Mahmut KANBER

Demokrasi Bir Teori Değil, Bir Kültürdür

Mahmut KANBER
  06-07-2026 20:21:00

İhtiyaçtan Doğan Demokrasi mi, Demokrasiden Doğan İhtiyaç mı?

Demokrasi, modern siyaset biliminin en çok tartışılan kavramlarından biri olmasına rağmen, üzerinde en fazla uzlaşı sağlanmış kavramlardan biri değildir. Kimi yaklaşımlar onu seçimlerin düzenli yapıldığı bir yönetim biçimi olarak tanımlarken, kimileri hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler, kuvvetler ayrılığı ve siyasal katılım gibi kurumsal ilkeler üzerinden açıklamaktadır. Bu tanımların her biri demokratik sistemin belirli yönlerini açıklamak bakımından önemli katkılar sunmaktadır. Bununla birlikte demokrasiyi yalnızca anayasal kurumlar ve siyasal mekanizmalar üzerinden değerlendirmek, onun toplumsal derinliğini ve tarihsel sürekliliğini anlamak için yeterli değildir.

Bir ülkede seçimlerin düzenli yapılması, parlamentonun çalışması ya da anayasal kurumların varlığı tek başına demokratik bir toplumun oluştuğunu göstermez. Aynı şekilde demokratik anayasalara sahip olmak da toplumun demokratik değerleri içselleştirdiği anlamına gelmez. Demokratik kurumlar inşa edilebilir; ancak demokratik toplum uzun bir tarihsel ve kültürel öğrenme sürecinin ürünüdür.

Bu nedenle makalenin temel sorusu.

Demokrasiyi yaşatan kurumlar mıdır, kurumları yaşatan demokratik kültür müdür?

Bu soru yalnızca kuramsal bir tartışma değildir. Günümüzde birçok ülkede anayasal kurumlar varlığını korurken demokratik meşruiyetin, toplumsal güvenin ve kamusal uzlaşının zayıfladığı görülmektedir. Bu durum, demokratik kurumlarla demokratik kültür arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı siyasal, ekonomik ve toplumsal tartışmalar da aynı soruyu yeniden gündeme taşımaktadır.

Bu çalışmanın temel tezi, demokrasinin yalnızca anayasal bir rejim olarak değil, aynı zamanda birlikte yaşamayı mümkün kılan kültürel bir öğreti olarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Demokratik devlet hukuki düzenlemelerle kurulabilir; ancak demokratik toplum ancak ortak yaşam kültürünün, karşılıklı güvenin, adalet anlayışının ve kamusal sorumluluğun toplumsal hayatta kökleşmesiyle oluşabilir.

Demokrasi.                                                                                                                       

Bir Rejim mi, Bir Yaşam Kültürü mü?

Modern siyaset bilimi demokrasiyi büyük ölçüde bir yönetim biçimi ve siyasal rejim olarak tanımlamaktadır. Temsili yönetim, serbest seçimler, çoğulculuk, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler ile hesap verebilirlik bu yaklaşımın temel unsurlarıdır. Kuşkusuz bunlar demokratik devletin vazgeçilmez kurumlarıdır. Ancak demokratik kurumların varlığı ile demokratik kültürün varlığı aynı olgu değildir.

Bir toplumun demokratik niteliği yalnızca sandığın kurulmasıyla ölçülemez. Asıl belirleyici olan, insanların farklı düşünceleri meşru kabul edebilmesi, farklı kimliklerle ortak yaşam kurabilmesi, eleştiriyi düşmanlık değil kamusal denetim olarak değerlendirebilmesi ve ortak sorunları müzakere yoluyla çözebilmesidir. Demokrasi tam da bu noktada anayasal bir rejimin sınırlarını aşarak toplumsal bir yaşam biçimine dönüşmektedir.

Demokratik devlet ile demokratik toplum arasındaki ayrım burada önem kazanmaktadır. Demokratik devlet hukuk aracılığıyla örgütlenebilir; anayasal kurumlar oluşturulabilir ve seçim mekanizmaları işletilebilir. Demokratik toplum ise hukuki zorunlulukların ötesinde, kuşaktan kuşağa aktarılan ortak değerler, davranış kalıpları ve demokratik öğrenme süreçleriyle şekillenir. Toplumun birlikte yaşama iradesi, kamusal sorumluluk bilinci ve farklılıklara duyduğu saygı demokratik kültürün temelini oluşturur.

