadığıdır. Demokratik bütünleşme, insanları egemen kimliğe benzetmek değil; farklılıkları ortak hukuk düzeni içinde eşit karar gücüyle buluşturmaktır.
Toplumcu ve Demokratik Siyasetin Sorumluluğu
Göçmen karşıtlığıyla mücadele yalnızca hoşgörü ve insanlık çağrılarıyla yürütülemez. Ahlaki tutum gereklidir; ancak insanların iş, ücret, konut ve gelecek kaygılarına maddi çözümler üretilmediğinde yetersiz kalır. Ekonomik güvensizliği görmezden gelen bir siyaset, toplumsal kaygıları aşırı sağın kullanımına bırakır.
Toplumcu ve demokratik siyaset iki yanlış yaklaşımı aynı anda reddetmelidir. Bir tarafta sermayenin ucuz emek ihtiyacına göre gelişen kontrolsüz göç düzeni, diğer tarafta bu kontrolsüzlüğün sonuçlarını göçmenlerin kimliğine yükleyen dışlayıcı milliyetçilik bulunmaktadır. Bu iki yaklaşım görünürde çatışsa da insanı ya ucuz emek kaynağına ya da kültürel tehdide indirgeyerek aynı insanlık dışı zeminde buluşmaktadır.
Demokratik bir göç siyaseti, yerel toplumun planlama ve kültürel süreklilik ihtiyacı ile göçmenin eşit hak talebini ortak bir hukuk ve sosyal adalet zemininde buluşturmalıdır. Bu iki hakkı birbirinin karşıtı haline getirmek, emeği bölen ekonomik düzenin ve korku üreten kimlik siyasetinin işine yaramaktadır.
Dışlayıcı siyasetin beslendiği asıl alan, göçmenlerin varlığından önce demokratik siyasetin bıraktığı sosyal politika boşluğudur. Bu boşluk toplumcu, eşitlikçi ve uygulanabilir bir programla doldurulmadığında korku siyaseti toplumsal öfkeyi örgütlemeye devam edecektir.
Avrupa Demokrasisinin Eşitlik Sınavı
Bu çalışmanın ulaştığı sonuç açıktır: Avrupa’daki göç tartışmasının merkezinde bir nüfus fazlası değil, bu yazıda asimetrik göç düzeni olarak tanımlanan yapısal çelişki bulunmaktadır. Ekonomik düzen göçmen emeğini kalıcı bir ihtiyaç olarak örgütlerken siyasal düzen göçmenin aidiyetini, vatandaşlığını ve karar gücünü koşullu tutmaktadır. Emeği kalıcı, hakları geçici kabul eden bu yapı, basit bir yönetim yetersizliği değil, zaman içinde kurumsallaşmış bir siyasal tercihin sonucudur.
Bu nedenle Avrupa’da yükselen dışlayıcı siyaseti yalnızca göçmen sayısıyla açıklamak mümkün değildir. Aşırı sağ; sosyal devletin zayıflamasıyla büyüyen güvensizliği, emek piyasasının ürettiği kayıp duygusunu ve temsil kurumlarının bıraktığı boşluğu kimlik siyasetiyle örgütlemektedir. Merkez partiler bu dili benimsediğinde aşırı sağı geriletmemekte; toplumu makbul yurttaşlar ve kalıcı yabancılar biçiminde ayıran anlayışı demokratik alanın içine taşımaktadır. Aşınan yalnızca göçmenlerin hakları değil, yurttaşlığın eşitlik içeriğidir.
Bu çalışmadan çıkan siyasal sonuç; Demokratik seçenek, sınırsız ve plansız göç ile dışlayıcı kapanma arasındaki tercihe indirgenemez. Nüfus ve iş gücü hareketleri kamusal planlamaya bağlanmalı; eşit işe eşit ücret, sendikal güvence, kamusal konut, eğitim, sosyal güvenlik, vatandaşlığa adil erişim ve yaşanılan kentte karar süreçlerine katılım aynı politikanın parçaları haline getirilmelidir. Göçmenlerin siyasal katılımı bir uyum jesti değil, demokrasinin gereğidir.
Avrupa’nın önündeki gerçek tercih, göçü kabul etmek veya reddetmek arasında değildir. Tercih, eşitsizliği kimlikler üzerinden yönetmeye devam etmek ile maddi demokrasiyi genişletmek arasındadır. Bir toplum insanları yıllarca çalıştırıp vergi sistemine dahil ederken onları siyasal kararın dışında tutuyorsa, kurumlarındaki yüzleri çeşitlendirse bile eşit yurttaşlık düzeni kurmuş sayılmaz.
Sonuç olarak mesele, göçmenlerin Avrupa’ya ait olup olmadığı değildir. Asıl soru, Avrupa demokrasisinin kendi eşitlik, özgürlük ve insan hakları iddiasına bağlı kalıp kalamayacağıdır. Göçmen karşıtlığına karşı mücadele bu nedenle bir azınlığı koruma meselesinden daha geniştir; demokrasinin toplumsal içeriğini, emeğin ortak haklarını ve herkes için eşit yurttaşlığı savunma mücadelesidir.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Küresel Eşitsizlik, Kapitalist Birikim ve Zorunlu Göç-1
- ALEVİLİK ETNİK KÖKENCİLİĞİN ÖTESİNDE NE SÖYLER?
- ALEVİLER DEMOKRASİYİ BUGÜN KEŞFETMEDİ
- BARIŞIN İÇİNİ DEMOKRASİYLE DOLDURMAK
- BARIŞIN ÖNÜNDEKİ ESKİMEYEN ZİHNİYET
- Göç Krizi Değil, Bölüşüm ve Sistem Krizi
- Türkiye’de Çözüm Süreci.
- MADIMAK’IN SINIRLARI AŞAN ADALET ARAYIŞI
- Türkiye'nin Jeopolitiği Değişmedi; Jeopolitiğin Türkiye'den Beklentileri Değişti (I)
- Cezasızlık: Hukuk Krizi, Rejim Sorunu ve Demokratik Yüzleşme
- Aleviliğin Genişleyen Coğrafyası
- Demokrasi Bir Teori Değil, Bir Kültürdür
BİZİ TAKİP EDİN
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR
PUAN DURUMU
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Amed | 6 | 4 | 1 | 1 | - | - | 8 | 13 |
| 2 | Galatasaray | 6 | 4 | 1 | 1 | - | - | 3 | 13 |
| 3 | Beşiktaş | 6 | 4 | 0 | 2 | - | - | 7 | 12 |
| 4 | Kocaelispor | 6 | 4 | 0 | 2 | - | - | 3 | 12 |
| 5 | Alanyaspor | 6 | 3 | 2 | 1 | - | - | 2 | 11 |
| 6 | Fenerbahçe | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 10 | 10 |
| 7 | Trabzonspor | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 8 | 10 |
| 8 | Kasımpaşa | 6 | 2 | 4 | 0 | - | - | 2 | 10 |
| 9 | Rizespor | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 1 | 10 |
| 10 | Gaziantep FK | 6 | 2 | 2 | 2 | - | - | 0 | 8 |
| 11 | Çorum FK | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | 1 | 7 |
| 12 | Başakşehir | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | -1 | 7 |
| 13 | Gençlerbirliği S.K. | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | -8 | 7 |
| 14 | Erzurumspor FK | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | -8 | 7 |
| 15 | Konyaspor | 6 | 1 | 1 | 4 | - | - | -4 | 4 |
| 16 | Samsunspor | 6 | 1 | 1 | 4 | - | - | -6 | 4 |
| 17 | Göztepe | 6 | 0 | 3 | 3 | - | - | -4 | 3 |
| 18 | Eyüpspor | 6 | 1 | 0 | 5 | - | - | -14 | 3 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 9 Ekim, Cuma | Galatasaray | 20:00 | Kasımpaşa |
