|
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü kutlu olsun.
İki yıl önceki 3 Mayıs'ta Hükümet "Basın Özgürlüğü Günü"müzü, #ÖZGÜRÜZRadyo'ya Türkiye'den erişim engeli getirerek "kutlamıştı".
O yasağı aştık. (Bu konuda detaylı bir analiz için bkz:)
Bu yılki kutlamada payımıza Gezi Davası düştü. 2013'te, Gezi Parkı'nda başlayan protestolara ilişkin davada yargılanan 16 sanıktan 9'u beraat etmiş, yurtdışındaki ben dâhil 7 sanığın dosyası ayrılmıştı. Beraat kararlarını bozan üst mahkeme, bizi de yeniden davaya dâhil etti. 21 Mayıs'ta 16 kişi, milyonlarca insanın katıldığı bir eylemi organize etmekten ve "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs"ten yeniden yargılanacağız. Suçlamaların saçmalığına dair, kendimden küçücük bir örnek vereyim. Savcı beni, attığım tweet'lerle isyanı kışkırtmakla suçluyor. Üç saniyesini ayırsa, o dönem Twitter hesabımın olmadığını görecek. Ama hukuk olmayınca, savunma yapmanın da bir anlamı yok. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, bu "bitmeyen yargılamalar eziyeti"ni kınadı geçen hafta...
Ancak "eziyet", bitecek gibi görünmüyor. Türkiye basını üzerindeki kıskaç daraldıkça daralıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın verilerine göre halen 43 gazeteci, 3 Mayıs'ı, demir parmaklıklar ardında "kutluyor". Dışardakiler ise her an hapsedilme kaygısıyla daha az yazıyor, daha dikkatli konuşuyor. Bu da görünmeyen, ağır bir otosansür mekanizması yaratıyor.
Medyanın çökmesinden sonra bütün haberleşme ağının, sosyal medyaya kayması, hükümeti de harekete geçirdi. Yeni çıkarılan yasa ile yurtdışında bulunan sosyal medya şirketleri, Türkiye'de temsilcilik açmaya zorlandı. Facebook ve Instagram'dan sonra, Türkiye'de en yaygın kullanılan Twitter da temsilci atamak zorunda kaldı. Bu teslimiyetin sonuçları yakında ortaya çıkacak.
Geçen hafta İçişleri Bakanlığı polis görev yaparken görüntü alınmasını yasaklayan bir genelge yayınladı. Böylece özellikle gösteriler sırasında polisin uyguladığı şiddetin sosyal medyaya yayılması engellenmek isteniyor. 1 Mayıs'ta, kırılan telefonlarla genelge uygulamaya kondu bile...
İyi haber şu ki, polisin tekmeyle ezdiği telefon hala kayıttaydı ve sansürü belgeledi. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nün sembolik görüntüsü bu oldu. Görünen o ki, önümüzdeki yıl da, hem polis baskısı artacak, hem özgürlüğü çiğnenenlerin direnişi...
Hepinize iyi haftalar.
|