Bu nedenle demokrasiyi yalnızca siyasal iktidarın nasıl belirlendiği üzerinden tanımlamak eksik kalmaktadır. Demokrasi aynı zamanda toplumun kendisini nasıl örgütlediğini, ortak yaşamı hangi ilkeler üzerine kurduğunu ve kamusal meşruiyeti nasıl ürettiğini açıklayan kültürel bir çerçevedir.

Demokrasi Önce Hayatın İçinde Doğdu.

Demokrasi çoğu zaman modern devletin ortaya çıkışıyla birlikte gelişen anayasal kurumlar üzerinden okunmaktadır. Oysa insan toplulukları yazılı anayasalardan çok önce birlikte yaşamayı öğrenmiş, ortak karar alma yöntemleri geliştirmiş, uyuşmazlıkları çözmüş ve toplumsal rızayı gözeten ilişkiler kurmuştur. Bugün demokratik kültürün temel bileşenleri olarak tanımlanan birçok değer, kuramsal bir demokrasi anlayışından önce toplumsal hayatın doğal düzeni içinde varlık göstermiştir.

Anadolu ve Mezopotamya'nın tarihsel birikimi bu açıdan dikkat çekicidir. Binlerce yıl boyunca farklı halkların, inançların ve kültürlerin kesiştiği bu coğrafyada ortak yaşam, istişare, rıza, hakkaniyet, imece, dayanışma ve komşuluk hukuku yalnızca toplumsal ilişkileri düzenleyen gelenekler değil; birlikte yaşamayı mümkün kılan ortak değerler olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bunlar modern anlamda yazılı bir demokrasi teorisi değildi; ancak bugün demokratik kültür olarak tanımladığımız birçok ilkenin toplumsal karşılığını oluşturuyordu.

Modern çağın en önemli katkısı bu tarihsel birikimi anayasal kurumlarla güvence altına almaya çalışmasıdır. Temsili yönetim, temel hak ve özgürlükler, bağımsız yargı ve hukuk devleti demokratik gelişimin önemli kazanımlarıdır. Bununla birlikte modern siyasal düşünce zamanla demokrasiyi büyük ölçüde kurumsal yapılar üzerinden tanımlamaya başlamış, kültürel boyutu ise ikinci plana itmiştir.

Bugün birçok demokratik krizin temelinde de bu kopuş bulunmaktadır. Kurumlar varlığını sürdürebilir; seçimler yapılabilir; anayasal düzen işleyebilir. Buna rağmen toplumsal güven zayıflıyor, kamusal uzlaşı daralıyor ve birlikte yaşama kültürü aşınıyorsa, demokratik sistem yalnızca hukuki çerçeveye indirgenmiş olur. Oysa kurumların sürekliliğini sağlayan asıl güç, onları besleyen demokratik kültürdür.

Türkiye Gerçekliği; İhtiyaçtan Doğan Demokrasi mi?

Demokrasi tartışmaları Türkiye'de uzun yıllar boyunca çoğunlukla anayasal değişiklikler, seçim sistemleri, hükümet modelleri veya siyasal aktörler üzerinden yürütülmüştür. Bu tartışmaların her biri demokratik sistem açısından önem taşımaktadır. Ancak demokrasiyi yalnızca kurumsal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirmek, Türkiye'nin yaşadığı dönüşümü açıklamak için yeterli değildir. Asıl mesele, toplumun demokrasiye neden ihtiyaç duyduğunu ve bu ihtiyacın hangi toplumsal dinamiklerden beslendiğini doğru okuyabilmektir.

Bugün Türkiye'de adalet beklentisinin güçlenmesi, hukuki öngörülebilirlik talebi, ekonomik belirsizliklerin yarattığı güvensizlik, gençlerin gelecek kaygısı, farklı toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık talepleri ve kamusal yönetime katılım isteği, birbirinden bağımsız gelişmeler değildir. Bunların tamamı demokratik kültür ile demokratik kurumlar arasındaki ilişkinin yeniden kurulmasına yönelik ortak bir toplumsal arayışın farklı yansımalarıdır.

Bu nedenle Türkiye'de demokrasi artık yalnızca siyasal bir ideal olarak değil, toplumsal hayatın sürdürülebilirliği açısından temel bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Güçlü ekonomi yalnızca üretim kapasitesiyle değil, öngörülebilir hukuk sistemiyle desteklenir. Güçlü devlet yalnızca idari kapasitesiyle değil, toplumun güvenini kazanabildiği ölçüde meşruiyet üretir. Güçlü toplum ise yalnızca ortak tarih veya ortak kimlikle değil, ortak yaşam kültürü geliştirebildiği ölçüde demokratik bir karakter kazanır.

Bu noktada makalenin temel sorusu yeniden anlam kazanmaktadır: Demokrasi ihtiyaçtan mı doğmaktadır?

Tarihsel deneyimler göstermektedir ki toplumlar çoğu zaman demokratik kurumları teorik tercihlerden çok yaşadıkları sorunlara çözüm arayışı sonucunda geliştirmişlerdir. Adalet arayışı hukuku güçlendirmiş, temsil ihtiyacı parlamentoları geliştirmiş, özgürlük talepleri temel hakların anayasal güvence altına alınmasını sağlamıştır. Başka bir ifadeyle demokratik kurumlar, toplumların karşı karşıya kaldıkları ihtiyaçlara verilen tarihsel cevapların ürünüdür.

Türkiye açısından bakıldığında da benzer bir süreç yaşanmaktadır. Toplumun farklı kesimlerinde dile getirilen taleplerin önemli bir bölümü aslında daha güçlü demokratik kültür arayışının farklı ifadeleridir. Hukukun üstünlüğü, liyakat, şeffaf yönetim, hesap verebilirlik, katılımcılık ve eşit yurttaşlık talepleri yalnızca siyasal reform önerileri değildir. Bunlar aynı zamanda birlikte yaşama iradesinin yeniden güçlendirilmesine yönelik toplumsal beklentilerdir.

Ancak burada ikinci bir soru ortaya çıkmaktadır.                                                                       

Demokrasi yalnızca ihtiyaçlardan mı doğmaktadır, yoksa demokrasi geliştikçe yeni ihtiyaçlar da mı üretmektedir?

Bu sorunun cevabı demokratik gelişimin dinamik karakterini göstermektedir. Demokratik kültür geliştikçe toplum yalnızca güvenlik veya temsil talep etmez; daha nitelikli kamu yönetimi, daha fazla katılım, daha güçlü şeffaflık, daha yüksek hesap verebilirlik ve daha kapsayıcı yönetişim beklentileri de ortaya çıkar. Böylece demokrasi yalnızca mevcut sorunlara çözüm üretmez; toplumun beklenti düzeyini de yükseltir.

Tam da bu nedenle ihtiyaç ile demokrasi arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Toplumsal ihtiyaçlar demokratik kurumların gelişmesini teşvik ederken, demokratik kültürün güçlenmesi de yeni hak taleplerini, yeni katılım biçimlerini ve daha gelişmiş yönetişim anlayışlarını beraberinde getirir. Demokrasi böylece durağan bir siyasal sistem olmaktan çıkar; toplumla birlikte gelişen dinamik bir süreç haline gelir.

Türkiye'nin demokratik geleceği de bu karşılıklı etkileşim içinde şekillenecektir. Demokratik kurumların güçlenmesi kadar demokratik kültürün toplumsallaşması da önem taşımaktadır. Kurumsal reformlar tek başına yeterli değildir; bu reformların toplum tarafından benimsenmesi, ortak yaşam kültürünün parçası haline gelmesi ve kamusal güven üretmesi gerekir. Demokrasi ancak bu iki unsurun birlikte gelişmesi halinde sürdürülebilir bir siyasal düzene dönüşebilir.

Bu nedenle Türkiye'nin önündeki temel mesele yalnızca yeni anayasal düzenlemeler yapmak değildir. Asıl mesele, farklı toplumsal kesimlerin kendilerini ortak geleceğin eşit ve meşru öznesi olarak görebilecekleri demokratik kültürü yeniden güçlendirmektir. Kurumlar bu kültürün üzerinde yükselecek, meşruiyet bu kültürden beslenecek ve demokratik devlet ancak böyle bir toplumsal zeminde kalıcılık kazanacaktır.

Demokratik Kültür ve Meşruiyet.

Siyasal sistemlerin kalıcılığı yalnızca anayasal düzenlemelerle açıklanamaz. Devletler hukuk kuralları oluşturabilir, anayasal kurumlar inşa edebilir ve seçim mekanizmalarını düzenleyebilir. Ancak bu kurumların toplumsal meşruiyet üretebilmesi, toplumun onları ne ölçüde benimsediğiyle doğrudan ilişkilidir. Meşruiyet, hukuki yetkinin ötesinde toplumsal kabulü ve ortak güven duygusunu ifade eder. Bu nedenle demokratik kültür ile demokratik meşruiyet birbirini besleyen iki temel unsur olarak değerlendirilmelidir.

Demokratik kültürün güçlü olduğu toplumlarda siyasal farklılıklar demokratik rekabetin doğal sonucu olarak görülür. Eleştiri, siyasal sistem için tehdit değil, kamusal denetimin ve hesap verebilirliğin vazgeçilmez aracı olarak kabul edilir. Hukuk yalnızca yaptırım uygulayan bir mekanizma değil, toplumun ortak adalet anlayışını koruyan kurumsal güvence niteliği kazanır. Böyle bir toplumsal zeminde seçimler yalnızca iktidarın değişimini sağlamaz; aynı zamanda siyasal sistemin meşruiyetini sürekli yeniden üretir.

Buna karşılık demokratik kültürün zayıfladığı toplumlarda anayasal kurumların varlığı tek başına yeterli olmaz. Toplumsal güvenin azalması, kamusal kutuplaşmanın derinleşmesi ve farklı kimliklerin ortak gelecek fikrinden uzaklaşması, kurumların işleyişini de doğrudan etkiler. Hukuki düzenlemeler varlığını sürdürse bile, toplum kendisini bu düzenin eşit ve meşru öznesi olarak görmediğinde demokratik meşruiyet zayıflamaya başlar.

Bu noktada demokratik kültür yalnızca siyasal sistemin sonucu değil, aynı zamanda onun ön koşulu olarak ortaya çıkmaktadır. Demokratik kültür; hukukun üstünlüğüne duyulan güveni, kamusal sorumluluk bilincini, farklılıklara gösterilen saygıyı, ortak yaşam iradesini ve uzlaşma kapasitesini besleyen toplumsal zemindir. Devletin kurumsal kapasitesi ile toplumun demokratik olgunluğu arasındaki ilişki de bu zeminde şekillenir.

Türkiye açısından değerlendirildiğinde demokratik meşruiyet tartışmaları yalnızca anayasal kurumların yapısına indirgenemez. Esas mesele, toplumun farklı kesimlerinin kendilerini ortak siyasal düzenin eşit ve meşru unsurları olarak hissedebilmesidir. Demokratik kültürün güçlenmesi, farklı toplumsal kimliklerin ortak geleceğe ilişkin aidiyet duygusunu pekiştirir; bu aidiyet ise demokratik devletin en önemli meşruiyet kaynağını oluşturur.

Bu nedenle demokratikleşme süreci yalnızca hukuki reformların toplamı olarak değerlendirilemez. Kalıcı demokratikleşme, kurumsal dönüşüm ile toplumsal dönüşümün aynı anda ilerlemesini gerektirir. Demokratik kültürün gelişmediği bir ortamda kurumsal reformlar sınırlı sonuçlar üretir. Buna karşılık demokratik kültürün güçlendiği toplumlarda anayasal kurumlar daha sağlam bir toplumsal destek kazanır ve siyasal sistem krizlere karşı daha dirençli hale gelir.

Sonuç olarak demokratik meşruiyet, devletin toplum üzerinde kurduğu otoriteden değil; toplumun ortak yaşam iradesinden beslenmektedir. Devlet, demokratik kültürün yerine geçemez. Demokratik kültür ise devleti gereksiz kılmaz. Aksine, biri diğerini tamamlayan bu iki unsur, demokratik siyasal düzenin sürdürülebilirliğini birlikte sağlar. Güçlü demokratik devletler, güçlü demokratik kültürlerin üzerine inşa edilir; demokratik kültürün zayıfladığı toplumlarda ise en gelişmiş kurumsal yapılar bile uzun vadede toplumsal güven üretmekte zorlanır.

Demokrasi üzerine yürütülen tartışmalar uzun yıllar boyunca büyük ölçüde anayasal düzen, seçim sistemleri ve siyasal kurumlar ekseninde şekillenmiştir. Bu yaklaşım demokratik devletin nasıl örgütleneceğini açıklamak bakımından önemli katkılar sunmuş olsa da, demokratik toplumun hangi kültürel zemin üzerinde yükseldiği sorusu çoğu zaman ikinci planda kalmıştır. Oysa demokratik kurumların kalıcılığı yalnızca hukuki düzenlemelerle değil, onları besleyen toplumsal değerlerle ve ortak yaşam kültürüyle doğrudan ilişkilidir.

Bu çalışma, demokrasiyi yalnızca anayasal bir rejim olarak değil, aynı zamanda toplumun birlikte yaşamayı mümkün kılan kültürel birikimi olarak değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu çerçevede demokrasi; seçimlerin düzenli yapıldığı bir yönetim modeli olmanın ötesinde, farklılıkların meşru kabul edildiği, ortak sorumluluğun paylaşıldığı, adaletin kamusal hayatın temel ilkesi haline geldiği ve siyasal katılımın gündelik yaşamın doğal parçası olarak benimsendiği bir toplumsal kültürdür.

Anadolu ve Mezopotamya'nın tarihsel deneyimi bu bakımdan önemli bir perspektif sunmaktadır. Bu coğrafya, modern anlamda demokratik kurumları üretmemiş olabilir; ancak ortak yaşamı sürdürebilmeyi sağlayan rıza, istişare, dayanışma, hakkaniyet ve toplumsal sorumluluk anlayışına uzun yüzyıllar boyunca ev sahipliği yapmıştır. Bugün demokratik kültürün temel unsurları olarak değerlendirilen bu değerler, yazılı bir demokrasi teorisinin değil, birlikte yaşama pratiğinin ürünüdür. Modern demokrasinin tarihsel kazanımı ise bu toplumsal birikimi anayasal güvenceye ve kurumsal yapıya dönüştürme çabası olmuştur.

Türkiye'nin demokratik geleceği de yalnızca kurumsal reformlar üzerinden değerlendirilemez. Demokratikleşme, anayasal değişikliklerin veya yeni yönetim modellerinin ötesinde, toplumun ortak yaşam kültürünü güçlendirebildiği ölçüde kalıcı hale gelebilir. Adalet duygusunun güçlenmesi, hukuka duyulan güvenin artması, farklı toplumsal kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde kamusal hayata katılması ve siyasal katılımın gündelik yaşamın doğal parçası haline gelmesi, demokratik kültürün en önemli göstergeleridir. Kurumlar bu kültürün üzerinde yükselir; kültür zayıfladığında ise en gelişmiş anayasal düzenlemeler dahi toplumsal güven üretmekte yetersiz kalabilir.

Bu nedenle Türkiye açısından temel mesele yalnızca demokrasinin nasıl yönetileceği değildir. Asıl mesele, demokratik kültürün nasıl güçlendirileceği ve ortak yaşamın hangi değerler üzerinde yeniden inşa edileceğidir. Demokratik kültür; aileden eğitime, yerel yönetimlerden sivil topluma, meslek örgütlerinden üniversitelere kadar hayatın bütün alanlarında öğrenilen ve yeniden üretilen bir toplumsal süreçtir. Kalıcı demokratikleşme de ancak bu kültürel zeminin güçlenmesiyle mümkün olabilir.

Bu çalışma, "İhtiyaçtan doğan demokrasi mi, demokrasiden doğan ihtiyaç mı?" sorusunun tek yönlü bir cevap üretmediğini ortaya koymaktadır. Toplumların yaşadığı adalet, temsil, güven ve katılım sorunları demokratik kurumlara duyulan ihtiyacı artırırken; demokratik kültür geliştikçe toplum daha yüksek standartlarda hukuk, daha güçlü katılım, daha şeffaf yönetim ve daha kapsayıcı yönetişim talep etmektedir. Demokrasi ile toplumsal ihtiyaçlar arasındaki ilişki karşılıklıdır; biri diğerini sürekli dönüştürmekte ve geliştirmektedir.

