"Ateş bacayı sardı"
Heybet AKDOĞANCumhuriyetin yüzüncü yılına kısa bir zaman kalmasına rağmen, Türkiye olarak yapısal sorunlarımızın büyük bir kısmını henüz aşamadık.
Politik ve toplumsal enerjimiz; kısır, gereksiz ve suni sorunlarla tüketiliyor.
Ülke olarak hemen her konuda yolumuzu bulamadık.
Demokrasi ve kimlik sorunlarımız dan...ekonomik sorunlarımıza kadar yerinde sayan bir devlet anlayışımızın olduğunu söylemek, tarihsel sürecimize hiç de aykırı değil.
Bugün hâlâ içinde yaşadığımız sorunların başlıkları geçmiş sorunlarımızla aynı.
Ve bu sorunlarımızın güncel bir başlığı olan seçimler, neticelenmesine günler kalırken, içerik ve özü itibariyle tekrar aklımızı yoran genel konularımız arasında.
Gelecek seçimin sadece halkın özgür iradesiyle gerçekleşecek bir seçim olması ihtimali, elbette aklımızı bulandıran bir konu olmayacaktı.
Fakat seçime doğru giderken, iktidar hükümetinin seçimi manipüle etme ve muhalefeti karalayarak güç devşirme yöntemleri, seçim konusunda olgun bir ortamın olmadığını gösteriyor.
Erdoğan şimdiden iddia etmeye başladı bile.
Ülkenin yönetimini demokratik bir yolla kaybetse dahi kimseye bırakmayacağını söylüyor.
Bu konuda Allah'tan emir aldığını söylemesine ne demeli?
Gülelim mi ağlayalım mı?
Ak Parti iktidarının söylemi yalnızca bundan ibaret değil.
Erdoğan Van mitinginde konuşurken, Millet İttifakı'nın, Türkiye'yi, Suriye'lileştirmek istediğini ifade ediyor.
Oysa yıllardır sınır kaçakçılarına göz yumarak, Türkiye'ye sayısız mültecinin gelmesine müsade eden ve para karşılığı vatandaşlık dağıtan Erdoğan iktidarı.
Meclis Başkanı Mustafa Şentop'un, Kılıçdaroğlu'nun sokağa çıkmayın uyarısını provokasyon olarak niteleyen demeci, aslında kendi gayelerinin bir itirafı değil de nedir?
Saldırılara uğrayanın Kılıçdaroğlu olduğunu bu millet görmüyor mu?
Bu saldırganlar her fırsat bulduklarında, Cumhur İttifakı adına, tüm muhalifleri tehdit etmelerine rağmen, hükümetin herhangi bir uyarısını bugüne kadar duyan olmamasına rağmen.
"Ateş bacayı sardı."
Hem de çoktan sardı sevgili okuyucular.
Cumhur İttifakı açısından seçimi kaybetme korkusu oldukça vahim bir durumda.
Bunun için, Erdoğan seçimi kazanmak için her şeyi göze almış vaziyette.
Buna küçük bir örnek vermek gerekirse; Avustralya'da fotoğrafla ispatlanarak, sandıkta açılmamış oy pusulalarında, AKP mührünün çıkması, iktidarın seçimi kazanmak için başvurduğu hilelerden sadece bir tanesini göstermeye yetiyor.
Bunun yanısıra iktidara yakın olan Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen soytarı Ahmet Mahmut'un, İHA ve SİHA'larla ilgili Mansur Yavaş'a ilettiği terbiyesizce eleştiri, iktidarın her koldan seçim ahlakını yozlaştırmak için sahada olduğunu tekrar hatırlatıyor.
Seçime adım adım yaklaşırken, önümüzdeki kısa zaman daha birçok seçim olaylarına gebe.
Osmanlı'dan devraldığımız cumhuriyet ne yazık ki, yapısal sorunlarını özellikle iktidar anlayışları tarafından aşamadı.
Ülkede demokratik bir yönetim sisteminin olmayışının problemleri gün geçtikçe büyüyor.
Seçim dolayısıyla anti demokratik gelişmeler, ülke insanlarını her geçen gün nefes alamaz hâle getiriyor.
Bu nedenle demokratik bir seçimin olamayacağı ve demokrasi isteyenlerin zorlanacağı günlerin içindeyiz.
Yıllardır onca mücadelelere rağmen sivil toplum gelişemedi.
Bağımsız bir medyanın olmayışı gün gibi ortada.
Tarafsız yargıyı, Türkiye halkı unutalı yıllar oldu.
Türkiye'nin şimdiye kadar geldiği nokta, Erdoğan iktidarının yarattığı tekçi merkeziyet.
AKP iktidarı bu sebeple, hiçbir zaman denenmeyi ve sınanmayı kabullenemiyor.
Yıllardır seçmenin ve devletin, Erdoğan'a bu fırsatı sunması kendi başına sosyolojik ve yapısal bir sorun.
Millet İttifakı'nın ise, şayet iktidara geldikten sonra, Cumhur İttifakı'na benzemeyeceğinin bir garantisi yok.
Ancak toplumsal çoğunluğun gösterdiği tepkiye bakarsak, insanlar kısa süreliğine de olsa nefes almak istiyor.
Tüm olasılıklara karşı; inatla, demokrasi sevdalıları seçime umutla yürüyorlar. Her şeye rağmen herkes özgür ve eşit bir yaşam istiyor.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili

















