|
Dünkü yorumda "AKP'nin çöküş dönemi başladı" demiş, örnekler vermiştim. Bunun en önemli göstergelerinden beri de psikolojik üstünlüğün, iktidardan muhalefete geçmiş olması... AKP'nin hala yüzde 33 civarında oyu var. Yani her 3 kişiden 1'i yine AKP'ye oy vereceğini söylüyor. Ama artık cümleyi şöyle kuruyoruz:
"Her 3 kişiden 2'si Erdoğan'a muhalif..."
CHP de bir süredir "iktidara gelirsek" demeyi bıraktı, "iktidara gelince" demeye başladı. Sürekli Erdoğan'la didişmek yerine halkın derdini dillendirmenin ve yapacaklarını söylemenin etkisini fark ettiler. Bu özgüven, sokakta da kendini gösteriyor. İkizdere'de halka konuşmaya kalkışan Bakan'ı korumaları apar topar oradan kaçırmak zorunda kaldı. Burnundan kıl aldırmayan İçişleri Bakanı, her gün savunma mesajları atıyor. Troller işi tavsattı. AKP kadroları, tamamen savunmaya çekilmiş halde, Saray'ı korumaya çalışıyor.
AKP'lileri birbirine bağlayan ideolojik bağlar çözüldüğünden beri partiyi bir çıkar birliği ayakta tutuyordu. Kasanın boşalmasıyla o bağ da koptu; ayrılık rüzgârları başladı. Erdoğan'ın en yakınındaki iki isim, bugün iki muhalefet partisinin lideri durumundalar ve eleştirinin dozunu giderek artırıyorlar. Bakanlara ulaşamayan milletvekillerinde, il örgütlerinden ilgi görmeyen seçmende yakınmalar baş gösterdi. Yandaş medyada da alışık olmadığımız eleştiri yazıları çıkıyor. Erdoğan'ı eleştirmeye çekinenler çevresini eleştirip, "Reis'e zarar veriyorlar" diye söyleniyorlar. Oysa hepsi çok iyi biliyor ki, bütün yetkiler "Tek Adam"da; dolayısıyla tek sorumlu da o...
"Her şey yolunda" söylemi bitti; "Erdoğan iyi, çevresi kötü" dönemine geçtik. Peşinden şu gelecek: "Belliydi böyle olacağı... Çok söyledim, dinletemedim". Hesap sorma dönemi yaklaştıkça, yargılamadan kurtulmak isteyenlerin eleştirileri artacak. Sedat Peker'inkine benzer suçlamaları daha sık duyacağız. Saray'ına çekilen Erdoğan'ın, açılan gedikleri yamaması iyice zorlaşacak.
AKP için kaçınılmaz son yaklaşıyor. Ama vuruşarak çekilecekler. O yüzden bu kritik geçiş döneminde, onların ne yapacağı kadar, bizim ne yapacağımız da önem taşıyor. Yarın da bu konuyu işleyeceğim.
|