Sonuç olarak demokratik devlet ile demokratik toplum birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Demokratik devlet hukukun ve kurumların eseridir; demokratik toplum ise ortak yaşam kültürünün, toplumsal güvenin ve demokratik öğrenmenin ürünüdür. Birinin zayıflaması diğerini de doğrudan etkiler. Bu nedenle demokrasiyi yalnızca seçimler, anayasa veya siyasal kurumlar üzerinden tanımlamak eksik kalmaktadır. Demokrasi, aynı zamanda birlikte yaşamayı mümkün kılan ortak bir kültür, ortak bir sorumluluk ve ortak bir gelecek tasavvurudur.

Türkiye'nin ikinci yüzyılında demokratikleşme tartışmalarının merkezine yerleştirilmesi gereken temel soru.                                                                                                                             

Daha güçlü kurumlar nasıl kurulur?                                                                                    

Kurumları yaşatacak demokratik kültür nasıl geliştirilir?

Bu soruya verilecek cevap, yalnızca Türkiye'nin demokratik geleceğini değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin niteliğini de belirleyecektir. Demokratik kültür güçlendikçe demokratik devlet daha meşru, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.

Türkiye Gerçekliği Üzerine Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Değerlendirme

Mahmut Kanber
Siyaset Bilimci • Araştırmacı • Yazar                                                                                                                

mahmutkanber@hotmail.com

 

  Bu yazı 880 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Göztepe7133--06
    16Konyaspor7124---45
    17Samsunspor7115---94
    18Eyüpspor7106---183
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    16 Ekim, CumaÇorum FK20:00Rizespor
    17 Ekim, CumartesiErzurumspor FK13:30Eyüpspor
    17 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.16:00Galatasaray
    17 Ekim, CumartesiAmed16:00Konyaspor
    17 Ekim, CumartesiFenerbahçe19:00Alanyaspor
    18 Ekim, PazarKasımpaşa13:30Samsunspor
    18 Ekim, PazarKocaelispor16:00Göztepe
    18 Ekim, PazarBaşakşehir19:00Gaziantep FK
    19 Ekim, PazartesiTrabzonspor20:00Beşiktaş
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor10811--1725
    2Iğdır FK10622--620
    3Bursaspor9612--819
    4Batman Petrolspor10613--319
    5Keçiörengücü10451--917
    6Mardin 19699432--515
    7Sarıyer10433---115
    8Antalyaspor10505---215
    9Bandırmaspor10352--914
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Sivasspor10262--112
    12Muğlaspor9261--112
    13Bodrum FK10253--211
    14Pendikspor10244---710
    15Manisa F.K.9234---19
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18Vanspor FK10235---107
    19İstanbulspor10127---155
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor1-1Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer1-4Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor1-2Vanspor FK
    DünBatman Petrolspor4-2İstanbulspor
    DünAntalyaspor0-4Kayserispor
    DünKeçiörengücü0-0Iğdır FK
    DünÜmraniyespor0-1Boluspor
    BugünMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    BugünManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    BugünMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Silifke Belediyespor6213---37
    11Adana Adaletgucu6204---36
    12Osmaniyespor6204---56
    13Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    14Karaman FK6204---96
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiYeni Malatyaspor14:00Mazıdağı Fosfatspor
    17 Ekim, CumartesiBitlis Özgüzelderespor14:00Yeşilyurt Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiAdanaspor14:30Yeni Mersin Idmanyurdu
    17 Ekim, CumartesiSilifke Belediyespor14:30Karaköprü Belediyespor
    18 Ekim, PazarAğrı 197014:00Kırıkkale Büyük Anadolu
    18 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor14:30Niğde Belediyesispor
    18 Ekim, PazarKaraman FK14:30Adana Adaletgucu
    18 Ekim, PazarOsmaniyespor14:30Diyarbekirspor
    18 Ekim, PazarYozgat Bld Bozokspor19:00Talasgücü Belediyespor
    Son güncelleme: 15.10.2026 05:51:35