AZERBAYCAN, ERMENİSTAN ve DAĞLIK KARABAĞ ÜÇGENİNDE EMPERYALİZM
Heybet AKDOĞANSovyetlerin bitiminden sonra, etnik ve ulusal konularda başlayan şiddet eylemleri, dünyanın dikkatini üzerinde yoğunlaştıran tarihsel tecrübelerle doludur. Özellikle Sovyetlerin dağılışından sonra, sosyologların etnik ve ulusal konuları teorileştirme çabaları; oluşan yeni ulus devletlerle birlikte sosyologlara önemli katkılar sunmuştur. Etnik ve ulusal konuların teorize edilmesinde, Sovyetler sonrası bağımsızlığını kazanan toplumların, sosyolojik araştırmalara sağladığı katkılar, kapitalist devlet modellerinin zeminini güçlendirmesi açısındanda, yeni kamusal paradigmaların oluşmasını beraberinde doğurmuştur. Etnik köken ve ulus devlet bağlamında, Sovyetlerin bitiminden sonra dahi günümüze kadar sorunlu ulus devlet modelleri arasında olan Azerbaycan ve Ermenistan devletleri, Dağlık Karabağ konusunda henüz bir uzlaşmaya varamamış iki devlettirler.
Azerbaycan devleti, etnik ve dini açıdan homojen bir ülke değildir. Azerbaycanlılar ülke nüfusunun yüzde doksanını oluşturmaktadırlar. Ülkede yaşayan diğer etnik azınlıklar: Lezgiler, Talışlar, Avarlar, Udinler, Gürcüler, Ermeniler, Ruslar ve Kürtlerdir. Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğunu Şii Müslümanlar oluşturmaktadır. Rus Ortodokslar, Ermeni Ortodokslar ve Yahudiler diğer dini azınlıkları teşkil etmektedirler. Buna karşılık Ermenistan gerek Sovyetler öncesi, gerek Sovyetler sonrası etnik açıdan Kürtler hariç, homojen yapısını korumuştur. Kürtler hariç dedim! Çünkü, Ermenistan'da yaşayan ve asimile olmuş Kürtlerin varlığı inkar edilemez tarihsel ve sosyolojik bir olgudur. Ha keza, Azerbaycan topraklarındada aynı Kürt gerçekliği mevcuttur. Konumuzun esasını içeren Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan ve Ermenistan arasında çözülmemiş bir sorun olması, her iki ülkenin siyasal, toplumsal ve ekonomik dönüşüm süreçleri için ciddi bir tehdit unsurudur. Azerbaycan, petrol gelirleriyle önemli bir
kalkınma planları içindeyken, Ermenistan'ın göç verdiği nüfusu, giderek azalan ekonomisiyle, Ermenistan'ın dış yardımlara bağımlı bir ülke olmasına neden olmaktadır. Azerbaycan halkına ve devlet yetkililerine göre, Dağlık Karabağ'ın ülke için önemli bir sorun olması; Dağlık Karabağ'da, Ermenistan'ın işgal ettiği altı bölgeden dolayı ve Ermenistan'dan gelen mülteciler yüzünden sorunun ehemmiyetini artıran ayrı başlıklardır. Dağlık Karabağ sorununundaki çözümsüzlük çatışmasının en mağdur tarafı olan göçmenlerin yaşadığı sosyo-ekonomik bir durum olan, unutulmuşluk ve ihmal edilmişlik gerçeği; göçmenler açısından barınma, eğitim ve sağlık sorunlarınında giderek derinleşmesine yol açmaktadır. Genelde Azerbaycan kamuoyu özelde ise Dağlık Karabağ Azerbaycanlıları için, bu sorun kendilerini savunmasız bırakmakta, ulus devletlerini istikrarlaştırmak için, siyasal ve ekonomik yönden gelişme için engeller oluşturmaktadır. Bunun yanında Azerbaycan ve Ermenistan yöneticilerinin yarı-otoriter
