Heybet AKDOĞAN

NEWROZ'UN KÜRT HALKI ve EZİLEN HALKLAR İÇİN ÖNEMİ

Heybet AKDOĞAN
  21-03-2021 15:19:00

İktidar ve devlet olgularının oluşmasıyla birlikte toplumsal alanda görülen direniş, tarihin her döneminde bir refleks olarak gerçekliğini sürdürmektedir. İktidar ve devlet olgusunun ezici yönetim anlayışına sahip olması, özgürlük ve eşitlik isteyen insan doğasının direnme istemi olarak, her asırda toplumsal bir karakter kazanmıştır. Toplumun doğal yapısının ahlaki ve eşitlikçi bir ruha sahip olması, beş bin yılı aşkın bir süredir devletli uygarlıklar içinde insanlığın adalet mücadelesi olarak eylemselleşen bir arayış hakikatidir. Toplum denilen varlığın ahlaki ve eşitlikçi yapısı, tarihin her döneminde  hissedilen ve inanılan kurtuluş kavgasının kanunlaşmış bir formudur. Toplumsal direnişin bir halk için adalet ve özgürlük misyonunu oluşturması, özellikle Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri içerisinde Kürt halkının inkâr edilmesiyle, Kürt halkının varlık direnişini eylemselleştiren önemli bir tarih sürecidir. Kürt halkının direniş sembolü olan Newroz'un, asırlardır birçok egemen uygarlıklara karşı haklı isyanı olarak sembolleşmesi, Newroz'un günümüze kadar ulaşmasında önemli tarihsel kodlar taşımaktadır. Kuzey Kürdistan topraklarından

Ortadoğu Kürt coğrafyalarına kadar, Kürt halkının son iki yüzyılda yaşamış olduğu yakın tarih gerçekleri, Newroz'un bir direniş bayramı olarak anlam ve önemini günümüze kadar değerli kıldırtan önemli içeriklerle ve hatıralarla doludur. Kürt toplumunun neolitik toplumun kurucusu olması, fakat daha sonra Kürt toplumunun yaratmış olduğu evrensel insanlık değerleriyle, şu an emperyalist bir sömürge toplumu olması, Kürt toplumunun her dönem bir zalim Dahhâk'ının olduğunu ve Kürt toplumunun yaşamış olduğu zûlme son vermek için, bir Kawa görevini üstlenmesi gerektiğini, Kürt tarihindeki Newroz öyküsünü günümüzle karşılaştırarak kıyaslayabilmekteyiz. Kürt halkını sömüren devletlerin, Kürt olgusunu inkâr etmeleri ve Kürtlerin olduğu her yerde bir imha politikası yaşatmaları, Kürt halkı için Newroz'un tarihten günümüze varlık ve özgürlükle iç içe geçmiş anlamlarını her zaman pekiştiren bir niteliğe sahiptir. Kürt halkının inkâr edilişinin başlangıç olarak zihinsel bir ilkinin olması, Kürt halkınıda ilk olarak zihinsel bir varlık mücadelesine yoğunlaştırmıştır. Özellikle asimilasyona karşı büyük mücadele yöntemi olan Kürt halkının zihinsel şekillenişi, Kürt halkının bir direniş bayramı olan Newroz'unda

Kürtler için yeniden ve daha ileriye doğru bilinçsel şekillenişinin dönüm noktasını belirleyen; Newroz'un tarihsel kalıcılığını devamlı süreklileştirmesini sağlayan tarihsel bilincin kararlılığıdır. Kürdistan bir sömürgedir tespitinin, Kürt halkında başlatmış olduğu diriliş ruhu her Newroz'da, Kürtlerin ateş ile sembolleşmiş diriliş ve başkaldırış hakikatinin somut hâlidir.  Hiçlik ile yokluk sınırları arasına sıkıştırılmış Kürt halkının bu düzlemden çıkmak için, verdiği kavganın toplumsal bir ödülü hâline dönüşmüş olan Newroz'un, sosyolojik içeriği bu anlamda tarihsel köklerini daha iyi hissettirmektedir. Kürt varlığının inkârının düşünsel ve eylemsel bakımdan netleşmesi demek olan tarihi Newroz inancı, kelime anlamı olarakda Kürt kimliğinin, tarihin tozlu sayfalarından çıkartılıp, içinde yaşadığımız tarihle yeniden, yeni günlerin neden ve hangi amaçlarla yaşanmasını belirleyen bir varlık hakikatinin bitmeyecek mücadelesini ifade etmektedir. Kürdistan toplumunu kendine yabancılaştıran ve Kürt halkının topraklarında işgalci bir şekilde varlığını sürdüren Türk ulus devletinin, varlık koşullarını zayıflatacak olan Newroz direnişinin, anlam ve önemi bu gerçeklikle tarihsel misyonunu daha anlaşılır kılmaktadır. Kürdistan

