Faik BULUT

Kürt meselesi ve çözüm sürecinde “Alaycı Kuşlar”ın rolü (2)

Faik BULUT
  06-07-2026 15:36:00

“Alaycı Kuş” diye adlandırılan türü tanır mısınız bilmem! Bilimsel adı “Mimus Polyglottos” olan bu kuş, İngilizlerce “Mockingbird” diye bilinmekte yani ona “çok dilli taklitçi kuş” denilmektedir… Duyduğu her sesi taklit yeteneğine sahip olan bu yaratık ayrıca omzunuza pisledikten sonra “ben yaptım, ben yaptım” dercesine çığırarak ağacın dalları arasındaki yerini belli etmesiyle de tanınmaktadır.

Amerikalı televizyon senaristi ve roman yazarı Suzanne Collins’in en fazla tanınan “Açlık Oyunları” üçlemesindeki son kitabının da adıdır: Alaycı Kuş! Coolins burada roman dili ve simgeleriyle şunları anlatmaktadır:

“Savaş sırasında Capitol (yani bir devlet veya güç odağı), insan konuşmasını mükemmel bir şekilde taklit edebilen genetiğiyle oynanmış erkek kuşları yani ‘Jabberjayleri’ yarattı ve onları isyancılar arasına salıp casusluk yapmaları için kullandı.

Jabberjayler konuşmaları dinleyip aynen tekrarlayarak Capitol’e iletiyorlardı (bir çeşit ihbarcılık). Ancak isyancılar olup biteni çabuk fark ettiler ve kuşlara kötü/olumsuz/yanlış bilgiler vermeye başladılar. Capitol durumu anlayınca kuşların vahşi doğada ölmesine izin verdi, fakat istenilen olmadı. Geveze Kuşlar, yerel dişi Alaycı Kuşlarla (Mockinbirds) çiftleşerek hayatta kaldılar.

Ortaya çıkan yeni melez tür, insan seslerini kelimesi kelimesine tekrarlama yeteneğini kaybetti, yine de duydukları ezgileri ve şarkıları olağanüstü bir doğrulukla taklit edip birbirlerine aktarabilen eşsiz bir tür olan yeni Alaycı Kuşları yarattı.

Bu kuşlar, Capitol’ün planlarının nasıl ters teptiğinin ve isyanın başarısının en büyük simgelerinden biri oldu.”

Öykü kısaca bu! Mevzunun konumuzla ve bizleri eleştirenlerle ilgisini ise yazının akışı içinde izah edeceğim.

Halil Gündoğan ve Ayşe Hür’ün yersiz ithamları

Tuşba Belediyesi ile Serhad Yazarlar ve Edebiyatçılar Derneği (KURDÎWAR) tarafından 18 Haziran 2026’da düzenlenen Edebiyat ve Kitap Günleri etkinliğindeki “İran Savaşı, Türkiye ve Kürt Sorunu” başlıklı konuşmam kimilerince gayet önyargılı, iyi niyetli olmayan bir tarzda eleştirildi.

İçlerinde beni en fazla üzen yazı ise komplocu kurguya dayalı bir eksende kaleme alınan ve Partizan çevresine yakın olduğu söylenen Halil Gündoğan’ın imzasıyla yayınlanmış olanıydı. Oysa aynı çevreye mensup kitle yurtdışındaki farklı konferans ve söyleşilerimden ötürü beni tanımakta ve nasıl biri olduğumu bilmektedir.

Halil Gündoğan değerlendirmesinde bana “gizli saklı yapılan görüşmelerin sır ortağı”, “Apo müritliğine terfi etme…”, “kolayca kandırılan saftirik biri”, “bir kayyım vakası”, “ihaneti perdeleme rolü” gibi yakışıksız ve hatta haddini aşan sıfatlar yakıştırmış! Uzunca yazısının başında kendince manalı bir soruyu da paylaşmış: “Sayın Faik Bulut, senin derdin ne, ne yapmaya çalışıyorsun?”

Polis sorgulaması havasındaki bu soruyu yanıtlamadan dönüp Halil Gündoğan’a sormalıyım:

Geçmişteki yoldaşımız İbo’nun ideallerini ve fikirlerini hayata geçiremeyen sizlerin esas derdi ne ve ne yapmaya çalışıyorsunuz? Kaypakkaya’nın fikirlerini toplumsal bir harekete dönüştüremediğiniz gibi niye kendi aranızda sürekli bölünüyorsunuz? 2010’lu yıllara kadar yurtdışındaki en diri güçlerden sayılan İbo geleneğine bağlı hareket ve örgütler niçin giderek eriyip küçülüyor? Neredeyse bir fikir kulübü konumuna düşmelerinin nedenleri hakkında bir fikriniz var mı? Küresel, bölgesel ve Türkiye’deki gelişmeler hakkında söz üretmenin ötesinde somut bir hareket, eylem ve kitlesel plan-programınız var mı? Varsa, bunu hayata geçirebiliyor musunuz? Kafanızı komplovari kurgularla meşgul edeceğinize, sorduğum soruların gereğini yerine getirmeye çalışmanız daha doğru olmaz mı?

Esasen “Apo müritliği” polemiği, günümüzde hayli popüler olmaya başladı. Nitekim Ayşe Hür de benzer sıfatlar kullanarak bahsi geçen söyleşimden ötürü bana “müritlik” yakıştırması yapıyor.

Kendince sıra dışı-aykırı tarih anlatımlarından ötürü ağırlıklı olarak Kürt kitlesi tarafından tutulup baş tacı edilen ve hatta ilahlaştırılan Ayşe Hür, şimdilerde başta Öcalan olmak üzere PKK, HDP-DEM tarafından üretilen siyasetlere veryansın ediyor. Bir zamanlar “prensesler” misali Kürt tahtırevanında taşınırken, bilinen ithamlarına dayanamayan kitle tarafından terkedilince çılgına dönmüş görünüyor. Terk edilmişliğin acı ve öfkesiyle almış eline kılıcı ona buna sallayıp duruyor.

Bana “Apo müritliği” sıfatını yakıştıran Ayşe Hür’ün bir zamanlar CIA, Sorosçular ve Fethullah Gülencilerin güdümündeki TARAF gazetesindeki yazılarıyla “demokrasicilik, sivil toplumculuk, sistem dışılık ve liberter özgürlükçülük” oyunlarında rol aldığını hatırlatmak istiyorum. Kürtlere ilişkin tarih yazımında önemli çıkışları olduğu gibi birçok hatalı görüşe de imza atan Ayşe Hür’ün, Êzdiler hakkındaki önyargılı ve yanlış fikirlerinden ötürü IMC TV kanalındaki programına son verildiğini de…

Bir vakitler “Ağrı Dağı İsyanı” hakkındaki anlatımında bulduğum hataları anlatmak isterken bir türlü yüz yüze görüşemeyince, program arkadaşı Erdoğan Aydın’a ulaşarak kendisine aktarması kaydıyla eleştirilerimi iletmiştim. Burnundan kıl aldırmayan hanımefendi, telefonu açıp kendince veryansın edince de gereken cevabı verdim ve bir daha benimle muhatap olmamasını söylemiştim.

Ne yazık ki kendisi tahtırevandan düşüp büyüsünün bozulmasının öfkesiyle “Jeanne d’Arc” (Yüzyıl Savaşları sırasında İngiliz işgalindeki Fransa’yı kurtaran ve ilahi sesler duyduğunu iddia eden köylü genç kız) rolüne soyunmakta. Kendisine öneririm; gitsin Kürdistan illerine; yol güzergâhındaki polis ve asker kontrollerinden geçiversin. Bu arada birkaç gün de nezarette ve sorguda kalsın. Kürt halkının çilesini bire bir yaşasın. Dünyanın kaç bucak olduğunu anlayınca da gelsin Türkiye toplumuna ahkâmını kessin.

Gerekli olan: Kimsenin fedaisi ve lejyoneri olmamak!

Kürt meselesinin demokratik çözümüne dair hususlarda görüş belirten ve çaba gösteren Türkiyeli sol ve demokratlardan bazıları, son zamanlarda Öcalan’ın izlediği yol ve yöntemlerine ilişkin eleştirilerini farklı bir zeminde ele alarak ağırlıklı olarak alaycı, küçümseyici ve daha çok da Kürt mahallesindeki muhalif kişi ve çevrelerin hakaret içeren sözlerini retwetleyip başkalarına aktarmak yöntemiyle nispeten üstü örtülü bir tutum geliştirmekteler… Eleştirilerinde haklılık payı yok değil; ancak üslup gerçekten çok yaralayıcı ve çok ağır.

Hatırlatmam gerekir: Özgür Gündem gazetesinin çıktığı 1990’ların başında bahsi geçen aydın kişi ve kesimlerden bazıları bu gazeteye omuz verdiler, bir anlamda gönüllü çalıştılar. Gelgelelim savaş halinin tırmanmasına bağlı olarak İstanbul Kumkapı’daki binasında faaliyet gösteren gazetede bazı görevler üstlenen birkaç kişi, polisin ölüm tehdidi karşısında sessiz sedasız herhangi bir gerekçe göstermeden işten ayrıldılar.

Demem o ki; Kürt halkından Roma Lejyonerleri gibi davranıp başta iktidara karşı amansız bir savaş verilmesini bekleyenler ve isteyenler, baskı ve tehditler karşısında duramayarak mevzilerini terk edip Kürt halkını yüzüstü bırakabiliyorlar. Mevcut ortamda Kürdistan’ın dört parçasında varlık yokluk mücadelesi veren Kürtlerin dostlara elbette ihtiyacı var. Ancak birilerinin zamansız ve zeminsiz olarak belirledikleri hedeflere Roma Lejyonerleri gibi saldırmaya niyetleri de hiç yok.

Dün arkadaşlarımla hesapladık: 45 yıllık çatışma sürecinde yaklaşık 70 bin insan hayatını kaybetmiş, günde ortalama 4.6 kişi (asker, sivil, gerilla vb) ölmüş-öldürülmüş! Bu durumda son silah yakma ve ateşkes süreci sayesinde ise en az 2500 insan canı kurtarılmış!

Kürt mahallesinden iki olumsuz örnek

Kürt kesiminden de hakaret ve küfür dâhil aşırı ölçüde saldırgan çok farklı eleştiriler var. Hem sürece hem de Öcalan’a dair! Birkaç örnekle yetineceğim.

İlki İbrahim Halil Baran’a ait: O da son zamanlarda beni hedef alan Youtube konuşmaları yapıyor. Amerika ile İsrail’in gelip “Kürtleri kurtarmasını” istiyor ve Öcalan’ı “Amerikan-İsrail müdahalesine karşı çıkmakla” suçluyor.

Kendisi, geçen yıl online üzerinden gerçekleşen bir toplantıda İsrail’in derin devletiyle bağlantılı Moşe Dayan Enstitüsü isimli kuruluşta görevli olan kadın Profesör Dr. Ofra Bengio’dan “İsrail bize yardım edip kurtarsın!” diye açıkça rica etmişti. Daha da ilginci, bu kadına “Kürtlerin anası” sıfatını da layık görmüştü. Kendisine, “Kürt halkı adına Bengio hanımı ‘ana’ diye anma hakkını kimden alıyorsun?” diye sormak gerekmez mi?

Şu nokta asla unutulmasın! Birilerinin kurtarıcı olarak gördüğü İsrail’in 6 Ocak 2026’da Suriye ile mutabakata varıp suskun kalmasını fırsat bilen ABD ile Türkiye’nin aldıkları ortak karar, Rojava’yı tümden imha etmeye yönelikti. Nitekim İngiltere-ABD-Türkiye ortak planıyla Şam’ı almak için harekete geçirilen Colani, henüz İdlib ile Halep arasındayken İsrail yetkilileri SDG milislerine şöyle bir çağrı yapmışlardı: “Cihatçı Colani’den önce siz gelin Şam’ı alın!”

