|
Erkan Oğur dün Genco Erkal'ın savcılığa verdiği savunmayı okuduysa çaldığı sazdan bir kat daha utanmıştır. Hele Serdar Ortaç'ın söyleşisini izlediyse yerin dibine girmiştir.
Ağır sınav günlerindeyiz. 83 yaşındaki Genco Erkal, hapse girmeyi göze alarak Erdoğan'ın savcısına diyor ki:
"60 yıldır dünyada ve ülkemizde gördüğüm baskıları, bağnazlığı eleştiriyorum. Doğal olarak bu duruşumla tutucu iktidarları rahatsız ediyorum. Bu, benim görevim."
İşte bu kadar... Usta, bir sanatçının, bir aydının baskı döneminde nasıl tavır alması gerektiğini olanca netliğiyle ortaya koymuş. Pusulayı göstermiş. İktidarın sazını çalanlara da ağır bir ders vermiş.
Erkan Oğur kusura bakmasın: 83 yaşındaki Genco Erkal'ı, iktidarı eleştirdi diye Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla savcılığa çağıran, İbrahim Kalın ve zihniyetidir. O zihniyetin sözcülüğünü yapan Kalın, albümünde dediği gibi "hiç" filan olmamıştır; ama yanında çalanları, Serdar Ortaç durumuna sokarak hiç etmiştir.
Bu toplum, yoğunlaşan baskı altında sanatçısını da, siyasetçisini de, gazetecisini de daha iyi tanıyor. Erkan Oğur'a gösterilen tepki, bazılarına aşırı görünebilir; ancak toplumsal bıçağın nasıl kemiğe dayandığını, tabanda öfkenin nasıl kabardığını, nasıl her tür tavizin işbirlikçilik olarak algılandığını çok net gösterdi. Biriken tepkinin, iktidara en ufak tavize dahi tahammülü kalmadığını ortaya koydu.
Bir uzlaşma olacaksa, Genco Erkal'ı 83 yaşında savcılık kapısına gönderen, yüzlerce gazeteciyi hapseden, yüzlerce akademisyeni işinden eden, Türkiye'yi mahveden bu iktidar ve onun sözcüleriyle, savcılarıyla olmayacak. Bir uzlaşma olacaksa, bu suça ortak olmayanlarla ya da ortak olduysa da pişmanlık duyup özeleştiri yapanlarla olacak.
Gerisi Serdar Ortaç'lıktır. Yani; "Devlet kimse onun emrindeyim" tavrıdır -ki, ne sanata yakışır, ne de sanatçıya...
|