|
İktidar çevreleri ve yandaş medya haftalardır Millet İttifakı'nı aday açıklaması için sıkıştırıyor. Muhalefet ise karşıda yarattığı huzursuzluktan memnun, bu telaşı izliyor. En doğrusu... "Aday belli olsun da dövelim" beklentisini karşılamanın âlemi yok.
Öte yandan her partinin kendi adayını çıkarmasıyla, ortak aday üzerinde uzlaşılmasının yaratabileceği sonuçlar üzerine hesaplar da yapılıyor. Bu hesaplarda gözden kaçırılmaması gereken nokta, ortak adayın, ona oy verecek partililerin oy toplamından fazla bir potansiyeli olmasıdır. Ortak aday, muhalefetteki dağınıklığın aşıldığı, ortak mücadele kararı alındığı, Türkiye'yi içine düştüğü karanlıktan çıkarmak için birlikte yürüneceği mesajıdır. O yüzden ortak aday, adı ne olursa olsun her adaydan güçlüdür. Partilerin oy oranlarının üzerine, biraraya gelmenin sinerjisi eklenmelidir.
Bunun kutuplaşma anlamı taşıyacağına, Erdoğan'ın işini kolaylaştıracağına dair yorumlar var. Katılmıyorum.
Bu seçim, Türkiye'de en çok Erdoğan'ı kaygılandırıyor. Çünkü aslında bu, onun için bir referandum niteliğinde... Hatta bir ölüm- kalım seçimi... Erdoğan kazanırsa elbette Türkiye kaybeder ve bir süre daha toparlanamaz, ama eninde sonunda bunu da aşar. Erdoğan ise, kaybederse, artık dönüşünün olmayacağını biliyor. Sadece kendisinin değil, suça bulaştırdığı herkesin hesap vereceğini, inşa ettiği rejimin lağverileceğini görüyor. O yüzden seçime giden yola mayınlar döşüyor. HDP'yi tahrik ediyor, din silahını masaya sürüyor. Seçim Yasası tuzakları hazırlıyor.
Muhalefetin yapması gereken, bu tahriklere gelmeden, İstanbul'da başarıya ulaşmış modeli tekrarlamasıdır. "Ben herkesin Belediye Başkanı olacağım" cümlesi ve o cümle etrafında kurulan ittifak nasıl yerelde zaferi getirdiyse, "Ben herkesin Başkanı olacağım" cümlesi de genelde zaferi getirecektir. Yeter ki ilkeler sağlam konsun ve bu ilkeleri kararlılıkla savunacak bir ortak aday bulunsun.
|