Tam bir tuzaktı bu; çünkü Kamışlı ile Şam arası 595 kilometreydi. Kürtler oradan hareket etmiş olsalardı Türkiye askeri güçleri sınırdan içeri girip Kürt adına ne varsa imha edebilecekti. İsrail eğer samimi olsaydı, 20 km uzaklıktaki Şam şehrini ele geçirip Haseke-Kamışlı hattındaki Kürt peşmergelerle buluşmayı hedefleyebilirdi.

İbrahim Halil Baran gibilerinin aklı işte buna ermiyor; belli ki “anası” saydığı Ofra Bengio’yu da yeterince tanımıyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bir televizyon konuşmasında, İsrailli akademisyen ve Ortadoğu uzmanı Ofra Bengio için “İsrail’in en iyi güvenlik uzmanlarından saygıdeğer bir Profesör” olarak nitelemişti. Haklıydı da… Çünkü İsrail, o zamanlar Türkiye’ye yerden ve karadan istihbarat sağlayıp PKK örgütüne karşı mücadelesinde yardımcı oluyordu.

Prof. Dr. Ofra Bengio’yu ben İstanbul’daki bir konferansta görüp tanımıştım. Türkiye-İsrail ittifakının sağlamlığı için çalışıyordu. Bu yüzden de konuşma boyunca Türk devletini övüp durdu. Sormuştum: “Kürtlerden niçin söz etmiyorsunuz?” Cevabı şuydu: “Türkiye bizim dostumuz. Kürtlerden söz etmek ilişkilerimizi bozar!”

Yukarıda bahsettiğim online buluşmasına katılan Bengio, Hamas olayı ve Suriye meselesi yüzünden birbirleriyle kavgalı olan Türkiye-İsrail ilişkileri hakkında ağız değiştirip “Kürtlerin hamisi” rolüne soyunurken niyetini de belli ediyordu: “Kürtler kendilerini kurtarmalılar. Ancak ortada PKK denen bir örgüt var. O da İsrail’in Filistin’de teröristlerle mücadelesine (daha doğrusu sivil soykırım yapmaya dayalı operasyonlarına-FB) destek vermiyor!”

Geçenlerde Kürt mahallesinden biri de sertçe eleştirdiği Öcalan ve müritlerinden bahisle Apo ile taraftarlarını “Menzil Tarikatı Şeyhi ve müritlerine” benzetiyordu.

Biliniyor ki, 2015 yılından bu yana devlet her meslekten çok sayıda Kürt insanını devşirip kendisine bağladı. Bilhassa Elazığ, Bingöl, Muş ve Bitlis dörtgenindekileri adeta mürit haline getirdi. Kimilerini üniversitelerde, kamu alanlarında veya devlet dairelerinde görevlendirdi.

Bu tiplerin AKP iktidarı ile gizli kapaklı ilişkilerinin incelenmesi, bizi şu sonuca götürebilir: DEM geleneğine saldıranlar ve onları mürit diye damgalayanların önemli bir kısmı artık “devletin müritleri” oluvermişlerdir.

Bu tiplere karşılık, Cemil Gündoğan ile PSK Başkanı Bayram Bozyel gibi Kürt aydın ve siyasetçilerin eleştiren ama karalayıp küfretmeyen tutumlarını takdir ederim. Her ikisi de bir zamanlar PKK’nin yönetici kademesinde olup da yurtdışında Öcalan hakkında belden aşağı hikâyeler yazanlar veya şal û şapık giyerek Youtube yayınlarında kahramanlık taslayanlardan değiller.

Kendine kahramanlık atfedenlere hep söylemişimdir: “Eleştirdiğiniz harekette yapısal bir bozukluk vardı ve siz de o bozuk mekanizmanın bir parçasıydınız. Yetkili olduğunuz sıralarda çok can yaktınız. Şimdilerde suçu sadece Öcalan’a yükleyerek bu vebalden kurtulamazsınız!”

Apocu mürit miyim?

Dünyaya sosyalist açıdan bakıp algılamaya çalışan biri olarak 19. ve 20. yüzyıldaki Marksizm’in devrimci özünü/içeriğini içselleştirmek şartıyla 21. yüzyılda yaşanan büyük altüst oluşlar, değişim ve dönüşümlere ilişkin köklü bir sol çözümün geliştirilip toplumsallaştırılmasının elzem olduğuna inanıyorum. Büyük ustaların öğretilerinin diyalektik temelde benimsenmek şartıyla yeni bir çağa nasıl uyarlanabileceğine ilişkin hususları araştırıyorum. Geçmiş yüzyıllardaki sendika, kitle örgütleri,  siyasi partiler ve örgütlenme anlayışının artık miadını doldurduğunu düşünüyorum.

Mevcut örgütler (diri ve radikal olanları dâhil) günün ihtiyaçlarına ve halkın beklentilerine cevap veremediler yahut bu husustaki faaliyetleriyle siyasetleri yetersiz kaldı. Bağlı olarak eski mücadele yöntemleri, faaliyet ve eylem tarzlarının da fazlaca geçerli olmadığı en azından yetersiz kaldığı, yaratıcılıktan uzak biçimde kendini tekrarlayan kısır döngülere dönüştüğü kanısındayım.

Hal böyleyken bilincimin ve vicdanımın doğrultusunda hareket etmeye çalışıyorum. Halkın ve bilhassa Kürt halkının çıkarlarına hizmet etmeye öncelik veriyorum. Bence şu anda Türkiye ve Ortadoğu’daki önceliklerden biri de Kürt ulusal sorunudur. Zira dünyada, bölgede ve Türkiye’de sosyalizm henüz gündemde değildir.

Emek ve sermaye mücadelesi yer yer gündeme gelmekle birlikte ya bastırılmakta, ya üstü örtülmekte veya yan mecralarda konuşulmaktadır. Köylülük dersen fiilen ortadan kaldırılmış, çarpık kapitalizmin marjinal-bağımlı bir kesimi haline getirilmiştir.

Kimi nedenlerle ben geçmişten beri “Apocu hareket” veya “PKK örgütü” ile farklı anlayış ve pratikler içindeyim. Ne geçmişte ne de bugün hiç kimseye ne biat ettim ne de kimsenin müridi oldum. Başından beri anılan hareketin yanlışlarına karşı çıktım, makul bir dille eleştirdim. Bunu yaparken asla düşmanlık etmedim. Zaten hiçbir halk hareketine düşmanlığı doğru bulmam. Bence işin doğrusu şöyle olmalıdır: Eleştirilerle birlikte çıkış yollarını göstermek ve uyarılar yaparak kendisini düzeltmesine yardımcı olmak.

Öcalan İtalya’dayken dönemin Cumhuriyet gazetesine verdiğim demeçte, Kenya’ya gitmesi durumunda kendisinin yakalanıp Türkiye’ye teslim edileceğini açıkça belirtmiştim. Gerekçem şuydu: O ülkenin başkentinde CIA ile MOSSAD’ın ana istihbarat istasyonu vardı. Nitekim de dediğim gibi oldu.

Eleştirim ve uyarım, Avrupa’daki PKK’liler tarafından “Faik Hoca yine çıkıntılık yaptı, zaten hep itiraz eder!” diye karşılanmıştı. Evet, Öcalan’ın yakalanışı uluslararası bir komploydu. Ama örgüt yetkilileri ve önderi ise uluslararası ilişkilerin özünü, kirli tarafını, değişken ve kaygan zeminini bir türlü kavrayamamışlardı.

PKK’nin hendek olaylarındaki fahiş hatalarını da her yerde yazdım ve söyledim. Bunun en yakın tanığı ise İbo geleneğinden gelen yurtdışındaki kuruluşlardı. Mesela Rıza Altun’un MKP çevresine “Biz topyekûn silahlı ayaklanma için Yüksekova’ya sürekli silah yığıyorduk ama devletin bir türlü ses çıkarmamasına anlam veremedik!” demesi ne anlama geliyordu? Üstünde hiç duruldu mu? Keza kırk yıllık savaş tecrübesi olan Duran Kalkan’ın “Biz devletin böylesine vahşice davranacağını tahmin etmedik!” demesi neyin kanıtıydı?

Bence kurmay aklın yokluğu, hesapsızlık ve ego şişkinliği sadece hendek planına zarar vermemiş; aynı zamanda Afrin’in de kaybedilmesine yol açmıştı. Diyarbakır’daki Hendek çatışmasının 18. gününde şehirdeydim; örgüt bağlantılı olduğunu varsaydığım insanlara da söylemiştim: “Doğru olan geri çekilmektir; yoksa sizinle birlikte on binlerce ve hatta yüz binlerce insan imha edilecek veya mağdur olacaktır!”

Ne yazık ki dediğim çıktı. Muhtemelen de bu yüzden örgütün Avrupa’daki sorumlularından sayılan Ferda Çetin beni “Yavuz Bingöl ve Bejan Matur” gibileriyle birlikte sınıflandırarak iktidar işbirlikçileriyle aynı kefeye koymuş; CIA bağlantılı dünyaca ünlü bir yazarı ise “halkının adamı” tanımıyla güya örnek aydın olarak göstermişti!

Belki de aynı nedenle 2015 seçimlerinde dönemin partisi HDP’nin, “Milletvekilli adaylığı için başvurursan hem bu zor günlerde kamuoyunda bize destek vermiş olursun hem de önümüzü açarsın” demesi üzerine başvurumu yapmıştım. Ancak örgüt beni tercih etmemiş, şimdi ne olduğu daha iyi anlaşılan Ayhan Bilgen’i Kars’tan milletvekili seçtirmişti!

Halil Gündoğan, Ayşe Hür ve İbrahim Halil Baran gibileri “Öcalan’ın fikirlerini kırk yıldır takip edip beyin haritasını okuyarak anlamaya çalışıyorum” sözümden fazlaca alınmış olmalılar. Yeni Yaşam gazetesinin Van’daki konuşmamı kendisine göre redakte edip yayınlaması bir yana, benim “Öcalan’ın tek bir harfini kaçırmadan okuyorum” demem onlar için ölçüsüz saldırının işaret fişeği sayılmıştır.

Oysaki birilerinin görüşlerini harf atlamadan okumak demek o kişinin görüşlerini benimsemek anlamına gelmez. Söz gelimi ABD Başkanı ve yetkililerinin demeçlerini de dipnotlarına kadar okurum. Erdoğan, Hakan Fidan ve İbrahim Kalın gibilerinin yerli ve yabancı basındaki sözlerini dikkatle dinler-okurum. Keza İranlı yöneticilerin görüşlerini ve demeçlerini de ayrıntılı biçimde izlerim. Suudi Arabistan Kralı Muhammed bin Selman’ın kendi ülkesinde gerçekleştirdiği batılılaşma ve modernleşme projelerini Çar Deli Petro’nun batılılaşma planlarına benzetirim.

Beni suçlayıp karalamaya çalışanların çarpık zihniyetinden yola çıkarsak aslında ben: “Trump müridiyim, Erdoğan müridiyim, İ. Kalın’ın adamıyım, İran mollalarının müridiyim ve Suudi Veliaht prensinin biat edeniyim!!!!!”

Bilinmesi gerekir: Çok nadiren Öcalan için “Başkan” sıfatını kullanırım ki kendisi bir örgütün kurucu lideri ve fiili başkanıdır. Buna karşılık “önderlik” veya “Sayın Öcalan” tanımlarını kullanmam çünkü bunlar örgütün kendine has kavramları ve terminolojisidir, onlara aittir.

Faik Bulut 

  Bu yazı 63 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 08.07.2026 23:00:27