Erdal YILDIRIM

Suriye ve bitmeyen oyunlar...

Erdal YILDIRIM
  14-01-2026 19:16:00

Makaleyi Halep’te öldürüldükten

sonra vahşilerce bir binadan atılan

Kürt direnişçi kadının anısına adıyorum.

ABD’nin yeni Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) uyarınca IŞİD artığı HTŞ ve Collani’nin Suriye devletinin başına getirilmesinden sonra yaşananlar çok bilinmeyenli bir denklemden farksız. Bu zorlu denklemin çözüldüğünü düşünen birçok kişi ve kurum da, gelinen noktada yaşananlara anlam veremedi.

Basında Suriye Kürtlerinin, Rojava’da özerkliklerinin devam edeceği ve entegrasyonla da Suriye’nin yeniden inşa sürecinde ortak irade koyucu olacağı, bunun için de Şam yönetimiyle gerekli görüşmelerin yapıldığı konuşuluyordu. Oysa bu yazılan, çizilen, konuşulanların inkârı olacak bir hareketle Kürtlerin, Ezidilerin yaşadığı Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Suriye Demokratik Güçlerine (SDG) karşı bir saldırı başlatıldı. Saldırı özerkliğin tanınmadığını, hatta Kürt halkının entegresyonuna bile tahammül edilmediğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.  

Hatta ülkemizde de bir kez daha devletin "Terörsüz Türkiye" ve Kürt hareketinin de "Barış Süreci" dediği günlerde diplomatik görüşme ve konuşmalar yapılıyor, biz de dinliyor, yorumlar yapıyorduk. Ancak belli ki, bazı şeyler ters gidiyordu. Ve Halep'te 40 bini aşkın silahlı bir güçle Kürtlerin yaşadığı bölgeye saldırılıyor. ABD, Israil, Türkiye ve HTŞ-IŞİD ortak kararıyla Kürt direnişçiler Halep’in dışına çıkartılıyordu.

100 binden fazla bir askeri gücü olduğu iddia edilen SDG'nin, buna rağmen Halep'ten çekilmiş olması, ya söylenen güce sahip olmadığı, ya da ABD’nin sürecin böyle devam etmesine karar verdiği sonucuna işaret ettiriyor. Zira ABD ve İsrail, Kürtlerin Halep'te kalması kararını vermiş olsaydı HTŞ-IŞİD ve Türkiye’den giden kimi çeteler bu saldırıyı yapamazdı. Burada bir başka dikkat çekici nokta da, bu ortak yapılan harekâtla Suriye’nin Kuneytra bölgesine İsrail'in bayrağı asılmasına Türkiye’nin sessiz kalmasıydı. Türkiye, Kürtlerin Halep'te atılması karşılığında Israil'in o bölgeyi işgal etmesine ses çıkarmıyor, böylece Suriye toprağının bütünlüğünün bozulmasına da onay vermiş oluyordu. Bu da “1000 yıllık İslam bayrağı altında Türk-Kürt kardeşliğinin tesis edilmesi” söyleminin ne kadar çok yapay, samimiyetsiz ve yaşanan realiteden uzak bir fikir olduğunu perçinliyor. 

Halep'te yaşanan bu süreç bize Adana'nın birbirini sevmeyen Kozanlı ve Kadirli ilçeleri için anlatılan yılan hikayesini anımsatıyor. Anekdota göre Kozanlı ile yılan aynı torbaya konur. Kısa bir süre sonra Kozanlı, “Yılan beni sokacak” diye bağırır. Bunun üzerine yılan torbadan çıkarılır ve torbaya bu kez de Kadirlili konur. Ancak Kozanlı az sonra yine bağırır ve der ki: “Yılana kurban olayım! Kadirlili yılandan da kötü sokuyor."

ABD’nin plan ve çıkarları, ayrıca Türkiye ile yaptığı ittifak neticesinde Kürtlerin Fırat'ın batısına geçmelerine izin verilmemiş ve Halep, bu kararla Kürtlere, Ezidilere yasaklanmıştır. Hatta son gelen bilgilere göre Fırat’ın batısındaki tüm bölgeler Kürtler için yasak bölge ilan edilmiştir.

Sonuç olarak Suriye'de kazanan ABD ile jandarması İsrail’le işbirlikçileri IŞİD-HTŞ çetesidir. Zaten Suriye’de dünya halklarının başına bela edilmiş olan şeriatçı, gerici, selefist bir kukla yönetimin işbaşına oturtulması esas olarak Genişletilmiş Ortadoğu Projesinin gerçekleşmesi için “alan temizleyen” ABD ve siyonist İsrail’in büyük başarısıdır.

Suriye’de kazananlardan biri de nüfusu az olsa da, örgütlü bir öz savunma gücüne erişmiş, İslamcı terörist HTŞ-IŞİD saldırılarıyla yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan ve şuan Israil’in de desteğiyle Golan Tepelerine yerleşen Dürzilerdir.

Türkiye devleti Suriye’de kaybeden güçlerden biridir. Zira Kürt realitesini yok sayıp Kürtleri Ortadoğu’da siyaset sahnesinden silmeye çalışan, bir yandan da ülke içinde toplumsal Barış – Çözüm Süreci(!) için kitleleri ikna etmeye çalışıyor görünen, ancak “Kürtlerin Halep’ten atılması kalıcı barış, huzur ve güvenliğin tesis edilmesi açısından tarihi bir kazanımdır” diyen Türkiye’dir. Belki şuan için bu tavır bir kazanımmış gibi görebilir. Ancak bu siyasetin ne kadar yanlışları barındırdığı gelecekte çok daha net görülecektir. 

Suriye’nin ve Ortadoğu’nun kadim halklarından, binlerce yıldır sayısız katliam ve soykırıma uğrayan, kendi vatanlarında özgürce yaşamak isteyen Kürtler de emperyalistlerin Yeni Dünya Düzeni (YDD) planıyla Halep’ten atılınca kaybedenler safında olmuştur. Avrupa Birliği’nin bu süreçte cihatçı HTŞ’ye 620 milyon euro vermesinden de anlıyoruz ki, tüm emperyalistler ve cihatçılar her olumsuzluğu göze alıyor, Kürtlerin varlığı ve iradesini yok sayıyor ve onların Fırat’ın batısında yer almamasına karar veriyorlar. Bu karar aynı zamanda Rojava’daki demokratik sistemin ortadan kaldırılmak ve başka yerlere örnek alınmasını engellemek olarak anlaşılmalıdır. 

Aleviler de, gelinen noktada başta Türkiye olmak üzere, şimdi de Ortadoğu’da, yani Suriye’de de binlerce yıldır yaşadıkları şehir, kasaba ve köylerinden atılıp katliam, soykırım ve demografik yapı değişikliklerine uğratılmış olmalarına rağmen güçlü bir birlik ve öz savunma mekanizması gerçekleştiremedikleri için topraklarından sürülüyorlar. Bu bakımdan Aleviler de kaybedenlerdir.

Tarihten doğru dersler çıkarmayan, başta kendisiyle yüzleşmeyen ve bugün halen yaşananları anlamamakta direnen dostlar bilsin ki, gerçekler gün gibi ortadadır. Ve unutmayınız ki, ABD başta olmak üzere emperyalizm ve dünya gericiliği, siyonist İsrail ve Osmanlı zihniyetiyle aynı çuvala girmek, yılanla çuvala girmekten bin kere daha tehlikeli ve zararlıdır.

Bu yaşanan süreçten sonra Suriye’de Dürziler, Aleviler, Kürtler, Ezidiler, İsmaililer, Hristiyanlar’ın anayasal haklarının yok sayılacağı ve yaşam koşullarının da daha büyük zorluklara gebe olması kaçınılmazdır. Bu gruplarla, sosyalistler, yurtseverler, emek cephesiyle birlikte mutlaka bir mücadele cephesi oluşturup büyütmek, özgürlük ve toplumsal barışın sürdürülmesi koşulları yaratmalıdır. Eğer bu coğrafyada birlikte mücadele koşulları yaratılamaz, bu birlikten doğacak enerji sinerjiye dönüştürülüp zaferle, barışla taçlandırılamazsa gelecekte herkesi daha yaşanılmaz günler beklemektedir. 

Emperyalizmin “böl, parçala, yönet” oyunlarını boşa çıkaracağımız ve mutlu yarınlara ulaşmak için mücadele alanlarda buluşacağımız tüm dostlara selam olsun!

Erdal YILDIRIM

14 Ocak 2026

  Bu yazı 1221 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım