|
Birkaç yıl önce, 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda bir haber kanalı çocuklara gelecek hayallerini soruyordu. Canlı yayında bir kız öğrenci, "Ben Almanya Köln Üniversitesi'nde tıp okumak istiyorum. Belki sonra da Alman vatandaşı olurum" cevabını verdi.
Sunucuyu epey zor durumda bırakan bu cevap, gençlerin Türkiye'nin geleceğine inancını kaybettiğine kanıt sayılmıştı. Geçen hafta 17 yaşında bir öğrenci, Erasmus projesi kapsamında İtalya'ya yapılan gezide gruptan ayrılarak kayıplara karıştı. Sonuçta öğrencinin İtalya'dan Almanya'ya geçip iltica başvurusunda bulunduğu ve mülteci kampına alındığı ortaya çıktı. Öğrencinin, öğretmenlerine attığı son mesaj, "Beni aramayın, dönmeyeceğim" olmuştu.
Ne yazık ki Gezi protestolarının yaşandığı 2013'ten beri, yani son 10 yıldır, Türkiye'nin genç kan kaybı sürüyor. Gezi'de en masum istekleri bile kurşunla, gazla, copla bastırılan gençler, akın akın ülkeyi terk ediyor. Son umut sayılan 14 Mayıs seçiminden sonra bu eğilim, panik halinde bir kaçışa dönüştü. Ömürleri boyunca Erdoğan'dan başka lider görmemiş gençler, bir beş yıl daha onunla yaşama ihtimali karşısında tamamen ülkeden umudu kesti ve vize için elçilik kapılarına dayandı. Ancak bu kez o kapıları da kapalı buldular. Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye vatandaşlarının vize başvurularına cevap vermemeye ya da reddetmeye başladı. Reddedilenler arasında çok sayıda ünlü sanatçı da var. Alman Dışişleri, geçen yıla göre daha çok vize verdiğini açıkladı, ancak başvurulara nispetle verilen vize sayısının çok düşük olduğu kesin. Üstelik vize alamayanların itirazları da altı ay süreyle askıya alındı.
Geçen yıl sadece Alman elçiliğine 780 bin vize başvurusu yapıldı. Bu rakamın, dünyada bir ülkeden AB'ye yapılan en yüksek başvuru sayısı olduğu söyleniyor. Son bir ayda bu rakamın çok daha yükseldiğini tahmin etmek zor değil. Vize başvurularının karşılıksız kalmasının en önemli nedeni, vize alanların bir kısmının, son Erasmus öğrencisinin yaptığı gibi gider gitmez sığınma başvurusu yapması... Geçen yıl Avrupa Birliği'ne sığınmak isteyenler içinde Suriyeliler birinci, Afganlılar ikinci, Türkiyeliler üçüncü olmuş. İlk iki ülkede savaş koşulları yaşandığı düşünülürse Türkiye'nin durumu daha iyi anlaşılır. Geçen hafta Sol Parti Eşbaşkanı Schirdewan, Erdoğan'ın son seçimi de kazanmasından sonra siyasi nedenlerle Almanya'ya gelmek isteyecekler için hızlı ve basit bir kabul sistemi talep etti. Bunun bir dayanışma işareti olacağını söyledi.
Ancak ne yazık ki Alman hükümeti, Erdoğan'ı Almanya'ya davet etmekte gösterdiği sürati, demokrasi güçleriyle dayanışmada göstermiyor. Türkiye'yi çöle çevirecek bu beyin göçü kadar, Türkiye yurttaşlarının gördüğü bu muamele de çok üzücü...
|