Kemal ATALAR

EŞİKTE BEŞİKTE NAZARİYESİ

Kemal ATALAR
  21-04-2025 09:25:00

Alevi yolunun temel felsefelerinden biri de eşitlikçiliktir. Buradaki eşitçilik anlayışı, bedensel ya da güç-kuvvet anlamında değil; yaşamın her alanında ayrım, aykırılık, ötekileştirme, aşağılama olmadan birlikte var olma anlamındadır. Yani kimse kimsenin patronu ya da kölesi değildir, olamaz da. Makamlar, mevkiler ne olursa olsun insan onurunun üstünde değildir. Bu, çocuk ya da bebek bile olsa, 80-90 yaşındaki erişkin ile aynı hukuka sahip olduğu anlamındadır.

Bu nedenle,
Alevi cemlerinde oturum şekli karmadır. Çocuk ile yaşlı, kadın ile erkek, baba ile gelini, damat ile annesi aynı mekânda, aynı sırada ve aynı insan-ı kâmil mertebesindedir. Orada, cemevi kültünde mevcut olan post’ta oturan kişinin pir, dede, mürşit veya baba olması, diğer erkândan üstünlüğü anlamını içermez. Çünkü herkes yolun erenidir; öğreteni ve öğrenenidir. Post makamı olarak nitelendirilen bir üst makam yoktur. Yolun anlayışında “Ne kadar küçülürsen o kadar büyürsün” ilkesi hâkim olduğu için, mevcut ortamda herkes yekdiğerinin hak ve hukukuna saygı gösterir. Kimse kimseyi hakir ya da aşağı sınıf/zümre olarak göremez. Hakikatçi Aleviliğin yol kuralı budur.

Ancak...

Köylerden kente göçler sonucu, gerek Anadolu’nun çeşitli yerleşim alanlarında gerekse metropollerde ihtiyaca binaen oluşturulan mekânlarda, sarayvari kral, sadrazam ve maraba tipi bir cemevi yerleşim planı oluşturulmuş; kral yani pir, mürşit ya da dede-baba, iki basamak üstte, onların önünde "çıra" tabir edilen mumlar, bunlardan bir basamak aşağıda ya da sağlı sollu biraz daha mesafeli Zakirler ve hizmet erenleri; nihayet düz zeminde, ayrıştırılmış oturma düzeni içinde halk, toplum…!

Şimdi bunun neresinde “eşik”, yani Alevi yol anlayışındaki şekliyle bebek? Ya da kapı girişi ile beşik? Daha büyükler ve nihayet post alanı düzeninde oturan, kendilerini saraylarda oturan katil sürüsü gibi astığı astık, kestiği kestik gören... Gerek Sünni İslam’da, gerek Şii İslam’da ve gerekse diğer tüm semavi dinlerin dini temsilcileri ile halk arasındaki korku ve emir duvarlarıyla çevrili, hatta çağımızda mantar gibi türeyen; cenneti pazarlayan, depremleri durduran, Azrail’e tokat atan tarikat şeyhleri benzeri, üst perdeden halkı aptal davar sürüsü görmekten başka bir halta yaramayan bu zihniyetin, yani cemevlerindeki yeni peydahlanan oturma düzeninin; Alevi yol anlayışı olan “Eşikteki ile beşikteki aynıdır yokumuzda” anlayışının neresine oturtulabilir bu absürt ve bir o kadar da kralbenci anlayış…?

Hakikatçi Aleviliğin özünü yitirmiş olması, 1800’lü yıllardan bu yana Şia, Caferî, Sünnî, başkanlık gibi ahkâm, kurum ve makamlar sayesinde; yolun eşitlik anlayışı da öz benliğini kaybederek tamamen tarikat sistemine – el öpme, ayak öpme, bağışta bulunma, dua ve dilek taşına dönüştürülmekten – başka hiçbir farkı kalmamıştır.

Alevilik ne zaman kendi öz benliğini bulmaya dönüşür ve içindeki sahtekâr dede, baba, pirleri; onların devlet içindeki işbirlikçilerini ve maaşlı maşalarını dışlayarak düşkün eder, cemevlerinden kovarsa ve kendi hakikat anlayışıyla yüzleşirse, işte o zaman komünal bir halk ve birliktelik anlayışı oluşmaya başlar. Tabii bu durum “ha” demeyle de olmaz. Nasıl ki 2000 yılda bozulmuşsa, ancak bir o kadar zamanda da özüne dönüş olabilir.

Tabii, çıkar ve menfaatler Alevi yolundan dışlanırsa, halk dayanışmayla gerçek öz benliğini bulma iradesini gösterirse...

Aşk ile,
Kemal Atalar – Urfa/Kısas

  Bu yazı 2566 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım