Mahmut KANBER

Göç Krizi Değil, Bölüşüm ve Sistem Krizi

Mahmut KANBER
  27-08-2026 13:52:00

Küresel Göç Hareketleri, Kuzey Kıbrıs’ta Çift Yönlü Demografik Aşınma ve Dışlayıcı Siyasetin İnşası

Mahmut Kanber | Siyaset Bilimci | Araştırmacı | Yazar

Göç, insanlık tarihi kadar eski bir olgu olmakla birlikte günümüzde ulaştığı boyut ve taşıdığı sınıfsal karakter bakımından yeni bir evreye girmiştir. Savaşlar, siyasal baskılar, iklim krizi, yoksulluk, işsizlik ve güvenlik sorunları milyonlarca insanı doğduğu topraklardan uzaklaştırmaktadır. Ancak bu nedenler birbirinden bağımsız gelişen doğal felaketler değildir. Günümüzde göç; servetin, üretim araçlarının, siyasal gücün ve doğal kaynakların küresel ölçekte eşitsiz paylaşılmasının sonuçlarından biridir.

Uluslararası Göç Örgütünün verileri dünyada yaklaşık 281 milyon uluslararası göçmen bulunduğunu, 2024 sonu itibarıyla savaş, şiddet, afet ve benzeri nedenlerle yerinden edilen insan sayısının 120 milyonu aştığını göstermektedir. Bu büyüklük, göçün geçici bir sınır sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Göç artık küresel kapitalist düzenin ürettiği eşitsizliklerin, savaşların, ekolojik yıkımın ve sosyal koruma açıklarının mekânsal hareketidir. (IOM Dünya Göç Raporu)

Göçün Başlangıç Noktası; Adaletsiz Paylaşım

Göç, insanların yalnızca daha yüksek gelir arzusuyla yer değiştirmesi değildir. İnsanların önemli bir bölümü, yaşadıkları ülkelerde insan onuruna uygun bir hayat kurma imkanı ortadan kaldırıldığı için göç etmektedir. Ülkeler arasındaki gelir farkları, borçlandırma politikaları, eşitsiz ticaret ilişkileri, doğal kaynakların uluslararası şirketler tarafından denetlenmesi ve kamusal hizmetlerin zayıflatılması göçü sürekli yeniden üretmektedir.

Küresel kapitalizm, sermayenin sınırlar arasında serbestçe dolaşmasını temel bir özgürlük olarak kabul ederken emeğin dolaşımını güvenlik tehdidi olarak görmektedir. Sermaye, ucuz emek ve yüksek kar bulunan ülkelere engelsiz biçimde hareket edebilmekte; insanlar ise savaşlardan, açlıktan ve yoksulluktan kaçarken duvarlarla, gözaltı merkezleriyle ve sınır rejimleriyle karşılaşmaktadır. Başka bir ifadeyle sermayenin hareketliliği özgürleştirilirken emeğin hareketliliği suçlaştırılmaktadır.

Karl Marx’ın “yedek iş gücü ordusu” kavramı, göçmen emeğinin kapitalist üretim içindeki konumunu açıklamak bakımından hala önemlidir. Kapitalist sistem, emeğin bir bölümünü sürekli olarak işsiz, güvencesiz veya yer değiştirmeye hazır durumda tutarak ücretler üzerinde baskı kurmaktadır. Göçmen işçiler bu düzen içinde yalnızca emek açığını kapatan insanlar değildir; işveren karşısında daha az hakka sahip olmaları nedeniyle emeğin genel pazarlık gücünü zayıflatmak için de kullanılabilmektedir.

Immanuel Wallerstein’ın merkez,evre yaklaşımı ise zenginliğin merkez ülkelerde, yoksulluğun ve siyasal istikrarsızlığın çevre ülkelerde birikmesinin tesadüf olmadığını göstermektedir. Merkez ülkeler çevre ülkelerin doğal kaynaklarından, ucuz emeğinden ve pazarlarından yararlanırken bu ülkelerde oluşan yoksulluğun ve göçün sonuçlarını sınır politikalarıyla dışarıda tutmaya çalışmaktadır. Böylece göçü üreten ekonomik düzen korunmakta, göçmen ise aynı düzenin istenmeyen sonucu olarak gösterilmektedir.

Bu nedenle göç meselesi adil paylaşım sorunundan bağımsız ele alınamaz. Üretimden elde edilen zenginlik daha adil paylaşılmadıkça, ülkeler arasındaki yapısal eşitsizlikler azaltılmadıkça ve insanların doğdukları ülkelerde güvenli bir gelecek kurması sağlanmadıkça göç hareketlerinin yalnızca sınır denetimleriyle durdurulması mümkün değildir.

Sosyal Politika Yoksunluğu ve Zorunlu Hareketlilik

Göçün önemli nedenlerinden biri de sosyal devletin küresel ölçekte eşitsiz gelişimidir. Uluslararası Çalışma Örgütüne göre dünya nüfusunun yüzde 47,6’sı, yaklaşık 3,8 milyar insan, herhangi bir sosyal koruma yardımının dışında bulunmaktadır. Yüksek gelirli ülkelerde sosyal koruma kapsamı yüzde 85,9’a ulaşırken düşük gelirli ülkelerde bu oran yalnızca yüzde 9,7’dir. İklim krizine karşı en savunmasız 50 ülkede ise yaklaşık 2,1 milyar insan yeterli sosyal korumadan yoksundur. (ILO Dünya Sosyal Koruma Raporu 2024–2026)

Bu eşitsizlik göçün sosyal politika boyutunu ortaya koymaktadır. Sağlık, eğitim, barınma, sosyal güvenlik ve insanca ücret hakkına erişemeyen insanlar için göç çoğu zaman özgürce verilmiş bir tercih değildir. Göç, sosyal hakların bulunmadığı coğrafyalardan bu haklara ulaşma ihtimalinin daha yüksek olduğu coğrafyalara doğru gerçekleşen zorunlu bir yöneliştir.

Göç alan ülkelerde de sosyal politika zayıfladığında yerel toplum ile göçmenler aynı kaynaklar için rekabet ediyormuş gibi gösterilmektedir. Konut üretmeyen, sağlık ve eğitim altyapısını geliştirmeyen, ücretleri korumayan ve kamusal hizmetleri piyasaya bırakan yönetimler, ortaya çıkan sıkışmanın sorumluluğunu nüfus artışına ve göçmenlere yüklemektedir. Oysa sorun göçmenlerin sağlık, eğitim veya barınma hakkına sahip olması değil; bu hakları herkes için sağlayacak sosyal devlet kapasitesinin bilinçli biçimde zayıflatılmasıdır.

Bu çalışma açık biçimde şu noktada durmaktadır: Göçün yarattığı toplumsal sonuçları kabul etmek, göçü üreten kapitalist ve sömürücü düzeni kabul etmek anlamına gelmez. Aynı şekilde kontrolsüz göçün eleştirilmesi, göçmenlerin insan haklarının reddedilmesini haklı göstermez. Gereken; sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenen kontrolsüz emek dolaşımı ile etnik milliyetçiliğin savunduğu dışlayıcı kapanma arasında sınıfsal, demokratik ve sosyal politikaya dayalı üçüncü bir yol kurmaktır.

Faşizm Göçün Doğal Sonucu Değildir.

Dünyada yükselen aşırı sağ ve faşizan hareketler çoğu zaman göçün kaçınılmaz sonucu gibi sunulmaktadır. Bu yaklaşım, faşizmi toplumsal sorunlara verilmiş anlaşılabilir ve kendiliğinden bir tepki olarak masumlaştırmaktadır. Oysa faşizm, göçün mekanik sonucu değil; ekonomik ve siyasal krizin belirli güçler tarafından örgütlenme biçimidir.

Antonio Gramsci’nin “organik kriz” yaklaşımıyla ifade edildiğinde, eski düzenin toplumsal rıza üretme kapasitesini kaybettiği fakat yeni ve demokratik bir düzenin kurulamadığı dönemlerde otoriter ve faşizan siyasetler güç kazanmaktadır. Bu siyaset, toplumun sınıfsal öfkesini ekonomik düzenin sahiplerine yönelmekten uzaklaştırarak göçmenlere, azınlıklara ve farklı kimliklere yöneltmektedir.

İşsizliğin sorumlusu işçiyi güvencesizleştiren ekonomik model değil göçmen; konut krizinin sorumlusu rant politikaları değil yabancı; kamusal hizmetlerdeki yetersizliğin sorumlusu sosyal harcamaları azaltan yönetimler değil nüfus artışı olarak gösterilmektedir. Böylece sınıfsal çelişki etnik çatışmaya dönüştürülmektedir.

Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmaları da ekonomik güvencesizlik ve toplumsal dışlanmanın göçmenleri hedef alan zehirli bir günah keçisi siyasetine dönüştürüldüğüne dikkat çekmektedir. (BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği)

Her göç eleştirisini faşizm olarak nitelemek analitik açıdan doğru değildir. Ancak insanları etnik veya ulusal kökenleri üzerinden aşağılayan, toplumsal hakların yalnızca belirli kimliklere ait olduğunu savunan, bütün bir topluluğu suçla ilişkilendiren ve sınır dışı etmeyi temel siyasal çözüm olarak sunan yaklaşımlar faşizan bir mantık taşımaktadır. Bu mantığın göçün sonuçları üzerinden meşrulaştırılması reddedilmelidir.

Faşizm, göçmenin sayısından değil; ekonomik krizin demokratik ve sınıfsal bir programa dönüştürülememesinden güç almaktadır. Bu nedenle faşizmle mücadele yalnızca ahlaki bir hoşgörü çağrısıyla yürütülemez. Ücret, konut, sosyal güvenlik, kamusal eğitim, sağlık, örgütlenme ve adil paylaşım talepleriyle birleşmeyen bir göçmen hakları söylemi, aşırı sağın beslendiği maddi zemini ortadan kaldıramaz.

Kuzey Kıbrısta; Çift Yönlü Demografik Aşınma

Kuzey Kıbrıs’taki göç gerçekliği iki yönlüdür. Ülke bir taraftan çalışma, yüksek öğrenim, ikamet ve yatırım amacıyla yoğun nüfus hareketi almakta; diğer taraftan kendi gençlerini, eğitimli insanlarını ve nitelikli iş gücünü kaybetmektedir. Bu durum “çift yönlü demografik aşınma” olarak tanımlanabilir.

Kıbrıslı Türk gençlerin ekonomik belirsizlik, düşük ücretler, konut edinmenin zorlaşması, liyakat sorunu ve gelecek kaygısıyla ülkeden ayrılması yalnızca sayısal bir nüfus kaybı değildir. Her giden gençle birlikte eğitim yatırımı, üretim kapasitesi, kurumsal hafıza ve toplumun kendi geleceğini kurma iradesi de zayıflamaktadır.

Aynı dönemde dışarıdan gelen işçiler ve öğrenciler ekonomik sistemin devamı için gerekli görülmekte, ancak bu insanların toplumsal yaşama hangi haklarla katılacağı planlanmamaktadır. Böylece Kuzey Kıbrıs, kendi insanını ülkede tutamayan; dışarıdan gelen insanı ise insanca koşullarda topluma dahil edemeyen bir yönetim düzeniyle karşı karşıya kalmaktadır.

Son kapsamlı nüfus sayımının 2011 yılında yapılmış olması bu yönetim krizinin önemli göstergelerinden biridir. KKTC İstatistik Kurumu, 2011’de 286 bin 257 olarak belirlenen nüfusun 2023 sonunda 476 bin 214’e ulaştığını projekte etmektedir. Ancak projeksiyon, doğrudan yapılmış bir nüfus sayımı değildir. Aynı çalışmada nüfusun yüzde 54,1’inin erkeklerden oluştuğu ve her 100 kadına karşılık 118 erkek bulunduğu belirtilmektedir. Çocuk nüfusun payının 2014’te yüzde 17’den 2023’te yüzde 13,5’e gerilemesi de demografik yapının niteliğine ilişkin önemli sorular doğurmaktadır. (KKTC İstatistik Kurumu)

Ülkenin nüfusunu, bu nüfusun statülerini ve fiili ikamet durumunu tam olarak bilmemesi yalnızca teknik bir veri sorunu değildir. Bu belirsizlik demokratik planlama hakkını ortadan kaldırmaktadır. Kaç kişinin yaşadığının bilinmediği bir ülkede okul, hastane, konut, ulaşım, enerji, su ve sosyal hizmet ihtiyacı doğru biçimde belirlenemez.

Göçmen Emeği Üzerinden Kurulan Ekonomik Düzen

Kuzey Kıbrıs ekonomisinin inşaat, turizm, tarım, bakım, temizlik ve hizmet sektörleri önemli ölçüde göçmen emeğine dayanmaktadır. Göçmenler ekonominin devamı için gerekli görülürken düşük ücretlere, sağlıksız barınma koşullarına, kayıt dışı çalışmaya ve işverene bağımlı izin düzenine mahküm edilebilmektedir.

Burada temel çelişki açıktır. Ekonomik düzen göçmeni emek gücü olarak kabul etmekte fakat onu hak sahibi bir insan olarak kabul etmek istememektedir. Göçmen emeği ucuzlatıldıkça yalnızca göçmen işçi kaybetmemektedir. Yerel çalışanların ücretleri ve çalışma standartları da aşağıya doğru baskılanmaktadır. Yerel çalışan ile göçmen çalışanı karşı karşıya getiren, göçmenin varlığı değil; emeği bölerek ucuzlatan ekonomik düzendir.

Uluslararası Çalışma Örgütü, göçmen işçilerin düşük vasıflı, geçici, mevsimlik ve kayıt dışı işlerde yoğunlaştığını; sosyal güvenlik sistemlerinin dışında bırakıldıklarını ve çoğu zaman vatandaş işçilere göre daha düşük korumaya sahip olduklarını belirtmektedir. (ILO Göçmen İşçiler ve Sosyal Koruma)

Dolayısıyla çözüm göçmen emeğini yasaklamak değil, bütün çalışanlar için eşit işe eşit ücret, sendikal örgütlenme, toplu pazarlık, sosyal güvenlik ve etkin iş yeri denetimi sağlamaktır. Göçmenin güvencesizliği sürdükçe yerel işçinin haklarını korumak da mümkün olmayacaktır.

Kültürel Süreklilik ve Toplumsal Taşıma Kapasitesi

Kontrolsüz ve plansız nüfus hareketlerinin küçük toplumlarda demografik ve kültürel sonuçlar yaratabileceği reddedilemez. Kıbrıslı Türk toplumunun dili, laik ve seküler yaşam biçimi, mahalle ilişkileri, üretim kültürü ve tarihsel hafızası korunmalıdır. Ancak kültürel erozyonun sorumluluğunu dışarıdan gelen insanlara yüklemek, kültürü etnik saflık üzerinden tanımlayan tehlikeli bir yaklaşım yaratır.

Kültürel aşınmanın temel nedenlerinden biri yerel toplumun kendi gençlerini ülkede tutamamasıdır. Gençler göç ederken, köyler ve kentler rant politikalarıyla dönüşürken, üretim kültürü zayıflarken ve yerel tarih eğitim yoluyla yeni kuşaklara aktarılamazken kültürel erozyonu yalnızca göçmenlerle açıklamak mümkün değildir.

Kültür, farklı insanları dışlayarak değil, kendisini demokratik kurumlar aracılığıyla yeniden üreterek yaşar. Yerel toplumun kültürel süreklilik hakkı ile göçmenlerin insan hakları birbirine karşıt değildir. Demokratik siyaset bu iki hakkı birlikte güvence altına almak zorundadır.

Toplumcu ve Demokratik Bir Göç Politikası

Kuzey Kıbrıs ne işverenlerin ucuz emek ihtiyacına göre şekillenen kontrolsüz göç düzenine ne de göçmenleri toplumsal düşman ilan eden etnik milliyetçiliğe teslim edilmelidir. Birinci yaklaşım insanı metalaştırmakta, ikincisi ise insanı kimliği üzerinden değersizleştirmektedir.

Toplumcu ve Demokratik Bir Göç Politikası; güncel nüfus sayımını, şeffaf göç verilerini, sektörlerin gerçek emek ihtiyacının belirlenmesini, eşit ücret ilkesini, sendikal hakları, sosyal güvenliği ve insanca barınma koşullarını birlikte içermelidir. Üniversiteler öğrenci sayısı üzerinden değil, eğitim niteliği, fiili devamlılık, barınma ve toplumsal sorumluluk açısından denetlenmelidir.

Kıbrıslı Türk gençlerin ülkede kalmasını sağlayacak kamusal konut, nitelikli istihdam, liyakat, eğitim ve ücret politikaları da bu yaklaşımın ayrılmaz parçasıdır. Yerel nüfusunu göçe zorlayan bir ekonomik düzen, dışarıdan gelen nüfusu sınırlandırarak demografik sorununu çözemez.

Kuzey Kıbrıs’taki temel mesele göçmenin kimliği değildir. Temel mesele; kendi insanına gelecek sunamayan, dışarıdan gelen emeği sömürüye açık bırakan ve oluşan toplumsal maliyeti halkın üzerine yükleyen siyasal,ekonomik düzendir.

Göçmen karşıtlığına teslim olmadan kontrolsüz göçü eleştirmek; yerel toplumun varlığını savunurken başka halkları düşmanlaştırmamak; göçmen haklarını korurken sermayenin sınırsız emek sömürüsünü meşrulaştırmamak ile mümkündür. Gerçek demokratik seçenek tam da bu noktada kurulmalıdır.

Göçün sonuçları üzerinden faşizmi masumlaştıran yaklaşım reddedilmelidir. Faşizm göçün doğal sonucu değil, eşitsizliğin gerçek sorumlularını gizleyen siyasal bir tercihtir. Mücadele göçmene karşı değil; insanları göçe zorlayan, yerel halkı yoksullaştıran ve emeği kimlikler üzerinden bölen sömürü düzenine karşı verilmelidir.

 

  Bu yazı 662 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor9711--1322
    2Bursaspor9612--819
    3Iğdır FK9612--619
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü9441--916
    6Mardin 19699432--515
    7Antalyaspor9504--215
    8Sarıyer10433---115
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    DünBandırmaspor1-1Sivasspor
    DünSarıyer1-4Bodrum FK
    DünPendikspor1-2Vanspor FK
    BugünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    BugünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünAntalyaspor20:00Kayserispor
    BugünKeçiörengücü20:00Iğdır FK
    15 Ekim, PerşembeMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    15 Ekim, PerşembeManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    15 Ekim, PerşembeMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 14.10.2026 23:51:27