Heybet AKDOĞAN

YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ve DEĞİŞMEYECEK KÜRT DÜŞMANLIĞI

Heybet AKDOĞAN
  25-02-2021 08:44:00

AKP-MHP tarafından kamuoyuna yansıtılan yeni anayasa gündemi basın ve medyada tartışılan konular arasında. AKP-MHP faşizminin diktatörlük rejimlerini biraz daha sürdürebilmek için ortaya attıkları anayasa reformu, Garê saldırısıyla birlikte kamuoyuna içeriğini hissettirmeye şimdiden başladı. Dünyanın gözü önünde varlığını sürdürmeye çalışan AKP-MHP faşizminin artık kendi halkına ve dünya kamuoyuna şiddetten ve yasaklardan başka verecek hiçbir şeylerinin kalmaması, AKP-MHP faşizminin Garê saldırısıyla daha çok anlaşılmaktadır. Anketlere göre oyları hızla eriyen Erdoğan faşizminin, her geçen gün artan "Külhanbeyi" tavırları Erdoğan ve etrafındakilerini politik alanda çıkmaza sürükleyen bir gerçekliktir. Olası bir seçimi kazanma oranı bayağı ihtimalsizleşmiş olan bu diktatörlüğün, bu nedenle legal alanda bütün halkların demokratik mücadelesini sürdürmeye çalışan HDP'ye karşı tahammülsüzlüklerinin büyümeside bu yüzdendir. AKP-MHP reisleri için bir hedef

tahtası olan sadece HDP değil, aynı zamanda emekçiler, özgür öğrenciler, grev işçileri ve diğer demokratik kurumlardır. Yani diktatörlüğe başkaldıran herkes AKP'nin ve MHP'nin ortak düşmanlarıdırlar. Ve bu ortak düşmanların her gün polis ve asker güçleriyle bastırılıp; kaçırılmaları, tutuklanmaları hapishanelerde büyüyen büyük bir muhalefet kitlesinide çoğaltmaktadır. Tüm bu gerçekler karşısında AKP-MHP bloğunun ortaya koyacağı, yeni anayasayla faşizmin yeniden reforme edilmiş olması kaçınılmaz bir neticedir. Erdoğan'ın siyasi projelerinin genel başlığı olan, 'kanlı- ölümcül' politikalar, yirmi yıl sonra gerçekleştirilmesi istenen yeni anayasanın ancak, diktatörlük rejiminin bir uzantısı olacağının işaretidir. Buna binaen, HDP ve Kürt halkının katliamlarıyla ülke içinde ve ülke dışında sürekli gündem değiştirmek isteyen Erdoğan'ın, varolan demokratik kırıntıları bile ortadan kaldırmak istemesi, hiç de şaşılacak bir gelişme olmayacaktır. Erdoğan rejiminin içte ve dışta Kürtlere işgalci ve soykırımcı politikalarla kinini ve nefretini kusması, yurt içinde ve yurt dışında

Kürtlere yönelik, toplumlar arasında varolan şovenist duygularıda tazelemektedir. Bu nedenle Kürt insanlarımızın dünyanın birçok yerinde karşılaştıkları hoşnutsuzluklar, toplumsal diyaloğun zarar görmesine neden olan; Erdoğan faşizminin bir ürünüdür. Önce Heftanin'de tökezleyen şimdi de Garê'de bozguna uğrayan AKP-MHP diktatörlüğünün bu nedenle azgınlaşmış olan Kürt düşmanlığı, Millet İttifakı'nı işgal ve faşizm konusunda, bir çatı olmaya devam ettirecek önemli bir neden olacaktır. Birçok burjuva liderlerinin beyanatıyla anlaşılan Erdoğan'ın Kürt saldırganlığının desteklenmesi, vicdanlı muhalefet kesimlerinide hedef göstermektedir. Bu ortak konseptte Garê operasyonu neticesinde, AKP ve MHP'nin esirleri katletme suçunu PKK'lilerin üstüne atmaktan dahi çekinmeyen birçok burjuva liderleri, faşizmi destekleyen tavırlarıyla muhalefet konusunda, HDP'nin tek başına muhalefetinide insanlara bir kez daha fark ettirmişlerdir. Böylelikle HDP'nin yaşadığı zorluklara daima sahip çıkmamız gerekmektedir. HDP sayesinde Erdoğan faşizminin hala istenilen "kadiri mutlaklığa"

erişememesi, egemen politik ruhu derinden sarsan, önemli bir demokratik direnişin temsili olmaya devam etmektedir. Buna karşılık olarak Erdoğan'ın faşizm için; " durmak yok, savaşa devam" şiarlarını haykırması, burjuva muhalefetini daha çok kendisine yakınlaştırma çabasının bir provokasyonudur. Bu şekilde yeni anayasa haberiyle Erdoğan rejiminin, Kürt halkına, emekçilere ve özgürlük isteyen diğer kesimlere karşı geliştireceği anayasa reformu burjuva ittifakıyla daha çok desteklenmiş ve pekiştirilmiş diktatörlüğün hızlandırılmış versiyonu olacaktır. Mevcut sistemi ve başkanlık saltanatını korumaya ve sürdürmeye koşullanan yeni anayasanın, çöken bir iktidarı kurtarmanın tedbirleri ve ulusötesi yayılmacılığın bir garantisi olacağı zaten meclis görüşmelerinden anlaşılmaktadır. Varolan anayasanın bile sınırlarını aşarak pervasızca hareket eden AKP-MHP yönetiminin yeni bir anayasada nasıl bir değişiklik yapacağını "varın artık sizler düşünün." Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar, Kürtlerin ve emekçilerin devamlı bir baskı ve sömürü altında olduğu inkâr edilemez bir Türkiye

gerçekliğidir. Özellikle Kürt halkına yönelik devamlı sürdürülen olağanüstü hal yönetimi, vahametini devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bu vahametin ise yıllardır AKP iktidarıyla temsil edilmesi, Türk milliyetçiliğinin garantörlüğünün bir ispatıdır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti anayasasında Kürtlerin hâlâ yok sayılması ve ulusal varlığının inkâr edilmesi, Erdoğan rejiminin bugün ve yarın Kürtlere yönelik beslediği niyetin diktatörce bir anlatımı olacaktır.

(HEYBET AKDOĞAN)

  Bu yazı 3447 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım