Feridun Hayati ÜNÜVAR

MEMLEKETTE, NİYE DOMUZ ETİ SATILMIYOR..?

Feridun Hayati ÜNÜVAR
  09-05-2025 10:09:00

Ben et yemiyorum. Vejetaryenim.
Et yemesem de.. yesem de, satılmasının benim açımdan hiçbir sakıncası yok.
Yeter ki, yalan söylenmesin!
Bu at eti, bu eşek eti, bu koyun eti, bu dana eti, bu köpek eti, bu
domuz eti diye yazılıp açıklansın.
Keçi eti diye, kedi eti satılmasın!

Muktedirler 'Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz' derler.
Evet, öyle söylerler.
Topluma egemen olan ekonomik güçler, işte böyle beylik laf ederler.
Yasalar yapmayı ve halka yasaklar koymayı, çok severler.
Fakat kendileri uymazlar ve her türlü naneyi, kendileri yerler.
Dini, donu, etnik kimliği istismar etmeyi de, ihmal etmezler.
Bu konuda da, süperler!

Bugün, farzedelim ki; domuz etinin kasap dükkanlarında serbestçe satılabilmesi için toplumda bir istek olsa ve Meclis'e bir öneri gelse, buna karşı çıkanlar olacaktır.
Peki sizce, bu isteğe ilk karşı çıkanlar, acaba kimler olacaktır?

İlk karşı çıkanlar, bence; kimi fanatik dinciler ve LAİK'iz diye geçinen 2 yüzlü entel-danteller olur.
Ki onlar kendilerini; devrimci, ilerici, aydın, demokrat ve LAİK'iz
diye topluma yutturanlar ve siyaset arenasında da, demokrat ve
Laik'lermiş gibi, ahkam kesenlerdir.
İş pratik uygulamalara gelince, ağızlarından düşürmedikleri söz
söylem ve kavramlara karşı ne kadar da yabancı olduklarını hemen görülür ve Laikliği özümsemedikleri de anlaşılır.

Aslında çakma Laikler, muhafazakardan da muhafazakar ve  yobazlardan da yobazdırlar...
Ezberledikleri, izindeyiz.. yolundayız, tozundayız, pozundayız moduyla; ilerici, cumhuriyetçi, özgürlükçü ve çağdaş olduklarını da, söyler
dururlar.
Kimileri de yenileyeceğiz, yenilikçiyiz sendromundalar. Ama velakin eskici dükkanı gibiler.  Eskilerden vazgeçmezler. Her yeni fikre ve farklı düşüncelere de, karşı gelirler.
Hantal fabrikaları onaracaklarını zannederek, yenilemenin önüne dururlar, engel olurlar.

Kısacası, kimi kendini bilmezlerin, kendilerini; Laik, Türk, Müslüman,
milliyetçi, cumhuriyetçi ve ilerici gibi gösteren hal ve hareketleri,
toplumu olduğu kadar; Laikliği de, etnik kimlikleri de, inançları da,
cumhuriyetçiliği de, devrimciliği de, ilericiliği de DEJENERE eder ve
etmiştir de...
Türkiye toplumundaki bu ''üstün insan'' oluşturma çabası, toplumu
bölmüş ve kutuplaştırmıştır. Son 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin görünen ve bilinen, ama üzerine gidilip onarılmayan, sarılmayan bir
yarasıdır.

Her şeyden önce, insanlar arasında 'üstün insan' diye bir insanın
olmadığını belirtmek ve kabul etmek gerekir. Bu tür şovenist anlayışlarla siyaset yapılamayacağını, bireylere tapılamayacağını ve miadı dolmuş atıl yol ve zihniyetlerle bir yere varılamayacağını tüm el-alem biliyor. Ve yakın tarihimiz de bunları bize, acı bedeller ödeterek öğretmiştir ve göstermiştir.

Domuz eti yiyen birileriyle ticaret yapanların, ikili veya özel
anlaşmalar imzalayanların, işbirliği yapanların, birlikte yemek
yiyenlerin ve hatta öpüşüp sevişenlerin domuz eti satışına karşı
çıkması, elbette abesle iştigaldir. Ki buna karşı çıkanların ilime,
bilime, yeniliğe, özgürlüğe ve demokrasiye de karşı oldukları aşikardır.

Özetle, lafla peynir gemisi yürümüyor.
Teorik bilgi ve düşüncelerimizi, halka yapacağımız siyasi hizmetlerimizi pratikte uygulayarak yaşadığımız toplumlara katkı sağlayabilir ve faydalı olabiliriz.
Bunu da; gösteri, söz ve ifade gibi özgürlüklerimizi kullanarak ve
düşüncelerimizi görülür hale getirerek yapabiliriz.

Kalın sağlıcakla, doğala ve doğruya sahip çıkarak, sevgi ve dostlukla.

  Bu yazı 996 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR