CUMHUR İTTİFAKI ve MHP'NİN MEMNUNİYETİ
Heybet AKDOĞANAKP ve MHP arasında kurulan ve giderek zor günler yaşayan Cumhur İttifakı, yerli ve milli olma konusunda topluma gün geçtikçe yabancılaşan bir çizgide ilerliyor. Cumhur İttifakı'yla gizlenilemeyen siyasal gelişmeler, büyüyen Türkiye kriziyle birlikte daha çok görünürleşiyor. Mevcut iktidar ittifakının yerli ve milli olma konusunda bu kadar ısrarcı olmalarının nedeni koalisyonun ideolojik birleştirici gücü olsada, Türkiye'de bilhassa yaşanılan ekonomik kriz, politik krizin önüne geçerek, koalisyonun devasa kitlesel desteğini azaltıyor.
Varolan bu kriz, "yerli ve milli" olmanın anlamsızlaştığı hegemonik güç ilişkilerinin iç yüzünü dışa vuruyor. Cumhur İttifakı'nın yaşadığı bu güven kaybının diğer nedenini MHP'de aramak daha sağlıklı sonuçlar çıkarmamız bakımından önemli. Zira "yerli ve milli olmak" fikrinin en çok Bahçeli'ye yaradığı ortada. Bahçeli'nin koalisyonun sınırlarını zorlayarak, ekonomik ve siyasal alanda yarattığı huzursuzluklardan rahatsız olmaması; neredeyse istikrarın anahtarının Anadolu burjuvazisi tarafından MHP'de olduğuna dair kanaatleri pekiştiriyor. Dolayısıyla, AKP iktidarının yanında önemli bir güç
olduğunu kabul ettiren MHP'nin, bu durumdan memnun olması elbette doğal.
Resmi ideolojinin egemenliği yetmezmiş gibi, topluma yerli ve milli olmanın düşüncesini aşılayan Cumhur İttifakı'nın bu misyonu, eğer bugüne kadar hâlâ varlığını koruyorsa, bunun önemli bir nedenini Bahçeli'nin duyduğu memnuniyette görmek ve toplumun bilinç altına aşılanan düşüncede yattığını söylemek mümkün. Çünkü resmi ideolojinin egemenliğinin baskısı altında, Anadolu insanımızın "yerli ve milli" olma düşüncesini; metafiziksel derinliği uzun olan Türk-İslam inancından ayırmaları hayli güç bir mesele.
Erdoğan rejiminin toplumsal muhalefetten tutalımda, ilerde yapılabilecek seçimlere yönelik oluşturmuş olduğu Cumhur İttifakı mekanizması, TC devletinin resmi ideolojisiyle gücünü katlayarak, özellikle Türk-İslam sentezi dışında, düşman olarak hedef gösterilen halklara ve mezheplere yönelik saldırılarına devam ediyor. Türkiye tarihinden günümüze kadar vazgeçilmez düşman olarak benimsenmiş Kürt ve Alevi insanlarımız bu haksızlığa maruz kalan iki önemli isimdir. Dikkat
edersek Cumhur İttifakı'nın mafya elemanı olan Sedat Peker'in, son videolarında, Kürt ve Alevi insanlarımızdan bahsetmesi ve en son videosunda, Alevi insanlarımıza yönelik; direkt olarak "Derin Mehmet'in" yani Mehmet Ağar'ın ve dolaylı bir şekilde iktidarın bu konuda bir katliam hazırlığı planladıklarını ima etmesi dikkat çekici. Bu yüzden, faşizmin çöküşünün kendiliğinden olmayacağı gün gibi ortada. Türkiye'deki anti- faşist cephenin demokratik mücadelesinin, gün geçtikçe etkisini daha çok hissettirmesi bu nedenle gerekli.
Türkiye devrimci-demokratik hareketlerin tam birliği ve kararlı mücadelesi, Cumhur İttifakı'nın çöküşünü ve MHP'nin bir kez daha demokrasi karşısında yargılanmasını zorunlu kılmalı. Nitekim, Cumhur İttifakı'nın "yerli ve milli" olma söylemleriyle "beka sorunu" haline dönüştürdüğü, sosyo-politik kriz, yapmış olduğu zirveyle Türkiye'yi daha karanlık günlere doğru yol aldırtıyor. Tarihi Gezi Direnişinin sekizinci yıl dönümünü yaşadığımız şu günlerde, ezilen Türkiye halklarının kaosu olan Cumhur İttifakı'ndan "nasıl kurtuluruz" sorusunun, Gezi Direnişinde yaşanılan mücadeleyle bağlantılı olduğunu hatırlatarak, Gezi Direnişi şehitlerinide bu
vesileyle saygıyla anıyorum.
Heybet Akdoğan
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













