Her şey iktidar olmak değildir
Heybet AKDOĞANAhlaki ve insancıl kaygılardan arındırılmış, sadece güç ve iktidar odaklı inşa edilmek istenen siyaset anlayışı, amacına ulaşamadığı zaman anlayışsız ve öfkeli tavırların sergilenmesine yol açar.
Kazanacağız, iktidar olacağız, başka yolu yok diyerek programlanmış her politik kaygı, sahip olduğu kitlesel anlayışıda aynı amaçları benimsetir.
Bir yere kadar bu normal karşılanabilir.
Her siyasetçide ve hitap ettiği kitlede bu tür bir psikolojinin olması, vicdan sınırlarını zorlamadığı müddetçe doğal karşılanabilir.
Fakat siyasi hedef sadece iktidar olmaya odaklanarak, kişiler üzerinde tahakküm kurmaya dönüşürse, demokrasiden söz eden her siyasi partinin, demokrat anlayışı bir kez daha toplum tarafından sorgulanır.
Siyasi hareket özellikle muhalefet kanadında bir sorgulanmaya tabi tutuluyorsa, konu daha çok hassaslaşır.
Sözünü etmek istediğim parti CHP.
Seçimin birinci turunda Erdoğan'a karşı yarışı kaybeden Kılıçdaroğlu, seçimin ikinci turunda galip olmak için mücadeleye devam ediyor.
Kılıçdaroğlu'nun ikinci tura hazırlanırken değişen üsûbu ve tavırlarını şimdilik bir kenara koyuyorum.
Bu ayrı bir konu.
Fakat CHP'li bazı yandaşların birinci turun öfkesini depremzelerden çıkarmaya çalışmaları, ne insanlığa sığan bir tavır ne de demokrasiyle özdeşleşen bir durum.
Seçimden önce depremzedelere karşı yardımsever duygular taşıyan ve aynı zamanda depremzedelere yardımda bulunan bazı CHP'li taraftarların, birinci turdaki yenilginin acısını deprem mağdurlarından çıkarmaya çalışmalarının hiçbir haklı tarafı olamaz.
CHP'li Tekirdağ Belediyesi'nin; Kumbağ Mahallesi'nde otellerde misafir ettiği depremzedeleri kapı dışarı etmek istemesi, insanı yaralayan acı bir gerçek.
Otelde barınan deprem mağdurları oylarını Millet İttifakı'na vermemiş olabilirler.
Kılıçdaroğlu'nu sevmeyebilirler.
Ama bu, çaresiz insanların çaresizliğine katkı sunmak olmamalı.
Bunun insanlıkla bağdaşan bir tarafı olduğunu hangi aklı başında insan söyleyebilir ki?
6 Şubat'ta depremden dolayı evsiz barksız kalan insanlara CHP'li belediyeler yardımda bulundular.
Bunu kimse inkâr edemez.
Fakat CHP'li Tekirdağ Belediyesi'nin bu yaptığına ne demeli?
Bunun izaha muhtaç bir tarafı olamaz.
Görünen ortada.
Bazı CHP'li insanların sosyal medya hesaplarından yardım ettikleri deprem mağduru insanlara kin ve nefret kusmaları vicdana sığar mı?
Otelden atılan büyük yaş grubu insanlar bir yana, mağdur olan çocuklara ne demeli?
O çocuklar ne bir siyasi görüşe sahipler ne de oy kullanabilecek yaştalar.
Çocukların günahı ne?
"Size söz baharlar gelecek" diyen Kılıçdaroğlu'nun, CHP'ye mensup medyanın ve gazetecilerin çoğunluğu neden bu konu hakkında susuyorlar?
Çünkü bu gerçeğin vicdanla savunulacak hiçbir tarafı yok.
Depremzede insanlara yardımın hiçbir şekilde çıkara dayalı bir nedeni asla olmamalı.
Son birkaç gün içerisinde yaşanılan bu gelişme Kılıçdaroğlu'na çok oy kaybettirecek.
Aynı zamanda Erdoğan'a artı puan olarak geri dönecek.
Herkesin bildiği gibi, Kılıçdaroğlu bu seçimi kazanmak için PKK terör örgütüyle ve Gülen
terör örgütüyle sıcak temaslar hâlinde.
Bunu bilen birçok Atatürkçü ve milliyetçi seçmen, Erdoğan rejiminin devrilmesi için; "bağırlarına taş basarak" Kılıçdaroğlu'na oy verdiler.
Lakin bu saatten sonra Kılıçdaroğlu'nun oy kaybedeceği kesin.
Seçimin ikinci turundan sonra; "ben buradayım" diyen Kılıçdaroğlu'nun olduğu yerde duracağı ise bana göre şüpheli.
Çoğunluğu teşkil eden muhalif medyaya, yazarlara, Millet İttifakı'na bu sessizliği yakıştıramadım.
Siyaset eğer güç ve iktidar devşirmek için, yüze maske takmaksa, o maske mutlaka yere düşer.
Her şey iktidar olmak değildir.
Siyasetçi mutlaka kazanmalıyım hırsına kendini kaptırırsa, birlikte yürüdüğü kitleden insanların birçoğu, inandıkları liderle aynı düşünceyi taşır.
Bu ise, toplumun geneli tarafından bir yere kadar normal karşılansada son kertede, halkın vicdanı; " bir olan aklın yolu gibi, tektir.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













