|
Geçen hafta üç liderin üç demeci, haftaya damgasını vurdu ve iktidar mücadelesinde üç önemli hamle olarak kayda geçti.
İlkinden başlayalım:
İktidarın kilidini elinde tutan MHP lideri herkesi şaşırtan bir çıkış yaptı ve "MHP, Cumhur İttifakı'nın bir ortağı olsa da, işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir" dedi. Sonra da ekledi: "MHP, Meclis'te denge ve denetleme göreviyle mesuldür."
MHP, AKP'yi denetlemek şöyle dursun, yıllardır sadece onun çıkarı için el kaldırma işlevi görse de Bahçeli'nin daha önce Ecevit'i erken seçime zorlayıp AKP'nin iktidar yolunu açtığını hatırlayanlara göre burada Erdoğan'a açık bir mesaj vardı. Bu mesajın nedeni de, haftanın ikinci önemli mesajından anlaşıldı:
Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, Saray ziyaretinin ardından Gazete Duvar'a yaptığı açıklamada, "Erdoğan, sistemde hiç problem görmüyor" dedi. Bu, MHP'nin anayasal taleplerinin Saray tarafından çöpe atılması demekti. Kulislerde, Bahçeli'nin "aslında muhalefetiz" açıklamasının hem Erdoğan'a mesaj, hem yarın doğacak sorumluluktan kaçış amacı taşıdığı yorumu yapıldı.
Karamollaoğlu, aynı röportajda Kılıçdaroğlu'nu överken de, CHP liderinin, "Muhafazakâr dünyayla helalleşmemiz lazım" sözünü, "devrim mahiyetinde bir düşünce" diye tanımladı. Bu pası alan Kılıçdaroğlu da, helalleşme sözünü bir siyasi vaade çevirdi: "Geçmişte partimizin de hataları oldu. Helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım" dedi. Bu, CHP'yi toplumun daha geniş kesimlerine açarken, Kılıçdaroğlu'nu da Saray'a hazırlayacak bir yolculuk projesiydi.
CHP liderinin çıkışını kimileri, "Helalleşmeyelim hesaplaşalım" diye eleştirdi; kimileri, "Erdoğan ve tayfasıyla hesaplaşırken, onun tarafından bölünmüş insanlarla kucaklaşma ihtiyacına dikkat çekti.
Neresinden bakılırsa bakılsın, üç demeç de iktidarın tabutuna üç çivi daha çaktı geçen hafta... Saray kuşatmasının, hem içerden hem dışardan gün be gün daraldığı daha net görünüyor artık...
|