ALEVİLER VE SİYASAL ÖZNELİK
Mahmut KANBERTürkiye, Kıbrıs ve Avrupa’da Tanınma, Temsil ve Karar Gücü
Aleviler, Türkiye’de, Kıbrıs’ta ve Avrupa’da artık görünmez bir toplumsal kesim değildir. Cemevleri, vakıflar, dernekler, federasyonlar ve uluslararası ağlar üzerinden geniş bir kurumsal alan oluşmuştur. Alevi kimliği siyasal partilerin söylemlerinde, parlamentolarda, yerel yönetimlerde ve kamusal tartışmalarda daha fazla yer almaktadır. Ancak görünürlükteki bu artış, Alevilerin kendi adlarına söz ve karar sahibi olduklarını yeterince göstermemektedir. Sayısal varlık siyasal güce, kurumsal çoğalma ortak iradeye, temsil ise her zaman karar yetkisine dönüşmemektedir.
Mesele, Alevilerin siyasette bulunup bulunmaması değil, siyasette hangi konumda yer aldıklarıdır: Kendi taleplerini ve ortak programını oluşturan bağımsız bir siyasal özne olarak mı, başkalarının kurduğu siyasete destek veren dağınık bir seçmen kitlesi olarak mı?
Siyasal öznelik; bir topluluğun kendi sorunlarını tanımlayabilmesi, taleplerini ortak programa dönüştürebilmesi, temsilcilerini denetleyebilmesi ve kendisi hakkında alınan kararlara eşit biçimde katılabilmesidir. Özne olmak yalnızca konuşmak değil; sözü karara, kararı kurumsal güce, kurumsal gücü demokratik dönüşüme taşıyabilmektir. Bu kapasite oluşturulamadığında devlet Aleviliği tanımlar, siyasal partiler Aleviler adına konuşur, temsilciler ise topluma değil, bağlı oldukları merkezlere karşı sorumlu hale gelir.
Türkiye’de Alevilerin karşı karşıya bulunduğu temel sorun yalnızca hukuki tanınma eksikliği değildir. Devletin çoğunlukçu inanç düzeni, kamusal kaynakların eşitsiz dağılımı, siyasal temsilin sembolik düzeyde kalması ve Aleviliğin bürokratik sınırlar içinde yeniden tarif edilmesi aynı siyasal yapının parçalarıdır. Avrupa’da hukuki tanınma ve kurumsallaşma daha ileri bir düzeye ulaşmış olsa da standartlaşma, bürokratikleşme ve öğretinin toplumsal köklerinden uzaklaşması tehlikesi ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs ise göç, yurttaşlık, adanın çözümsüzlüğü ve Türkiye ile kurulan asimetrik ilişkiler nedeniyle özgün bir siyasal alan oluşturmaktadır. Coğrafyalar değişse de temel soru değişmemektedir: Alevilerin kendileri hakkında söz kurma ve karar verme yetkisi kimdedir?
Destekçilikten belirleyiciliğe
Alevilerin bir siyasal partiye oy vermesi, bir adayı desteklemesi veya seçim sonuçlarını etkilemesi, tek başına siyasal özne olduklarını göstermez. Belirleyici olmak; bağımsız söz, ortak program ve demokratik denetim gücü oluşturmayı gerektirir. Siyasal partilerle kurulan ilişki kalıcı sadakate değil, ilkelere ve karşılıklı sorumluluğa dayanmalıdır.
Alevilerin siyasal tercihleri uzun yıllar laiklik kaygısı, baskı deneyimi ve sağ siyaset karşısında korunma ihtiyacı üzerinden biçimlendi. Bu tarihsel yönelim anlaşılabilir olmakla birlikte sürekli destekçi konumunda kalmak, siyasal temsil ile toplumsal irade arasındaki mesafeyi büyütmektedir. Aleviler adına siyaset yapanların hangi ortak programa bağlı oldukları ve topluma karşı nasıl hesap verecekleri açıklığa kavuşturulmalıdır.
Destekçilik ile belirleyicilik arasındaki bu kavramsal ayrım, daha önce yayımlanan “Aleviler Türkiye Siyasetinde Belirleyici mi Olmak İstiyor, Destekçi mi?” başlıklı çalışmada ortaya konulmuştur. Söz konusu çözümleme, Alevilerin edilgen bir seçmen kitlesi olarak görülmesine karşı çıkarak ilke, program, kurumsal irade ve demokratik meşruiyet üreten bir siyasal özneye dönüşmesini esas almaktadır. Bu makale, aynı düşünsel hattı Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa’daki tanınma, temsil ve karar gücü sorunları üzerinden geliştirmektedir.
— Mahmut Kanber, “Aleviler Türkiye Siyasetinde Belirleyici mi Olmak İstiyor, Destekçi mi?”, Welg Medya, 29 Mayıs 2026.
Tanınmak ile tanımlanmak arasındaki sınır
Türkiye’de Alevilik uzun yıllar kamusal ve hukuki düzlemde yok sayıldı. Günümüzde bu inkar siyasetinin yanına daha incelikli bir müdahale eklenmektedir: Aleviliğin devlet kurumları tarafından tanımlanması, sınıflandırılması ve yönetilebilir bir inanç alanına dönüştürülmesi.
Tanınma ile tanımlama aynı değildir. Demokratik tanınma, Alevilerin kendi öğretisi, kurumları ve örgütlü iradesiyle var olma hakkının güvence altına alınmasıdır. Devletin Aleviliğin içeriğini belirlemesi, temsilcilerini seçmesi ve inançsal yetkinliği idari ölçütlere bağlaması ise tanımlama vesayetidir.
Aleviliğin kurslara, modüllere, ders saatlerine ve sertifikalara indirgenmesi bu nedenle sıradan bir eğitim uygulaması sayılamaz. Aleviliğin tarihi, felsefesi, sazı, sözü ve toplumsal kurumları bilimsel araştırmanın ve eğitimin konusu olabilir. Ancak Yol ve Erkan’ın bütünü merkezi idarenin hazırladığı bir programa sığdırılamaz. İkrar, rızalık, cem, musahiplik, ocak ve sürekler teknik beceri başlıkları değildir. Yol hizmeti, mesleki bir sertifikayla kazanılan yetki değil; öğretisel birikim, toplumsal rızalık ve ahlaki sorumlulukla sürdürülen bir hizmettir.
Markus Dressler, modern devletin ve akademik sınıflandırmaların Aleviliği yalnızca incelemediğini, aynı zamanda belirli bir din tanımının içine yerleştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, devletin kullandığı kavramların tarafsız olmadığını ve inanç alanında siyasal sınırlar üretebildiğini göstermektedir.
— Markus Dressler, Writing Religion: The Making of Turkish Alevi Islam, 2013
Laik devletin görevi, Aleviliğin ne olduğuna karar vermek değil; Alevilerin kendilerini özgürce tanımlayabilecekleri hukuki ve kamusal düzeni kurmaktır. Laiklik, inançları yok saymak değildir. Devletin hiçbir inancın öğretisel merkezine dönüşmemesi, bütün inançlara ve inançsızlara eşit mesafede durmasıdır.
Temsil ile karar gücü arasındaki mesafe
Alevi kökenli milletvekillerinin, belediye başkanlarının veya parti yöneticilerinin bulunması kamusal görünürlük sağlar. Bununla birlikte bir kişinin Alevi olması ile Alevi toplumunun örgütlü iradesini siyasal alana taşıması aynı şey değildir.
Gerçek temsil; temsil edilen toplumla sürekli ilişkiyi, hesap verebilirliği ve kararların ortak iradeye dayanmasını gerektirir. Alevi kurumlarının görüşünü almayan, ortak talepleri siyasal programa dönüştürmeyen ve yalnızca parti merkezine karşı sorumluluk taşıyan temsil biçimi, Alevilere karar gücü kazandırmaz.
Eşit yurttaşlık da yasa önünde eşitlikten ibaret değildir. Toplumsal tanınmayı, kamusal kaynaklara adil erişimi ve karar süreçlerine etkili katılımı birlikte içerir. Nancy Fraser’ın adalet yaklaşımı, tanınma ile kaynakların adil dağılımının katılım eşitliğiyle tamamlanması gerektiğini gösterir. Alevilerin talebi yalnızca kimliklerinin kabul edilmesi değil, ortak yaşamın kuruluşunda eşit söz ve karar sahibi olmaktır.
— Nancy Fraser, “Social Justice in the Age of Identity Politics”, 1998
Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa; Değişen koşullar, ortak hak arayışı
Alevilik tek bir coğrafyanın sınırlarına kapatılamaz. Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Balkanlar’da ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Aleviler ortak bir tarihsel hafıza taşırken farklı devlet, yurttaşlık ve laiklik düzenleri içinde var olmaktadır. Coğrafya öğretinin özünü belirlemez; örgütlenme biçimlerini, toplumsal ilişkileri ve siyasal talepleri etkiler. Aleviler, Anadolu dışında yaşadıkları coğrafyalarda da etnik kökenciliğe veya göçmenlik kimliğine indirgenmeden eşit yurttaş, eşit hak sahibi ve kamusal kararların öznesi olmayı istemektedir.
Türkiye’de Aleviler; çoğunlukçu inanç düzeni, kamusal kaynakların eşitsiz dağılımı, cemevlerinin hukuki konumu, zorunlu din öğretimi, ayrımcılık ve geçmişle yüzleşmeme sorunlarıyla karşı karşıyadır. Avrupa’da daha geniş kurumsallaşma imkanları bulunmasına rağmen ırkçılık, göçmenlik deneyimi, kuşaklar arası dil kaybı, gençlerin kurumlardan uzaklaşması ve inanç hizmetlerinin profesyonelleştirilmesi yeni sorunlar üretmektedir. Avrupa’daki tanınma önemli bir kazanımdır; ancak öğretinin devletlerin mevcut din kategorilerine uyarlanması, Aleviliğin standartlaştırılması ve Yol hizmetlerinin mesleki alana dönüştürülmesi eleştirel biçimde değerlendirilmelidir.
Elise Massicard, Alevi hareketinin Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiler içinde yeniden biçimlendiğini ve her coğrafyanın farklı örgütlenme alanları açtığını göstermektedir. Böylece Alevilik, ulusal sınırların ötesine geçen toplumsal ve siyasal bir alana dönüşmektedir.
— Elise Massicard, The Alevis in Turkey and Europe, 2013
Martin Sökefeld’in Almanya’daki Alevi hareketine ilişkin çalışması ise göçün Alevileri yalnızca başka bir ülkeye taşımadığını; kimlik, örgütlenme ve temsil biçimlerini de dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır. Avrupa deneyimi bu yönüyle yalnızca kültürel kimliğin korunması değil, tanınmanın hangi kurumlar ve hangi siyasal ilişkiler içinde gerçekleşeceği sorunudur.
— Martin Sökefeld, Struggling for Recognition, 2008
Kıbrıs, Türkiye ile Avrupa deneyimleri arasında özgün bir siyasal ve toplumsal alan oluşturmaktadır. Adanın tarihsel çoğulluğu, Kıbrıslı Türk toplumunun seküler birikimi, 1974 sonrasındaki göçler, kuzeydeki siyasal yapının uluslararası konumu ve Türkiye ile ilişkiler Alevilerin yaşamını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Kıbrıs’taki Aleviler yalnızca Türkiye’den taşınmış bir göçmen topluluk olarak görülemez. Onlar, Kıbrıs toplumunun demokratik geleceğinde söz, hak ve sorumluluk sahibi kalıcı özneleridir.
Kıbrıs’ta görünürlük kazanmak önemlidir; ancak görünürlük eşit yurttaşlıkla tamamlanmadığında sembolik kalır. Eşit yurttaşlık; devlet olanaklarına ayrımcılıksız erişimi, özgür örgütlenmeyi, inancını kendi öğretisel gerçekliği içinde yaşatabilmeyi ve kamusal kararlara etkili katılımı gerektirir. Devletin bir inanç topluluğuna bina, mali kaynak veya idari kolaylık sağlaması, o topluluğun öğretisini tanımlama ve kurumsal iradesini yönlendirme hakkı doğurmaz. Kamusal destek bir lütuf değil, yurttaşlık hakkıdır.
Kıbrıs’taki Alevi varlığını yalnızca nüfus, köken veya göç başlıklarıyla açıklamak da yetersizdir. Nuran Öze’nin medya, iktidar ve din ilişkileri üzerine çalışması, Aleviliğin adadaki görünürlüğünün tarihsel anlatılar ve siyasal güç ilişkileri içinde biçimlendiğini göstermektedir. Bu çerçeve, Kıbrıs’taki Alevilerin yalnızca tanınan bir topluluk değil, kendi sözünü kuran demokratik bir özne olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
— Nuran Öze, “Medya, İktidar, Din Üçgeninde Kuzey Kıbrıs’ta Alevilik”, 2014
Kıbrıs’taki Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi, adanın barış ve çözüm arayışından ayrı düşünülemez. Alevi öğretisinin rızalık, eşitlik ve insanı “can” kabul eden yaklaşımı; Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği, farklı inançların özgürlüğü ve bütün toplulukların ortak geleceğe katılması açısından demokratik bir değer taşır. Alevi kurumları bu nedenle herhangi bir devletin, partinin veya dış siyasal merkezin uzantısı olmadan; Kıbrıs’ın kendi toplumsal gerçekliği içinde bağımsız söz ve irade geliştirmelidir.
Birleştirici zemin. Alevi öğretisi
Aleviler Türk, Kürt, Arap, Zaza, Balkanlı ve başka toplumsal kökenlerden gelebilir. Bu tarihsel gerçeklik yok sayılamaz. Bununla birlikte Aleviliği etnik kimliklerin toplamına veya herhangi bir etnik siyasetin alt başlığına dönüştürmek, öğretinin insan merkezli ahlakını daraltır.
Etnik köken kültürel varlığın bir parçasıdır; insan değerinin ölçüsü değildir. Hiç kimse doğduğu halka, konuştuğu dile veya geldiği bölgeye dayanarak başka bir insandan daha değerli sayılamaz. Aleviliğin insanı “can” olarak gören anlayışı, soy ve köken üzerinden kurulan üstünlük iddialarıyla bağdaşmaz.
Etnik kimliklerin siyasal mühendisliğin aracı haline getirilmesi, Alevileri ortak öğretisel zeminden uzaklaştırarak dar kimlik alanlarına hapsedebilir. Birleştirici olan etnik bir üst kimlik değil; Alevi öğretisinin rızalık, eşitlik, dayanışma ve adalet anlayışıdır. Birlik, farklı kökenlerin silinmesi anlamına gelmez. Birlik; kökenlerin siyasal üstünlük aracına dönüştürülmeden ortak hak ve özgürlük mücadelesinde buluşmasıdır.
Tanınmanın ötesinde demokratik öznelik
Alevilerin karşı karşıya bulunduğu sorunlar yalnızca daha fazla cemevi açılması, yeni kurumların kurulması veya parlamentolarda daha fazla Alevi kökenli kişinin bulunmasıyla çözülemez. Bunlar önemlidir; ancak siyasal öznelik kurumların sayısından önce kararların nasıl alındığıyla, temsilcilerin kime karşı sorumlu olduğuyla ve ortak taleplerin hangi program etrafında birleştirildiğiyle ilgilidir.
Alevilerin Türkiye’de inkar ve devlet merkezli tanımlama siyasetine, Avrupa’da bürokratik standartlaşmaya, Kıbrıs’ta ise görünürlüğü eşit yurttaşlığın yerine koyan yaklaşımlara karşı aynı ilkesel çizgiyi savunması gerekir. Aleviliği tanımlama hakkı devlete, siyasal partiye veya kendisini toplumun üzerinde gören herhangi bir kurumsal merkeze ait değildir. Bu hak, Alevilerin tarihsel hafızasına, öğretisel birikimine, ocaklarına, süreklerine ve demokratik ortak iradesine aittir.
Çözüm, Alevileri tek bir merkezin buyruğu altında toplamak değildir. İhtiyaç duyulan; farklı sürekleri ve kurumsal yapıları ortadan kaldırmadan ortak ilkelerde buluşturacak demokratik bir eşgüdüm düzenidir. Bu düzen bağımsız karar alma, topluma karşı hesap verebilir temsil ve ortak demokratik program üzerine kurulmalıdır.
Bağımsızlık, Alevi kurumlarının devletin idari yönlendirmesine veya siyasal partilerin vesayetine girmemesi anlamına gelir. Hesap verebilir temsil, Alevi kimliğiyle siyaset yapanların yalnızca parti merkezlerine değil, sözünü taşıdıkları topluma karşı da sorumluluk üstlenmesini gerektirir. Ortak program ise laiklik, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, kamusal kaynaklara adil erişim, cemevlerinin özgür statüsü, geçmişle yüzleşme ve ayrımcılıkla mücadele başlıklarını somut siyasal hedeflere dönüştürmelidir.
Türkiye, Kıbrıs, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi kurumları arasında sürekli çalışan, demokratik meşruiyetini tabandan alan ve kararları şeffaf biçimde izleyen bir ortak danışma zemini oluşturulmalıdır. Kadınlar ve gençler bu yapıda tamamlayıcı unsurlar değil, eşit karar özneleri olmalıdır. Ocaklar, sürekler, cemevleri, kültür kurumları ve bağımsız araştırmacılar arasındaki ilişki ne devletin belirlediği temsil modeline ne de dar çevrelerin değişmez iktidarına bırakılmalıdır.
Alevilerin siyasal özneleşmesi, kapalı ve ayrıcalık talep eden bir kimlik siyaseti değildir. Alevi öğretisinin insanı “can” kabul eden ahlaki yaklaşımı; bütün halkların, inançların ve yaşam biçimlerinin eşitliğini savunan ortak bir demokrasi düşüncesi üretir. Alevilerin özgürlük mücadelesi bu nedenle Kürtlerin, farklı inanç topluluklarının, kadınların, emekçilerin, göçmenlerin ve ayrımcılığa uğrayan bütün kesimlerin hak mücadelesinden ayrı düşünülemez. Halkların kardeşliği, sorunların birbirinden koparılmasıyla değil, özgürlük ve eşitlik taleplerinin ortak demokratik sorumluluk olarak görülmesiyle anlam kazanır.
Türkiye’nin demokratikleşmesi de Kıbrıs’ın barış ve çözüm arayışı da Alevileri belirli dönemlerde hatırlanan bir kimlik başlığına indirgeyemez. Alevilerin eşit yurttaşlığı, demokratik düzenin tamamını ilgilendiren kurucu bir ölçüttür. Kendi inanç topluluklarından birini tanımlama, denetleme veya uygun gördüğü biçime dönüştürme yetkisini kendinde bulan bir devlet laik ve çoğulcu sayılamaz. Güçlü demokrasi, farklılıkları yöneten değil; farklılıkların eşit koşullarda kendi sözünü kurmasını güvence altına alan düzendir.
Aleviler adına söz kuran devlet ve siyasal aktörler, Alevilerle birlikte söz kurmayı öğrenmelidir. Alevi kurumları da dağınık tepkileri ortak programa, sembolik temsili denetlenebilir karar gücüne dönüştürmelidir. Bundan sonraki siyasal yön; destekçilikten belirleyiciliğe, görünürlükten karar gücüne ve devlet tarafından tanımlanmaktan demokratik öz tanımlamaya geçiş olmalıdır.
Aleviliğin geleceği bürokrasinin verdiği belgelerde veya siyasal partilerin seçim bildirgelerinde değil, Yol’un rızalığını çağdaş demokratik kurumlarla buluşturabilecek ortak iradede kurulacaktır. Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Balkanlar’da ve Avrupa’da yaşayan Aleviler için asıl hedef yalnızca görünür olmak değildir. Hedef; kökenciliğin ötesinde özgürlüklerin, eşit hakların ve eşit yurttaşlığın güvencesine kavuşmak, ortak yaşamın karar süreçlerinde özne olmaktır. Aleviler, başkalarının siyasal hesaplarında yer verilen bir topluluk değil; laikliğin, toplumsal barışın ve demokratik ortak geleceğin kuruluşuna yön veren kurucu bir özne olmalıdır.
Mahmut Kanber
Siyaset Bilimci – Araştırmacı – Yazar
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- DEVLETİN TANIMLADIĞI ALEVİLİK
- GÖÇMEN KARŞITLIĞI VE DIŞLAYICI SİYASETİN İNŞASI 2
- Küresel Eşitsizlik, Kapitalist Birikim ve Zorunlu Göç-1
- ALEVİLİK ETNİK KÖKENCİLİĞİN ÖTESİNDE NE SÖYLER?
- ALEVİLER DEMOKRASİYİ BUGÜN KEŞFETMEDİ
- BARIŞIN İÇİNİ DEMOKRASİYLE DOLDURMAK
- BARIŞIN ÖNÜNDEKİ ESKİMEYEN ZİHNİYET
- Göç Krizi Değil, Bölüşüm ve Sistem Krizi
- Türkiye’de Çözüm Süreci.
- MADIMAK’IN SINIRLARI AŞAN ADALET ARAYIŞI
- Türkiye'nin Jeopolitiği Değişmedi; Jeopolitiğin Türkiye'den Beklentileri Değişti (I)
- Cezasızlık: Hukuk Krizi, Rejim Sorunu ve Demokratik Yüzleşme
BİZİ TAKİP EDİN
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR
PUAN DURUMU
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Galatasaray | 7 | 5 | 1 | 1 | - | - | 5 | 16 |
| 2 | Beşiktaş | 7 | 5 | 0 | 2 | - | - | 8 | 15 |
| 3 | Amed | 7 | 4 | 2 | 1 | - | - | 8 | 14 |
| 4 | Fenerbahçe | 7 | 4 | 1 | 2 | - | - | 13 | 13 |
| 5 | Trabzonspor | 7 | 4 | 1 | 2 | - | - | 11 | 13 |
| 6 | Alanyaspor | 7 | 3 | 3 | 1 | - | - | 2 | 12 |
| 7 | Kocaelispor | 7 | 4 | 0 | 3 | - | - | 2 | 12 |
| 8 | Çorum FK | 7 | 3 | 1 | 3 | - | - | 4 | 10 |
| 9 | Kasımpaşa | 7 | 2 | 4 | 1 | - | - | 0 | 10 |
| 10 | Rizespor | 7 | 3 | 1 | 3 | - | - | -2 | 10 |
| 11 | Başakşehir | 7 | 2 | 2 | 3 | - | - | -1 | 8 |
| 12 | Gaziantep FK | 7 | 2 | 2 | 3 | - | - | -3 | 8 |
| 13 | Gençlerbirliği S.K. | 7 | 2 | 2 | 3 | - | - | -8 | 8 |
| 14 | Erzurumspor FK | 7 | 2 | 2 | 3 | - | - | -8 | 8 |
| 15 | Göztepe | 7 | 1 | 3 | 3 | - | - | 0 | 6 |
| 16 | Konyaspor | 7 | 1 | 2 | 4 | - | - | -4 | 5 |
| 17 | Samsunspor | 7 | 1 | 1 | 5 | - | - | -9 | 4 |
| 18 | Eyüpspor | 7 | 1 | 0 | 6 | - | - | -18 | 3 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 16 Ekim, Cuma | Çorum FK | 20:00 | Rizespor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Erzurumspor FK | 13:30 | Eyüpspor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Gençlerbirliği S.K. | 16:00 | Galatasaray |
| 17 Ekim, Cumartesi | Amed | 16:00 | Konyaspor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Fenerbahçe | 19:00 | Alanyaspor |
| 18 Ekim, Pazar | Kasımpaşa | 13:30 | Samsunspor |
| 18 Ekim, Pazar | Kocaelispor | 16:00 | Göztepe |
| 18 Ekim, Pazar | Başakşehir | 19:00 | Gaziantep FK |
| 19 Ekim, Pazartesi | Trabzonspor | 20:00 | Beşiktaş |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Kayserispor | 9 | 7 | 1 | 1 | - | - | 13 | 22 |
| 2 | Bursaspor | 9 | 6 | 1 | 2 | - | - | 8 | 19 |
| 3 | Iğdır FK | 9 | 6 | 1 | 2 | - | - | 6 | 19 |
| 4 | Batman Petrolspor | 10 | 6 | 1 | 3 | - | - | 3 | 19 |
| 5 | Keçiörengücü | 9 | 4 | 4 | 1 | - | - | 9 | 16 |
| 6 | Mardin 1969 | 9 | 4 | 3 | 2 | - | - | 5 | 15 |
| 7 | Antalyaspor | 9 | 5 | 0 | 4 | - | - | 2 | 15 |
| 8 | Sarıyer | 10 | 4 | 3 | 3 | - | - | -1 | 15 |
| 9 | Bandırmaspor | 10 | 3 | 5 | 2 | - | - | 9 | 14 |
| 10 | Fatih Karagümrük | 9 | 3 | 4 | 2 | - | - | 1 | 13 |
| 11 | Sivasspor | 10 | 2 | 6 | 2 | - | - | 1 | 12 |
| 12 | Muğlaspor | 9 | 2 | 6 | 1 | - | - | 1 | 12 |
| 13 | Bodrum FK | 10 | 2 | 5 | 3 | - | - | 2 | 11 |
| 14 | Pendikspor | 10 | 2 | 4 | 4 | - | - | -7 | 10 |
| 15 | Manisa F.K. | 9 | 2 | 3 | 4 | - | - | -1 | 9 |
| 16 | Esenler Erokspor | 9 | 1 | 5 | 3 | - | - | -5 | 8 |
| 17 | Ümraniyespor | 9 | 1 | 4 | 4 | - | - | -3 | 7 |
| 18 | Vanspor FK | 10 | 2 | 3 | 5 | - | - | -10 | 7 |
| 19 | İstanbulspor | 10 | 1 | 2 | 7 | - | - | -15 | 5 |
| 20 | Boluspor | 9 | 0 | 1 | 8 | - | - | -18 | 1 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| Dün | Bandırmaspor | 1-1 | Sivasspor |
| Dün | Sarıyer | 1-4 | Bodrum FK |
| Dün | Pendikspor | 1-2 | Vanspor FK |
| Bugün | Batman Petrolspor | 4-2 | İstanbulspor |
| Bugün | Ümraniyespor | 0-1 | Boluspor |
| Bugün | Antalyaspor | 20:00 | Kayserispor |
| Bugün | Keçiörengücü | 20:00 | Iğdır FK |
| 15 Ekim, Perşembe | Mardin 1969 | 17:00 | Fatih Karagümrük |
| 15 Ekim, Perşembe | Manisa F.K. | 20:00 | Esenler Erokspor |
| 15 Ekim, Perşembe | Muğlaspor | 20:00 | Bursaspor |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Muş Sport Klübü | 6 | 5 | 1 | 0 | - | - | 9 | 16 |
| 2 | Aliağa FAŞ | 6 | 5 | 0 | 1 | - | - | 4 | 15 |
| 3 | Elazığspor | 6 | 4 | 1 | 1 | - | - | 11 | 13 |
| 4 | Güzide Gebzespor | 6 | 3 | 3 | 0 | - | - | 4 | 12 |
| 5 | Çorluspor 1947 | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 5 | 10 |
| 6 | İnegöl Kafkas Gençlik | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 3 | 10 |
| 7 | Isparta 32 Spor | 6 | 3 | 1 | 2 | - | - | 1 | 10 |
| 8 | Şanlıurfaspor | 6 | 2 | 3 | 1 | - | - | 1 | 9 |
| 9 | Menemen FK | 6 | 3 | 0 | 3 | - | - | -1 | 9 |
| 10 | Erbaaspor | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | 0 | 7 |
| 11 | Somaspor | 5 | 2 | 1 | 2 | - | - | -2 | 7 |
| 12 | 68 Aksaray Belediyespor | 6 | 1 | 3 | 2 | - | - | 1 | 6 |
| 13 | Ankaraspor | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -4 | 6 |
| 14 | Kastamonuspor | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -10 | 3 |
| 15 | Sebat Gençlikspor | 5 | 0 | 2 | 3 | - | - | -4 | 2 |
| 16 | Arnavutköy Belediyespor | 6 | 0 | 0 | 6 | - | - | -10 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 17 Ekim, Cumartesi | Elazığspor | 19:00 | Arnavutköy Belediyespor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Menemen FK | 19:00 | Güzide Gebzespor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Şanlıurfaspor | 19:00 | Hatayspor |
| 18 Ekim, Pazar | Kastamonuspor | 14:30 | Isparta 32 Spor |
| 68 Aksaray Belediyespor | Erbaaspor | 14:30 | Çorluspor 1947 |
| 68 Aksaray Belediyespor | İnegöl Kafkas Gençlik | 15:00 | Sebat Gençlikspor |
| 68 Aksaray Belediyespor | Muş Sport Klübü | 19:00 | Ankaraspor |
| 68 Aksaray Belediyespor | Somaspor | 19:00 | Aliağa FAŞ |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Yeşilyurt Belediyespor | 6 | 6 | 0 | 0 | - | - | 23 | 18 |
| 2 | Talasgücü Belediyespor | 6 | 5 | 1 | 0 | - | - | 10 | 16 |
| 3 | Bitlis Özgüzelderespor | 6 | 5 | 0 | 1 | - | - | 12 | 15 |
| 4 | Niğde Belediyesispor | 6 | 5 | 0 | 1 | - | - | 10 | 15 |
| 5 | Karaköprü Belediyespor | 6 | 5 | 0 | 1 | - | - | 9 | 15 |
| 6 | Mazıdağı Fosfatspor | 6 | 4 | 2 | 0 | - | - | 9 | 14 |
| 7 | Kırşehir Belediyespor | 6 | 4 | 1 | 1 | - | - | 15 | 13 |
| 8 | Ağrı 1970 | 6 | 2 | 2 | 2 | - | - | 0 | 8 |
| 9 | Kırıkkale Büyük Anadolu | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | -1 | 7 |
| 10 | Silifke Belediyespor | 6 | 2 | 1 | 3 | - | - | -3 | 7 |
| 11 | Adana Adaletgucu | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -3 | 6 |
| 12 | Osmaniyespor | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -5 | 6 |
| 13 | Yeni Mersin Idmanyurdu | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -5 | 6 |
| 14 | Karaman FK | 6 | 2 | 0 | 4 | - | - | -9 | 6 |
| 15 | Yozgat Bld Bozokspor | 6 | 1 | 1 | 4 | - | - | -15 | 4 |
| 16 | Diyarbekirspor | 6 | 0 | 1 | 5 | - | - | -7 | 1 |
| 17 | Yeni Malatyaspor | 6 | 0 | 0 | 6 | - | - | -18 | 0 |
| 18 | Adanaspor | 6 | 0 | 0 | 6 | - | - | -22 | 0 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 17 Ekim, Cumartesi | Yeni Malatyaspor | 14:00 | Mazıdağı Fosfatspor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Bitlis Özgüzelderespor | 14:00 | Yeşilyurt Belediyespor |
| 17 Ekim, Cumartesi | Adanaspor | 14:30 | Yeni Mersin Idmanyurdu |
| 17 Ekim, Cumartesi | Silifke Belediyespor | 14:30 | Karaköprü Belediyespor |
| 18 Ekim, Pazar | Ağrı 1970 | 14:00 | Kırıkkale Büyük Anadolu |
| 18 Ekim, Pazar | Kırşehir Belediyespor | 14:30 | Niğde Belediyesispor |
| 18 Ekim, Pazar | Karaman FK | 14:30 | Adana Adaletgucu |
| 18 Ekim, Pazar | Osmaniyespor | 14:30 | Diyarbekirspor |
| 18 Ekim, Pazar | Yozgat Bld Bozokspor | 19:00 | Talasgücü Belediyespor |













