|
Heyecanlıyım: Salı akşamı, DW'nin yapımcılığında yeni bir belgeselimizin dünya prömiyeri var:„Trump Amerikası". Belgeselimiz, geçen yıl başkanlığını yaptığım, bu yıl da jüri üyesi olarak katkıda bulunduğum İnsan Hakları Film Festivali'nde ilk kez gösterilecek. Gösterimin ardından da Alman televizyonunun efsane ismi Claus Kleber ve nefret karşıtı mücadele veren HateAid'in hukuk bölümü başkanı Franzi Benning ile bir panelde ABD'deki son gelişmeleri konuşacağız. Biletlerin günler öncesinden tükenmiş olması, heyecanımızı büyüttü. Bu, Almanya'daki 10. yılımda yaptığım 10. belgesel... DW ile yaptığımız "Guardians of Truth" serisinin beşinci filmi. (ilk dördünü izlemek için: ) Ama en zorlarından birisi oldu. Birçok nedenle: Öncelikle Donald Trump seçildiğinden beri yaşananları bir belgesele sığdırmak imkânsızdı. Ayrıca olaylar, neredeyse günlük ve büyük hızla değişiyordu; yani bitmiş bir dönemi değil, süregelen bir dönüşümü belgelememiz gerekiyordu. Daha da zoru, avukatlarım ABD'ye gitmenin 'benim için riskli olacağını söylediler. Erdoğan-Trump dostluğu, bir iade riskini doğurabilirdi. O yüzden "Trump Amerikası"na bambaşka bir açıdan yaklaştık: Belki de bugüne dek hiç duyulmamış bir kavramdan, "Amerikalı sürgünler"den yola çıktık. Daha önce sürgünlere sığına olmuş ABD'de yükselen baskı ortamını, tehdit altında ülkeyi terk etmek zorunda kalmış iki akademisyen üzerinden anlattık. Türkiye'den çok iyi tanıdığım bu siyasi iklimi anlatmak, hiç zor olmadı. ABD'deki çekimleri ise belgeselin ortak yönetmeni Demid Sheronkin üstlendi.
İzleyiciler, Trump Amerikası'nda yaşanan cadı avını, ihbarcılığın nasıl teşvik edilip muhalifleri hedef haline getirdiğini, kutuplaşmanın nasıl bir kopmaya yol açtığını ve bu korkunç salgının nasıl Avrupa'da eski kötü ruhları uyandırdığını izleyecekler. Ve umuyorum ki, onları nasıl püskürteceğimiz sorusuna da birlikte cevap arayacağız.
|