Dersim Üçgeni: M. Kemal, İsmet İnönü ve Celal Bayar
Erdoğan YALGINDersim soykırımı arefesinde Başbakan olan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı M.Kemal tarafından 19 Eylül 1937‘de görevinden alındı. Yerine Ekonomi Bakanı Bulgar göçmeni Celal Bayar getirildi. M.Kemal bu olayı, 20 Eylül 1937 tarihli gazetelere verdiği özel bir demeçle “Malatya mebusu İsmet İnönü’nün“ talep ve ricası üzerine“ kendisine bir buçuk ay izin verildiğini, başvekalete geçici olarak İktisat Vekili Celal Bayar’ın tayın edildiğini...“ kamuoyuna açıklamıştı. Dikkat edilirse burada “Başvekil/Başbakan İnönü“ denilmiyor, sadece “Malatya mebusu...“ deniyor. Ayrıca hiç hesapta olmayadığı halde; İnönü’nün kendi ricasıyla ve bir buçuk aylığına görevden alındığı bellirtiliyor. Oysa tam 5 gün sonra, 25 Eylül 1937‘de Celal Bayar’ın asaleten Başbakanlığa atandığı yine resmi gazetede yayınlanıyordu. Aslında bu bir Osmanlı Oyunuydu. Geçmişte İstanbul’da oynanan Osmanlı Oyunları, şimdilerde, Osmanlının genç kadroları tarafından bu defa da Ankara’da sergileniyordu.
İşte bu görev değişikliğinin yapıldığı o gün, o gece Ankarada neler oluyordu? İnönü neden başbakanlıktan azledildi? Şeyh Sait İsyanını bastırmış, basını susturup tüm muhalifleri köşeye sıkıştırmış, Dersim Soykırımının 1. Harakâtını başarıyla başlatmış, Seyit Rıza ve arkadaşlarını yakalatmış Kürt İsmet İnönü, neden al-aşağı edildi? Şu ana kadar pek de yazılmayan O sisli Çankaya gecesine tanık olanların hatıralarından, kitap sayfalarına yansıyan anıları-anlatımları bu yazımızda mercek altına alıp incelmeye çalışacağız. Yani az da olsa bazı konuların arkaplanına bakacağız. Önce İsmet İnönü Başbakanlığına ve Şeyh Sait İsyanına bir hatırlatma...
Kürt Seyh Sait İsyanı Ve Kürt Başbakan İnönü
Şeyh Sait Kürt İsyanının başlangıcında, gelişen olaylara karşı (Çankaya için) yeterince tedbir alamayan dönemin başbakanı Ali Fethi Okyar M. Kemal tarafından 2 Mart 1925 tarihinde başbakanlık görevinden alındı. Aynı gün yerine o an İstanbul’da bulunan Kürt İsmet İnönü Çankaya’ya çagırılarak Başbakanlığa getirildi. İnönü, 3 Mart’ta ise aldığı ilk kararla Tekriri Sükun Kanununu çıkardı ve hemen akabinde Şark İstiklal Mahkemelerini kurdu. Böylece Şeyh Sait İsyanını kanlı bir şekilde bastıracağının ipuçlarını vermişti. Çünkü ele geçenlerden 49 kişi bu İstiklal Mahkemelerinde asılacaktı. İnönü, Cumhuriyet adına iyi bir iş yapmış ve yıldızını parlatmıştı. Yolu açıktı artık...!
Dersim Ve İnönü
Başbakan İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı M. Kemal’in isteği zerine 21 Agustos 1935 yılında Şarka Seyahat yapıp, Şark İslahat Raporunu hazırladı. Bu raporuyla İnönü; genelde Kürtlerin ve özelde Dersim’in (25 Aralık 1935 Tunceli Kanunu) nasıl bir devlet politikasıyla zapt-u rapt altına alınabileceğine dair politikalarının kodlarını sıralamıştı. Hemen uygulanmaya konuldu gereği yapıldı. Bütün bu çalışmalarla ancak 1937-38 yıllarında bir sonuç alınacaktı. Tam bu sırada Devletin zirvesinde kılıçlar çekildi. Tabi söylentiler muhtelif! Biribiriyle çelişen tanıklık anlatımları ve bir tek gerçek var ki; O da Dersim’in vuruluşuydu.
Önce, Falih Rıfkı Atay’ı dinliyelim: Sözkonusu olay geçesini şöyle anlatıyor; “Vekiller heyeti Atatürk’ün sofrasında toplanmıştır. Atatürk rahatsızlığını ileri sürerek çay içmektedir. Çiftlikteki ağaçların bakımsızlığının sebebini Tarım Bakanına sorduğunda, İsmet Paşa atılarak “Sebebini adamlarınıza sorunuz!” şekilinde yaptığı çıkışa Atatürk, Başvekilin işitmeyeceği bir sesle Kazım Özalp’e “Ne olmuş buna, içmiş mi yoksa?” diyor. Başvekil ikinçi çıkışını yapıyor. ”Ne oldu Paşa size? Eskiden böyle değildiniz. Artık emirlerinizi hep sofradan mı alaçağız?” demesine karşılık Atatürk, soğukkanlılığını bozmadan “Efendiler anlaşılıyorki bugün fazla görüşemiyecegiz, siz rahatınıza bakın ben biraz dinleneceğim.” diyerek masadan ayrılıyor. (F. Rıfkı Atay, Çankaya, s. 496-497)
Görüldüğü gibi burada sıradan içi boş bir tartışmaya tanık oluyoruz. Ki Başvekil İnönü’ün alkhol kullanmadığı da zaten biliniyor. 1950’den sonra İnönü’yle yakın bir arkadaşlık kuran Gazeteci Haluk Besen olaya çok farklı yaklaşıyor şöyleki; “İsmet İnönü 20 Eylül 1937’de Başbakanlıktan ayrıldı. Kendisinin muntazam bir aile hayatı vardı ve Atatürk’ün geceleri, Çankaya’da yaptığı içkili toplantılarına, pek mecbur kalmazsa katılmıyordu. Buna mukabil, Atatürk sık sık Pembe Köşke gidip İsmet paşa ile akşam yemeklerinde buluşuyordu. İşte Çankaya’nın bu yemek sofralarının, Atatürk ve İnönü arasında bir soğukluk yarattığı ve bununda İsmet Paşa nın Başbakanlığını istifa ile noktalamasına sebep olduğu bilinmektedir.” (Haluk Besen, İ.Paşa Ve Devlet, s. 19-20) derken,
İnönü’nün istifanın, sadece M.Kemal’in içkili yemek sofralarına artık dayanamadıgını kanıt göstermektedir. Bu durum yukarıda aktardığımız F.Rıfkı Atay’ın anlatımlarıyla çelişmektedir.
M.Kemal’in sürekli yanında tuttuğu, birlikte gezdirdiği resmi tarih yazarları olarak yaşanan olaylara, konuşmalara bizzatihi tanık olup ve bunları yazmasını istediği Salih Bozok ve Cemil S. Bozok, hatıralarında konuyla ilgili geniş açıklamalar var. Olay gecesi orada olmadığı anlaşılan Bozok; “Çiftlik müdürü ile Başkatip devlet işlerine müdahale ettiriliyor. Ve bu konuşulanlar karar halinde bize bildiriliyor.” dedikten sonra Bozok devamla,“... Bu yemek davetlerinin, Atatürk devri içindeki önemini, Nutuk’ta: “Yemek sırasında yarın Cumhuriyeti ilan edecegiz.” diyen M. Kemal’in, önemli kararlarını yine yemek esnasında aldığının altını çizer.” (S. Bozok- C. S. Bozok, Hep Atatürk’ün Yanında, s. 242-243)
Yani bu kavganın sıradan bir kavga olduğunu yansıtırken, M.Kemal’in en önemli kararlarını bile içkili yemek sofralarında aldığını yada verdiğini anlatır. M. Kemal bu durumu Nutuk ta bile anlatır. İşte o gecede yaşanılanlarında yine böyle bir içki masasında alınan kararlar olduğunu aslında ima eder.
Kılıç Ali’nin Anlatımları
Resmi Tarih yazarı İsmet Bozdağ; kendisine konu ile ilgili açıklamalar yapan Kılıç Ali’nin anlatımlarına yer verir. Bilindiği gibi Kılıç Ali, eskiden Türkiye Gazetesi yazarlarından ülkücü Altemur Kılıç’ın babası olup, M. Kemal’in güvendiği en yakın arkadaşlarından ve İstiklal Mahkemelerinin gözde yargıcıdır. İnönü’yü pek sevmez ve M. Kemal için herşey yapabileceğini de anılarında gizlemeyen Kılıç, 1. Mecliste Gaziantep Mebusluğuna da atanmıştı. Kılıç Ali, işte bu olay gecesinde, bir diğer odada olduğu için ancak kulağını kapıya yanaştırıp, içeriden konuşulanları duyduğu kadarıyla İ.Bozdağ’a anlatmıştı. A.Kılıç’ın kapı dinleme maharetiyle anladıkları ve duydukları şunlardı;
“... Atatürk’ün sesi duyuldu; “neydi o sofradaki afra tafralarınız Paşa Hazretleri?.. Ne demek istediğinizi açıkca söyleyin bakalım? İsmet Paşa çok yavaş sesle konuşuyordu. Dediklerini duyamıyordum. Kulağımı adeta kapıya yapıştırdığım halde, İsmet Paşanın söylediklerinden tek-tük kelimeler bana ulaşıyordu. ”Hükümet işleri, azarlamak,” gibi sözler çarpıyordu kulağıma. Atatürk’ün sesi tekrar yükseldi; Ne demek Hükümet azası...! Ya benim devlet Reisi olarak görevim nedir?.. Ya demek öyle..? Siz bildiğiniz gibi işleri yürüteceksiniz, ben de sizin işlerinizin mühürcübaşı olacağım öylemi? Sen böylemi anlıyorsun Başvekilliği?.. Böylemi memleket idare edeceksin?.. Siz yorulmuşsunuz, Paşa... Sinirleriniz bozulmuş... Yalnız sinirleriniz olsa yine de zarar vermez, ama düşünce sisiteminizi de kaybetmişsiniz. Acele dinlenmeye ihtiyacınız var, size izin veriyorum. Yerinize kimin vekalet edeceğini yarın ajansta ögernirsiniz...” (İ. Bozdağ, Bir Çağın Perde Arkası, s. 72-73)
Kılıç Ali, görüldüğü gibi Cankaya’da devletin zirvesinde bir diğer odada içeride konuşulanları meraktan ötürü kulağını kapıya dayayıp ama yalnızca M. Kemal’in konuşmalarını dinleyip ve Başvekili İnönü’ yü nasıl azarladığını anlatmaktadır. (!) Kılıç’ın bu anlatımlarında bir gerçek vardır ki, O da İnönü’nün görevden alınışı ve yerine Bayar’ın getirildiğiydi.
Dikkat edilirse dört ayrı anı kitabında ve hemen hemen bir birileriyle temelde çelişen ve özelliklede gizlenen bir gerçek vardır. Acaba o acı gerçek birazdan verecegimiz; Mustafa Zeki Saltuk’un anlatımlarında mı gizlidir? Çünkü bu anı, bizim açımızda oldukca düşündürücüdür. M. Zeki Saltuk 1940-41 yıllarında Ankara’da görüştüğü eski bir dostu olan sürgünler sürgünü Dersim-Erzincanlı Paşa Yıldız’a anlatmıştı. Paşa Yıldız ise Saltuk’tan dinlediklerini, yıllar sonra 1962’de, köy öğretmenine anlatmıştı. Köy öğretmeinin ta o zamanlarda tuttuğu anı defterinde ve hafızasında konuya ilişkin geniş detaylara rastlamak mümkün. Ama önce Mustafa Zeki Saltuk’u bir tanıyalım. Kimdir Saltuk?
Mustafa Zeki Bey (Saltuk)
1881 yılında Dersim’in Hozat ilçesinde doğdu. İstanbul’da Harbiye Mektebi Aşiret sınıfında okuyup, Suvari Teğmen oldu. Osmanlı Ordusunda yüzbaşılığa kadar yükseldi. 1. Dünya savaşında Kafkas cephesinde Ruslara karşı savaştı. Kürtçe, Rusca, Türkçe, Arapça, Farsça bilen Mustafa Bey, Osmanlının son mebusanı meclisindeyken 1920’de Ankara’ya gelerek, 1. Meclisin açılışında yer aldı. 1. Mecliste oldukca aktif olan Mustafa Zeki Bey, M. Kemal’e karşı muhalif olarak 2. grupta yer almıştı. Daha sonraları M. Kemal tarafından tasfiye edildi. 2 Çocuk babası M. Zeki Saltuk, 7 Mart 1969’da hakka yürüdü. Şimdi M. Zeki Saltuk’un birinci ağızdan dinleyip ve anlattığı dostu Paşa Yıldız’ın hakkında kısa bir bilgi verelim.
Dersim Sürgünler Sürgünü Paşa Yıldız
Hak arasında kendisine saygıyla Paşo da denilen Paşa Yıldız, 1870’lerde doğmuştu. Osmanlının, Dersim’e düzenlediği “Sel Seferlerinde” (1894-96) Ailesiyle birlikte Pülümür’den, Erzincan’ın Tercan ilçesinin Pelegöz (Güzbulak) köyüne zorla sürgün edildi. Bu da yetmedi! 1937’nin sonlarında Erzincan’dan, Balıkesir Manyas’a sürgüne yollandı. Dresim’den sürülürken babası suçluydu. Ermeni’lere yardım etmiş, bir Osmanlı aleyhtarıydı. Erzincan’da ise oğul Paşa Yıldız sürülmüştü! Paşo’nun suçu; Dersim’in 1. Vuruluşunda (1937’nin ilk ayları), Dersim’den Erzincan’a sığınan akrabalarına ve Dersimli dostlarına yardımcı olmaktı. Onlara iş ve barınak sağladığı için ailesiyle birlikte 2. bir sürgüne tabî tutulmuştu. Bu yüzden Paşa Yıldız kendisini “Sürgünler Sürgünü” diye tanıtırdı.
1939-40 yıllarında Paşa Yıldız, Manyas’tan kalkıp Ankara’ya gelmiş ve eski dostu olan 1. Meçliste görev yapan Mustafa Zeki Saltuk beyle görüşmüştü. Mustafa Beye; “Dersim’in neden böyle kanlı bir şekilde vurulduğunu, açımasızca bombalanıp insanların sürgün edildiğini ve bunun suçlusunun kim olduğunu?” sordu. Mustafa Bey, dolan gözleriyle özellikle o geceye tanık olup, dinlediği bir yakın arkadaşının ağzından anlatıyordu.
.png)
Mustafa Zeki Saltuk
Mustafa Zeki Saltuk’un Anlatımı (Kendi ağzından)
“... o gece, (yani üzerinde kitaplar yazılan ve anı sayfalarına giren “İnönü ve M. Kemal Kavgası” nın olduğu 19 Eylül 1937 gecesi, Ankara Palas Otel de bir balo düzenlenmişti. Bu baloda tüm devlet ricali oradaydı. Yani Cumhurbaşkanı M. Kemal, Başbakan İnönü, Genelkurmaybaşkanı Fevzi Çakmak, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya başta olmak üzere tüm Bakan ve Mebuslar toplu haldeyken, gelen bir telgrafla sarsıldılar. Çünkü gelen bu telgrafta; “Dersim halkı isyan etti. Tuluk karakolu basıldı. Tüm askerler öldürüldü. Acele yardım...!” çagırısı vardı. M. Kemal bu notu okur ve Başbakan İnönü’nün burnunun uçuna dikilir. Alkolün de etkisiyla başlar Ona kızmaya, bağırıp çağırmaya... Etraftakiler yatıştırır ve sakinleştirirler. Ama salondaki herkes tedirgin ve diken üstündedir. Derken az sonra bir telgraf daha gelir ve “Dersimlilerin yol boyu tüm karakolları yakıp-yıktıklarını ve Elazığ’a doğru haraket ettiklerini... Acele yardım...!” bunun üzerine M. Kema, iyice kızar ve elindeki dipçiğiyle çizmelerine vurarak, İnönü’nün yanına gelir ve bağırarak “... Çabuk meclisi topla ve Dersim vurulacak, anlıyormusun İsmet! Dersim vurulacak!” der. Yine yanındakiler sakinleştirmeye çalışırken İnönü de, bir kez daha okur telgrafı ve M. Kemal’e “... Siz hiç merak buyurmayınız, hemen araştıracağım ve kim suçluysa Onun yakasına yapışaçağım. Zaten elebaşlarını yakaladık şu an elimizdeler! Hem Dersim halkı geçmişte Şeyh Sait isyanına katılmamış ve Ruslarla savaşmış fakir bir zümredir. Bundan sonra gerekli önlemler alınmış ve Dersim, zaten Cumhuriyete kazandırılmıştır. Siz sakin olun lütfen..!” der, demesine de, zaman fazla geçmez ve bir 3. telgraf daha gelir, “ İsyancılar Dersimi düşürdü. Elazığ’a girmek üzereler.. Acele yardım!” (Hatırlanacağı gibi; Elazığ da o tarihte Seyit Rıza ve arkadaşları yargılanmak üzere tutulmaktadırlar. Buradaki Elazığ vurgusu, güya Dersimlilerin Seyit Rıza ve arkadaşlarını kurtarmak için haraket ettiklerine vurgu yapılmaktadır). M. Kemal, İnönü’nün karşısına dikilir! Bu defa silahını çeker ve İnönü’nün şakağına dayar. “... Yeter artık İsmet! Başvekil sensin, topla hemen meclisi ve karar al! Dersim Vurulacak! Bu sana son ikazımdır!...” bunun üzerine büyük bir kargaşa olur ve İsmet İnönü, balo salununu terkedip oradan uzaklaşır.
Fevzi Çakmak, Celal Bayar, Şükrü Kaya başta olmak üzere M. Kemal’i yatıştırırlar. İnönü ise hemen eşini de alıp, başvekilliğini Ankara’da bırakıp, apar-topar ilk trenle o gece İstanbul’a döner (....). Aslında bu bir kaçıştır! Mustafa Zeki Saltuk’un bu anlattıklarını o gece, baloda bulunan çok yakın bir arkadaşı, Mustafa Zeki Beye böyle anlatır. M. Zeki Bey’de ilk dafa bunları eski dostu olan, güvendiği Paşa Yıldız’a aktarır. Yine son bir yorum olarak, Mustafa Zeki Bey; “İnönü’nün, Seyit Rıza ve arkadaşlarının yakalanmasından sonra Dersim’de bu denli orantısız bir savaşa girişmek istemediğini, hatta Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamını da istemediğini, buna karşın M. Kemal’in bütün bunları bilip-sezdiği için, o zaman diliminde düzmece telgraflar yollattığını ve dolayısıyla İnönü’yü Başbakanlıktan almasına bir gerekçe bulduğunu da (...)” anlatır. (M. Zeki Saltuk- Paşa Yıldız, İbrahim Yalgın (Bir Ögretmenin Not Defteri 1961-62)
Küçük bir Hatırlatma;
Bilindiği gibi, Gazetelerde çıkan haberlere göre Seyit Rıza’nın 13 Eylül 1937 yakalandığı yazılır. Yerel kaynaklara göre ise 5-10 Eylül günlerinde yakalandığı bilinir. Çok ilginç bir detaydır; İnönü ise 19 Eylül gecesi Başbakanlıktan alınır. İnönü; Seyit Rıza ve arkadaşları yakalandıktan sonra, Dersimle ilgili son açıklamasında; "Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik; Dersim sorunundan kurtulduk, Dersim'i her türlü askeri hareketlerle temizledik!" demişti. Ama bu yetmemişti!
Görülen o ki; Ankara’da Seyit Rıza’nın kellesi ve Dersim’in vurulması için kıyasıya “Osmanlı Oyunları” sergileniyordu. M. Kemal’e göre bu işi en iyi yapacak olan, bu defa İnönü değil, Bayar’dı. Bayar, M. Kemal’in yeni ve rakipsiz gözdesiydi. İnönü, gözden düşmüş ve M. Kemal’e göre artık Onun işi bitmişti!
M. Kemal Ve Bayar
Türk tarihçisi, Konya Kürtlerinden Camal Kutay (1909-2006) bu ilişkiyi şöyle dile getiriyordu. “ Mustafa Kemal, Bayar’ı çok severdi. 1) İzmir Suikastinden dolayı (!). 2) Milli Komitacıydı. 3) İş Bankasından dolayı severdi. İnönü’den çok severdi. Halefi oydu (...) Celal Bayar, 4 Aralık 1936 yılında M. Kemal’e sunduğu “Şark Raporunda” Bugün dahi doğuya tamamen yerleştiğimiz söylenemez...” diyor. (...) M. Kemal hiç bir arkadaşı için Nutuklarında yer vermemiş, Bayar için övgüyle söz etmiştir. Bayar, Mustafa Kemal’in her dediğini tatbik ediyordu..” (Cemal Kutay, ATV- Siyaset Meydanı, 29.12.1999)
Zaten Bayar; yıllar sonra anılarında,“ Atatürk, sorumluluğu üzerime alıyorum. Dersim vurulacak!” dedi ve Dersimi vurduk! (...) Taş üstünde taş bırakmadık...!” itirafını değişik zamanlarda dile getiriyordu. Bu durum, Cemal Kutay’ı doğruluyor nitelikteydi. Çünkü 20 Eylül 1937 tarihli gazetelerde İnönü’nün; rahatsızlığından dolayı istifa ettiği ve yerine Bayar’ın getirildiği manşete çıkarılmıştı. Sonra Başbakan Bayar, Cumhurbaşkanı M. Kemal’in emir ve direktifleriyle, Dersim’de kendi deyimiyle “büyük bir temizlik” faaliyetine başlar. İşte Dersim’in vurulması, Seyit Rıza ve arkadaşlarının asılması, Dersimlilerin sürgün edilmesi, Ocakların dağıtılması, ateşlerin söndürülmesi, anadillerinin yokedilmesi, kız çocukların Türk eğitim sistemi içerisinde öğütülmesi, toplumsal hafıza kaybının yaşatılması, ve dolayısıyla Türk-İslam sentezinin burada layıkıyla uygulanması vs. böylece başlamış olur...!
Düşürülen Başbakanlar
Çok ilginçtir; Şeyh Sait Ayaklanmasını bastırması için M. Kemal, yetersiz kaldığı için Başbakan Ali Fethi Okyar’ı istifa ettirmişti. 2 Mart 1925 tarhinde, İstanbu’dan çağırtıp, tren istasyonunda bizzat karşıladığı İnönü’yü, Başbakanlık koltuğuna oturtmuştu. O zamandan bu güne, Eylül 1937’ye kadar İnönü, tam 12 yılda çok işler başarmıştı. Şimdi ise artık İnönü olaylar karşısında yetersiz kalıyor, duygusal davranıyor ve elbette gitmesi gerekiyordu. Zira Onun yerine Celal Bayar hazırdı ve zulada bekliyordu.
M. Kemal, İnönü’ye Dargın Ölmüştü
Dersim’de istenilen hedefe ulaşıldıktan sonra Ankara’daki o balolu geçeye ardarda gelen bu telgırafların hiç birisinin de doğruyu-gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştı. Bütün bunların sadece bir oyundan ibaret olduğu, asıl amacın Dersim’i tümden vurup, sahibinin deyimiyle temizlik yapmak için sadece bir kılıf olduğu bilinecekti. Belkide İnönü, bu planı uygulamada biraz esnek davranmıştı ve M. Kemal bunu sezdiği için, İnönü’yü istifaya zorlayıp yerine Bayar’ı getirip, Onunla yarım kalan bu işi bitirmek istemiş olacak ki; Bunun üzerine de İnönü hemen Ankara’nın bu puslu havasından bir an önce kurtulup, kendisini İstanbul’a atmıştı. İnönü bu olaydan sonra Ankara’ya bir daha da geri gelmedi. M. Kemal, İnönü’ye dargın ölmüştü. M. Kemal’in ölümünden bir kaç gün sonra cenazeye katılmış ve Onun yerine Çankaya’ya çıkmıştı. Böylece Cumhuriyet “Tek Adam” dan “Milli Şef”e geçiş yapmıştı. Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü, Ermenilerin köklü ailelerinden Kasapyan ailesinden elkonularak alınmıştı.
Erdoğan Yalgın
Kaynak
- F. Rıfkı Atay, Çankaya, s. 496-497
- Haluk Besen, İ.Paşa Ve Devlet, s. 19-20
- S. Bozok- C. S. Bozok, Hep Atatürk’ün Yanında, s. 242-243
- İ. Bozdağ, Bir Çağın Perde Arkası, s. 72-73
- Cemal Kutay, ATV- Siyaset meydanı,29.12.1999
- M. Zeki Saltuk- Paşa Yıldız, Bir Ögretmenin Not Defteri 1961-62 (yayınlanmamaış)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Saf Aklın ve Barışın Güvercini: Hacı Bektaş Veli
- Yol Cümleden Uludur
- “Kuyu, Göl, Okyanus” yada “Yazı, Kitap, Ansiklopedi”
- DERSİM BAĞLAMINDA HAK YOL - ALEVİLERE AİT BAZI YAZILI KRONİKLERDE YER ALAN, “KÜRT VE KÜRDİSTAN” TANIMLARI
- Birsen Orhan: “Ortak Payda, Elma” dedi, Duydunuz mu?
- Anasırda bir libasa bürünen, Nar-ü bad-ü Ab-ü Hak’dan görünen Xızır’ın Rıza Şehri
- Bir Fotoğrafın Hikayesi ve Kılle Kesme-Selamlaşmak
- Kürt Alevilerinde, Réya/Raa Heqi İnancında; Ga, Gağana İlişkin Bazı Veriler
- Hubyar Semahı Üzerine
- Defin, Define ve Defne Yaprağı
- Zehir-Panzehir, Dert-Derman: Axucan
- Periyodik Etkinlikler Bağlamında Konular ve Konuşmacılar
BİZİ TAKİP EDİN
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLAR
PUAN DURUMU
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Galatasaray | 1 | 34 | 24 | 5 | - | - | 5 | 47 |
| 2 | Fenerbahçe | 2 | 34 | 21 | 11 | - | - | 2 | 40 |
| 3 | Trabzonspor | 3 | 34 | 20 | 9 | - | - | 5 | 22 |
| 4 | Beşiktaş | 4 | 34 | 17 | 9 | - | - | 8 | 19 |
| 5 | Başakşehir | 5 | 34 | 16 | 9 | - | - | 9 | 23 |
| 6 | Göztepe | 6 | 34 | 14 | 13 | - | - | 7 | 10 |
| 7 | Samsunspor | 7 | 34 | 13 | 12 | - | - | 9 | 1 |
| 8 | Rizespor | 8 | 34 | 10 | 11 | - | - | 13 | -6 |
| 9 | Konyaspor | 9 | 34 | 10 | 10 | - | - | 14 | -7 |
| 10 | Kocaelispor | 10 | 34 | 9 | 10 | - | - | 15 | -12 |
| 11 | Alanyaspor | 11 | 34 | 7 | 16 | - | - | 11 | 0 |
| 12 | Gaziantep FK | 12 | 34 | 9 | 10 | - | - | 15 | -15 |
| 13 | Kasımpaşa | 13 | 34 | 8 | 11 | - | - | 15 | -16 |
| 14 | Gençlerbirliği S.K. | 14 | 34 | 9 | 7 | - | - | 18 | -11 |
| 15 | Eyüpspor | 15 | 34 | 8 | 9 | - | - | 17 | -15 |
| 16 | Antalyaspor | 16 | 34 | 8 | 8 | - | - | 18 | -22 |
| 17 | Kayserispor | 17 | 34 | 6 | 12 | - | - | 16 | -35 |
| 18 | Fatih Karagümrük | 18 | 34 | 8 | 6 | - | - | 20 | -23 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 15 Mayıs, Cuma | Rizespor | 2-2 | Beşiktaş |
| 16 Mayıs, Cumartesi | Fatih Karagümrük | 2-1 | Alanyaspor |
| 16 Mayıs, Cumartesi | Gaziantep FK | 1-2 | Başakşehir |
| 16 Mayıs, Cumartesi | Samsunspor | 3-0 | Göztepe |
| 17 Mayıs, Pazar | Kayserispor | 2-1 | Konyaspor |
| 17 Mayıs, Pazar | Fenerbahçe | 3-3 | Eyüpspor |
| 17 Mayıs, Pazar | Trabzonspor | 0-3 | Gençlerbirliği S.K. |
| 17 Mayıs, Pazar | Kasımpaşa | 1-0 | Galatasaray |
| 17 Mayıs, Pazar | Antalyaspor | 1-0 | Kocaelispor |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Erzurumspor FK | 1 | 38 | 23 | 12 | - | - | 3 | 55 |
| 2 | Amed | 2 | 38 | 21 | 11 | - | - | 6 | 39 |
| 3 | Esenler Erokspor | 3 | 38 | 21 | 11 | - | - | 6 | 46 |
| 4 | Çorum FK | 4 | 38 | 21 | 8 | - | - | 9 | 24 |
| 5 | Bodrum FK | 5 | 38 | 18 | 10 | - | - | 10 | 32 |
| 6 | Pendikspor | 6 | 38 | 16 | 15 | - | - | 7 | 25 |
| 7 | Keçiörengücü | 7 | 38 | 16 | 12 | - | - | 10 | 30 |
| 8 | Bandırmaspor | 8 | 38 | 16 | 12 | - | - | 10 | 13 |
| 9 | Manisa F.K. | 9 | 38 | 16 | 7 | - | - | 15 | 1 |
| 10 | Sivasspor | 10 | 38 | 14 | 11 | - | - | 13 | 4 |
| 11 | İstanbulspor | 11 | 38 | 13 | 13 | - | - | 12 | 2 |
| 12 | Sarıyer | 12 | 38 | 15 | 7 | - | - | 16 | 0 |
| 13 | Iğdır FK | 13 | 38 | 13 | 11 | - | - | 14 | -2 |
| 14 | Vanspor FK | 14 | 38 | 13 | 10 | - | - | 15 | 5 |
| 15 | Boluspor | 15 | 38 | 14 | 6 | - | - | 18 | 4 |
| 16 | Ümraniyespor | 16 | 38 | 13 | 7 | - | - | 18 | -4 |
| 17 | Serik Spor | 17 | 38 | 11 | 6 | - | - | 21 | -31 |
| 18 | Sakaryaspor | 18 | 38 | 8 | 10 | - | - | 20 | -27 |
| 19 | Hatayspor | 19 | 38 | 2 | 8 | - | - | 28 | -69 |
| 20 | Adana Demirspor | 20 | 38 | 1 | 3 | - | - | 34 | -147 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 1 Mayıs, Cuma | Hatayspor | 3-1 | Vanspor FK |
| 1 Mayıs, Cuma | Boluspor | 3-1 | Serik Spor |
| 1 Mayıs, Cuma | İstanbulspor | 8-1 | Adana Demirspor |
| 1 Mayıs, Cuma | Manisa F.K. | 5-0 | Sakaryaspor |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Ümraniyespor | 1-4 | Keçiörengücü |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Bodrum FK | 0-1 | Sarıyer |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Bandırmaspor | 1-0 | Sivasspor |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Çorum FK | 1-1 | Erzurumspor FK |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Esenler Erokspor | 1-1 | Pendikspor |
| 2 Mayıs, Cumartesi | Iğdır FK | 3-3 | Amed |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Batman Petrolspor | 1 | 36 | 25 | 8 | - | - | 3 | 53 |
| 2 | Muğlaspor | 2 | 36 | 21 | 9 | - | - | 6 | 32 |
| 3 | Elazığspor | 3 | 36 | 21 | 6 | - | - | 9 | 45 |
| 4 | Adana 01 FK | 4 | 36 | 19 | 10 | - | - | 7 | 20 |
| 5 | Şanlıurfaspor | 5 | 36 | 19 | 8 | - | - | 9 | 20 |
| 6 | Ankaragücü | 6 | 36 | 18 | 9 | - | - | 9 | 11 |
| 7 | İnegölspor | 7 | 36 | 16 | 12 | - | - | 8 | 23 |
| 8 | İskenderunspor | 8 | 36 | 16 | 8 | - | - | 12 | 6 |
| 9 | Beyoğlu Yeni Çarşı | 9 | 36 | 13 | 15 | - | - | 8 | 10 |
| 10 | Ankaraspor | 10 | 36 | 13 | 13 | - | - | 10 | 10 |
| 11 | 24 Erzincanspor | 11 | 36 | 15 | 6 | - | - | 15 | 6 |
| 12 | Kastamonuspor | 12 | 36 | 11 | 9 | - | - | 16 | -12 |
| 13 | Karacabey Belediyespor | 13 | 36 | 11 | 8 | - | - | 17 | -9 |
| 14 | Altınordu | 14 | 36 | 8 | 11 | - | - | 17 | -26 |
| 15 | Erbaaspor | 15 | 36 | 10 | 7 | - | - | 19 | -21 |
| 16 | Beykoz Anadolu | 16 | 36 | 8 | 6 | - | - | 22 | -29 |
| 17 | Kepezspor | 17 | 36 | 5 | 8 | - | - | 23 | -45 |
| 18 | Karaman FK | 18 | 36 | 4 | 9 | - | - | 23 | -56 |
| 19 | Bucaspor 1928 | 19 | 36 | 4 | 8 | - | - | 24 | -38 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 24 Nisan, Cuma | Karacabey Belediyespor | 0-1 | Bucaspor 1928 |
| 25 Nisan, Cumartesi | Batman Petrolspor | 6-0 | Kepezspor |
| 25 Nisan, Cumartesi | Ankaragücü | 4-1 | İskenderunspor |
| 25 Nisan, Cumartesi | Altınordu | 2-2 | İnegölspor |
| 24 Erzincanspor | Kastamonuspor | 0-3 | Muğlaspor |
| 24 Erzincanspor | Şanlıurfaspor | 2-1 | Ankaraspor |
| 24 Erzincanspor | Karaman FK | 3-2 | Beykoz Anadolu |
| 24 Erzincanspor | Beyoğlu Yeni Çarşı | 3-1 | Erbaaspor |
| # | Takım | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Sebat Gençlikspor | 1 | 30 | 20 | 7 | - | - | 3 | 33 |
| 2 | Yeni Orduspor | 2 | 30 | 18 | 4 | - | - | 8 | 38 |
| 3 | Yozgat Bld Bozokspor | 3 | 30 | 17 | 6 | - | - | 7 | 31 |
| 4 | Karadeniz Ereğli BSK | 4 | 30 | 16 | 9 | - | - | 5 | 15 |
| 5 | Fatsa Belediyespor | 5 | 30 | 15 | 4 | - | - | 11 | 8 |
| 6 | Zonguldak Kömürspor | 6 | 30 | 13 | 7 | - | - | 10 | 18 |
| 7 | Pazarspor | 7 | 30 | 11 | 10 | - | - | 9 | -2 |
| 8 | Karabük İdman Yurdu | 8 | 30 | 12 | 5 | - | - | 13 | -15 |
| 9 | Düzcespor | 9 | 30 | 11 | 7 | - | - | 12 | -6 |
| 10 | Tokat Bld Plevnespor | 10 | 30 | 10 | 6 | - | - | 14 | -7 |
| 11 | Orduspor 1967 | 11 | 30 | 9 | 7 | - | - | 14 | -16 |
| 12 | Amasyaspor 1968 | 12 | 30 | 9 | 6 | - | - | 15 | -12 |
| 13 | Artvin Hopaspor | 13 | 30 | 9 | 5 | - | - | 16 | -12 |
| 14 | 1926 Bulancak | 14 | 30 | 8 | 5 | - | - | 17 | -30 |
| 15 | Çayelispor | 15 | 30 | 5 | 9 | - | - | 16 | -21 |
| 16 | Giresunspor | 16 | 30 | 4 | 9 | - | - | 17 | -22 |
| Tarih | Ev Sahibi | Saat / Skor | Konuk Takım |
|---|---|---|---|
| 18 Nisan, Cumartesi | Giresunspor | 0-1 | Karabük İdman Yurdu |
| 18 Nisan, Cumartesi | Artvin Hopaspor | 7-3 | 1926 Bulancak |
| 18 Nisan, Cumartesi | Fatsa Belediyespor | 5-1 | Çayelispor |
| 18 Nisan, Cumartesi | Pazarspor | 1-0 | Amasyaspor 1968 |
| 18 Nisan, Cumartesi | Yeni Orduspor | 3-4 | Zonguldak Kömürspor |
| 18 Nisan, Cumartesi | Karadeniz Ereğli BSK | 5-3 | Orduspor 1967 |
| 18 Nisan, Cumartesi | Tokat Bld Plevnespor | 2-0 | Düzcespor |
| 18 Nisan, Cumartesi | Sebat Gençlikspor | 2-3 | Yozgat Bld Bozokspor |