uygulamaları; demokrasi konusundaki sorunları, eşitsiz gelir dağılımını, yaygın rüşvet ve yolsuzluk olaylarını büyütmekte ve barışın iki ülke arasında gerçekleşmesini zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, her iki ülke açısından kavganın oluşmasına kaynaklık eden Karabağ sorununun algısal nedenlerini sıralamak istediğimizde: Bölgeye atfedilen simgesel anlam, toprak bütünlüğü ve halkların kendi kaderlerini belirleme ilişkilerinin çatışması, biz ve onlar ayrımını doğuran etnik kimlik problemi ve olası barışın niteliğine yönelik tutumlar olduklarını söyleyebiliriz. Dağlık Karabağ Ermenileri tarafından kurulan Karabağ Komitesinin ilk kararı olan Karabağ'ın Ermenistan yönetimine verilmesi, Ermeni milli hareketininde önemle desteklediği temel şarttır. Fakat söz konusu kararı Sovyetlerin reddetmesi üzerine, Dağlık Karabağ 1991'de Azerbaycan'dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Fakat, buna rağmen Ermenilerin işgal saldırıları, Azerbaycan ve Dağlık Karabağ'a yönelik olmaya devam etmiştir. Azerbaycan
bağımsızlık hareketinin, kendi topraklarını işgal eden Ermenilere ve Ermenilerin destekçisi olan Ruslara yönelik olması, Azerbaycan açısından hem kendini savunma hemde düşmanın tanımlanması demektir. Ha keza, Dağlık Karabağ'ın bölgesel olduğu kadar, isim olarakda önemi, her iki millet açısından tartışılan bir konudur. Azerbaycan açısından Dağlık Karabağ; ulusal şair ve yazarların anavatanı olup aynı zamanda eski bir Türk Yurdu'dur. Ermeniler açısından ise Dağlık Karabağ; kendi Hristiyan medeniyetlerinin karakolu olup, Ermeni prens ve pazarlarının cennet mekanıdır. Dağlık Karabağ sorununda toprak bütünlüğünün sağlanamaması, Azerbaycan için ulus devletlerinin olgunlaşmasında en büyük sorundur. Bu nedenle Azerbaycanlılar tarafından işgalci olarak suçlanan Ermenilerle, Ermenistan tarafında baskıcı bir unsur olarak görülen Azerbaycanlılar arasındaki sorunlar uzlaşma umutlarını azaltmaktadır.
Yaşama milliyetçi bir bakış açısıyla bakanlar,herkesin hayata bu bakış açısıyla baktığını sanırlar. Ve, kapitalist-emperyalist dünyamızda herkesin bir ulusal kimliğe sahip olması, birey ve toplum arasında herkesin mensubu olduğu milli kimliğe karşı, haksızda olsa savunma içinde olmasını isteyen tavırların sergilenmesini koşullamaktadır. Bireysel ve toplumsal olarak bir iletişim kültürüne dönüşmüş insanlar arası bu ilişki, birey ve toplum arasında oluşması gereken doğal ilişkileri engelleyen toplumsal bir problemdir. Ulus devlet mantığının bireyi ve toplumu kendi hegemonyasıyla baskı altına alması, insanları olması gereken ilişkilerden soyutlamaktadır. Son günlerde TV ekranlarında, konumuzla ilgili, Azerbaycan-Ermenistan savaşına baktığımızda, ulus devlet mantığının insanlara yaşattığı acımasızlığı görmekteyiz. Özünde emperyalistlerin kavgası olan bu savaşın, Azerbaycan-Ermenistan ve Dağlık Karabağ üçgeninde şekillenmesi; bu yerlerde yaşayan halkları canlarından, mallarından ve bunların genel adı olan emeklerinden mahrum
olmalarına yol açmaktadır. Şu an yaşanılan bu acı olayın yanında, son günlerde bir takım Kürt milliyetçilerinin, etnik ve bölgesel aidiyet konusunda, Azerbaycan-Ermenistan halklarını bir kenara bırakıp, sadece Kürt milliyetçiliği üzerinden ajitasyon yapmaları, kısmen haklıda olsalar, zamansız yapılan bir eylemin acımasızlığına tekabül etmektedir. Şüphesiz; olayları dünün, bugünün ve yarınların halkçı( insancıl) diliyle anlatmak istediğimizde, meselenin ne bir devlet, ne bir ırk ve ne de bir bölge sorunu olmadığı apaçık ortada. Evrensel insanlık bakımından ve ezilen insanlık açısından Dağlık Karabağ sorununu düşündüğümüzde, gördüğümüz tek şeyin "emperyalizm" olduğu gün gibi ortada.
(HEYBET AKDOĞAN)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