| 10 Ekim, Cumartesi | Gençlerbirliği S.K. | 13:30 | Amed |
| 10 Ekim, Cumartesi | Alanyaspor | 16:00 | Erzurumspor FK |
| 10 Ekim, Cumartesi | Samsunspor | 16:00 | Trabzonspor |
| 10 Ekim, Cumartesi | Rizespor | 19:00 | Fenerbahçe |
| 11 Ekim, Pazar | Konyaspor | 13:30 | Başakşehir |
| 11 Ekim, Pazar | Gaziantep FK | 16:00 | Çorum FK |
| 11 Ekim, Pazar | Beşiktaş | 19:00 | Kocaelispor |
| 12 Ekim, Pazartesi | Eyüpspor | 20:00 | Göztepe |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Kayserispor | 8 | 6 | 1 | 1 | - | - | 12 | 19 |
| 2 | Bursaspor | 8 | 6 | 1 | 1 | - | - | 9 | 19 |
| 3 | Iğdır FK | 8 | 5 | 1 | 2 | - | - | 5 | 16 |
| 4 | Batman Petrolspor | 8 | 5 | 1 | 2 | - | - | 2 | 16 |
| 5 | Sarıyer | 8 | 4 | 2 | 2 | - | - | 2 | 14 |
| 6 | Keçiörengücü | 8 | 3 | 4 | 1 | - | - | 7 | 13 |
| 7 | Mardin 1969 | 8 | 3 | 3 | 2 | - | - | 4 | 12 |
| 8 | Antalyaspor | 8 | 4 | 0 | 4 | - | - | 1 | 12 |
| 9 | Fatih Karagümrük | 8 | 3 | 3 | 2 | - | - | 1 | 12 |
| 10 | Muğlaspor | 8 | 2 | 5 | 1 | - | - | 1 | 11 |
| 11 | Bandırmaspor | 8 | 2 | 4 | 2 | - | - | 7 | 10 |
| 12 | Pendikspor | 8 | 2 | 4 | 2 | - | - | -3 | 10 |
| 13 | Manisa F.K. | 8 | 2 | 3 | 3 | - | - | 0 | 9 |
| 14 | Bodrum FK | 8 | 1 | 5 | 2 | - | - | 1 | 8 |
| 15 | Sivasspor | 8 | 1 | 5 | 2 | - | - | -2 | 8 |
| 16 | Ümraniyespor | 8 | 1 | 3 | 4 | - | - | -3 | 6 |
| 17 | Esenler Erokspor | 8 | 0 | 5 | 3 | - | - | -6 | 5 |
| 18 | İstanbulspor | 8 | 1 | 2 | 5 | - | - | -12 | 5 |
| 19 | Vanspor FK | 8 | 1 | 3 | 4 | - | - | -9 | 4 |
| 20 | Boluspor | 8 | 0 | 1 | 7 | - | - | -17 | 1 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 9 Ekim, Cuma | Sivasspor | 17:00 | Pendikspor |
| 9 Ekim, Cuma | Bodrum FK | 17:00 | Keçiörengücü |
| 9 Ekim, Cuma | Ümraniyespor | 20:00 | Sarıyer |
| 9 Ekim, Cuma | Vanspor FK | 20:00 | Bandırmaspor |
| 10 Ekim, Cumartesi | Boluspor | 13:30 | Antalyaspor |
| 10 Ekim, Cumartesi | Iğdır FK | 16:00 | Batman Petrolspor |
| 10 Ekim, Cumartesi | Kayserispor | 19:00 | Manisa F.K. |
| 10 Ekim, Cumartesi | İstanbulspor | 19:00 | Esenler Erokspor |
| 11 Ekim, Pazar | Fatih Karagümrük | 16:00 | Muğlaspor |
| 11 Ekim, Pazar | Bursaspor | 19:00 | Mardin 1969 |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Elazığspor | 3 | 3 | 0 | 0 | - | - | 9 | 9 |
| 2 | Çorluspor 1947 | 3 | 2 | 1 | 0 | - | - | 7 | 7 |
| 3 | Muş Sport Klübü | 3 | 2 | 1 | 0 | - | - | 6 | 7 |
| 4 | İnegöl Kafkas Gençlik | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | 3 | 7 |
| 5 | Güzide Gebzespor | 3 | 2 | 1 | 0 | - | - | 3 | 7 |
| 6 | Somaspor | 4 | 2 | 1 | 1 | - | - | 1 | 7 |
| 7 | Aliağa FAŞ | 3 | 2 | 0 | 1 | - | - | 0 | 6 |
| 8 | 68 Aksaray Belediyespor | 3 | 1 | 2 | 0 | - | - | 3 | 5 |
| 9 | Şanlıurfaspor | 3 | 1 | 2 | 0 | - | - | 1 | 5 |
| 10 | Erbaaspor | 3 | 1 | 1 | 1 | - | - | 0 | 4 |
| 11 | Menemen FK | 3 | 1 | 0 | 2 | - | - | -3 | 3 |
| 12 | Ankaraspor | 4 | 1 | 0 | 3 | - | - | -4 | 3 |
| 13 | Sebat Gençlikspor | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -3 | 1 |
| 14 | Isparta 32 Spor | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -3 | 1 |
| 15 | Arnavutköy Belediyespor | 3 | 0 | 0 | 3 | - | - | -6 | 0 |
| 16 | Kastamonuspor | 4 | 1 | 0 | 3 | - | - | -10 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| Bugün | Ankaraspor | 0-1 | Somaspor |
| Bugün | İnegöl Kafkas Gençlik | 4-1 | Kastamonuspor |
| 27 Eylül, Pazar | Sebat Gençlikspor | 15:00 | Menemen FK |
| 27 Eylül, Pazar | Hatayspor | 15:30 | Arnavutköy Belediyespor |
| 27 Eylül, Pazar | Güzide Gebzespor | 16:00 | Elazığspor |
| 27 Eylül, Pazar | Çorluspor 1947 | 16:00 | Isparta 32 Spor |
| 27 Eylül, Pazar | Adana Demirspor | 19:00 | Erbaaspor |
| 68 Aksaray Belediyespor | Aliağa FAŞ | 19:00 | Şanlıurfaspor |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Karaköprü Belediyespor | 4 | 4 | 0 | 0 | - | - | 7 | 12 |
| 2 | Mazıdağı Fosfatspor | 4 | 3 | 1 | 0 | - | - | 8 | 10 |
| 3 | Bitlis Özgüzelderespor | 3 | 3 | 0 | 0 | - | - | 7 | 9 |
| 4 | Niğde Belediyesispor | 3 | 3 | 0 | 0 | - | - | 7 | 9 |
| 5 | Yeşilyurt Belediyespor | 3 | 3 | 0 | 0 | - | - | 4 | 9 |
| 6 | Talasgücü Belediyespor | 3 | 2 | 1 | 0 | - | - | 2 | 7 |
| 7 | Kırşehir Belediyespor | 3 | 2 | 0 | 1 | - | - | 5 | 6 |
| 8 | Silifke Belediyespor | 3 | 1 | 1 | 1 | - | - | 1 | 4 |
| 9 | Adana Adaletgucu | 3 | 1 | 0 | 2 | - | - | 2 | 3 |
| 10 | Yeni Mersin Idmanyurdu | 3 | 1 | 0 | 2 | - | - | -2 | 3 |
| 11 | Karaman FK | 3 | 1 | 0 | 2 | - | - | -3 | 3 |
| 12 | Osmaniyespor | 4 | 1 | 0 | 3 | - | - | -4 | 3 |
| 13 | Yozgat Bld Bozokspor | 4 | 1 | 0 | 3 | - | - | -7 | 3 |
| 14 | Ağrı 1970 | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -2 | 1 |
| 15 | Kırıkkale Büyük Anadolu | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -4 | 1 |
| 16 | Diyarbekirspor | 3 | 0 | 1 | 2 | - | - | -4 | 1 |
| 17 | Adanaspor | 3 | 0 | 0 | 3 | - | - | -8 | 0 |
| 18 | Yeni Malatyaspor | 3 | 0 | 0 | 3 | - | - | -9 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| Bugün | Karaköprü Belediyespor | 2-0 | Yozgat Bld Bozokspor |
| Bugün | Mazıdağı Fosfatspor | 4-1 | Osmaniyespor |
| 27 Eylül, Pazar | Kırşehir Belediyespor | 15:30 | Silifke Belediyespor |
| 27 Eylül, Pazar | Karaman FK | 15:30 | Ağrı 1970 |
| 27 Eylül, Pazar | Talasgücü Belediyespor | 15:30 | Kırıkkale Büyük Anadolu |
| 27 Eylül, Pazar | Adana Adaletgucu | 15:30 | Yeni Malatyaspor |
| 27 Eylül, Pazar | Yeşilyurt Belediyespor | 19:00 | Adanaspor |
| 27 Eylül, Pazar | Yeni Mersin Idmanyurdu | 19:00 | Diyarbekirspor |
| 27 Eylül, Pazar | Niğde Belediyesispor | 19:00 | Bitlis Özgüzelderespor |