halkını koloni statüsünde tutan Türk devletinin, Kürt halkını parçalayarak marjinelleştirmesi, Kürt Halk gerçekliğini potansiyel şovenizmin ezici baskıları altında bırakan, en büyük Türk ulus yaptırımlarının bir parçasıdır. Kürt halkının öz bilincinin ve öz yönetiminin yaşanmasına engel olan bu gerçek, Kürt halkını yıllardır Türk ırkçılığına ve işgalciliğine karşı mücadele ettiren zorunlu bir savaşa mecbur bırakmıştır. Bu savaşla birlikte Kürt halk kültürünün, felsefesinin ve politikasının direnişlerle örülü olması, Kürt halkının içinde bulunduğu nesnel koşulları, devamlı gelişen sorun ve çözümlerle ilerleten tarihsel süreçlerin ontolojik birikimlerini oluşturmaktadır. Şüphesiz varlık gelişiminin Kürt halkı nezdinde dünyaya örnek olması, Kürt halkının sergilemiş olduğu direnişlerin sonuçlarıdır. Newroz inancının Mezopotamya topraklarından yayılması ve dünyanın birçok toplumlarında bir anlam bulması, Kürt halkının, uygarlığın ilk sahibi olmasını ispatlayan bir veridir. Kürt halkının tarihsel direnişinin sürekli ve yenilmez olması, asırlardır adından ve anlamından ödün vermemiş Newroz inancıyla, Kürt halkının varlığının yok edilemeyeceğine işaret etmektedir. Tarihte, Selçuklu Sultan'ı Sancar'ın, Kürdistan kelimesini kullanması

ve İran'ı yıktıktan sonra Kürt beyleriyle savaş yerine anlaşmayı doğru bulması ve bunun sonucunda Sancar'ın, ordusuna Kürtleri kolay kolay yenemeyeceklerini söylemesi;  Selçuk Sultanı'nın neden böyle bir karara vardığını bizlere anlatan ve Kürt halkının direnişindeki kudreti bizlere hatırlatan önemli bir pasajdır. İşgalci ve yayılmacı siyasetin tarihin baş aktörü olması ve politik anlayışın Ortadoğu ve Türkiye coğrafyasında muhatabının Kürtler olması, Kürt halkını hem toplumsal mutasyona uğratan gelişmelere ve bu gelişmelere karşı özünü bulma konusunda mücadele etmeye yönlendiren tarihsel bir yaşam felsefesini idealize ettirmiştir. Kürt halkının geçmişten günümüze fetihçi Türkiye ve Ortadoğu devlet anlayışıyla, kavgasını onurlu kılan varlık ve özgürlük direnişi, tarihte Newroz'un başlamasıyla aynı devrimci özü günümüzde devam ettiren özgürlük mücadelesiyle yaşamaktadır. Newroz bir devrimdir. Ve Kürt halkının hâlâ sürdürmek zorunda olduğu varlık kavgası, yaşadığımız kapitalist ve emperyalist dünyada sürdürülen toplumsal devrimci savaşın büyük bir parçasıdır. Kürt halkının tekçi ve Türklük merkezli bir Türkiye'de yaşadığı haksızlıklar, Kürt kimliğinin ve siyasetinin hem tarihsel dinamiklerini, hem de

güncel dinamiklerini canlı tutmaktadır. Kapitalist düzenin bir parçası olan ulus devletlerin varlığı, sömürgeci ve işgalci bir biçimde sürdükçe Newroz'un sadece Kürt halkı tarafından değil, bütün ezilen halklar tarafından, haklı inancın özgür ve adaletli olmayan sistemlere karşı, başkaldırının meşru isyanı olarak benimsenip devam edecektir. Otoriter iktidar ve tekçi devlet anlayışlarının devam ettiği dünya sistemlerinde, Newroz'un Kürt halkının bilincindeki anlam ve kıymeti ezilen ve inkâr edilen diğer halklara karşı bir yön ve yöntem olacağı, dünyanın birçok yerinde kutlanılan Newroz bayramıyla görülmektedir.  İnsanlığın ortak vicdanı olan bu hakikatin vazgeçilmezliğiyle; Kürt halkımızın ve ezilen tüm halklarımızın Newroz'unu kutlarım.

Heybet Akdoğan

  Bu yazı 6082 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım