|
İngiliz Başbakanı Boris Johnson, Güvenlik Konferansı için geldiği Münih'te "Rusya'nın 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en büyük savaşa hazırlandığını" söyledi. Haftalardır Rus ve Batı basını tarafından kışkırtılan savaş, ihtimal ötesinde bir yakın tehlikeye dönüşüyor. Görünen köy, kılavuz istemez: Türkiye'nin tam ortasında kalacağı ve kararlarında çok zorlanacağı bir savaş olacak bu...
Erdoğan, uzun süre ilkesiz bir dış politikada, Trump ve Putin ile ayrı ayrı ilişki geliştirmeye çalıştı, ama sonuçta ikisinden de darbe yedi. S-400 inadıyla NATO'nun, Suriye'de cihatçıları destekleme inadıyla da Putin'in güvenini kaybetti. O yüzden de Ukrayna krizinde arabuluculuk hevesi, Moskova'da itibar görmedi. Zaten, kriz sırasında Ukrayna'ya silah satan Erdoğan'ın arabuluculuğu tam bir hayaldi.
Bugüne dek hem NATO'yu, hem Putin'i idare etmeye çalışan Ankara, muhtemel bir savaşta tarafını seçmek zorunda kalacak. Özellikle Karadeniz'de Rusya'nın bir hamle yapması durumunda, Boğazlar yine büyük önem kazanacak ve Türkiye, Batı ittifakı ile Rusya arasında sıkışacak. Sadece bu da değil:
S-400'ler ne olacak?
Doğal gazda Rusya'ya göbekten bağımlı olan Türkiye, gaz kesilirse ne yapacak?
Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları, zaten batmış Türk ekonomisini nasıl etkileyecek?
En çok turisti Rusya ve Ukrayna'dan alan Türkiye, bu ikisinden de turist gelmezse yazı nasıl geçirecek?
Putin, Türkiye'yi cezalandırmak için idlib'i vurursa başlayacak göçmen akımı nasıl durdurulacak?
En kötüsü de, Türkiye'nin bu krize siyaseten en zayıf olduğu noktada yakalanıyor olması: Düşünün: Münih Konferansı'nda sorulan sorulara, moderatörün arkasındaki görevlinin eline yazılmış notları okuyarak cevap vermeye çalışan bir siyasi akıl yönetecek krizi...
Savaş tamtamları arasında cılız kalan barış girişimlerinin başarısını dilemekten başka çare görünmüyor.
|